Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2017-10-30 16:13:55

TÜRK LAFINDAN GOCUNMAK VE BUNU IRKÇILIK OLARAK NİTELEMEK YANLIŞTIR.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Evet, tek millet. Ama o milletin adı Türk milletidir. Evet, tek bayrak. Ama o bayrağın adı Türk bayrağıdır. Türk lafından gocunmak ve bunu ırkçılık olarak nitelemek yanlıştır." ifadesini kullandı.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Evet, tek millet. Ama o milletin adı Türk milletidir. Evet, tek bayrak. Ama o bayrağın adı Türk bayrağıdır. Türk lafından gocunmak ve bunu ırkçılık olarak nitelemek yanlıştır." ifadesini kullandı.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici'nin Aydınlar Ocağında yaptığı konuşma metni.

Değerli Hâzirûn,

Ankara Aydınlar Ocağımızın ev sahipliğinde tertip edilen, Aydınlar Ocakları 46. Şurası’nı hayırlara vesile olması dileğim ve duası ile konuşmama başlıyor, hepinizi muhabbetle ve hürmetle selamlıyorum…

Şahsım ve Genel Başkanlığını yaptığım Büyük Birlik Partisi adına, samimiyetle ve gururla ifade edeyim ki; aziz Türk milletinin binlerce yıllık tarihindeki en görkemli zaferlerinden biri Kurtuluş Savaşıdır… Yine binlerce yıllık siyasi tarihimizin en önemli atılımlarından biride devletimizin idari şekli olan Cumhuriyetimizin ilanıdır...

 

94 yıldır hem içten hem de dıştan sarsanlara inat dimdik ayakta duran Cumhuriyetimiz, Türkiye devletinin ve aziz milletimizin haklı sevinci, namusu ve en büyük nimetidir.

Bu vesileyle; Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, İstiklal Harbi kahramanlarımızı, dökülen kanlarıyla bu toprakları bizlere vatan yapan ve bu kutlu vatanı korumak uğruna tatlı canını feda etmekten kaçınmayan tüm şehitlerimizi şükran ve minnetle anıyorum.

Aziz Türk milletinin ve hassaten buradaki dostlarımın Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle tebrik ediyorum.

Değerli Hocalarım,
Değerli arkadaşlarım,

Bizler Türk milliyetçisiyiz… Ve Türk Milliyetçiğini; milletimizin derin hayat felsefesini yansıtan bir düşünce sistemi olarak görmenin yanında, sarsılmaz inanç değerlerimizle örülü bir medeniyet tasavvuru ve kültürü olarak görüyoruz.

Malumunuz… Gelinen aşamada ülkemizin bekâ faktörleri ciddi tehdit ve tehlikelerle yüz yüzedir. Yani Türkiye bir bıçak sırtında bulunmaktadır.  Neredeyse, Kurtuluş savaşı yılları şartların eşiğinde yaşanılanların zamane hallerini yaşıyoruz…

Gerçekten de, Osmanlı Devleti’nin çöküşünden sonra Anadolu topraklarına sıkışan Türklerin, bu topraklarda da rahat bırakılmayacaklarını bu ülkenin temelini atan kurucu lider ve kadroları görmüş…

Taa o günlerden bu günlere… Biz torunlarını uyarmak için kaleme aldıkları mesajların ve bıraktıkları yol haritalarının ne alma geldiğini ve kıymetini şimdi daha iyi anlıyoruz…

Gelinen aşamada, yani bu 94 yıl boyunca, dedelerimizin bizlerin eline tutuşturğu yol haritalarından sapanlar oldu belki…

Onların ayak izlerini kaybedenler oldu…

Neticede o günden bu güne fevkalade dikkatli ve uyanık davranma konusunda motivasyonunu hiç kaybetmeyen büyüklerimizin bugünlere gelindi…

Gelinen aşamada… Üzerinde sayısız devletlerin ve halkların tarih sahnesine çıktıkları, Yine aynı şekilde tarihe gömüldükleri bu tehlikeli coğrafyada; birliğimizi kaybetme, bölünüp parçalanma şıkları ile karşı karşıya kaldığımız bir sürecin tam ortasındayız…

İşte böyle bir dönemde ülke meselelerimizin ele alındığı ve bu istikamette çözüm odaklı bir gelecek tasavvurunun yapıldığı bu Şura’yı çok fazla önemsiyorum…

Burada değerli hocalarımızın yapacakları vaziyet tespittleri ve istikamet tayinlerini, yukarıda dillendirdiğim saiklerden ötürü, daha önceki şuralardan daha fazla önem arz ettiğini düşünüyorum…

Değerli Dostlarım…

Yeryüzünde sınırları çizilerek; şu şekilde hayatta kalacaksanız ve her şeyden önce kendinizi iptal edeceksiniz deniliyor bizlere…

 Yani bugüne kadar kendimize ait olduğuna inandığımız doğru ya da yanlış ne varsa; örf ve adetlerimizden tutun dinimize kadar… Hatta ve hatta kültürümüzden ve dilimizden tutun, yediğimize, içtiğimize ve giydiğimize kadar…

Tüm bunları iptal edersen ancak hayatta kalabilirsin şeklinde bir dayatma söz konusu...

Böyle bir ortamda, ipini koparmış ve saldırganlaşmış odakların ve küresel haydutların en etkili panzehiri, aynı zamanda vatanseverliğimizin mihenk taşı olan Türk Milliyetçiliği’dir.

Dâhili ve harici bedhah ve düşmanlarımızın hak tanımazlığının ve saldırganlığının kaynağını kurutacak…

Ve en önemlisi bu tasallutların yayılmasını önleyecek en başarılı ve etkili güç kaynağı Türk milliyetçiliği davamızdır… 

Değerli Arkadaşlar…

Dedik ya… Çok zor günler yaşıyoruz…

Türkiye yaklaşık son 30 yıldır; kozmopolitizm, federasyon, özerklik, ‘yeni Türkiye’ ve ‘yeni Ortadoğu’ gibi kavramları dilinden ve gündeminden düşürmedi… Bu sıkıntılı ve bu toprakların ürünü olmayan bu kavramlar;  sadece entelektüel sahada değil, maalesef politik gündemlere de taşındı… 

Netice itibariyle yapılan edilen yanlışlardan sonra siyaset kurumundan tutun sokaktaki insana kadar herkesin; “tek devlet, tek millet, tek bayrak,” kavramlarının ve üniter devlet anlayışının kıymetini anlamaya başladığı bir noktaya gelindi…

Yine ne büyük mutluluk ki, bu kavramların ülkemizin bekâsı için elzem olduğu, üzerinde tartışılmasının bile egemenlik haklarımıza zarar verebildiği anlaşıldı…

Değerli Arkadaşlar…

Biz bu gelinen noktaya çok seviniyoruz ama eksik buluyoruz… Bizce olması gereken ve doğru olan tespit şu:

Evet, Tek Devlet! Ama o Devletin adı TÜRK Devletidir!

Evet, Tek Millet! Ama o milletin adı TÜRK Milletidir!

Evet, Tek Bayrak! Ama o Bayrağın adı TÜRK Bayrağıdır!

Değerli Dostlarım…

TÜRK lafından gocunmak ve bunu ırkçılık olarak nitelemek yanlıştır. Malumunuz, modern demokratik ülkelerin anayasalarının çoğunluğunda; o ülkenin vatandaşları, o ülkenin adı ve sembolleri, kurucu ve tarihî büyük unsurun ve kitlenin adıyla anılmaktadır.

Söz gelimi İspanyol anayasasında İspanya vatandaşları “İspanyol”, Fransız anayasasında Fransız vatandaşları “Fransız” olarak anılır… Ve buna uygun olarak, bugüne kadarki anayasalarımızda da Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşları, hiçbir ayrım gözetilmeksizin, aynı şekilde, “Türk” olarak anılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da benzer şekilde, “Türk” addedilmesinin de normal ve tabiî olarak görülmesi gerekirken, bu düşünceye aykırı düşünce üretenlerin bundan duydukları rahatsızlık kabul edilebilir bir şey değildir. Ayrıca bu kadim tanım, ideolojik bir terminoloji ürünü de değildir. Kapsayıcı ve eşitlikçi bir tanımdır.

Değerli Hâzirun

Bu konuya girmişken, Türk Dünyasına değinmeden geçemeyeceğim… Nasıl ki Türkiye`nin meseleleri, yapacağı ve yapması gereken işleri varsa Türk Dünyasının birlik ve beraberliği adına yapılması gereken görevlerimiz vardır… Türk Dünyasız bir gelecek ve medeniyet tasavvuru kadük kalır… 

Nasıl içeride bizler birlik olmaya mecbursak, gelinen aşamada Türk Dünyası da birlik olmak zorundadır…  Türk Devletlerinin Avrupa Birliği gibi bir birlik oluşturması bizce elzemdir ve mühimdir. Orta Asya’dan Uzak Asya’ya… Balkanlardan Ortadoğu’ya kadar Türklerin yaşadığı coğrafyada, kardeşlerimizin mağduriyetlerine ve mazlumiyetlerine çözüm üretmenin en etkili yolu budur.

Birlik olamazsak kurtuluşumuz yok demektir. Çünkü birleşemeyen Türk dünyası ve Türkler her türlü dış müdahalelerle maruz kalmaktadır.

Diğer yandan Türk Dünyası`nın birlik ve güvenlik sorununun yanında dil ve kültür açısından da çözümünü beklemekte olan sorunları vardır. Bunlardan en önde geleni alfabe sorunudur. Bu konuda acilen ve kesinlikle sonuç alabileceğimiz hamleler yapmalıyız…

Değerli Hocalarım,
Değerli Dostlarım…

Ülkemize ve insanlarımıza iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak… İdealimizdeki geleceğin korku ve endişelerimizden uzak bir gelecek olmasını istiyorsak… Bizzat hayat sebebimiz olan değerlerimize öncelik tanımalı ve o değerlere olan boyun borcumuzu yerine getirmeliyiz

En önemli değerimiz Cumhuriyetimiz ve devletimizdir. Çünkü bizler atalarımızdan özgür, müstakil bir vatan ve faziletli bir Cumhuriyet teslim aldık. Torunlarımıza da özgür, müstakil bir vatan ve faziletli bir Cumhuriyet teslim etmeye mecburuz!

Bu milletin her şeyin en iyisine layık olduğuna inanan bizler… Bu mirasa sahip çıkacak ve bu mirasın hâdim olacağız inşallah…

Aydınlar Ocağının Kıymetli Mensupları ve Değerli Hâzirûn

Âcizane düşüncelerimi, dilek ve temennilerimi sizlerle paylaşma fırsatını bana da verdiğiniz için şahsım ve camiam adına sizlere teşekkür ediyorum…

 

 

 



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ