Büyük Birlik Partisi

GENEL MERKEZ GÜNDEMİ

2017-04-24 14:09:22

HAKKI ÖZNUR,' MOSKOFU UYARDIK DİNLEMEDİ. KAHRAMAN TSK’DA GEREĞİNİ YAPTI'

Büyük Birlik Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı, Ortadoğu ve terör konularında uzman olan Ortadoğu’yla ilgili “Cahşların Savaşı” adlı kitabın yazarı olan Ülkücü Fikir ve Siyaset adamı Hakkı Öznur Rusya’nın ve Putin’in Türkiye’ye yönelik küstah açıklamaları ve Türkiye’nin tavrı üzerine konuştu.
HAKKI ÖZNUR,' MOSKOFU UYARDIK DİNLEMEDİ. KAHRAMAN TSK’DA GEREĞİNİ YAPTI'
Büyük Birlik Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı, Ortadoğu ve terör konularında uzman olan Ortadoğu’yla ilgili “Cahşların Savaşı” adlı kitabın yazarı olan Ülkücü Fikir ve Siyaset adamı Hakkı Öznur Rusya’nın ve Putin’in Türkiye’ye yönelik küstah açıklamaları ve Türkiye’nin tavrı üzerine konuştu.

 

Öznur'un; hava sahamızı ihlal  ettiği için düşürülen Rus Uçağı, Rusya’nın bölgedeki yayılmacı emperyalist siyaseti, Rusya’nın Esad rejimine verdiği destek, Rusya’nın ve Putin’in  Türkiye’ye yönelik küstah açıklamaları ve Türkiye’nin tavrı üzerine gazetemiz Vahdet’e şunları söyledi:

HAVA SAHAMIZDA TURLAYAN MOSKOF UÇAKLARINA ÇİÇEK ATACAK DEĞİLDİK

Türkiye, Suriye sınırında Rusya Ordusu'na ait bir savaş uçağını düşürerek doğru yapmıştır. Türkiye'nin hava sahasını ihlal eden  ve uyarılara da aldırmayan Rus uçağının angajman kuralları çerçevesinde düşürülmesi son derece doğru olmuştur.

Türkiye, Rus savaş uçaklarının Suriye’de Türkmen bölgesine yaptığı bombardımanın ardından Rusya’ya nota vererek, “Sınır güvenliğimiz fiilen ihlal edilirse angajman kurallarımızı uygularız” uyarısını defalarca  yapmıştı . Moskof uçakları , uyarılmalarına rağmen uyarıları dikkate almamıştır.

Daha önce birçok kez Ruslarla uçak ihlalleri yüzünden görüşmeler yapılmış,  Ruslar her defasında bir daha olmayacağını söylemişlerdi. Ancak Moskof temsilciler sözlerinde hiç durmadılar. Ama bu sefer üstelik on kez uyarılmasına rağmen Rus uçağı ihlale devam etmiştir .Sonunda sabrı taşan Türkiye kendi hava sahasını korumuştur.

Gözbebeğimiz kahraman TSK 10 kez sınırımızı ihlal eden SU 24 tipi iki Rus savaş uçağını uyarmıştır. Sonunda Türk F 16’ları uyarıları dinlemeyen Türkmen dağına bomba yağdırmaya devam eden Moskof uçağından birini vurmuştur, iyi de etmiştir.

Moskova'dan binlerce kilometre uzakta, Suriye topraklarında cirit atan, havadan denizden Türkmenleri bombalayan hava sahamızı sürekli ihlal eden Moskof kafirine seyirci mi kalınacaktı?

Rusya’nın şımarıkça ve aldırmazca davrandığı açık. Kafkasya’nın işgalcisi, Orta Asya’daki diktatörlük rejimlerinin hamisi Rus sömürgeciliği şunu iyi bilmelidir. Rusya, İran ve Suriye şunu iyi bilmelidir: Türkiye yolgeçen hanı değildir. Türk devleti, Moskova ve Tahran’a Türkiye’nin binlerce yıllık devlet geleneğini bir kez daha hatırlattı. Türkiye egemenliğinin ihlal edilmesine asla izin vermez. Rusya değil, hangi ülke olursa olsun Türkiye hiç bir saldırı ve ihlali karşılıksız bırakmaz

TÜRKİYE YE KİMSE GÖZDAĞI VEREMEZ!

Rusya İran ve Suriye şunu iyi  bilmelidir: Türkiye yol geçen hanı değildir.Türk devleti, Moskova ve Tahran’a Türkiyenin binlerce yıllık devlet geleneğini bir kez daha hatırlattı. Türkiye egemenliğinin ihlal edilmesine asla izin vermez. Rusya değil, hangi ülke olursa olsun Türkiye hiç bir saldırı ve ihlali karşılıksız bırakmaz!

Sırtlarını Türkiye’ye verip  Kızıldağı kurtarmaya çalışan Türkmen Alperenlerini, akıncılarını  arkadan vurabilmek için Türkiye hava sahasını kullanarak manevra yapmaya kalkan Rus savaş uçağı, hak ettiği cezaya çarptırılmıştır.

Sonunda  Bir Rus uçağı düşürülmüştür ve hayırlı olmuştur Türkiye kendi hava sahasını ve topraklarını korumuştur. Binlerce km. öteden gelen Rus uçakları burnumuzun dibine kadar gelecek Suriye  topraklarını istediği gibi kullanacak istediği yerleri havadan, denizden bombalayacak,, binlerce sivil insanı katledecek sonrada uçağımız düşürüldü vesvesiyle dünyayı ayağa  kaldırmaya, Türkiye’yi tehdit etmeye kalkacak..  Yemezler!

TÜRKİYE UKRAYNA DEĞİLDİR

Rus Emperyalizminin hedefinde Türkmenler arka planda ise Türkiye vardır. Türkiye güney sınırlarının Rusya ve İran tarafından işgalini kaldıramaz. Rusların Kırım, Suriye ve Akdeniz'de Türkiye'ye yönelik baskıları Türkiye ye sökmez. Sonuçları  esas  Rusya ve onun işbirlikçileri için ağır olacaktır. Putin başta olmak üzere Rus temsilcileri unutmasınlar; Türkiye Ukrayna değildir.

Ukrayna'da Avrupa'yı, Suriye'de ABD'yi dize getiren Putin, şunu bilmelidir; Türkiye Suriye meselesini ve Türkmen katliamına izleyemez, seyirci kalamaz.

Kafkasya’yı yıllardır kan gölüne çeviren Rusya’ya kimse  ses çıkarmadı. Çeçenistan da 300  bin  müslümanı öldürdü, Kırım’ı ilhak etti, Gürcistanı üçe böldü.  Şimdi, Suriye’yi işgal ederek Türkiye ye de gözdağı vermeye çalışmaktadır. Ukrayna’ya, Çeçenistan’a başka ülkeler çektiğin  muameleyi Türkiye ye çekemezsiniz. Türk devleti buna izin vermez.

Putin rejimi Ekim  ayından bu yana DAEŞ bahanesiyle varlık gösterdiği  Suriye cephesinde Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu test etmeye çalışmaktadır.  İran'la birlikte,  Suriye'yi işgal eden Rusya Türkiyeyi de, bölgede etkisiz kılmak için küresel  bir oyuna kalkmıştır.

Rusya, Türkiye için stratejik öneme sahip Türkmen Dağı’nı ele geçirip bölgedeki Türkmenleri saf dışı ederek işbirlikçi Kürtlerle ve Esad rejimi ile Doğu Akdeniz’de küresel emellerini gerçekleştirmeye kalkıyor.

KIZIL/  FAŞİST ÇAR PUTİNİN “PAÇASINI” TSK BOZMUŞTUR

Katil Stalin’in yolunda giden Moskof’un Devlet Başkanı Vladimir Putinin Suriye sınırında Rus uçağını düşürmesi ile ilgili olarak yaptığı  "Teröristlerin suç ortakları tarafından sırtımızdan bıçaklandık"  ifadesi de  küresel bir palavradır. Esas  terörist  terör rejimi Şama baş terörist Esad’a destek veren Terör devleti Rusya dır Rusya küresel  bir devletidir.  Kremlindeki Kızıl çar Putin, ‘Tekrarlanırsa tepki veririz’, dyor Lavrov ise ‘Planlı provokasyon’ diyor Rusya algı operasyonu yapmaya kalkıyor.

ÖZÜR DİLEMESİ GEREKEN TÜRKİYE DEĞİL, RUSYADIR

Küstah ve alçak  Putinin tehditleri Türk devletine sökmez! Moskof’a gereken ilk  ders TSK tarafından anladıkları dilden verilmiştir. Kimse Türkiye’ye gözdağı veremez. Gözdağı vermeye kalkanlar bedelini ağır öderler.

Yeni kızıl/ faşist çar Putin “sonuçları ağır olur” diyor. Bizce sıkıntı yok.  KGB subayı Putin'in kabadayı tavrı, “Ben her şeyi yaparım, kimse de bana dokunamaz”  tavrı Türklere işlemez.!

Putin  hava sahamız ihlal eden Rus uçağının düşürülmesi ile  ilgili olarak provokatif  saldırgan tavrını devam ettiyor Paris’te , düşürülen uçağımız için kimse özür dilemedi, tazminattan bahsetmedi! Türk yönetimi, Rusya-Türkiye ilişkilerini kasten çıkmaza sürüyor" ifadesini kullanmıştır.

Yine Rus haber ajansı Sputnik'te yer alan habere göre Putin, "Uçağımızın düşürülmesi uluslararası hukuka aykırı bir olaydı. Ankara'dan da bu konuda henüz anlaşılır bir açıklama duymadık. Bizden özür dilenmediği gibi, kimse bize zararın telafi edileceğini ya da suçluların cezalandırılacağını da söylemedi" diye konuşmuştur. Özür dilemesi gereken  Rusya’dır. Tiranlığa özenen Putin  bozulan ve sarsılan imajını düzeltmek için özürden mözürden bahsediyor. Saldıran Rusya, saldırıya maruz kalan Türkmenler hava sahası defalarca ihlal edilen Türkiye’dir.

Rus Dışişleri Bakanı Lavrov'un Türkiye'yi suçlayan “Bu planlı bir saldırıydı.” sözü,  küresel bir Rus yalanıdır. Emperyalist  Rusya küçük sınır ihlalleri ile Türkiye'nin caydırıcılığını aşındırmayı ve üstünlüğü ele geçirmeyi planlamış Türkiye kendi hukukunu savunmuş ve Putini kendi kazdığı kuyuya düşürüp Çamura yatırmıştır. Moskof kafiri Putin, kızıl çarlardan Stalin’in peşinden gidiyor.

KGB Casusu Putin eski Sovyet misyonu üzerinden  Doğu Akdeniz’e hakim olmak için Suriye üzeriden çalışıyor.  Moskof kafiri Puti’n kızıl çarlardan Stalin’in peşinden gidiyor.

Rusya, Suriye operasyonuyla önünü açıyor. Önümüzdeki 50 yıl için Irak ve Suriye'ye yerleşmenin planını yapıyor. Rus Yahudi Federasyonu'ndan Boruh Gorin, Rusya'nın Suriye'ye düzenlediği hava operasyonlarının İsrail'in güvenliğine katkı sağlayacağını söylemiştir.

Rus faşisti Putin yeniden Sovyet İmparatorluğunu canlandırmak, Sovyetler Birliği'ni diriltmek gibi kirli bir emeli vardır.

Putin’in daha önce katıldığı bir TV programında yaptığı konuşma, Rusya’nın neyi, niye yaptığını özetliyor aslında. TV programında sunucu Putin’e soracağı soruya “Eski bir KGB ajanınsınız” diye başlayınca Putin uyarıyor: “Eski KGB ajanı diye bir şey yoktur. KGB ajanını her zaman ajandır” diyor. Yani Kiev Devleti, Çarlık Rusyası, SSCB ve bugün Rusya Federasyonu. Bu isimlerin önemi yok diyor Putin.

Rusya, Suriye operasyonuyla önünü açmaya çalışıyor. Önümüzdeki 50 yıl için Irak ve Suriye'ye yerleşmenin planını yapıyor. Rus Yahudi Federasyonu'ndan Boruh Gorin, Rusya'nın Suriye'ye düzenlediği hava operasyonlarının İsrail'in güvenliğine katkı sağlayacağını söylemiştir.

MOSKOVA SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİDEN BERİ ESAD KLANININ YANINDA OLMUŞTUR

Suriye Ortadoğu’nun fay hattıdır. Rusya ve ABD için çok önemlidir. Rusya ve Çin için Suriye, rakipleriyle mücadelede önemli bir mevzidir. Suriye’yi kaybetmek Ortadoğu’ya açılan pencerenin kapanması anlamına gelir. Rusya bu yüzden büyük silah sevkiyatı ile Esad rejimini güçlendirmektedir.

Moskova bürokrasisi ve Stalinist Komünist partiler, geçmişten günümüze Bonapartist diktatörlükleri hep desteklemişlerdir. Soğuk Savaş döneminde BAAS partilerine ve onların kurduğu BAAS diktatörlüklerine en büyük desteği Sovyetler Birliği şimdiki adıyla Rusya vermiştir. Komünist rejimde, şimdi onun kalıntıları üzerine inşa edilen, yeni şovenist – faşist Putin rejimi de Esad rejimi gibi Bonapartist rejime destek vermeye devam ediyor

TARTUS ÜSSÜ RUSYA İÇİN DOĞU AKDENİZ’DE ÖNEMLİ BİR MERKEZDİR

Suriye’de Esad ve BAAS yönetiminin yıkılması, Rus emperyalizminin Ortadoğu’daki menfaatlerine zarar vereceği için, Moskova Şam yönetimine askeri, siyasi, ekonomik desteğini sonuna kadar sürdürmektedir. Esad’ın devrilmesi demek, her şeyden önce Suriye’deki iktisadi yatırımlarını ve askeri açıdan çok önemli olan Tartus’taki deniz üssünü kaybetmek demektir. Tartus üssü Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki en önemli askeri yeridir ve Rusya için stratejik öneme sahiptir.

1971 yılında imzalanan anlaşma uyarınca Rus Deniz Kuvvetleri Tartus’u deniz üssü olarak kullanıyorlardı. Tartus deniz üssü 1977 yılından bu yana Sovyet ve Rus donanması tarafından kullanılmaktadır. Daha çok bakım, onarım ve lojistik destek amaçlı kullanılan, Tartus üssünün 2011 yılında modernizasyonunu yeniden tamamlanmasıyla Rusya Deniz Kuvvetleri'nin Akdeniz’de büyük bir güç elde etmiştir.

Doğu Akdeniz gibi jeopolitik önemi artan bir coğrafyada stratejik önemi haiz böyle bir üs Rusya için çok önemlidir. 2006 yılında Tartus üssüyle ilgili olarak imzalanan anlaşmayla Rusya aynı zamanda Suriye’nin en büyük silah tedarikçisi haline gelmiştir. Arap Baharı nedeniyle Libya ve daha öncesinde Irak ile silah ticareti tamamen biten Rusya, Suriye’yi kaybetmek istemiyor.

SURİYE RUSYA’NIN ORTADOĞU’DAKİ SON KALESİDİR

Rusya Suriye’de yaşanan gelişmeler karşısında izlediği politikayı bir ‘küresel varoluş’ politikası olarak görmektedir. Nitekim bir Rus askeri uzman 8 Şubat 2012’de Moskova Times'a verdiği demeçte "Suriye Rusya'nın Orta Doğu'daki (Doğu Akdeniz'deki) son kalesidir. Eğer bu kale de kaybedilirse Rusya ikinci sınıf bir ülke konumuna düşecektir” diyerek bu durumu açıkça itiraf etmiştir.

Bu nedenle Rusya, Suriye’deki olayların başından bu yana Esad yönetimine her platformda en güçlü desteği vermektedir. Rusya’nın Suriye’ye destek vermesi için birçok neden sıralanabilir, ancak bunların en önemlisi Rusya’nın eski Sovyet toprakları dışındaki tek deniz üssü olan Tartus deniz üssüdür.

Rusya'nın, Suriye ile Soğuk Savaş yıllarına dayanan bir müttefiklik ilişkisi de bulunmaktadır. Soğuk Savaş döneminde ABD tarafından desteklenen İsrail'e karşı silahlanma ihtiyacı hisseden Suriye, İran ve Mısır gibi ülkelerde hem sosyalizm yaygınlaşmış hem de Rusya ile yakın ilişkiler kurulmuştur.

Rusya, Suriye’de hep vardı ve 50 yıl öncesinde Cezayir, Libya, Mısır, Suriye,  Irak ve Güney Yemen gibi ülkeler Sovyet Rusya’nın ideolojik ve savunma şemsiyesi altında sayılırken, şimdi Rusya’nın elinde sadece Suriye kalmıştı ve Doğu Akdeniz’deki bu tek üssü yitirmek istemeyecekti.

Birçok Ortadoğu ordusu Rusya tarafından modernize edilmiş, Suriye rejimi ise Tartus deniz üssünü Rusya'ya açarak, hem kendisini yabancı güçlere karşı korumaya almış, hem de Rusya'nın önemli bir silah müşterisi olmuştur. Modern Suriye ordusu subaylarının birçoğu, Rusya'da eğitim almıştır

RUSYA  SİVİLLERİ VURMAYA DEVAM EDİYOR

Rus uçağının düşmesinden sonra daha da azgınlaşan  Rus uçakları  sivilleri, camileri vuruyor Esad'a bağlı birliklerin ve Rus savaş uçaklarının Türkmenler'e saldırısı artarak devam ediyor.

 Esad rejiminin destekçisi Rus uçakları  halep'in Azez ilçesinde insani yardım taşıyan TIR'ları hedef almıştı. Saldırıda 7 kişi ölmüştür.

Rus Hava Kuvvetleri, DAEŞ'in kontrol alanı dışında bulunan Humus, Halep, Hama ve İdlib'te sivil yerleşim yerine saldırmaya devam ediyor. Söz konusu hava saldırılarında bugüne kadar 263 sivil öldü.

TÜRKMEN DAĞI’NA OPERASYON DÜZENLEYEN ESAD GÜÇLERİNİN YANINDA PARALI ASKERLER DE VAR

Türkmen Dağı’na yönelik işgal Esad – Rusya – İran katliamı devam ediyor. Esad – Rusya – İran katliam koalisyonu Suriye’de kıyımlara girişiyor.

İran – Lübnan Hizbullahı, paralı yabancı askerler vekalet savaşına katılan Rusya vuruyor. Çok ağır vuruyor... Suriye’de Beşar rejimi ayakta kalabilirse, bu, İran’la Rusya’nın sâyesinde gerçekleşmiş olacaktır.

Rejim güçleri personel ihtiyacını İran, Irak, Lübnan ve Afganistan'dan ülkeye getirilen Şii paralı askerlerden karşılıyor. Türkmen Dağı işgaline katılanlar da genellikle ülkeye getirilen bu savaşçı Şiiler. Hava desteği sağlayarak Rusya'nın alan açtığı bu birlikler arasında,

RUSYA TARİH SAHNESİNE KATLİAMLARIYLA ÇIKAN ÜLKE

Rusya tarih sahnesine katliamlarıyla çıkan bir ülke. Çeçenistan’da, Dağıstan’da, Kırım’da, Çerkezya’da yaptığı katliamları bütün dünya biliyor. Suriye de de aynı katliamları yapmaktadır. Haçlı Moskof’tan başka bir şey beklenmez.

Bir işgalci güç olan ve Müslüman halklara kan kusturan Rusya rejiminin başkanı, terör devletinin başı Putin’in Rusyası’nın Çeçenistan’a neler yaptığını bilmeyen yok? Çeçen halk, Çarlık Dönemi, daha sonra SSCB döneminde emperyalist, Rusya’nın boyunduruğu altında kaldılar. Onlarca yıl katliamlara uğradılar. 1994 yılı Aralık ayında başlayan ve iki yıl süren Birinci Çeçen – Rus savaşı ile 11 Ekim 1999 yılında başlayan 2. savaş sırasında Çeçenistan, Rusya tarafından yok edilmeye çalışıldı. Adeta tarihten silinmek istendi. Bu dönemde 300 bin Çeçen evladı katil Rus ordusu tarafından şehit edildi. 500 bin Çeçen evladı başka ülkelere göç etmek zorunda.

Rus faşizminin gizli servisleri ve Çeçenistan’daki Rusya uşağı Kadirov yönetimi, istiklal taraftarı Çeçenleri hem Rusya’da hem Rusya dışında katletmeye devam ediyor. Rusya'nın devlet terörüne karşı özgürlük için mücadele eden Çeçen kardeşlerimiz de Türkiye'de de infaz edilmektedir. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Kızıl Faşist Çar Vladimir Putin defalarca "düşmanlarımız,  düşman gördüklerimiz dünyanın neresinde olursa olsun bizim hedefimizdir ve onları hedef alacağız ortadan kaldıracağız " açıklamasını yapmıştı.

Dünyanın en karanlık ve güçlü gizli servislerinden biri olan Rus gizli servisi emperyalist Rus Devlet politikası doğrultusunda kendilerine engel olanları hain ve alçakça yöntemlerle ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

Rusya, Çeçen cihadını sürdüren, şovenist Moskova’ya yiğitçe direnen, kafa tutan Kahraman Çeçenleri de hedef almışlardır. Türkiye'de de 2008’den beri, Rus gizli servisi Çeçen kardeşlerimizi şehit etmeye devam ediyor. Dudayev’i, Yandarbiyev’i, Mashadov’u, Basayev’i, Sadulayev’i Medet Ünlü’yü. Türkiye’ye sığınan birçok Çeçen liderini de katlettiler.

Ukrayna’ya çöken ve Kırım’ı ilhak eden terör devleti Rusya’dır. Öz ve öz Türk vatanı olan Kırım’ı oldu bittiye getiren Rusya’dır. 300 bin Kırım Türkü perişan. Kırım hızla Türk kimliğinden arındırılmaya çalışılıyor. Kızıl Putin Kırım’ı Rusya’ya bağladı.

17 Nisan 2014 tarihinde Rusya devlet başkanı Vladimir Putin Rusya'nın Kırım'ı ilhakını onaylayan imzayı atmış ve Kırım resmen Rusya'ya katılmıştır.

Kırım'ın Rusya'ya resmen dahil olmasından sonra, Rusya bölgede çok hızlı bir şekilde kendi yönetimine karşı olanlara karşı tasfiye politikalarına girişmiştir. Kırım Türkleri, Rus işgaline karşı çıkmışlardır. Bunun üzerine bazı Kırım Tatarları kaybolmuş veya ölü bulunmuşlardır. Kırım Türklerinin lideri Mustafa Cemiloğlu’nun 2019 yılına kadar Kırım'a giriş yasağı getirilmiştir.

Vladimir Putin, 2015 yılında Rusya'nın Mart ayında ilhak ettiği Kırım'a giderek işgali meşrulaştırmaya çalışmış, Sivastopol'da bir gemiden işgal ordusunun askerlerine hitap ederek tepkileri umursamayarak Kırım'ın "Rusya'ya geri dönmesinin tarihi bir hakikat" olduğunu belirtip "2014 tarihe burada yaşayan halkın Rusya'yla beraber olma kararı verdiği, dolayısıyla tarihi hakikate duydukları sadakati onayladıkları bir yıl olarak tarihe geçecek" demiştir.

Ukrayna hükümeti Rus Tiranı Putin’in ziyaretini “Kırım Ukrayna toprağıdır. Putin’in ziyareti Ukrayna egemenliğinin vahim bir ihlalidir"  diyerek tepki göstermişti.

Rusya açısından Ukrayna batıya açılan, Kafkasya da Asya’ya açılan koridoru tutuyor. Kiev ile Tiflis Rus hegemonyasının 2 kilit taşıydı; bugün de Batı’ya terk edilmemesi gereken 2 perifer.

9Agustos 1999 Boris Yeltsin milli güvenlik konseyi sekreteri Putin’i Başbakanlığa atamadan önce, ne Rusya’da ne de batıda onu kimse tanımıyordu. Çeçenistan’a karşı ikinci savaşın başlatılması Putin kremlinin yeni çarıdır. Casusluktan başkanlığa gelmiştir.

RUSYA İRAN İLE GÖRÜŞTÜKTEN SONRA SURİYE’YE YÖNELİK KÜRESEL İŞGAL BAŞLAMIŞTIR

Rusya Eylül 2015 tarihinde yeni bir askeri atılım yaparak Suriye’ye yüklü oranda mühimmat, tank ve uçak takviyesi yapmış 4 bin Rus askeri de Suriye’ye kara operasyonlarına katılmak üzere geçmiştir.

2015 Eylül sonu itibariyle Suriye’de 28 Rus jeti, 14 helikopter, S 300 füzeleri ve değişik tipte Rus tankları bulunmaktadır.

Rusya 7/8 Ekim gecesi İran ve Irak hava sahasından geçerek Esad’ın ve BAAS rejiminin iktidarda tutulması uğrunda, züccâciye dükkanına giren bir fil gibi havadan, karadan Suriye’ye girdi. Rusya, Hazar Denizi’ndeki savaş gemilerinden ve İran üzerinden ve Irak hava sahası üzerinden geçen 2.000 km menzilli güdümlü füzeleriyle Suriye’deki hedefleri dövdü. Bu hedeflerin koordinatlarını, Beşar Esad ve Hizbullah ve İran güçleri belirlemişti.

Rusya var gücüyle IŞİD, EL Nusra gibi örgütleri bombalamak adı altında, gerçekte ise Beşar Esad rejimiyle savaşan kim varsa onların her birisini yok etmeye çalışmakta.

MOSKOF KAFİRİNİN ESAS AMACI DOĞU AKDENİZ’E YERLEŞMEK

Rusya işbirlikçisi Esad’a her yönlü destek veriyor. Çünkü Esad rejimi yaşarsa Doğu Akdeniz’den çıkmayacağını hesap ediyor.

Rus uçakları ve gemilerden atılan füzeler, tank, top ve havan atışlarıyla dayanılmaz bir bombardıman var. Rusya, Hatay'ın güneyindeki Bayırbucak'ta sürdürdüğü bombardımanı adeta Türkmen katliamına dönüştürdü. Rusya, havadan ve denizden dakikada 40 füze atan sistemlerle bölgeyi yerle bir ediyor, çok sayıda Türkmen şehit oldu. Rusya Misket ve fosfor bombaları atıyorlar. Karadan, havadan, denizden bomba ve füze yağıyor üzerlerine bu "konvansiyonel" saldırıya karşı Türkmenler direniyor. Füzeler Türkmen akıncıların üzerine yağmur gibi yağıyor. Uçaklar, füzeler, tanklar kullanılıyor. Karadan karaya ve denizden karaya etkili füzeler atılıyor. Türkmen Dağı'nın her metresine bomba yağıyor. Kızıldağ'a üç kez uçaktan paraşütle asker bıraktılar.

Ruslar, Türkiye'nin sınırına kadar olan bölgeyi istiyor. Buraya alarak, Türkiye ile masaya oturarak bir şeyler koparmaya çalışıyorlar. Suriye’de savaş Türkiye’ye karşı sürdürülüyor. Türkiye’nin gözü önünde Türkmenler katlediliyor. Bu şu demek: Suriye’nin geleceğinde Türkmenler de Türkiye de olmayacak!

Kıyı bölgelerin tamamı Rusların elinde. Lazkiye'deki ve Hama'daki havaalanları onların elinde. Buraya çok modern uçak ve silahlar getirdiler.

Rus uçakları Bayırbucak semalarından hiç eksik olmuyor. Füzeler, bombalar atılıyor. Karadan ise Esad birlikleri ilerlemeye çalışıyor.  Moskof köpekleri Şebbiha ve yandaşları ilerliyor. “Suriye'deki son Türkmen yurdu” denilen Bayır Bucak işgal edilmeye çalışılıyor.

Esad rejiminin İran'la birlikte en büyük destekçisi Rusya’dır. Her gün Suriye'ye asker – silah takviyesi yapan, gelişmiş hava savunma sistemleriyle birlikte onlarca savaş uçağını Akdeniz kıyısındaki Tartus ve Lazkiye'de konuşlandıran Rusya, Esad rejimini ayakta tutmaya çalışıyor.

Suriye kıyılarında bekleyen Rus fırkateynler Türkmenlerin üzerine her gün füze gönderiyor. Rusya, sıcak denizlerdeki askeri tahkimat ve intikalleri için ise İstanbul Boğazı'nı kullanıyor. Suriye Türkmenleri ve muhaliflere her gün bomba yağdıran Rusya'nın, Esad'a can simidi niteliğindeki gemileri Türkiye karasularından serbestçe geçmeye devam ediyor.

1 Ocak 2016 tarihinde taraflar arasında başlayacak olan ateşkes görüşmeleri öncesinde Rusya'nın desteğinde Esad rejiminin askeri sahasını genişletmek siyasi sahasını genişletmek için Bayırbucak bölgesinde operasyon yapıyorlar. Daha önce buralara giremeyen rejim şimdi Rusya'nın desteği ile buraları kontrol altına tutmaya çalışıyor. 1 Ocak 2016 tarihinde yapılacak ateşkes görüşmeleri öncesinde pozisyon kazanmaya çalışıyorlar.

MOSKOF KAFİRİNİN VE ESAD FİRAVUNU’NUN İŞBİRLİKÇİSİ MEZHEPÇİ İRAN, İSLAM ÜMMETİNE İHANET ETMİŞTİR

Rusya’nın Suriye’de hava saldırıları düzenleme kararı Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney arasında birkaç ay önce yapılan görüşmede alınmıştı. Operasyonun İran ayağını yönetmesi için Şii dini lider Ali Hamaney tarafından görevlendirilen İran derin devletinin önemli adamlarından Kasım Süleymani, Moskova da yaz aylarında Rus askerler ve dışişleri ile özel görüşmeler yapmıştır.

Moskova ile Tahran arasında sürekli her iki ülkenin istihbarat servisleri ve askeri üst düzey sorumluları Suriye’ye planladıkları askeri operasyonları hazırlıklarını yapmışlar ve sonunda Ekim başlarında Rusya’nın havadan ve denizden askeri işgalini planlamışlar ve kirli plan Ekim başında devreye sokulmuştur.

Beşar Esad’ın yakın destekçilerinden İran’ın önde gelenlerinden bir ismi de geçtiğimiz günlerde, ‘Suriye’den inşirah verici, gönül açıcı müjdeli haberler geliyor.’ demişti. Meğerse bekledikleri, Moskof’un askeri hareketi imiş…

Yedi düvelin saldırısına maruz kalan Türkmenlerin hedef alınmasının sebeblerinden bir Bayırbucak Türmenleri’nin yaşadığı bölgeyi (Nuseyristan) sınırlarına katmaktır.

Lazkiye’yi başkentleri olarak kabul eden BAAS rejimi Nusayri azınlık Türkmen bölgesini “butik Suriye” sınırlarına dahil etmek istiyor.

Türkmen Dağı bölgesine Rus uçakları ve helikopterleri havadan bombardıman yaparken Suriye sahillerinde demirlemiş Rus savaş gemilerinden de aralıksız füze saldırıları yapılıyor. Havadan açılan koridor sonucunda Suriye muhalefeti için stratejik önemde olan Türkmen Dağı düşürülmeye, Türkmen direnişi kırılmaya çalışılıyor.

Suriye’deki savaşın en çok terör rejimi İsrail’i memnun etmektedir. Kürt işbirlikçilere destek veren terör devleti tıpkı Rusya gibi Doğu Akdeniz’e hakim olmak istiyor. İkinci İsrail’e giden yolun, Türkmenlerin bölgeden temizlenmesi ve PYD’nin açılan Kürt koridorunda ilerlemesi Eski KGB yöneticisi, Kızıl Çar Putin Antalya da ““IŞİD’e destek veren 40 ülke var”  diyor. 

Peki, Esad zalimine ve PYD terör örgütüne destek veren kaç ülke var?  ABD ve Batı başkentlerinde NATO karargahlarında ağırlanan açık silah desteği verilen terör örgütü PYD değil mi? PYD’ye niye sesin çıkmıyor kızıl çar Putin?

Ortadoğu’daki vekalet savaşlarında harici/selefi tekfirci hunhar cinayet şebekelerine destek veren güçlerle, PYD vb. terör örgütlerine destek veren ülkeler güçler aynıdır. Taşeron örgütlerin hepsi küresel sömürgecilere, terör devleti İsrail’e hizmet ediyor.

Sözde El – Bağdadi ye bağlı olan yapıyı operasyon başlatacağını duyuran Rusya ise ilk günden itibaren Esad’a karşı savaşan muhalifleri hedef aldı.

ACEM VE MOSKOF PUŞTLUĞU BİZE SÖKMEZ

Acem ve Moskof  puştluğu bize  sökmez. Acem rejimi İslam düşmanlarıyla beraber hareket etmektedir. Pers - Fars Ulusçuluğunun çağdaş ismi olan İrancılık bölgede emperyalist politikalar izliyor.

TSK , Rus hamlesini boşa çıkarırken Rusya ile Acem alçaklar Türk düşmanlığı üzerinde ittifaklarını devam ettiren görüşmeler yapıyorlardı,

Pers hakimiyeti hayalleri kuran İran’ın mezhepçi lideri Ali  Hamaney  ile  Rus Lider  Putin arasındaki görüşmeler devam etmektedir.

İran devletinin   müttefiki Rusyanın lideri  Putin düşürülen Rus uçağından bir gün önce İran’ı ziyaret etmiştir.

Kızıl Çar  Putin ilki 2007 yılında olmak üzere iki kez Tahran’a gitti ve Ali Hamaney ile görüştü. 8 yıl aradan sonra 23 Kasım 2015 tarihinde ikinci kez Hamaney ile bir araya geldiler. Bu buluşmalarda,  Putin, Hamaney için Hamaney Putin için  övgü dolu  sözler sarfetmiştir

Tiranlığa  özenen Putin’in iltfatları Şeytan Hamaneyi çok mutlu etmiştir. İltifatı havada karada kapmış, baş üstünde kabul etmiştir.

Ali Hamaney ve daha öncekiler  Humeyni de dahil olmak üzere Katil  Esad ailesinin dostları  ve BAAS rejimimin müttefiki olmuşlardır

Ali Hamaney ve Putin Tahran’da   Esad  zalimin ayakta tutmanın planlarını yaparken kahraman Türk uçakları  Rusya uçağını düşürerek Tahran ve Kremlinin şeytani planlarını bozmuştur. Esad ve Putin gibi zalimlerle işbirliği yapanlar İslam ümmetin ihanet etmiştir.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yüksek askeri danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, müttefikleri Rusya’nın  uçağının düşürülmesinin Türkiye için ciddi sonuçlarının olacağını öne sürerek Moskovaya yanınızdayız mesajı vermiştir.

 İsfahan şehrinde yaklaşık 10 bin Devrim Muhafızı üyesinin katıldığı bir toplantıda konuşan Safevi, "Ankara, Rus uçağını düşürerek stratejik hata yaptı. Türkiye bunun için ağır bedel ödeyecek" uyarısında bulunarak Türkiyeye gözdağı vermeye çalışmıştır.

Tümgeneral Safevi, "Rus uçağının Suriye hava sahasında vurulması gerçi bir taktiksel olaydır ancak stratejik sonuçları olacaktır. Türkiye kesinlikle bundan zarar görecektir" diye iddiada bulundu.

Katil Esad rejimi Suriye halkı tarafından yıkılacak iken, önce İran ve Hizbullah, sonra haçlı Rus orduları bu diktatörün yardımına koştu. İran, Hizbullah ve Rusya’nın askerleri, Suriye’de Esad ile birlikte yüzbinlerce masumun katledilmesine ortak olmuştur.

ESAD VE PUTİN’İN ÖVGÜLER DİZDİĞİ SÜNNİ DÜŞMANI ALÇAK: KASIM SÜLEYMANİ

İran Devrim Muhafızları Kudüs Kuvvetleri Komutanı Kasım Süleymani, İran’ın Irak’ta ve Suriye’deki her türlü politikasını formüle eden ve hayata geçiren kişidir. Kasım Süleymani arada hiçbir kişi ya da birim olmadan, doğrudan doğruya İran devlet örgütlenmesinin en tepesinde bulunan dini lider Hamaney’e bağlıdır.

Süleymani’nin komutanı olduğu Kudüs Gücü’nün sadece İran’da değil, Ortadoğu’nun tamamında herhangi bir muadili yok. Ortadoğu’da neredeyse bütün Şii grupları kendi etrafında toplamış olan Kudüs Gücü ve onun başındaki Kasım Süleymani, Irak ve Suriye arasında mekik dokuyor.

Muhalif gruplarla olan silahlı çatışmaları organize etmek için Şam ve Lazkiye arasında gidip gelen Kasım Süleymani Suriye’nin her gelişinde Hizbullah Savaşçıları tarafından 'Lebbeyke ya Ali' sloganlarıyla karşılanmıştır.

Kasım Süleymani bir gün Şam’da, bir gün Moskova da. Sürekli İran Rusya, Suriye ve Lübnan arasında gelip gidiyor. Ortadoğu’yu çok iyi bilen çevreler Kasım Süleymani’nin  “        Esad ile komuta merkezindeki toplantılar arasında görmeniz mümkün” diyorlar.

Kasım Süleymani Temmuz başlarında Putin ile de Moskova’da görüşmüştür. İran inkar etse bile İran ve Rusya zaten çok önceden Esad’ın nasıl güçlendirilebileceğini görüşmeye başlamıştı. İran, Suriye ordusunun desteklenmesi için Şii milisleri devreye sokmuş, İran Devrim Muhafızları komutanlarını Suriye’ye yollamıştı.

Kasım Süleymani, Suriye'de cihad yanlıları ve muhaliflere karşı savaşmak için Hizbullah'ın yanında Suriye ve Irak milislerini organize etmekte oldukça etkili bir figür. Irak'ta, IŞİD'e karşı savaşmak üzere Şii milislerin eğitip donatılmasına önemli bir rol üstlenmişti.

Şii milislerin sevkiyatını İran Devrim Muhafızları Örgütü'nün dış operasyon biri olan Kudüs Gücü koordine ediyor. Bu yapının başında  Türk düşmanı, İranlı alçak, katillerin başı Kasım Süleymani de bulunuyor.

SURİYE, İRAN GENERALLERİNE VE DEVRİM MUHAFIZLARINA MEZAR OLMAKTADIR

Suriye'de Beşar Esad yönetimini destekleyen İran, bu ülkedeki iç savaşa gönderdiği askeri güçlerde önemli kayıplar veriyor. Tahran yönetimi Suriye'deki çatışmalarda Ekim ve kasım ayında birçok generalini kaybetti. İran destekli Lübnan Hizbullah'ın da 2 üst düzey saha komutanı öldürüldü.

Öldürülen generallerden Hemedani, İran Devrim Muhafızları Kuvvetlerinin Kudüs Ordusu Komutanı General Kasım Süleymani'nin yardımcısıydı.

İran Meclisi’nde yapılan konuşmalarda öldürülen Hemedani’ye övgüler yağdırılıyordu Tahran milletvekili İsmail Kovserî yaptığı konuşmada, ‘Serdar Hemedanî olmasaydı Şam, tekfirci – terörist güçlerin eline geçmişti.’ demişti.

Suriye ve Irak’ta Şiaperestlik adına çarpışan başta Kasım Süleymani olmak üzere çok sayıda yüksek rütbeli subay ve askerler vardır. Suriye meselesi İran’ın boyunu bir kaç fersah aşar. Suriye halkına kan kusturan Esad güçlerine destek vermek için Suriye sahasına gelen İranlı generaller peş peşe Suriye’de ölüyorlar.

Esad güçlerine destek veren İranlı yüzlerce asker, pasdar ve milisin ve de bir düzineden fazla generaller, Muhalifler tarafından öldürülmüştür.

Zalim Esad güçlerine Zalim BAAS rejimine destek veren Moskof kafiri ile işbirliği yapan, Müslüman kanı akıtan ve devam eden savaşta ölen Şii askerlerini büyük cenaze törenleri ve şehit şiarları ile defnetmek, hangi büyük yanlışları örtmeye yetecektir?

İran medyasında her gün Suriye’de girdikleri çatışmalarda öldürülen Devrim Muhafızlarının haberleri yer almaktadır.

Suriye’de ölen, sadece askerleri paralı savaşçıları değil, “İslam Cumhuriyeti” iddiası olarak ortaya çıkan ancak yaptıklarının, İslam’la ve Kuran’la alakası olmayan, mezhepçi İran devletinin kendisidir.

ŞOVENİST İRAN, NÜFUS ALANINI KIZILDENİZ’E KADAR UZATMAK İSTEMEKTEDİR

Türkiye’nin Suriye’yle 900 km’lik bir ortam sınırı ve 100 yıl öncesine kadar da 400 yıllık bir birlikte yaşanmış bir ortak hayatı vardır. Buna rağmen, Suriye’ye direkt askerî bir harekete hiçbir zaman tevessül etmemiştir.

İran ise, Suriye’ye en yazık noktasında, 280 km uzağındadır. Buna rağmen, Esad ve mensubu olduğu, en fazla yüzde 15’i bulmayan bir inanç grubuna mezhebî yakınlık ihtimallerine ya da bazı türbelerin saldırılardan korunması gibi iddialara sığınarak, Suriye topraklarına girmiş, BAAS rejimini korumak adı altında bölgeye yerleşmeye çalışmıştır.

İran’ın Esad rejimine destek vermesi yayılmacı politikasının bir gereği Suriye meselesinde asıl dikkati çeken husus İran – Irak – Suriye Lübnan Hizbullah’ı eksenin oluşmasıdır. Yani İran Kuzey Irak ve Irak Sünnileri bir tarafa bırakılırsa artık karadan Akdeniz’e kadar uzanabilmektedir. İran nüfus alanını Kızıldeniz’e kadar uzatmak istemektedir.

İran, bugün Irak’ta rejimi ve Suriye’de Esad despotizmini ayakta tutmak için büyük çaba sarf etmektedir.

Şİİ VE NUSAYRİLERİN SÜNNİ DÜŞMANLIĞI

İran’ın Esad rejimine verdiği destek boşuna değildir. Öncelikle, Suriye nüfusunun, Sünnilerden sonra en kalabalık ikinci grup, Suriye’yi yöneten Nusayriler’di.

Humeyni rejimi ve onun ölümünden sonra iş başına gelen lider ve yönetimler de şovenist yayılmacı Şii – Fars çizgisini sürdürmekteler.

Şii İran’ın, İslam düşmanı, baba Hafız Esad’la dostluğu çok eskidir.  Hafız Esad 1982 yılında Hama ve Humus’ta Müslümanları katlederken Humeyni’nin İran’ı ne yaptı? Nusayri diktatör zalim Esad’ın zulmünü akladı. Mezhepçi Tahran, mazlum Müslümanların yanında hiç durmadı, zalim baba ve oğul Esad’ın destekçisi oldu. Maksat Şiilik olsun!

Pakistan’da Ziyaül – Hak karşısında Butto’yu desteklediler. Afgan cihadında Afganistan’daki Şii grupları örgütleyip destekleyen de Tahran’dı.

Fars devlet geleneğine sahip İran, bölgesel çıkarlarına yüzyıllardır önem vermiş, vermeye de devam etmektedir. Şah rejimi de, yerine gelen Şubat 1979 İran devrimi sırasında Ayetullah Humeyni yönetimini tanıyan ilk ülke Suriye olduğunu unutmayalım. Aynı Suriye, 8 yıl süren İran – Irak savaşı sırasında Tahran’ın yanında yer almıştı. İran’ı desteklediği gibi, Lübnan’daki faaliyetleri için topraklarının İran tarafından üs olarak kullanılmasına izin vermiştir.

Irak işgali ve Suriye’de yaşananlar İran’ın çirkin yüzünü ve mezhepsel bakış açısını net bir şekilde göstermektedir. Irak’taki Şii – Bağdat despotizminin muhafazası soyunan Tahran’ın mezhepçi siyaseti açıkça ortadadır.

Suriye, gerçekten de tüm maskeleri düşüren bir 'Turnusol' görevi icra ediyor. Anti – emperyal türkü çalan İrancılar, “Büyük Şeytan” dedikleri ABD emperyalizminin Suriye operasyonlarını, Rusya’nın kafir Esad rejimine verdiği askeri desteği açıkça destekliyor.

Bu gün mevcut İran rejiminin Şiaperestliği ile Irak ve Suriye’deki işgal ve vahşetleri tartışma götürmez bir gerçeklik olarak ortaya çıkmıştır.

Yezidin izinden giden Tahran rejiminin BAAS’ın şebbihalarından zerre dahi farkı yoktur.

Hüseyin şiarıyla yola çıkanlar Yezidleşmiştir. Fars şovenisti Şii İran, tarih içinde hep batıya hizmet etmiştir ve görülüyor ki bu gün dahi ediyor!’

(Vahdet Gazetesi'nde çıkan söyleşinin tam metnidir-27.11.2015)



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ