Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2018-04-11 15:38:58

SORUŞTURMANIN TÜM YÖNLERİYLE TAMAMLANARAK DAVANIN AÇILMASINI DA BEKLİYORUZ.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Soruşturmanın tüm yönleriyle tamamlanarak davanın açılmasını da beklediğimizi bir kere daha ifade etmek istiyorum.” 

Genel Başkanımız Mustafa Destici, haftalık basın toplantısında Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada, savcılığın takipsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin açıklamalar da bulundu.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bundan tam dokuz yıl önce 25 Mart 2009 tarihinde rahmetli Muhsin başkanımızı ve onunla birlikte aynı helikopter içerisinde olan Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İsmail Güneş ve pilot Kaya İstektepe’yi şehit verdik. Ve 9 yıldır süren bir hak mücadelesi var. 20.06.2016 tarihinde şahadet süreciyle ilgili Kahramanmaraş Cumhuriyet Savcılığında sürdürülmekte olan ana soruşturma dosyasına kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla birlikte takipsizlik kararı verilmişti. Tüm şüphelilerle birlikte takipsizlik kararı verilmişti. Bizde 12.07.2016 yani 15 Temmuz FETÖ darbesinden 3 gün önce buna parti ve aileler olarak itiraz ettik. En nihayetinde Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hâkimliği bu itirazımızı dün itibari ile karara bağladı ve 132 şüpheliden 20 şüpheli hakkında yaptığımız itirazı haklı bularak bunlarla ilgili takipsizlik kararını kaldırdı. Diğer şüpheliler ile ilgili itirazımız ise reddedildi. Bu sürecin aydınlatılması anlamında olumlu bir gelişme olumlu bir adımdır. Bunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Ve bu konuda hassasiyet ve duyarlılık gösteren yargı çevrelerine, adalet sistemimize de teşekkür ediyorum. Öncelikle takipsizlik kararı ile ilgili reddedilen kişilerle ilgili olarak biz hukukçularımızla bir değerlendirme yaptıktan sonra bazıları ile ilgili bu takipsizlik kararının kaldırılması için yine kanuni haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz.” 
  Genel Başkanımız Mustafa Destici şunları söyledi: “Ayrıca yapılacak yeni soruşturma ile ilgili olarak Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2. Sulh Cezadan izin almak suretiyle takipsizlik kararı verilenlerle ilgili olarak yeniden bunları soruşturmaya dâhil edebilir. Bu yol da tamamen kapanmış değildir. Bizim başka bir talebimiz sadece Kahramanmaraş Başsavcılığında sürdürülen ana soruşturma dosyası yok. Bununla birlikte 15 Temmuz FETÖ darbesi sonrası açılmış olan ayrı bir soruşturma dosyası var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında sürdürülen bir soruşturma var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında sürdürülen ayrı bir soruşturma var. Askeri Savcılıkta sürdürülen bir soruşturma vardı. Askeri mahkemeler kapatılınca bu dosya sivil mahkemelere devredildi. Kahramanmaraş Göksun Başsavcılığında sürdürülen bir soruşturma var ve Kahramanmaraş birinci asliye ceza da görülen bir dava var. Biz yine bu süre içerisinde soruşturulan davaların ve dosyaların birleştirilmesini ve tek bir soruşturma dosyası altında bu sürecin tamamlanmasını bekliyoruz. Bu sürecin hukuk yoluyla aydınlatılacağına olan inancımızı koruyoruz. Soruşturmanın tüm yönleriyle tamamlanarak davanın açılmasını da beklediğimizi bir kere daha ifade etmek istiyorum.” 

Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Polis Teşkilatımızın kuruluşunun 173. yıl dönümünü kutluyorum. Polis Haftamızın tüm polislerimize, Emniyet Teşkilatı Mensuplarımıza hayırlar getirmesini yüce Rabbimden niyaz ediyorum. 
Yiğit kahraman polislerimiz hem içeride milletimizin güvenliğini, huzurunu korurken diğer taraftan da teröre karşı ciddi bir mücadele veriyorlar. Bu mücadelede şehitlerimiz var. Şehit polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad mekânları cennet olsun. Yaralı gazilerimiz var. Rabbim acil şifalar versin ve şu anda kahramanca mücadele eden polislerimizin ve güvenlik güçlerimizin Rabbim yar ve yardımcısı olsun. Yine bir şehidimiz var. Ona da Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun mekânı cennet olsun. Ailesine ve silah arkadaşlarına başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum.
” Diye konuştu.

  “Bildiğiniz üzere, 6 yıldır her türlü dış müdahaleye açık bir şekilde “iç savaş” yaşanan Suriye’de, geçtiğimiz haftadan itibaren süreç, başka bir konuma evirilmeye başladı.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “6 yıldır Suriye’de ağırlıklı olarak “vekâlet” savaşları yürüten küresel güçler, yavaş yavaş bizzat kendi askeri kapasiteleriyle sahaya inmeye başladılar.
Bildiğiniz üzere, ''kimyasal gaz” iddiasıyla ABD’nin başını çektiği Atlantik ittifakı hem Doğu Akdeniz’de hem de Suriye’de muazzam askeri güçlerini vitrine taşıyacak hamlelerde bulunmaya başladı.
İlk olarak ABD ve İsrail Suriye’de Rusya-İran üslerine saldırı düzenledi. Ardından Akdeniz’deki donanmalarına istikamet vermeye başladılar.
Şu anda müttefikimiz konumunda olan Rusya ve İran ise olan bitenleri kimyasal gaz provokasyonu” olarak niteleyip Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdılar. 
Görünen o ki, ortada hacmi ve içeriği ile alakalı detaylı bilgiye sahip olamadığımız bir kimyasal saldırı var. Dün akşam önemli gelişmeler oldu. Biliyorsunuz önce ABD Guta’daki kimyasal saldırının araştırılması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine bir öneri sundu. Ve bu Rusya tarafından veto edildi. Daha sonra Rusya Suriye de kimyasal gaz kullanıldığı ile ilgili bir soruşturma yapılması ile ilgili öneri verdi. O da yeterli sayıda Ülke katılmadığı ve Evet demediği için o da ret olmuş oldu. Peki, kaç tane Ülke gerekiyordu? Sadece 9 tane ülkenin gidip evet demesi gerekiyordu. Yani bunlar resmen dünya ile alay ediyorlar. Bunların niyeti Suriye de iç barışı sağlamak, savaşın sona ermesi, kimin kimyasal gaz kullanıp kullanmadığının araştırılması değil. Bunların niyeti Suriye de kendi çıkarları. Kendi çıkarları dışında hiçbir şey umurlarında değil. Kaç insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası mülteci olmuş, milyonlarcası yaralanmış, hiç kılları bile kıpırdamıyor. Bu derece vicdansız bir şekilde kendi amaçlarına ve hedeflerine ulaşmak için mücadele ediyorlar. Peki, amaçları ve hedefleri ne? Bu çok açık. Suriye’de kaos istiyorlar ve Rusya Suriye’nin hem mevcut yönetimini koruyarak Suriye’nin batısını istiyor. ABD ise Suriye’nin Doğusunu yani Fırat’ın doğusunu istiyor. İsrail de Suriye’nin Golan tepeleri dâhil alttaki güney kısımlarını istiyor. Amaç gaye bu kadar açık. Onun için bizim bütün bunları görüp Türkiye olarak buna göre hareket etmemiz lazım.”
  Destici, “Biz bu sahnenin bir benzerini, daha önce ABD ve müttefiklerinin Irak'a ve Libya’ya sözde demokrasi getirirken Saddam ve Kaddafi için sahneye konulan oyunda gördük! Daha önce benzer iddialar için kılını kıpırdatmayanlar, şimdi insan hakları ve demokrasi havarisi kesildi.
Ne yazık ki, filler tepişirken olan çimenlere oluyor! Olan yine Suriye insanına olacak, milyonlarca insanın kanı ve gözyaşı birbirine karışacak!
” ifadelerini kullandı.
  Dünya kamuoyun yaklaşan bir ABD - Rusya savaşından söz ettiğini ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Yarım yüzyıllık soğuk savaş süresince, onlarca olaya rağmen “doğrudan” çatışmayan ABD ve Rusya gibi iki emperyalist ülkenin, bu saatten sonra Suriye için savaşacağına inanmak fanteziden başka bir şey değil diye düşünüyorum. Bu ülkelerin “direkt” karşı karşıya geleceğini sanmıyorum. Şu sıralarda dahî bu iki ülke diplomatlarının kapalı kapılar ardında pazarlık yaptıklarından ve uzlaşma arayışına girdiklerinden emin olabilirsiniz. 
Bu ülkeler anavatanları dışındaki çıkar alanlarında, ileri karakolları ve oluşturdukları devlet altı örgütlenmeler vasıtasıyla savaşmaya devam ederler. Ardından hiçbir şey olmamış gibi masa başına otururlar, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan bu coğrafyada hisselerine düşeni paylaşırlar!
” diye konuştu.
  Büyük Birlik Partisi olarak diğer siyasi partilerin gündeme taşımadığı veya gözden kaçırdığı bir tehlikeye ısrarla ve tekraren işaret ettiklerini vurgulayan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Maalesef, ABD/CENTCOM,  PKK/YPG ile birlikte Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusu diye nitelenen bölgede, sınırımıza 650 km boyunca cephe devasa bir alana, yani çökmüş vaziyettedir… 
Üstüne üstlük ihdas ettiği 12 adet civarında askerî-lojistik- radar/izleme istasyonu ve istihbarî amaçlı üslerin desteğiyle de,  Barzani sonrası K. Irak’taki yapıya sessiz sedasız eklemlemeye devam etmektedir. 
Nihayetinde, bölgede ikinci bir İsrail vazifesi görecek olan PKK devletçiği kurma hedefine adım adım ilerlemektedir. 
Değerli arkadaşlar Türkiye bir yol ayrımdadır. 
Türkiye ya Fırat’ın doğusunda bekâ parametrelerini yerle bir edici mevziide bulunan en büyük hasmı CENTCOM'u önce sınırdan uzaklaştıracak, sonra Ortadoğu’dan çıkartmak için elinden geleni yapacaktır… 
Ya da bu statüye razı olacak yahut razı edilecek hallere düşecektir… 
Türkiye’nin bu coğrafyada ömrünü devam ettirebilmesi, yani bekâsını sürdürebilmesi için bu tehlikeyle mücadele etmekten başka seçeneği yoktur. 
ABD ile uzlaşsa dahi bir şekilde bu coğrafyada üniter bir çatı altında varlığını sürdüren Türkiye’yi ve Türkleri tehdit olarak görmeye ve ortadan kaldırmaya çabalayacaktır.
Gelinen aşamada yedi düvel Suriye’de geçmişte Irak’ta yaşananları tekrar yaşatmak üzeredir.
” Şeklinde konuştu.
  Genel Başkanımız Mustafa Destici şunları söyledi: “Bu güne dek, 6 yıldır süren Suriye iç savaşında bizim ocağımıza sadece yanan ateşin sıcak külleri sıçrıyordu, lakin bundan sonra üstümüze başımıza büyük ateş parçaları sıçrayabilir. 
Eğer Türkiye Fırat’ın doğusundaki statüye razı olursa ve Afrin’deki kararlığını ve şecaatini burada da göstermezse, bilin ki o Türkiye bugünkü Türkiye olmayacaktır! 
Etkili bir sınır muhafaza politikası ve istihbarat çalışmasıyla Fırat’ın doğusuna cephe bölgede tehdit ve tehlike alanlarını minimize etmeye başlayan Türkiye her hâlükarda öyle ya da böyle, sahaya inmek zorunda kalacaktır!

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin Afrin’de yürüttüğü Zeytin Dalı Operasyonu’nun amacına ulaştığını belirterek, Türkiye’nin Afrin’den çekilmesi gerektiğini ve Afrin'in Suriye rejim güçlerinin kontrolüne bırakılması gerektiğini söyledi.
Sayın Lavrov’a sormak lazım; sizin Rusya olarak Suriye’de ne işiniz var? Emperyal devletsiniz ve Esad’ın çağrısına uyarak bölgeye konuşlandığınızı söyleyeceksiniz. 
Peki, Afrin’deki PYPG/PKK kapasitesi sizin, dolayısıyla Suriye rejiminin himayesinde değil miydi? Siz sadece Suriye’yi değil, Türkiye’yi ciddi şekilde tehdit eden terör örgütlerini de himaye ettiniz.  
Türkiye meşrû müdafaa hakkını kullanarak Zeytin Dalı Harekâtını gerçekleştirdi. Ülke olarak egemenlik haklarımıza yönelik ciddi tehdit ve tehlike üreten her türlü müdahaleye açık olan Afrin’e girdi… 
Biz Türkler burnumuzun dibindeki bu coğrafyayı, yani Suriye ve çevresini bir tek vali ile 402 yıl sulh ve selamet içinde yönettik… Ne zaman ki siz ve diğer emperyalist ülkeler geldiler; genelde Ortadoğu, özelde Suriye ve Irak olmak üzere perişan bir coğrafya haline geldi…
Asıl bu bölgeden başta ABD olmak üzere sizinde çıkmanız gerekiyor…
Türkiye’ye istikamet vereceğinize, siz Lazkiye'deki varlığınızı,  Himemym ve Tartus üslerindeki kalıcı askeri varlığınızı sorgulayın! Ne malum bugün toprak bütünlüğünü koruduğunuzu iddia ettiğiniz Suriye’ye, gelecekte alacağınızı aldıktan sonra ihanet etmeyeceğiniz?
” 
  “Ülke olarak bölgede en ufak şekilde tökezlensek anında müttefiklik hukukunu rafa kaldıran siz değil misiniz?” diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “İdlib’te ve Afrin’de bunu defalarca Türkiye’ye yaşatmadınız mı?
Suriye’de kalıcı olmak noktasında bazı haklar üretiyor olabilirsiniz ama unutmayın ki, Suriye bu haliyle Rusya’nın olduğu kadar Türkiye için de en önemli beka faktörlerinden biridir.
Siz sahadaysanız Türkiye’de askeri ve istihbari kapasitesiyle sahada olacaktır! 
Siz masaya geçerseniz Türkiye’de masada olacaktır!
 Siz nasıl çıkarlarınızı koruyup kolluyorsanız Türkiye’de çıkarlarını en son limitine kadar koruyup kollayacaktır. 
Bu yüzden siz Türkiye’ye istikamet vermeyi bırakında; Afrin kahraman ordumuz tarafından abluka altına alınmadan önce, Afrin’den apar topar Lazkiye ve Suriye yönetiminin denetimi altındaki bölgelere kaçırdığınız YPG’lileri Türkiye’ye teslim edin!

  Cinsel istismara yönelik düzenlemeler ile ilgili açıklamalar yapan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bununla ilgili çeşitli bakanlıklar bakanlar düzeyinde bir araya geldiler bir çalışma yaptılar ve meclise sundular. Tabi ki değerli bir çalışmadır. Bizde bu çalışmanın tamamına yakınına katılıyoruz. Ama eksik bulduğumuz bir husus var oda şudur; Bir kız çocuğunu hangi yaşta olursa olsun hele ki küçük yaşta ise kaçırıp tecavüz ettikten sonra öldüren cinsi sapık caniler için idam cezasını getirmiyorsanız gerisinin bizim nezrimizde hiçbir kıymeti yoktur. İdam cezası gelmeden o çocukların Ahları yerde kalmaya devam eder. Ne ailelerinin içi ferahlar ne de adalet tecelli etmişi olur. Onun için mutlaka ama mutlaka kızlarımızı, çocuklarımızı kaçırıp tecavüz ettikten sonra öldüren bu cani sapıklar için idam cezasının mutlaka getirilmesi gerekir. Şu an mecliste olan siyasi partilere çağrımızdır. Henüz komisyondadır. Bir öneriyle tasarıyla teklife eklenebilir. Ve o zaman biz görelim kim nerede duruyor onu da bütün millet görmüş olur. Diyelim ki CHP buna hayır dedi. Çünkü idamın gelmesi için anayasa değişikliği gerekli. O zaman referanduma gidilir. Yani AK Parti ve MHP’nin oyu buna yeter. Referanduma gidilsin. Millet ne diyorsa da hepimiz bunu kabul edelim. Ama referanduma gidildiğinde herkes şunu iyi biliyor ki en az % 80 ile evet çıkar. Ve bunun karşısında kimse hayır kampanyası düzenleyemez.” Dedi.
  



FOTO GALERİ


1

GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ