Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2017-11-15 18:01:02

MEDYA TEMSİLCİLERİ İLE BULUŞTUK..

ANKARA'DA MEDYA TEMSİLCİLERİ İLE BİR ARAYA GELEN GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ, UYUM YASALARI KAPSAMINDA SİYASİ PARTİLER YASASI VE SEÇİM KANUNU'NDA YAPILACAK DEĞİŞİKLİKLERLE İLGİLİ TEKLİFLERİMİZİ PAYLAŞTI

Kahvaltılı Basın Toplantısı başlamadan önce; Irak'ın Kuzeyi'nde meydana gelen depremde hayatını kaybeden masum ve mazlum insanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde de hissedilen depremden etkilenen vatandaşlarımıza da, ve Kerkük başta olmak üzere Türkmeneli bölgemizde de bu Deprem sırasında; bazı binaların da hasar gördüğünü öğrendik. Türkmen kardeşlerimize de geçmiş olsun " dedi.

Ülke ve Dünya Gündemi'ni ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Başkanımız Mustafa Destici; 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan ve bizimde parti olarak 'EVET' dediğimiz Referandum çerçevesinde çıkarılacak UyumYasaları konusunda partimizin görüş ve düşüncelerini anlattı ve "Uyum Yasaları Kapsamında Siyasi Partiler Yasası - Seçim Kanunu'nda Yapılacak Değişikliklerle" ilgili tekliflerimizi sıraladı.

Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici şunları kaydetti:

"16 Nisan 2017 tarihinde yapılan ve bizimde parti olarak Kuvvetler ayrılığı ilkesinin demokratik yönetim hayatımızda daha güçlü bir şekilde vücut bulması ve milli iradenin hem yürütmede hem de yasamada tam olarak temsili noktasında desteklediğimiz referandumda kabul edilen anayasa değişikliği paketi ile ülkemiz artık Cumhurbaşkanılığı Hükümet Sistemi ile yönetilecektir.

Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri birbirinden önceki sisteme göre daha net çizgilerle ayrılmış durumdadır. Milli iradenin ülkedeki yönetim erklerine daha güçlü bir şekilde yansıyacağı bu sistemle, "Yönetimde istikrar” ilkesinin göz ardı edileceği kaygılar net ve tamamen ortadan kaldırılmış olup, ülkenin çeşitli saiklerle sürüklendiği sistem ve yönetim krizleri de son bulmuş olacaktır.

Yönetimde istikrar, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanının halkın oyları ile seçilmesi ve bakanlar kurulunun, seçilen Cumhurbaşkanı tarafından meclis dışından atanacak olması dolayısıyla, önünde teorik olarak hiçbir engel olmayacak şekilde halledilmiş olmaktadır.

Önceki sistemde “Yönetimde istikrarı” sağlamak adına “Yönetimde İstikrara” kurban edilen “Temsilde Adalet” ilkesinin de bu sistemle birlikte önünde ki bütün engeller ortadan kaldırılmalıdır. Milli iradenin en önemli temsil makamı olan ve halkın kendi kaderini tayin etme noktasında ki en önemli karargahı ve milli egemenliğin tecelligahı olan TBMM’nin teşekkülünde; “Temsilde Adalet” ilkesinin tam manası ile sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması hususunda hiçbir engel kalmamıştır.

Büyük Birlik Partisi olarak, ilkesel anlamda kuvvetler ayrılığı ve kuvvetlerin birbirlerini denetleyebileceği, denge ve denetim sisteminin tam olarak işletileceği bir sistemden yanayız.

16 Nisan 2017 Tarihinde Anayasa paketinin kabul edilmesiyle birlikte, Anayasa zemininde yukarıdaki ilkeler açısından önemli adımlar atılmış durumdadır. Fakat yapılan bu anayasa değişikliğinin, gerçek manada siyasi hayatımıza yansıyabilmesi için seçim kanunu ve siyasi partiler kanunlarında da köklü ve önemli değişikliklere ihtiyaç vardır.

Mesela; 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, antidemokratik ve hürriyetleri kısıtlayan, hatta yer yer ortadan kaldıran niteliği itibariyle siyasi partileri cendere içine sokan, uygulandığında partileri adeta nefes alamaz hale düşüren, partilerin çok kolay kapatılmasına yol açan hukuka aykırı hükümlerle dolu, 12 Eylül cuntasının yaptığı yasakçı bir kanundur. Hatta iktidar partisini “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiğinden” bahisle mahkûm edecek kadar ileri uygulamalara da yol açabilmektedir.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu sıkı uygulandığı takdirde, örneğin bir parti genel başkanının partililerle birlikte bir cenazeye veya mevlit gibi bir dini programa katılması dahi, “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline gelme” suçu olarak nitelenerek kapatma nedeni sayılabilmektedir(2820 S.K.md. 88 delaleti ile 101 ve 103).

Anılan nedenlerle 2820 sayılı siyasi partiler kanunu tamamen lağvedilerek, demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda, parti içi demokrasiyi tam olarak sağlayacak kısa ve özlü, yeni bir Siyasi Partiler Kanunu düzenlenmelidir.

Aynı şekilde seçim kanunun da 16 Nisan 2017 Referandumunda kabul edilen yeni sisteme uygun olarak ve Cunta anayasasının 35 yıllık arazlarının etkisini ortadan kaldıracak ve milli iradenin ülke yönetimine ideal bir şekilde yansıyacağı şekilde yeniden düzenlenmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.

Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar kapsamında, referandum sonrası çıkartılması gereken uyum yasaları ile ilgili görüş ve önerilerimizi, bölüm bölüm; TBMM, siyasi partiler ve kamuoyumuzla paylaşmak istiyoruz.

Sorumlu, yol gösterici ve yapıcı muhalefet anlayışımız gereği yapacağımız önerilerin hem seçim sistemi hem de siyasi partiler yasası veçhesinde ülkemizin demokratikleşmesi konusunda yararlı olmasını ümit ediyoruz.

Öncelikle; Siyasi partiler yasasında yapılacak değişikliklerle, lider sultalarının önüne geçilmeli ve parti içi demokrasi güçlendirilmelidir. Siyasi partilerin bütün faaliyetlerini daha hür bir ortamda ve kaygı duymadan yapabilecekleri demokratik bir siyasi partiler yasası hayata geçmelidir.

İkinci olarak; seçim sistemi değiştirilerek, özellikle “temsilde adalet” ilkesini ideal bir şekilde sağlayacak, adil bir seçim kanunu çıkarılmalıdır.

Mevcut seçim sistemi ve siyasi partiler yasasıyla demokrasinin yerleşmesini beklemek hayal olur. Bu sistemde lider sultalarına mahkum olur, meşveretin yerine, bir kişinin söylediğini “koro” halinde söyleyen siyasi parti yapılarına şahit oluruz.

Demokrasi ve adalet bir gün herkesin ihtiyaç duyacağı değerlerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapması gereken, milletimizden aldığı yetki ile bu ihtiyaca uygun hareket etmek, demokrasinin ve hukukun ülke yönetimine yansıması için gerekli yasal düzenlemeleri ivedilikle çıkarmaktır.

16 Nisan referandumu ile gerçekleşen sistem değişikliği, uyum yasalarının bir an önce TBMM’ce çıkarılması Anayasa emridir. Bu noktada Büyük Birlik Partisi (BBP) olarak teklifimizdir:

1-Milletvekili Seçimi Kanununda değişiklik yapılırken, yasama görevi yapacak TBMM oluşumunda anayasa emri olan “seçim sisteminin temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı sağlama” ilkesi gözetilmelidir.

Yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi, cumhurbaşkanının yarıdan bir fazla oyla seçilmesini benimsediğinden “yönetimde istikrar” sağlanmış olmaktadır. Anayasanın diğer emri olan “temsilde adaleti” gerçekleştirmek için de milletin iradesini mümkün olan en yüksek seviyede sandığa ve TBMM’ye yansıtacak yeni bir sistem tesis edilmelidir.

Bu doğrultuda;

-Seçim barajları kaldırılmalıdır.

-Partiler arası seçim işbirliği – ittifakı yasal hale getirilmelidir.

Uygulama ile ilgili teklifimiz ise şöyledir:

-Seçime birlikte katılmaya karar veren partiler anlaştıkları ortak bir liste üzerinde karar kılıp, ittifaktaki her partinin de amblemi seçim pusulasında mevcut olacak bir şekilde tek liste ile seçime girebilmelidir. Ayrıca, bu ittifaklara isim verilmesine de müsaade edilmelidir.

-Mevcut sistem yerine 600 milletvekilinin 500 tanesi “Daraltılmış Bölge Sistemi” (Bu sistemde bir seçim bölgesinde en fazla 6 milletvekili seçilebilmelidir) ile seçilmeli ve bu yolla seçilecek milletvekilleri siyasi partilerce "ön seçimle" belirlenmelidir.

-100 milletvekili ise; Türkiye milletvekili olarak seçilmeli ve bunlarda partilerce merkez yoklaması ile belirlenmelidir.

-Bölgeler ve illere göre milletvekili sayıları tespiti illerin nüfus sayıları esas alınarak değil Yüksek Seçim Kurulunca açıklanan seçmen sayılarına göre yapılmalıdır.

-Seçim dönemlerinde propaganda imkanları adil hale getirilmelidir.

-Siyasi partilere yapılan hazine ve seçim yardımı ya tamamen kaldırılmalı ya da anayasanın eşitlik ilkesi ve hakça tanımına uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.

-Milletvekili dokunulmazlıkları siyasi faaliyetler ve kürsü dokunulmazlığı haricinde kaldırılmadır.

Demokrasimize yüksek katkı sağlayacağı inancıyla, Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

"BU BARAJ YANLIŞTIR"

Düzenlenen Kahvaltılı Basın Toplantısında Bir Gazetecinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin barajın düşmesi ile ilgili yaptığı açıklamasına ilişkin görüşü sorulan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, şöyle dedi: "Sayın Devlet Bahçeli'nin birkaç gün önce bu seçim barajı ile ilgili yaptığı açıklamayı çok önemsiyor, doğru ve saygıdeğer buluyoruz. Buna karşı yapılan, söylenen sözleri çok basit ve sığ bulduğumu ifade etmek istiyorum. "MHP baraj altına gidiyor da onun için baraj kalksın dediğiö gibi sözler, laflar gerçekten çok sığ ve basittir. Kimin barajı geçtiği ya da kimin barajın altında kaldığının önemi ikinci derecedir. Bizim tartışmamız gereken şudur: Bu baraj demokratik midir değil midir? Doğru mudur, yanlış mıdır? Bu baraj antidemokratiktir. Bu baraj yanlıştır. Devlet Bahçeli yanlış olan antidemokratik olan bir şeyin kaldırılmasını gündeme getirmiştir ve bunu tartışılmasını siyasi partiler tarafından görüşülmesini söylemiştir. Bundan daha doğru, daha doğal ne olabilir ki? Devlet Bahçeli'nin attığı adımın doğru bir adım olduğunu bir kere daha ifade ediyorum. Bu aynı zamanda bir fırsattır. Bütün partiler sırası geldiğinde 'baraj yüksek kaldırılmalıdır.' diyorlar işte size bir fırsat geldi. Değerlendirin bunu. Bundan kim kaçarsa bundan sonra yüzde onluk barajın vebali onun boynunda olur. Bu bir samimiyet testidir. Devlet Bahçeli'nin attığı bu adımın değerlendirmesi gerektiğini ve doğru bir adım olduğunu söylüyorum. Ona karşı söylenen sözleri de sığ ve basit bulduğumu yanlış mı bulduğumu da ifade etmek istiyorum"

"SEÇİM İTTİFAKLARI YASAL HALE GELECEK"
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasına 2 sene olduğunu söyleyen Destici, Önceden bir şeylerin söylenmesinin yanlış olduğunu kaydetti.
Genel Başkanımız Mustafa Destici, "İki sene öncesinden Türkiye'nin bütün gündeminin buna kilitlenmesine, her akşam televizyonlarda bu konunun konuşuluyor olmasını çok doğru bulmuyorum. Türkiye'nin şu anda çok önemli problemleri var. Dış politikada yaşananlar ortada. Suriye ve Irak'ta yaşananlar ortada. Ekonomi ile ilgili sıkıntılar ortada. Euro bugün 4.60 oldu. Dolar 3. 90., Benzin 6 lira'yı aştı. Mazot 5 lirayı geçti. Eğitimdeki problemler ortada. Bizim pek çok problemimiz var. İsteriz ki akşam televizyonlarda Türkiye'nin temel problemleri çözüm odaklı olarak tartışılsın, çözümler üretilsin. Birliğimizi beraberliğimizi güçlendirecek konular konuşulsun ve adımlar atılsın. Ama şimdiden siz iki sene öncesinden bir ayrıştırma, bir kamplaştırma politikası ile giderseniz seçime varana kadar tamamen ayrılmış, parçalanmış, bölünmüş bir siyasi yapı olur. Bunun Türkiye faydası yoktur. Bugünden Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayan kimsede yok. Bazı siyasi parti genel başkanları ile ilgili bu tür sözler söyleniyor ama kendi adından hiç kimsenin ağzından ben 2019'a adayım gibi bir cümle duymadım. Bunu bugünden söylemenin de kendi kanaatimce çok doğru olmadığını düşünüyorum. O günün şartlarına görmek, yaşamak gerekir. O günün şartlarına göre kendimizde aday olabiliriz, kendimizde bir aday çıkartabiliriz. Şu uyum yasalarını gördükten sonra belki çıkacak adaylar içerisinde birini destekleyeceğiz. Seçim ittifakları büyük bir ihtimalle yasal hale getirilecek. Bir seçim işbirliği yapıyorsanız işbirliğinin Cumhurbaşkanlığı adayına da yansıyacağı kaçınılmazdır" diye konuştu.

SEÇİM İTTİFAKI
Seçim ittifakları ile ilgili de soruları cevaplandıran Genel Başkanımız Mustafa Destici, konuşmasını şöyle sürdürdü: 
"Şimdi bu olmaz diyemem. Ama söylediğim gibi önce uyum yasalarının çıkması gerekir. Uyum yasalarının tamamen hepsini görmemiz gerekir. Nasıl bir seçim sistemi ile nasıl bir siyasi partiler yasasıyla seçimlere gireceğiz bunu görmemiz lazım. Şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye yönetiyor. Sayın Cumhurbaşkanı yeni sistemle Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkanı. Biz bu zamana kadar doğru kimden gelirse gelsin onun yanında durduk. Şu anda özellikle terörle mücadele noktasında hem içeride hem dışarıda, Suriye'de yürütülen operasyonlarda Irak'ın kuzeyinde yürütülen politikalarda ağırlıklı olarak dış politikada iktidar Partisi'ni destekliyoruz. Bu politikaları doğru buluyoruz. Eğitim politikaları ilgili eleştirilerimizi yapıyoruz. Ekonomi ile ilgili eleştirilerimizi yapıyoruz. Biz doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen bir siyasi partiyiz. Anlayışımızı da hiç çekinmeden bugüne kadar nasıl sürdürdüysek bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye'deki bölücü parti hariç, teröristler hariç herkesi yerli ve milli görüyoruz. Bizim ideolojik olarak bir duruşumuz var. Bir seçim işbirliği yapacaksak elbette ki bu ideolojimize, fikrimize, misyonumuza yakın olan siyasi partilerle seçim işbirliği yapmamız kadar doğal bir şey de olamaz.  16 Nisan referandumunda biz biliyorsunuz 'Evet' dedik. Dolayısıyla da o referandumdaki 'Evet' diyenlerle Büyük Birlik Partisi'nin bir iş birliği ya da ittifak yapması da herhalde çok normal karşılanacaktır.
Büyük Birlik Partisi olarak biz geçmişte de iltifaklar yapmış tecrübeli bir partiyiz ülkemiz için, devletimiz için, milletimiz için bir işbirliği yapmamız gerekirse bundan bu hususla da ilgili olarak şu Parti ile bu parti ile 2 sene öncesinden bir şey söylemenin doğru olmayacağını düşünüyorum ama bizim kimlerle işbirliği yapabileceğimiz zaten kamuoyunun bilgisine dahilindedir
."

Gazetecilerin AKP'inin Meclis Başkanlığı için İsmail Kahramanı tekrar aday göstermesine ilişkin soruyu da değerlendiren Destici, "Mecliste olsaydık, İsmail Kahraman beyi desteklerdik. Tecrübesi, bilgi birikimi hem de bütün sağı kucaklayan anlayışa sahip. Kendisi ve partisi için hayırlısı olsun" şeklinde konuştu.


 



FOTO GALERİ


1

GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ