Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2017-11-29 15:19:30

“MECLİSTE BULUNAN SİYASİ PARTİLER VE BÜTÜN MİLLETVEKİLLERİ ANAYASAL SUÇ İŞLEMEKTEDİR.”

Genel Başkanımız Mustafa Destici, mecliste bulunan siyasi partilerin ve bütün milletvekillerin Anayasal suç işlediğini söyledi.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, mecliste bulunan siyasi partilerin ve bütün milletvekillerin Anayasal suç işlediğini söyledi.

Genel Merkez binasında düzenlediği haftalık basın toplantısında konuşan Genel Başkanımız Mustafa Destici, tüm İslam âleminin Mevlit Kandilini kutladı.

Genel Başkanımız, “Peygamberimiz Resulü Ekrem Efendimizin Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin dünyaya teşrif ettiği gün (12 Rebiyülevvel) Bu vesile ile Ülkemizde bugün Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da yaptığı yeni bir değişiklik var biliyorsunuz. Daha önce kutlu doğum haftası olarak kutlanıyordu ve Nisan ayında sabitlenmişti. Ama bundan sonra bu haftanın tam doğum günü olan Rebiyülevvel ayında hicri takvime göre kutlanacağı ve haftanın ismini de Mevlidi Nebi olarak değiştirildiği açıklandı. Tabii biz hicri takvime göre Resul Ekrem Efendimizin doğumunun kutlanmasını idrak edilmesini, anılmasını doğru buluyoruz. Ama Kutlu Doğum Haftası yerine Mevlidi Nebi ifadesini eksik bulduğumuzu Mevlidi Resulullah denmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz. Çünkü okullarda da öğretiliyor. Nebi kendisine kitap gönderilmeyen Peygamberler. Resul ise kendisine kitap gönderilen peygamberlerdir. Yüce kitabımız Kuranı Kerim, son Peygamber olan Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize gönderilmiştir. Bu önerimizin dikkate alınmasını istiyoruz. Mevlit Kandilinizi tebrik ediyorum. Mevlit Kandili'nde Resulü Ekrem efendimizi saygıyla hürmetle anıyorum ve Allah'ın selamı Resul Ekrem Efendimizin onun alinin ashabının ve ümmetinin üzerine olsun diyorum. Resulü Ekrem Efendimizin dünyayı şereflendirdiği bugünün bütün İslam Coğrafyasına mübarek olmasını, bütün İslam Coğrafyası için hayırlar getirmesini, barışa, huzura, kardeşliğe vesile olmasını yüce Rabbimden niyaz ediyorum.” diye konuştu.

Genel Başkanımız, “Resulü Ekrem Efendimiz son ilahi kitabımız Kuranı Kerimi bizlere tebliğ etmiştir. Son dinimiz İslam'ı bizlere tebliğ etmiştir. İslam bütün insanlara gönderilmiştir ve bütün insanlığa tebliğ etmiştir. Tabii özünde ne var diye baktığımızda birinci olarak imanı görmekteyiz. Bütün insanlığı Allah'ın varlığına, birliğine iman etmeye kendisinin onun resulü olduğuna iman etmeye davet etmiştir. Bu davet o bugün hayatta olmasa da devam etmekte olmalıdır. Bütün Müslümanların birinci derecedeki görevi de bu tebliği de devam ettirmektir. İkincisi ilim olmuştur. Beşikten Mezara kadar ilim öğütlenmiştir. İlk emir ‘Oku’ olmuştur ve İlim Çin’de de olsa arayınız, bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum, bütün bunlar Müslümanlar için birer rehber olacak sözlerdir. İlim yine her yaşta, her çağda ve Kıyamet kopana kadar ne diyor Resulü Ekrem Efendimiz,  ‘Bir saniye sonra Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz diyor. Bir saniye sonra Kıyametin kopacağını bilseniz birisine bir şey öğretmeye devam ediniz.’ diyor. Üçüncüsü de Ahlak.  Şu anda da bütün dünyaya baktığımız zaman bu üç kavramın, esasın ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz. O halde iman sahibi olmak, ilim sahibi olmak ve ahlak sahibi olmak bir Müslüman’ın erişebileceği ve yapması ve kuşanması gereken değerlerdir.” şeklinde konuştu.

İslam ile birlikte başta Arabistan Coğrafyası olmak üzere genişleyerek bütün dünyadaki milyarlarca insan bugün Müslüman olmuştur.” diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “İslam’la Terör örgütlerini bağdaştırmaya çalıştığı asla ve kat’a terörü, şiddeti ve insanların huzurunu bozacak mesajları, çağrıları içermez. Tam tersine İslam bir barış, huzur, kardeşlik dinidir. İslam kendisinden olmayana da hürmet edilmeyi, kendisinden olmayana da hoşgörüyle yaklaşılmayı, saygı gösterilmeyi ve adaletle davranılması gerektiğini dünyadaki bütün insanlığa uygulamasıyla da öğretmiştir.”
 Dün toplanan Milli Güvenlik Kurulu ile ilgili açıklama yapan Genel Başkanımız, “Büyük Birlik Partisi olarak şu anda içerde ve dışarıda tüm terör örgütlerine karşı ciddi ve kararlı bir şekilde sürdürülen bu mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. Bu mücadele içerisinde şehit olan Mehmetçiklerimize, polislerimize, komşularımıza ve sivil vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Yaralı gazilerimize acil şifalar niyaz ediyoruz ve şu anda kahramanca mücadele eden güvenlik güçlerimizin Rabbim yar ve yardımcısı olsun diyoruz. Tabi Türkiye'mizin işi kolay mı? Kolay değil. Çünkü Türkiye kuşatılmaya çalışılıyor ve Türkiye'ye karşı terör örgütleri oluşturuluyor ve daha sonra da bunlar Türkiye'ye karşı içeride ve dışarıda saldırı düzenlemesi için her türlü destekle donatılıyor. Şimdi PKK’nın kuruluşundan bugüne kadar baktığımızda PKK'yı 30'dan fazla ülkenin doğrudan ya da dolaylı olarak desteklediğini biliyoruz, hala desteklemeye devam ediyorlar. Suriye'nin Kuzeyinde PYD ve YPG adıyla yapılanmış PKK bugün terörle mücadele ediyorum diye bütün dünya’ya bu mesajı veren Amerika Birleşik Devletleri tarafından doğrudan destekleniyor. Bizim bildiğimizi ABD bilmiyor mu?  PYD’nin, YPG’nin PKK'nın bir uzantısı ve ta kendisi olduğunu bizden daha iyi biliyor. Niye destek vermeye devam ediyor? Çünkü kendi çıkarları ve İsrail'in çıkarları, batının çıkarları bunu gerektiriyor. Bundan da asla vazgeçmeyecek. ABD’nin kendi isteğiyle vazgeçmesini beklemek hayal ötesidir. Ülkemizin kararlı bir şekilde duruşu ve kararlı bir şekilde mücadelesi ve gözünü karartarak atması gereken adımları atması sayesinde Amerika bundan vazgeçebilir. Fırat Kalkanı Harekâtı bu atılan doğru adımlardan bir tanesiydi. İdlip operasyonu aynı şekilde atılan doğru adımlardan bir tanesiydi. Israrla vurguluyoruz. PYD ve YPG’nin varlığına asla müsaade edilmemeli. Arkasında Amerika Birleşik Devletleri olsa da, her türlü desteği verse de Türkiye ne pahasına olursa olsun müdahale etmelidir. Milli Güvenlik Kurulu kararları açıklandığında gördük ki; Afrin’e bir operasyon hazırlığı var. Bunu çok doğru buluyoruz. Destekliyoruz ve gecikmeden yapılması gerektiğini buradan söylüyoruz.
PYD’nın, PKK'nın ve YPG’nin sözde başka kurduğu kantonlar da var.  Ama burada kritik nokta Afrin’dir. Mutlaka ama mutlaka Amerika Birleşik Devletleri değil, Bütün dünya PYD’nin yanında olsa yine Türkiye'nin operasyon yapma zorunluluğu var. Çünkü bu bizim devletimizin bekası, ülkemizin bütünlüğü ve milletimizin geleceğini direkt ilgilendiren bir konudur.” d
edi.
  ABD’nin PYD’yi neden desteklediğini soran Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Çok sevdiği için desteklemiyor. Çıkarları için destekliyor. Adına Kürt Koridoru diyorlar. Samimi Kürt kardeşlerimizin de duygularıyla oynayarak Kürt koridoru diyorlar. Hâlbuki orada oluşturmaya çalıştıkları bir terör örgütü koridorudur. Bir terör bölgesi oluşturmaya çalışıyorlar. Amaçları, Kerkük ve Musul petrollerine ve o bölgedeki doğalgazı Türkiye'ye uğratmadan direkt sıcak sulara indirecekler. Akdeniz'e indirecekler. İkinci amaç siyasi. Türkiye ile İslam Dünyasının arasına bir terör bölgesi koyacaklar ve İslam dünyasının Kalbine bir hançer saplayacak ki Müslümanların birliği tesis edilemesin, 
 Müslümanlar askeri, ekonomik, siyasi, ticari işbirliğini geliştirmesin ve bu bölgede her zaman kan ve gözyaşı ve iç savaş olsun. Yapılmaya çalışılan budur.
” İfadelerini kullandı.”

Genel Başkanımız Destici, “ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı ile görüşüyor.  Bundan sonra PYD ve YPG’ye silah vermeyeceklerini söylüyor. Amerika Birleşik Devletleri başkanı tarafından da terör örgütüne silah verdiklerinin de bir itirafıdır aynı zamanda. Ama öbür taraftan hemen ertesi günü Pentagon açıklama yapıyor ve diyor ki; “Suriye'nin kuzeyinde ve Irak'ın kuzeyinde PYD ve YPG oluşturduğu bu terör örgütüyle bunlarla iş birliğimiz devam edecek diyor. Yani Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’ye karşı samimi değil ve biz ne Tramp’ın sözüne bakarak, ne Pentagon'un açıklamalarına bakarak Suriye politikalarımızı belirleyemeyiz. Biz kendi milli menfaatlerimiz ve bölgenin menfaati neyi gerektiriyorsa onun gereğini yapmak zorundayız. Onun gereğini bugün yapmazsak yarın kendi sınırlarımız içerisinde Suriye'nin kuzeyinde yaşananların benzerleri ile karşı karşıya kalabiliriz. ABD’nin verdiği 7000 tır dan fazla silahtan bahsediliyor. Bu silahlar kimin için? Yarın bu namlular Türkiye Cumhuriyeti Devletine çevrilecek. Yarın Afrin’e operasyon yaptığımız da biz karşımıza kimi bulacağız? ABD silahları ile donatılmış PKK’lıları bulacağız.” dedi.
  Türkiye’nin Rusya ve İran’la Soçi’de yapılan görüşmelerini de değerlendiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bu görüşmeler olumludur. Burada bir tavsiyemiz şudur; burada dikkatli olunması gerekir. Dikkatli adımlar atılması gerekir. Amerika Birleşik Devletleri'ne güvenemeyeceğimiz gibi Rusya’ya da güvenemeyiz.  Uluslar arası ilişkiler güven üzerine dayalı olarak götürülemez. Karşılıklı mütekabiliyet esaslarına bağlı kalmakla birlikte çıkarlar üzerine kurulmuştur. Azerbaycan, Kazakistan, Pakistan gibi kardeş ve dost ülkeler ile ilgili bunu söylemiyorum. Uluslar arası, batılı güçler ile ilgili bunu söylüyorum. Burada Türkiye'nin çok dikkatli ve tedbirli olması lazım. Çünkü bizim gördüğümüz manzara şudur; Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya aslında Suriye üzerinde anlaşmıştır. İran da bu anlaşmanın bir parçasıdır. Rusya Esad'ın ve Şam yönetiminin hem yönetimde kalma güvencesini, hem Suriye'nin önemli bir bölgesini kontrol etme garantisini almıştır. Amerika Birleşik Devletleri de Suriye'nin kuzeyinde PYD ve YPG Bölgesi’nin garantisini almıştır. Yoksa Amerika Birleşik Devletleri oradan çekip gidecek olsa, onlarca üssü hala Suriye'de kuruyor olmasının açıklaması nasıl yapılabilir?  Şu anda Rakka’da Amerika Birleşik Devletleri askeri üst kurmaktadır.  Kalıcı olmayacak olsa niye buna ihtiyaç duyacaktır ki? Türkiye'deki üstlerinin kullanması Türkiye'nin müsaadesine bağlıdır. Ama Suriye'deki üsleri kullanmak için hiç kimseden müsaade almayacak ve üstlerde istediği ülkeye, istediği bölgeye, istediği operasyonları yapabilecektir. Bizim bu oyunları iyi görmemiz lazım ve dolayısıyla da çok dikkatli bir şekilde bu politikaların yürütülmesi ve götürülmesi lazım ve bizim çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa terör örgütlerinin hiçbirisine aman vermeden Türkiye'nin kararlı bir şekilde kendi politikaları uygulaması lazım. Bizim de bütün bir millet olarak bütün siyasi partiler, bütün sivil toplum örgütleri, toplumun tüm kesimleri bu mücadelede devletin, devleti yönetenlerin ve güvenlik güçlerimizin sonuna kadar yanında durmalıdır. Çünkü bu bir milli mücadeledir. Bu bir beka sorunudur. Milletin İstiklali ve İstikbali söz konusudur.” şeklinde konştu.

Anayasada 18 madde üzerinde değişiklik yapıldığını ve bunların kabul edildiğini belirten Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bu değişikliklerle ilgili uyum yasaları onaylandı. 16 Nisan 2017 tarihinden sonraki 6 ay içerisinde çıkarılması gerekiyordu. Ama bugün 7 aydan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen uyum yasaları hala çıkartılmadı. Bunlar bizim Anayasamızın bir emridir. Şu anda meclisteki bütün siyasi partiler ve bütün milletvekilleri Anayasal suç işlemektedirler. Bu yasaları zamanında çıkmadıkları için. 
  Anayasamızın 11. Maddesi: Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü.  Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. Anayasamızın geçici 21. maddesinin B bendi: Bu kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği meclis içtüzüğü değişikliği ile diğer Kanuni düzenlemeleri yapar. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir demektedir. Ama buna rağmen Yedi aydan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen uyum yasaları çıkartılmamıştır ve şu andaki bütün milletvekilleri Anayasal suç işlemektedirler. Türk Ceza Kanunumuzun,  257. Maddesinde de ceza işledikleri bu suçun cezası olduğu da belirtilmiştir. 
A - Kişilerin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat, sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ve biz buradan meclis başkanımıza bir kere daha Hayırlı olsun diyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisimizi bu konuda harekete geçirmeye ve bir an önce uyum yasalarının çıkartılması için gerekli adımların atılması için öncülük yapmaya davet ediyoruz. Bütün siyasi parti gruplarının da buna uymasını ve eğer hala bu konuda ayak diretirlerse bununla ilgili de gerekli cezai işlemlerle de karşı karşıya bırakılmaların da doğru olduğu kanaatindeyiz.
” İfadelerini kullandı.
  Siyasi Partilere yapılan hazine yardımı ile ilgili açıklama yapan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Hazine yardımı hiçbir partiye verilmesin. Devlet bu kadar borç içindeyken, millet bu kadar borç içindeyken bu 4 partiye verilmemeli. Bir genel seçimde 4 siyasi partiye ödenecek para 800 trilyon. Allah'tan korkmak lazım. Biz Hazine yardımını almadan siyaset yapıyoruz. Onlarda hazine yardımı almadan siyasetlerini yapsınlar” diye konuştu. 

Uyum Yasaları sürecinde yargı ile ilgili görüşlerini açıklayan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Anayasanın 9. Maddesi ile düzenlenen yargı yetkisini de ilkesel bir eklem yapılması öngörülmüş ve yargı yetkisinin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacak kararlaştırılmıştır. Yani yargının bağımsızlığı ibaresinin yanına tarafsızlığı ibaresi de eklenmiştir. Tabi bunun uygulamada nasıl sağlanacağı ya da sağlanması için hangi düzenlemelerin yapılması gerektiği konusu da önemlidir. Hâkim ve savcıların tarafsızlığının teminatı için anayasal değişikliğin yanına kanuni değişiklik şarttır.  Yeni yapılacak Uyum Yasaları çerçevesinde hâkimler ve savcılar için yer ve yetki güvencesi getirilmelidir. Hâkim ve Savcılar görevini yaparken görevden alınırım, tayinim çıkar, ya da yetkilerim kısıtlanır gibi kaygı yaşamamalıdır. Yargıya olan güven alt düzeydedir. Bundan sadece yargı kurumlarımızın, Adalet kurumlarımızın başında olanlar sorumlu değildir. Bütün siyasi partiler, bütün sivil toplum örgütleri kendisine düşecek pay kadar bundan sorumludur.” dedi.
Genel Başkanımız Mustafa Destici, sözlerini şöyle tamamladı: “Seçim barajları kaldırılmalıdır.
-Partiler arası seçim işbirliği – ittifakı yasal hale getirilmeli ve uygulama şöyle olmalıdır:
-Seçime birlikte katılmaya karar veren partiler anlaştıkları ortak bir liste üzerinde karar kılıp, ittifaktaki her partinin de amblemi seçim pusulasında mevcut olacak bir şekilde tek liste ile seçime girebilmelidir. Ayrıca, bu ittifaklara isim verilmesine de müsaade edilmelidir.
-Mevcut sistem yerine 600 milletvekilinin 500 tanesi “Daraltılmış Bölge Sistemi” (Bu sistemde bir seçim bölgesinde en fazla 6 milletvekili seçilebilmelidir) ile seçilmeli ve bu yolla seçilecek milletvekilleri siyasi partilerce "ön seçimle" belirlenmelidir. 
-100 milletvekili ise; Türkiye milletvekili olarak seçilmeli ve bunlarda partilerce merkez yoklaması ile belirlenmelidir.
-Bölgeler ve illere göre milletvekili sayıları tespiti illerin nüfus sayıları esas alınarak değil Yüksek Seçim Kurulunca açıklanan seçmen sayılarına göre yapılmalıdır.
-Seçim dönemlerinde propaganda imkânları adil hale getirilmelidir.
-Milletvekili dokunulmazlıkları siyasi faaliyetler ve kürsü dokunulmazlığı haricinde kaldırılmadır.”



FOTO GALERİ


1

GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ