Büyük Birlik Partisi

GENEL MERKEZ GÜNDEMİ

2017-04-25 00:22:41

ALPEREN DERGİSİNİN YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR İLE YAPTIĞI TARİHİ SÖYLEŞİ. (1)

BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR: AKP VE HDP ÜST AKLA VE TERÖR BARONLARINA HİZMET EDİYOR.

BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR: BEŞTEPE VE AKP  DEMOKRATİK SİYASETE MÜDAHALE EDİYOR DEMOKRASİYE “HANÇER” VURUYOR ÜLKEYİ KARANLIĞA SÜRÜKLÜYOR

ÜLKÜCÜ FİKİR VE SİYASET ADAMI, ARAŞTIRMACI – YAZAR HAKKI ÖZNUR İLE YAPILAN SÖYLEŞİ:

BİRİNCİ BÖLÜM

Alperen Dergisi: Sayın Başkanım, 7 Haziran seçimleri öncesi birçok konuşmanızda ve yazılı açıklamalarınızda kirli ve küresel bir planın parçası olan PKK açılımını yapan AKP’nin tek başına iktidara gelemeyeceğini, küresel bir proje olan HDP’nin de küresel güçlerin desteği ile algı operasyonlarıyla ve bölgede dokunulmazlık kazanan terör örgütü PKK’nın sandıkları silah zoru ile hakim olmasıyla barajı geçebileceğini, ülkenin büyük kaoslara sürükleneceğini, HDP’nin barajı geçmesi ile özerlik ve kanton planlarını devreye sokmak için PKK/KCK’nın Suriye iç savaşı ve Kobani’de elde ettiği kazanımlardan dolayı büyük sansasyonel eylemler yapabileceğini söylediniz. Tespitlerinizde ve öngörülerinizde haklı çıktınız. Sürekli Muhsin Başkan’ın “terörle müzakere olmaz, terör ile mücadele olur” sözünü hatırlattınız. Evet, bugün gelinen süreç aynen sizin söylediğiniz gibi çıktı.

Hakkı Öznur: Biz Şehit liderimiz, cennet mekan Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarıyız, dava arkadaşlarıyız. Büyük bir siyaset ve devlet adamı olan liderimiz 40 yıllık siyasi yaşamında iç ve dış meselelerde söylediği her konuda hep haklı çıktı. Bölücü terörden dış politikaya yaptığı analizler, tesbitler öngörüler hep doğru çıktı. Yanılmadı. BBP’nin kurulduğu günden şehadet sürecine kadar geçen süre zarfında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı, Dışişleri, İçişleri vb. bakanlık yapmış kilit görevlerde bulunan kimselere, Türkiye’nin meseleleriyle ilgili başta bölücü terör olmak üzere, görüşlerini anlatmış, çözüm yollarını göstermiş ve her zaman “hep haklı çıktınız Muhsin Bey, Muhsin Başkan” şeklinde karşılık bulmuştur.  Bunu milletimiz ve siyasiler çok iyi biliyor ve biz BBP olarak da şahidiyiz. Devleti ve ülkeyi yönetenler, siyasi iktidarlar Muhsin Başkan’a “haklısınız doğru söylüyorsunuz” demişler ama onun ülke, millet ve devlet için çok önemli tespitlerini, çözüm önerilerini bilerek es geçmişler, görmezden gelmişler tam tersini yapmışlar ve uyarılarını dikkate almamışlardır.

Çünkü onlar dışa bağımlıdırlar. Küresel güçlerden emir ve talimat alırlar. Milli ve yerli bir siyaset ve devlet adamı olan Muhsin Başkanın milli ve yerli çizgisinden hep rahatsız olmuşlardır. Onun için,  Muhsin Başkan’dan çekinir ve korkarlardı. Çünkü Şehit liderimizin siyasal ağırlığı çok büyüktü. Türk dünyasında İslam dünyasında bilge bir lider ve siyaset adamı olarak görülür ve sevilirdi.

Muhsin Başkan ilkeli ve seviyeli temiz siyaseti ile hep örnek oldu. Bugün devam eden kaos ortamında herkes Muhsin Başkanı arıyor. Çünkü o bilge bir siyaset ve devlet adamı idi. Şimdi olsa yine yol gösterir, kamplaşmaya, cepheleşmeye kutuplaşmaya karşı çıkar milletin sesi ve sözcüsü olurdu.

Biz BBP olarak onun doğru siyaset anlayışını milli çizgisini yerli duruşunu devam ettiriyoruz. Bugün yapmış olduğumuz tahliller, tespitler doğru çıktıysa bu onun bize öğrettiği siyaset anlayışındandır.

Evet dediğiniz gibi; AKP’nin tek başına iktidara gelmesinin mümkün olmadığını, küresel bir proje olan HDP’ye barajı geçerek mecliste yer alması için, küresel güçlerin devrede olduğunu, HDP’nin barajı geçeceğini ifade ettim.  Ama şunu da söyledim. Yeni “bir erken genel seçim gündeme gelebilir” dedim. Şunun için söyledim. Saray koalisyon hükümetlerine karşıdır. Koalisyon hükümetinin, hükümetlerinin kurulmaması için elinden gelen her “siyasi oyunu oynar algı operasyonlarını yaptırır ” dedim. Ülke bir erken genel seçime giderse kimse şaşırmasın dedim. Yine ülkeyi büyük bir siyasi kaosun beklediğini, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için PKK ve IŞİD gibi taşeron örgütleri kullanarak ülkemizi şiddet sarmalının içine sokabilirler dedim. Ortadoğu, terör, terörizm ve yakın çağ siyasi tarihi üzerine kafa yoran, kitaplar yazan bir yazarım.  Aynı zamanda ülkücü bir siyaset adamıyım. Çözüm sürecinin BOP ve BİP gibi küresel projelere hizmet ettiğini, küresel güçlerin Türkiye’yi etnik ve mezhep çatışmalarına sürüklemek istediklerini yıllardır yazıyorum, söylüyorum, anlatıyorum.

Anadolu’da ve Avrupa’nın dört bir yanında, verdiğim konferanslarda, bir CIA planı olan “PKK açılımının yanlış olduğunu” söyledim.  Muhsin başkanımızın ifade ettiği gibi “terörle müzakere olmaz mücadele olur” dedim.  Bölücü terörün arkasında ABD, AB ve terör rejimi İsrail’in olduğunu açıkça anlattım.

Coğrafyamızda, Balkanlar’da, Ortadoğu’da oynanan küresel oyunları tarihsel süreçleriyle, geçmişten bugüne kronolojik olarak, siyasal olarak olaylarla, belgelerle ortaya koydum, anlattım hep haklı çıktım. Haklı çıktık.

SARAY VE SARAYA BAĞLI AKP’NİN MİLLİ İRADEYE VE DEMOKRASİYE YÖNELİK PİS ENTRİKALARI VE KİRLİ OYUNLARI DEVAM EDİYOR

Hatırlamakta ve hatırlatmakta büyük fayda var. Yarınlarda yazılacak olan siyasi tarihimize ışık tutması amacıyla şunları söylemek zorundayım: 7 Haziran seçim sonuçlarını Saray ve yardakçıları, yandaşları hazmedemedi, içlerine sindiremediler. Her zaman “milli irade” deyip atıp tutan Erdoğan; milli iradenin 7 Haziran seçimlerinde AKP’yi tek başına iktidara getirmemesine çok içerlemiş, seçimden 1 gün sonra milli iradenin ortaya çıkardığı tabloya adete isyan etmiştir.

Erdoğan seçim sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamalarda bir “erken seçim mesajı” vermiştir. Havuz medyası da “erken seçim” diye tutturmuştur. Daha seçimlerin resmi sonuçları YSK tarafından açıklanmadığı ve koalisyon görüşmeleri başlamadığı halde Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ben koalisyon hükümetlerine karşıyım” demiştir.

Beştepe hemen Jet hızıyla bir hamle yapıp AKP yönetimine kendi istikametini belirtmiş ve ona göre hareket etmelerini, strateji izlemelerini istemiştir.  Beştepe tavsiye bile etmiyor,  direk dikte ettirmiştir.

Saray, milli iradeyi hiçe saymaya demokratik değerleri ve ilkeleri çiğnemeye devam ediyor. Saray, emrindeki her türlü elemanlarına, tetikçilerine siyasi partilerin içlerine kadar müdahale ettiriyor, kirli ve pis ellerini sokturuyor.

Sarayın kontrolündeki AKP ve özel istihbarat ekipleri, Saray’dan cesaret alarak açıkça anti demokratik kirli yol ve yöntemlere başvuruyorlar.

Saray demokratik siyaseti hançerliyor. Demokrasiye büyük darbe vuruyor, ülkenin kaderi ile oynuyor, Türkiye düşmanlarını sevindiriyor.

Tablo ortada! Tehlike büyük küresel oyun büyük. Görülüyor ki üst akıl  “AKP’ye HDP’yi de seçim hükümetine alın” diyor. Saray’da aynen böyle düşünüyor. AKP seçim hükümetini bir gladyo yapılanması bir beşinci kol hareket olan HDP’yi de içine alarak kurmak istiyor.

“KÜRTLER ÖZERKLİK İLAN ETMESİN NE YAPSIN?” DİYEN ABD, AB, İSRAİL UŞAĞI HDP KABİNEYE GİRİYOR

HDP yetkilileri, “AKP ile seçim hükümetine hazırız, gireceğiz yer alacağız” diyor Kızıl – Ateist cinayet şebekelerinin örgütü HDP seçim hükümetinde bakanlık almak için can atıyor.

38 günde 64 vatan evladını şehit eden ”Öz yönetim ilan ettik, demokratik özerklik ilan ettik, kantonlar kuracağız, Türk devletini tanımıyoruz, Türk ordusunu, Türk polisini Kürdistan’da istemiyoruz, defolsunlar, PKK silah bırakmayacak, silahlar susmayacak” diyen HDP/DBP’li hainler Saray ve AKP işbirliği ile devletin içine kadar girecektir.

Devletin içi ajan, hırsız ve bölücülerle kaynıyor. AKP, HDP zihniyetli Kürtçüleri bürokrasiye doldurmuştur. Türklük düşmanı siyasal Kürtçüleri devleti sarmış, devletin içine kadar sızmışlardır.

 AKP ile HDP arasında son süreçte devam eden söz düellosu danışıklı dövüşten başka bir şey değildir. AKP ve HDP birbirlerinden esasta çok memnundurlar. Çünkü kontrollü gerilim stratejileri ve devam eden kaos ortamından en çok ikisi siyasi rant elde etmektedir.  

Küresel emperyalizmin maşası HDP gelişmelerden dört köşe. Silahlı örgütü PKK/KCK dağlarda, sokaklarda metropollerde kan dökerek, vatan evlatlarını hain pusularda şehit ederken, onların siyasi uzantıları da kırmızı plakalara binecek, ülkemizin milli güvenliği ve hassas meseleleriyle ilgili konularda bilgi sahibi olacaklardır.

Avusturya'nın başkenti Viyana’da PKK’nın düzenlediği mitingde  ”Kürtler özerklik ilan etmesin ne yapsın?” diyerek, “Öz savunma, demokratik özerklik,” adı altında ülkeyi kan gölüne çeviren, askerimizi, polisimizi, korucularımızı şehit eden, sivil insanları katleden bölge halkına şiddet uygulayan, kan kusturan, cinayet şebekesi PKK’lı teröristleri, canileri savunan, CIA devrimcisi HDP’li Selahattin Demirtaş “ısrarla seçim hükümetine gireceğiz” diyor. Bu ısrar niye?. 

İşte Demirtaş gibi ABD, ABD İsrail uşaklarına, bölücü açıklamaları yapma cüretini veren AKP hükümetinin bizzat kendisidir.

HDP heyetleri, her yurtdışına çıktıklarında efendileri, bağlı oldukları küresel şer merkezler onlara, Türkiye aleyhine yeni küresel talimatlar vermekteler. Bu bölücü hainler her zaman olduğu gibi bağlı ve bağımlı oldukları, NATO merkezli Gladyo’nun emirlerini harfi harfine yerine zevkle getirmekte ve hemen uygulamaktadırlar. HDP’ye “hükümeti girin” diyen bizzat küresel güçlerdir. AKP ve HDP kaos ortaklığında beraber hareket etmekteler.  

Bakın PKK uzantısı HDP’liler ellerine geçirdikleri tarihi fırsatla en hassas bilgileri, belgeleri, bağlı oldukları üst akla ve terör üssü kandil’e vereceklerdir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir terör örgütünün uzantıları Bakan olarak devlet yönetiminde yer alacaklardır.

Amerika ve İngiliz destekli HDP seçim hükümetine üye vereceğini söyleyerek stratejik bir hamle yaptı. Kabineye girecek olan HDP'li bölücüler her gün TV ekranlarında olacak. Üst akıl ve statüko işbirliği ile HDP'li bir koalisyona zemin hazırlıyorlar, toplumu alıştırmaya çalışıyorlar.

Aziz milletimiz bu tablodan çok rahatsız. PKK uzantısı, NATO’cu İsrail ve İngiliz muhibi ve maşası HDP hükümet ortağı olacak…

Saray, totaliter ve otoriter bir rejim istiyor tek derdi bunun için her yolu kendine mübah görüyor. Ülke yanmış, demokrasi çiğnenmiş umurunda değil. Onun için önemli olan başta oğlu Bilal olmak üzere ailesi, hırsız taifesi, yandaşları, tetikçileri.

Beştepe de oturan zat tam bir makyevelist ve oportünist. Nefret dilini açıkça kullanıyor ülkeyi germeye devam ediyor. Saray, hırs ve ihtirasları için ülkeyi kaosa sürüklemekten kaçınmıyor. İç siyasete müdahale ederek AKP’nin tek başına iktidara gelmesine çalışıyor. Taraflı, yandaş ve partizan bir AKP’li oturuyor Beştepe’de…

Dökülen kanların devam eden kaos ortamının sorumlusu Beştepe “Muhtariyet ilan eden” Saray onun hükümeti ve çözüm süreci dedikleri ihanet sürecinde ortakları olan bölücü HDP’dir.

Alperen Dergisi:  Sayın başkanım PKK terör örgütü 38 günde 64 vatan evladını şehit etti. Bölücü terör ve derin sol örgütler kan dökmeye, ülkemizi kaosa sürüklemeye devam ediyor. Ne yapılmak isteniyor? Türkiye nereye gidiyor?

Hakkı Öznur: Suruç'ta 33 kişinin hayatını kaybettiği Gladyo bombalı saldırının ardından terör eylemleri yoğunlaşarak arttı. Ve ülkedeki gerilim ise hızla tırmanmaya devam ediyor. Küresel odakların sağda ve soldaki taşeron maşaları Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için silahlı bombalı eylemlerine hız vermişler ve devam etmektedirler.

Evet, 38 günde 64 yiğit vatan evladı iç ve dış mihrakların taşeronları olan PKK, DHKP – C adlı terör örgütleri tarafından şehit edildiler.

Ülke yangın yeri. Dört bir yanda sürekli terör örgütlerinin saldırıları ve şehit haberleri geliyor. NATO merkezli Gladyo ile bağlantılı şer odakları 6 – 8 Ekim benzeri bir kalkışma peşindeler. Bunun olması için de köşe taşları iç savaş tahrikçileri tarafından döşeniyor.

İkiz, üçüz, dördüz saldırılar devam ediyor. PKK, IŞİD, DHKP – C gibi taşeron örgütler üzerinden ülkemiz Ortadoğu ateşinin içinde sokulmaya çalışılıyor. İçerde PKK, dışarıda IŞİD devletimize milletimize saldırıyor. PKK cinayetler infazları devam ediyor. Ülkemiz açık bir şekilde küresel saldırı altındadır.

İki koldan, üç koldan, dört koldan küresel emperyalist kıskaç devam ediyor. Ülkemiz terör sarmalının içine çekilmeye çalışılıyor. Etnik ve mezhep temelli çatışmalar topraklarımıza sıçratılmaya çalışılıyor. 

NATO merkezli Gladyo HDP/PKK’lı derin sol çeteleri sokaklara salarak tekrar sahneye çıkmıştır. Gezi olaylarında “Alevi – Sünni” çatışması, şimdi de Kobani – Suruç bahane edilerek Kürt – Türk çatışması çıkartılmak istenmektedir.

HDP'li, PKK'lı savaş lordları küresel güçlerden savaş lobilerinden aldıkları savaş söylemini, sokaklara hakim kılmaya çalışıyorlar.

CIA ile bağlantılı Avrupa Gladyo’su PKK/KCK’ya ve bir küresel proje olan ajan provokatör HDP’ye “Türkiye’yi karıştırın, sokakları kan gölüne çevirin” talimatı vermiştir. Küresel güçler Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için Gezi ve Kobani olaylarından daha büyük olaylar çıkması için düğmeye basmışlar, harekete geçmişlerdir.

TÜRKİYE ÜZERİNDE ASİMETRİK SAVAŞ DEVAM EDİYOR

Alperen Dergisi: Türkiye üzerinde nasıl bir küresel oynanıyor?

Hakkı Öznur: Türkiye’yi saran, kökleri dışarıda olan karanlık bir ağ, Türkiye’yi “destabilize” etmek ve istikrarsızlaştırmak için bütün hızıyla kirli faaliyetlerini, oyunlarını devam ettirmektedir.

ABD/NATO destekli askeri asimetrik güç Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak, Türkiye sokaklarını 1970’lerin Beyrut sokaklarına, günümüzde iç savaşın devam ettiği Suriye ve Irak cehennemine çevirmek için asimetrik savaşın taşeronları olan PKK/PYD ‘derin Sol örgütler’, IŞİD vb. Vahhabi – Selefi terör örgütleri kullanarak kendini gösterir.

Türkiyemiz asimetrik savaşın her yönüyle karşı karşıya. IŞİD ile birlikte Türkiye'nin "çifte asimetrik savaşı" başlamıştır. Bir yandan PKK diğer yandan IŞİD ve türevleri küresel taşeron örgütler, uluslararası asimetrik savaşta Türkiye üzerine kullanılan paçavralardır. 

Asimetrik savaşın alanı Irak işgaliyle ortaya çıkmıştır. Hedef Ortadoğu’dur. Yeni asimetrik savaşlarda devlet kurumu olmayan aktörler, ordusuz savaşlar, silah firmaları, petrol firmaları, istihbarat servisleri etnik ve dinî diğer yapılar, terör örgütleri hepsi işin içinde.

ABD, İsrail ve Avrupa Gladyosu bir tarafta; Rusya, Çin, İran öte taraftan bütün bu ülkeler Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası bir büyük güç olmasını istemezler, güçlü bir Türkiye’den de rahatsızdırlar.

ABD emperyalizmi, 11 Eylül saldırılarının akabinde, tek kutuplu bir dünya düzeni için Afganistan ve Irak’ı işgal etti. Hem Asya’da hem de Ortadoğu’da askerî üsler kurdu. Bunlarla yetinmedi. Ortadoğu’da sınırların ve haritaların değişmesi için, PYD/ IŞİD vb karanlık yapılar üzerinden ikinci İsrail peşinde koşuyor. İkinci İsrail’in kurulması için Türkiye’nin etnik – mezhep çatışmalarıyla parçalanması ve iç savaşa sürüklenmesi gerekiyor. Türkiye üzerindeki küresel oyun büyük.

Etnik ve mezhep eksenli savaşlar çıkarılmak isteniyor. Ortadoğu’da uygulanmaya çalışılan “mezhep savaşlar etnik savaşlar” Türkiye’nin sokaklarına taşınmaya çalışılıyor. Türkiye, uluslararası operasyonlarla karşı karşıyadır.

Türkiye’nin kaosa ortamına sürüklenmesi, bölgemizi kaotik ortamda tutmak isteyen ABD, İsrail, İngiltere, Almanya, Rusya, Çin, İran vb. gibi ülkelere yaramaktadır… Çok zengin politik bir malzeme sağladığı PKK/HDP ve PYD (YPG) işine yaramaktadır.

PYD ve IŞİD küresel emperyalizmin Ortadoğu’da kullandığı kuklalardır. ABD ve Batı, IŞİD ve PYD üzerinden Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmeye çalışıyor.

Bölgemizdeki kirli savaşlar Türkiye’ye taşınıyor. Türkiye, biri PKK diğeri IŞİD olmak üzere iki cephede birden mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Suriye ve Irak örneğin de görüldüğü gibi Ortadoğu iç savaşın ekseni Türkiye’yi kaydırılmaya çalışılıyor. Ortadoğu'daki vekalet savaşlarının dalgaları Türkiye'ye vuruyor.

PYD, PKK’nın kurup büyüttüğü bir örgüttür. Kararları Kandil’de alınır ve uygulanır. PKK/PYD, IŞİD ile savaşarak Türkiye – Suriye sınırı boyunca coğrafi derinlik kazanırken, askeri kapasitesini artırdı ve sofistike silahlara sahip oldu.

PKK/PYD Irak ve Suriye’de “IŞİD ile savaşıyoruz” görüntüsü altında bölgede kendini meşrulaştırmaya çalışıyor. PYD dünyaya şirin gözükmeye çalışıyor. Kısmen de stratejilerinde başarıya ulaşmıştırlar. ABD ve Batı dünyası bu süreçte, PKK/PYD’ye açıkça destek vermektedir.

Küresel güçlerin maşası PKK/PYD, Suriye’deki mezhep/dini çatışmadan ABD ve Batı desteğiyle etnik zafer çıkarmaya çalışıyor. Bir taraftan ABD koalisyon güçleri öte yandan Esad – Hameney ikilisi müttefikleri PYD/YPG’ye her türlü lojistik desteği vermekteler.

ABD, Batı ve İsrail stratejik – taktiksel boyutuyla stratejik maşaları IŞİD’in önünü bilerek açıyor. Küresel maşa IŞİD, İslam’a değil, İslamafobiye hizmet ediyor.

Amerikan Vehhabi – Selefiliciliği’yle İngiliz Şiiciliği ile Müslümanlar birbirine kırdırılıyor. NATO ile İsrail ile Haçlı faşistlerle aynı saflarda yer alanlar, İslam ümmetine ihanet etmekteler.

Suud destekli Vehhabi – Selefi akımlar ve yorumlar, mezhepçi İran devlet siyaseti İslam dünyasını kaosa sürüklemektedir.

Dünyada IŞİD kadar hızla kurulup güçlenen ve yayılan başka kaç örgüt vardır? Üst akıl IŞİD’i Suriye’de, Irak’ta kullandığı gibi Türkiye’de de kullanmak istiyor.

ABD, İsrail, Batı – Rusya, İran ve Çin Ortadoğu’da akan her kandan sorumludur. Suriye ve Irak’tan devlet olarak söz edilemez. Irak ve Suriye BOP için paramparça edildi. Şimdi ise hedefte Türkiye var. Ülkemizi etnik ve mezhep çatışmalarını körükleyerek iç savaşa çekmeye çalışıyorlar.

Suriye ve Irak sınırında CIA, Mossad, MI 6, BND, El Muhaberat, Savama vb. emperyalistlerin gizli servisleri, kontraları cirit atıyor. Her yer ajan kaynıyor.

Ortadoğu’da PKK’ya, IŞİD’e rol verenler devrede. Yabancı istihbarat servisleri ve onların bağlı olduğu Avrupa Gladyosu’nun merkezi, açıkça ülkemizi Afganistan, Suriye, Irak gibi yapmak için bütün unsurlarıyla sahaya inmişlerdir.

Amaçlanan şey; Irak ve Suriye gibi Türkiye’nin etnik ve mezhep temelli savaşa sürüklenmesidir. ABD ve İsrail ile birlikte Almanya ve İngiltere’de Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesi için mezhep çatışmalarını körükleyip destek vermeye devam ediyor.

ABD ÜSLERİNDEN TERÖR ÖRGÜTÜ PKK/PYD’YE LOJİSTİK DESTEK SAĞLANMAKTADIR

Alperen Dergisi: İncirlik mutabakatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hakkı Öznur: ABD Beyaz Saray sözcü yardımcısı Eric Schultz “açılıma dönün” çağrısı yapıyor. CIA eski Türkiye şeflerinden Graham Fuller Beşar Esad’ın iktidarda kalmasını AKP – CHP – HDP koalisyonun kurulmasını istiyor.

Küresel diktatör ABD, TSK’nın PKK’ya yönelik operasyonlarından rahatsız olmuştur. Bir kez daha ifade ediyorum: ABD ile askeri ve istihbarat antlaşmaları Türkiye’nin aleyhine, terör örgütlerinin lehinedir. İncirlik Mutabakatı 2. Çekiç Güç’tür. 1991 ve 1999 yılları arasında Çekiç Güç denilen karanlık güç PKK terör örgütüne lojistik destek sağlamıştır. Nasıl ki, Çekiç Güç PKK’ya destek sağlamışsa bugün de ABD ve koalisyon güçleri PKK – PYD’ye silah desteği sağlamaktadır. Türkiye, İncirlik Mutabakatı’nı iptal etmelidir. Terör üssü olan İncirlik üssünden PYD ye lojistik destek sağlanmasına izin verilmemelidir. Türkiye artık ABD prangalarını kırmalıdır.

Türkiye, İncirlik'ten YPG'ye destek verilmeyeceğini açıklamıştı. Ancak ABD bunu yalanladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, sözcü yardımcısı Mark Toner, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç'in "YPG güçlerine hava desteği verilmesi hususu ABD ile varılan mutabakatımızın unsurlarından biri değildir" açıklamasına rağmen, İncirlik Hava Üssü'nü kullanacak uçakların IŞİD'e karşı savaşan gruplara destek olacağını ve bunların arasında YPG'nin de bulunduğunu açıkladı.

Bakanlık Sözcüsü John Kirby de “Türkiye'deki hava üslerine erişimimiz olması, (YPG’ye) desteğin daha zamanlı ve hatta daha etkili olmasına imkan sağlayacak” şeklindeki ifadeler kullanmıştı. Toner, John Kirby’nin açıklamalarının arkasında durdu ve YPG’ye yardım yapılacağını kabul etti.

Yine resmi temaslar yapmak üzere Türkiye’ye gelen ABD Başkanlık Temsilcisi Yardımcısı Brett McGurk, "PKK bizim için bir terör örgütü. PYD ise bizim hukukumuzda farklı bir statüye sahip" demiştir. "PYD ve YPG Suriye’de DAEŞ’e karşı çok etkili oldular" diyen McGurk, "Biz hava operasyonlarıyla DAEŞ’i bu bölgede zayıflatarak onlara yardım ediyoruz… Bizim Suriye Kürtleriyle işimiz, onların DAEŞ’le savaşı sürdüğü sürece devam edecek" ifadelerini kullandı.

Hürriyet'ten Verda Özer'in konuşan (15 Ağustos 2015) McGurk' “PYD ise bizim hukukumuzda farklı bir statüye sahip. PYD ve YPG Suriye’de DAEŞ’e karşı çok etkili oldular.” diyor.

ABD BAŞKANI OBAMA PYD İÇİN “KARA GÜCÜMÜZ” DİYOR

ABD Başkanı Obama ve onun peşinde Batılı ülkelerin liderleri peş peşe “PYD terör örgütü değil IŞİD’e karşı mücadele veren bir direniş örgütüdür, halkı savunan bir sivil toplum örgütüdür”  demişlerdir.

ABD Başkanı Obama Temmuz başında kurmaylarıyla IŞİD gündemli bir toplantı yapmış, toplantı sonrası basının karşısına geçen Obama, “IŞİD’e karşı karada bir partnerimiz olduğunda sonuç alıyoruz” sözleriyle PKK/PYD’yi işaret etmişti. ABD ve koalisyon güçlerinin hava saldırılarıyla önü açılan taşeron örgütler PKK/PYD, Suriye’de çok önemli stratejik mevziler elde etmiştir. Kimin sayesinde? ABD ve NATO’nun.

ABD Başkanı Obama, Pentagonda yanında ulusal güvenlik kurmayları, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ve ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ile yaptıkları toplantı sonrasında  “ABD’nin Ortadoğu’daki partnerinin PYD olduğunu”  dünya kamuoyuna da açıklamıştır.

ABD Savunma Bakanı, PKK/ PYD destekçisi Ashton Carter, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile düzenlediği bir ortak basın toplantısında Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD güçlerinin önünü açan taktik hamleler yaptıklarını,  “PYD’nin bölgede ABD’nin kara güçleri” olduğunu belirtmiştir.

PKK’nın Suriye kolu olan PYD, küresel emperyalizmin Ortadoğu’daki silahlı eşkiyasıdır. Küresel diktatör ABD PYD’ye verdiği küresel desteği gizlememekte hatta “övünerek” ilan etmektedir. ABD ile PKK/PYD arasındaki küresel ilişki resmen hem Washington hem Pentagon tarafından yapılan açıklamalarla belgelenmiştir.

Wall Street Journal adlı gazete, PKK’nın İran kolu olan PJAK – KODAR mensubu ile bir röportaj yaptı. Ne diyor PJAK’lı: “PJAK, PYD, YPG diye bir şey yok. Hepimiz PKK’lıyız, KCK’lıyız önderimiz Öcalan” diyor.

Sözde müttefikimiz ABD, PKK ile PYD’nin aynı olduklarını bildikleri halde, bölgesel çıkarları gereği PYD – PKK’dan farklı bir yapı diyor. PKK’nın PYD’yi kurduğunu ve onun Suriye’deki uzantısı olduğunu cümle alem biliyor.

PKK, YPG’nin omurgasıdır. Gerçek bu isimler kimseyi yanıltmasın HDP, DBP, DTK, PYD, YPG, PJAK, KODAR vb. alayı PKK’dır.

CIA istasyon şefleri Kandil ve Kobani arasında turlar yapacak, terör örgütü şefleri ile Türkiye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve ikinci İsrail için ortak planlar yapacak, ABD özel kuvvetleri, PKK/PYD militanlarını eğitip, Türkiye’ye eylemler yapmaya gönderecek sonra da PYD ile PKK arasında ilişki yok diyecekler… Amerikalı şerefsizler yalan söylemeyi iyi bilirler.

İngiltere'de yayınlanan Daily Telegraph gazetesi, PKK liderlerinden Cemil Bayık'la yaptığı röportajdan PKK'nın ABD ile dolaylı kanallar aracılığıyla temasa geçtiğini aktarıyor.

BBC Türkçe'nin çevirisine göre haberde, Bayık'ın "Mesajlar gidip geliyor, toplantılar yapılıyor, mektuplaşmalar var ve bu ilişkinin gelişmesi de olası" sözlerine yer veriliyor.

'PKK Türkiye'yle çatışmaları bitirmek için ABD'yle gizlice görüşüyor' başlığını taşıyan haberde, PKK'nın ABD'nin arabuluculuğuna sıcak baktığı da aktarılıyor.

Alman Die Welt gazetesinin Türkiye muhabiri Deniz Yücel PKK'nın Kandil'deki liderlerinden Cemil Bayık ile söyleşi yaptı. 24 Ağustos Pazartesi günkü Bir Gün gazetesinde çevirisi yayınlanan söyleşide Bayık, "ABD ile ilişkiniz var mı" sorusuna "var" yanıtını verdi. Bayık, ABD'nin bunu diplomatik nedenlerle yalanladığını iddia ederken, ABD'nin Kürt sorunu için 3. taraf olması gerektiğini de söyledi.

ABD bu haberleri yalanlasa da, stratejik düşmanımız ABD’nin PKK ile 1993’ten beri ilişkisi olduğu belgelerle ortadadır. CIA istasyon şefleri, yıllardır Irak’ın kuzeyine giderek, PKK liderleriyle Erbil’de, Süleymaniye’de ve terör üssü Kandil’de sürekli görüşmektedir.  ABD dışişleri PYD lideri Salih Müslim ile sürekli irtibat halindedir. ABD, PKK/PYD’ye hem lojistik hem siyasal destek vermektedir.

Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan vb. PKK/KCK şefleri, “ABD bizim Ortadoğu da ki en büyük müttefikimiz” açıklamalarını yıllardır boşuna söylemiyorlar.

PKK/PYD’yi Amerikalılar ve batılılar nezdinde sevimli kılan bir yön ve ideoloji vardır. Laik – seküler zihniyet etnik milliyetçiliktir.

Suriye olaylarına PKK zaviyesinden bakan HDP/DBP’li şebekler ile Seküler – ateist – Marksist Türk solcular küresel emperyalizme hizmet etmektedirler.

Küresel büyük şeytan ABD şeytanlık yapmaya devam ediyor. ABD ve Batı emperyalizmi ikiyüzlülüklerini devam ettiriyorlar. Yalan, dolan, entrika, oyun hep bunlardadır. 

ABD’nin ve koalisyon güçlerinin Suriye'de sürdürdüğü bu küresel savaşı kesinlikle IŞİD adlı eli kanlı örgüte karşı yapmadığını İslam dünyası çok iyi biliyor. Bu savaş, katil BAAS rejimine karşı da yapılmıyor. IŞİD üzerinden kurulan bu kirli tuzağı görün! IŞİD bahanesiyle Siyonist İsrail ve işbirlikçi PYD bölgede etkin hale getirilmeye çalışılıyor.

Topraklarımızdaki İncirlik vb. üstlerin ABD ve Haçlı koalisyonunun uçaklarına açılmasına izin verilmesi Türkiye’nin milli güvenliğine tehdittir. IŞİD bahanesiyle masum Suriye halkı bombalanacak zalim Esad ve onun müttefiki işbirlikçi PYD ise korunacaktır.

İslam dünyası kaos içinde Türkiye kesinlikle ABD politikalarına teslim olmamalıdır. ABD Perspektifine bağlı hareket etmemelidir. Türkiye, PYD ve PKK’yı her alanda ve her yerde bitirmeli ve PKK’nın devletleşmesine izin vermemeli. Türkiye, kanton manton dinlemeden Suriye Türkmenlerini güvenlik altına alacak politikaları, planları hayata geçirmelidir. Bölgede 2. İsrail’in oluşmasına engel olunmalıdır.

PKK/PYD VE IŞİD İNGİLİZ TAŞERONUDUR

Alperen DergisiOrtadoğu üzerine eserleri, makaleleri olan bir yazar aynı zamanda bir siyaset ve fikir adamısınız. PKK ve IŞİD için İngiliz taşeronu deniliyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Hakkı Öznur: Yüzyıllık büyük oyun İngilizlerin eseridir. İngiltere, Osmanlı ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti devletinden hep rahatsız olmuş, Türkleri, İngiliz çıkarlarına hep engel olarak görmüşlerdir. Türk – Türkiye düşmanı olan İngilizler coğrafyamızda her zaman PKK/PYD vb. taşeron örgütlerle kaos peşinde kargaşa peşinde koşmuştur. Bu gün Türkiye’ye yönelik küresel oyunun arkasında bölücü ve selefi terörün arkasında İngiltere vardır.  

Askerimiz,  polisimiz terör örgütü PKK’nın hain saldırılarında şehit düştükçe ve PKK saldırıları devam ettikçe İngilizler ellerini ovuşturuyor. İngiliz gazeteleri, PKK/HDP güzellemeleri yapıyor. Niçin? Terör örgütü PKK ile yapılan Oslo görüşmelerinde koordinatör ülke kim? PKK ile MİT arasında Oslo’da yapılan görüşmelerde İngilizlerin hakem olduğu yazıldı çizildi, tekzip bile edilmedi. Stratejik maşa terör örgütü PKK açıkladı: “Dostumuz İngiltere hakemlik yaptı.”

Bakın, artan terör olaylarında ve Suruç patlamasının arkasında İngiliz parmağı olduğu açıkça çok yerde söylenmektedir.

Milletimiz ve kamuoyu şunları konuşuyor: 19 Temmuz, Suruç’tan bir gün önce KCK şefi Cemil Bayık’a ‘Silahlanın ve halk savaşına hazır olun’ açıklamasını hangi ülke, hangi gizli servisler yaptırdı? PKK, KCK’ya devrimci halk savaşını başlatın emrini verenler HDP’ye hangi talimatları verdi? HDP, PKK eylemlerine neden ses çıkarmıyor? Bu soruların cevabını en iyi HDP ve patronu Kandil verebilir.

İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye bir mülakat veren KCK örgütünün Yürütme Konseyi eş başkanı Cemil Bayık denen hain Türkiye aleyhine açıklamalarda bulunmuştur.

Cemil Bayık PKK/PYD’nin ABD ve İngiltere sayesinde Suriye ve Irak'ta önemli zaferler elde ettiğini söylemiştir.

Cemil Bayık, "Türkiye IŞİD'e karşı savaştığını söylüyor ama gerçekte PKK ile savaşıyor. PKK'nin IŞİD'e karşı mücadelesini sınırlandırmak için bunu yapıyor. Türkiye IŞİD'i koruyor" sözleriyle İngiliz BBC'den Türkiye'ye yönelik iftiralarını sürdürmüş ve İngiltere’nin PKK/PYD’ye verdiği destekten dolayı memnuniyetlerini ifade etmiştir.

PKK’lısı, PYD’lisi başta İngiliz basını olmak üzere batı basınına Türkiye aleyhine açıklamalar yapmaya devam ediyorlar.

İngiliz BBC 19 Ağustos’ta yayınladığı ‘Fotoğraflarla: PKK savaşçıları IŞİD'le savaşa hazırlanıyor’ başlıklı haberinde, "PKK 30 yıldır Türk hükümetine karşı savaşıyor. Türkiye ve birçok Batılı devlet tarafından terör örgütü olarak görülen PKK, şimdi IŞİD ile savaşta kilit öneme sahip bir oyuncu" ifadelerini kullanarak açıkça PKK propagandası yapmıştır.

Kuzey Irak’taki PKK’nın terör kamplarından birine giren BBC Farsça Servisi muhabiri Jiyar Gol'un çektiği karelere ve fotoğraf altı bilgilere BBC’de geniş yer verilmiştir. Aralarında kadın teröristlerin de olduğu PKK'lıların sözlerine yer verilen haber, BBC televizyonunda da yayınlanmıştır. Özellikle kadın teröristlerle röportaj yapan, onların gündelik yaşamlarından, günlük ihtiyaçlarına kadar birçok konuda konuşan BBC muhabirleri, makyaj, cilt bakımı gibi ihtiyaçlarını karşılayan PKK'lıları da haberleştirerek, PKK'nın "eli kanlı terör örgütü" imajını yok etmek için elinden ne geliyorsa yapmıştır.

Özellikle IŞİD'e karşı mücadele başladığında terör örgütü PKK'yı özgürlük savaşçısı olarak gösterip, terör listesinden çıkarmaya yönelik algı çalışmaları yapan ABD/İsrail ve Batı medyasında, son olarak İngiliz BBC, PKK/KCK güzellemesi yaptı. İngiliz yayın kuruluşu BBC, 37 yıldır terör eylemleri düzenleyen PKK'yı hazırladığı belgesel ile 'masum' göstermeye çalıştı. Özellikle kadın teröristlerle bilinçli olarak röportaj yapan BBC eli kanlı terör örgütü ve kendi devletinin de taşeron olarak kullandığı PKK'yı sivil toplum kuruluşu Özgürlük ve barış mücadelesi veren bir hareket gibi göstermiştir.

Bu yaptıkları yeni değil. Türk düşmanı BBC yıllardır Türkiye aleyhine ülkemizi kötüleyen yayınlar ve haberler yapmaktadır. Bu ilk değil son da olmayacaktır.

Bir kez daha söylüyorum: Atlantik – İngiliz Yahudi destekli HDP/PKK küresel terörizmin uşağıdır!

150 yıldır Ortadoğu’yu karıştıran sınırları, haritaları değiştiren, en köklü, en karanlık, en alçak emperyalist ülkelerden biri olan İngiltere taşeronları olan PKK/PYD ile birlikte IŞİD denen canavara da açık destek vermektedir. İngilizlerin PKK ile ilgili meselede devreye girmeleri, Türkiye’nin lehine değil aleyhinedir milli güvenliğimizin tehlikeye girmesi demektir.

KÜÇÜK ÖCALAN LAKAPLI SALİH MÜSLİM İNGİLİZLERİN ADAMIDIR

 ABD ve İngiltere için Latin Amerika’daki ABD karşıtları derki “Dünyada darbe olmayacak tek yer Amerika’dır. Çünkü orada bir ABD büyükelçiliği yok”  

Coğrafyamızda sinsi master planı uygulanıyor. Planın mimarları ABD/İngiltere ve İsrail.

ABD’nin, İngiliz’in, Yahudi’nin ipiyle Ortadoğu’ya inilmez! İpleri Haçlı – Siyonistlere verirseniz coğrafyamız kan ve gözyaşından kurtulamaz.

İngiliz emperyalizmi açıkça PYD terör örgütüne destek vermektedir. PYD lideri Salih Müslim sürekli Londra’dadır. İngiliz gizli servisi ve İngiliz Dışişleri ile irtibat halindedir. İngilizler, Salih Müslim için “bizim Suriye’deki en önemli adamımız” demekteler.

Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, “Eğer PYD ve YPG’nin IŞİD’e karşı savaşta faydasını görmeselerdi, o örgütlere destek vermeyeceklerini” belirterek, “PKK İngiltere’de kanunen bir terörist örgüt. PYD’yi bu şekilde görmüyoruz” dedi.

Türkiye’de 1,5 yıldır görevde olan İngiliz Büyükelçi, “Biz PYD’ye zaman zaman siyasi danışmalar çerçevesinde kendileriyle görüşüyoruz” demiştir. Türkiye’de yürütülen PKK açılımına destek verdiklerini itiraf etmiştir. İngiliz diplomatlar istihbarat elemanları PYD vb. taşeron örgütlerle görüşüyor,

Sultan İkinci Abdülhamid Han “Nereye baksam İngiliz oyunu karşımıza çıkıyor. Her taşın altından İngilizler çıkıyor.” demiştir. Ulu Hakan’ın 115 yıl önce söyledikleri bugün bile geçerliliğini koruyor. İngilizlerin, Siyonistlerin neden Abdülhamit Han’ı sevmedikleri belli. Çünkü büyük bir devlet ve siyaset adamı olan Abdülhamit Han 33 yıllık devlet yönetiminde İngiliz ve Yahudi oyununu, kahpeliğini görmüş ve onların Türk düşmanı olduklarını çok iyi biliyordu. Hep emperyalistlerle, Siyonistler’le mücadele etti.

Ne olursa olsun topraklarımızda gerçekleşen bütün terör eylemleri, provokasyonlar, senaryolar ABD ve Batı emperyalizminin kankası, terör rejimi İsrail’in, mezhepçi İran ve Suriye’nin işine gelir. Genel anlamda da küresel proje BOP’a hizmet eder. 

İKİNCİ İSRAİL’İN KUZEY NOKTASI KOBANİ’DİR

Alperen DergisiSiz yıllar önce kaleme aldığınız, sahasında çok önemli bir eser olan, hala kaynak eser olarak faydalanılan, “Cahşların Savaşı” adlı kitabın yazarısınız. İşbirlikçi Kürt hareketlerini,  Barzani ailesini, I – KDP, KYB vb. küresel emperyalizmin taşeronlarını eserinizde belgelerle ortaya koydunuz. Emperyalizmin Ortadoğu’daki oyunlarını yine olaylarla, belgelerle kitabınızda anlattınız. Terör rejimi İsrail ile işbirlikçi Kürt gruplar arasındaki siyasi ilişkileri, bağlantıları tarihleriyle birlikte net bir şekilde, “Cahşların Savaşı” adlı muhteşem eserinizde bahsettiniz. Peki hocam sizce Kobani, İsrail için neden önemli?

Hakkı Öznur: Siyonist terör rejimi İsrail 1950’lerden beri Ortadoğu’daki işbirlikçi Kürt hareketlerle yakından ilgilidir. Başta Barzani ailesi olmak üzere, uydusu Kürt örgütlere, partilere her zaman silah, para, vb. lojistik destek sağlamıştır. Mossad, dün olduğu gibi bugün de peşmergeleri eğitmektedir. Mossad’ın PKK/KCK ile de çok yakın ilişkisi vardır. PKK’nın önemli isimlerinden Murat Karayılan “İsrail bizim hem dostumuz hem müttefikimiz” demiştir. PYD lideri Salih Müslim’in de İsrail gizli servisi ile ilişkisi vardır.

İsrail ve İngiliz gizli servisi PKK/PYD’ye açıkça her türlü desteği vermektedir. İsrail gizli servisi Irak’ın kuzeyinden ve PYD’nin Suriye’de hakim olduğu yerlerden çıkmamaktadır.

Yine şunu vurgulamakta büyük fayda vardır: PYD = PKK’dır. PKK’dan ayrı bir yapı değildir. Büyük İsrail Projesi’nin kuzey noktası Kobani'dir. Terör rejimi İsrail onun için Kobani'ye önem veriyor. PYD ve PKK gibi maşalarını destekliyor.

Küresel bir terör holdingi olan PKK asla silah bırakmaz ve ona dış güçler de bıraktırmaz. PKK silahlı güçlerinin bir bölümünü Suriye’de kanton ilan ettiği 3 bölgeye aktardı. “Silahlara veda” söylemi hikayedir. PKK’nın ağır silahları ve asıl savaşçı grubu ise Kandil Dağı’nda vb. yerlerde silahlı olmaya devam edecek.

PKK/PYD, Ortadoğu’da ABD ve koalisyon güçleri tarafından himaye edilmektedir. Kobani mevzuunda da görüldüğü gibi ABD, NATO, AB ülkeleri terör örgütleri olan PYD/PKK’ya silah yardımında bulunmuştur.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Mark Toner, aralarında YPG'nin de olduğu IŞİD ile mücadele eden gruplara ateş açılmaması veya taciz edilmemesini Türkiye'ye açık bir şekilde ilettiklerini, Türkiye'nin de bunu kabul ettiğini iddia etmiştir. ABD ve NATO TSK’nın PKK/PYD’ye yönelik operasyonlarından açıkça rahatsız olmuştur.

IŞİD bahane edilerek NATO silahları, Mehmetçik katilleri olan bebek katilleri olan bölücü teröristlere verilmiştir. ABD’nin beslemesi PYD’ye Kobani için yaptığı silah yardımının Diyarbakır’da, Bingöl’de, Mardin’de, Şemdinli’de, Yüksekova’da, Ceylanpınar’da PKK/PYD kurşunu olarak döndüğünü görmüyor musunuz?

Yeri gelmişken şunu da söyleyim: ABD uydusu I-KBY’nin Washington Temsilciliği, Irak’ın kuzeyinde hizmet veren efendileri Amerikalılar için bir onur! etkinliği düzenledi. Törene katılan ve bir dönem Irak’taki ABD Ordusu’nu komuta eden ABD eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı ve Türk düşmanı General David Petraeus, “Şüphesiz Kürtler’in dağlar dışında da dostları vardır” demiştir.

Yine Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi üyesi Robn Chalingo da, işbirlikçileri olan peşmerge güçlerinin Ortadoğu’daki en etkin güçlerden biri olduğunu düşündüklerini ifade etmiştir.

Irak’ın kuzeyinde uçuşa yasak bölgenin oluşturulmasına katkısı olan General Jim Jones ise, ABD hava ve deniz kuvvetleri askerlerinin işbirlikçileri olan peşmergeyi hiç unutmadığını söylemiştir.

General Jones, Kürtlerin en iyi dostları olduğunu bildiklerini ifade ederek, 'İlk gün hissettiğimiz gibi şimdi de o dostluğu hissediyoruz' demiştir.

ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, IŞİD’e karşı savaşta askeri yardımların yanı sıra havadan da peşmerge güçlerine destek veriyor.

Irak harekatında 101. Hava İndirme Tümen Komutanlığı görevinde bulunan Korgeneral Petraeus denilen alçak, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına ABD askerleri tarafından çuval geçirildiği dönemde, ABD'nin bölge komutanıydı.

 

TÜRKİYE’Yİ İSTİKARSIZLAŞTIRMAK İSTEYEN KÜRESEL PLANLARIN ARKASINDA ABD/BATI, İSRAİL – KAPİTALİST ENTERNASYONAL VAR

Alperen DergisiYine her gün şehitler veriyoruz. “Çözüm süreci ile analar ağlamayacak” diyorlardı. Ama analarımız her gün ağlıyor.  Her eve ateş düşüyor. Terör ve Ortadoğu uzmanı olan fikirlerine tahlillerine önem verilen çok önemli bir araştırmacı – yazar olarak sizce düğmeye kimler bastı?

Hakkı Öznur: Düğmeye dış güçlerin bastığını herkes biliyor. Bu yeni bir basma değil. Zaten Türkiye’den pis ellerini, kirli ellerini çekmiş değiller. 1947 yılından beri, tek amaçları, Türkiye’yi sömürgeleri altına almak, kendi çıkarları için Ortadoğu’da kullanmak, ABD/Batı ittifakının dışına çıkmaması. ABD ve Batı emperyalizmi Türkiye’yi bölgede “ileri karakolları, jandarmaları” gibi görüyor. Bu işbirlikçilik durumundan çıkmaması için, Türkiye’nin hep kaos içinde olmasını istiyorlar. Soğuk savaş döneminden günümüze devam eden terör olaylarının ve diğer meselelerin arkasında, küresel emperyalizm vardır. Kapitalist Enternasyonal vardır.  

ABD ÖZEL KUVVETLERİ ASKERİMİZİ, POLİSİMİZİ ŞEHİT EDEN PKK MENSUPLARINI SURİYE VE IRAK’TA EĞİTMEKTEDİR

Alperen Dergisi: Askerimizi polisimizi şehit eden vatan haini teröristlerin Suriye’den geldiği ortaya çıktı.

Hakkı Öznur: Evet doğrudur. Suruç patlamasının hemen ardından 22 Temmuz günü Urfa Ceylanpınar’da 2 polis memurunun şehit edildiği terör eylemini kendilerini “Apocu Fedai Timi” olarak adlandırılan ekip yapmıştır. Daha sonra bu hainler, Ceylanpınar’ın hemen karşısındaki Suriye’nin Resulayn kasabasına kaçmışlardır.

Yine 31 Temmuz günü Adana Pozantı’da 2 polisimizi şehit eden PKK’lı teröristler Türkiye’ye Suriye’nin kuzeyindeki PYD bölgesinden sızmıştır. Pozantı da çıkan çatışmada öldürülen PKK’lıların PYD’nin hakimiyeti arlındaki bölgeden geldiği ortaya çıkmıştır.

31 Temmuz’da Pozantı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne saldıran grubun, terör örgütünün Amanos Dağları’ndaki elemanları olduğu tespit edildi. Örgütün infaz ve suikastlar için özel eğitim verdiği elemanları olduğu ortaya çıktı.

ABD Özel Kuvvetleri ‘Delta Force’ Şengal’de, Kandil’de, Suriye’de PKK/PYD mensuplarına askeri eğitim veriyor. PKK/PYD şehir savaşı, “Devrimci Halk Savaşı” dediği silahlı mücadele tekniklerini, ABD’nin özel savaş birlik mensubu olan özel elemanlarından öğreniyor.

ABD ve koalisyon güçlerinin vatandaşları PKK/PYD saflarında savaşıyor. Birçok "Eski Black Water" askeri PKK uzantısı terör örgütü YPG saflarında IŞİD'e karşı Suriye'de savaşıyor.

ABD derin devleti ile bağlantılı Black Water, bünyesinde paralı ve özel eğitimli askerleri barındıran özel güvenlik şirketi. Şirket Amerika nerede savaşa giriyorsa orada paramiliter faaliyetler gösteriyor. Bu karanlık şirket ismini ilk olarak İkinci Körfez Savaşı'nda duyurmuştu.

CIA ve Pentagon ile bağlantılı o şirketin yüzlerce karanlık, katil askeri şimdi Suriye'de PYD’nin silahlı örgütü YPG ile omuz omuza ve ortak operasyonlara katılmaktadır. 

Esad rejiminden destek alan PYD önce 24 Temmuz 2012 tarihinde “Asayiş Güçleri” adlı yapıyı kurdu, ardından Kanton yapılanmasına geçildikten ‘Öz Savunma Güçleri’ adını aldı.

Kanton yapılanmasına paralel olarak zorunlu eğitim kampları oluşturuldu. Ardından, Kandil askeri eğitim için Türkiye’den çok sayıda PKK yandaşını Suriye’ye gönderdi.

MLKP, MLSPB- Devrim Cephesi, TİKKO, Acilciler, Devrimci Karargah vb. başka örgütler de üyelerini bu kamplara göndererek askeri eğitimden geçirdi.

AVRUPA GLADYOSU ALEVİ – SÜNNİ ÇATIŞMASI ÇIKARMAK İSTİYOR

Alperen Dergisi: “Türkiye 90’lara döndürülmek isteniyor.” deniliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Hakkı Öznur: Küresel emperyalistler, kan baronları, silah baronları 90’lardan hatta 1980 öncesinden daha beter, daha kaoslu daha fazla kan gölüne dönen ve iç savaşı yaşayan bir Türkiye istiyor. Türkiye’nin huzur ve barış içinde olmasını istemiyorlar.

ABD ve İsrail ile birlikte Almanya ve İngiltere’de Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesi için mezhep çatışmalarını körükleyip destek vermeye devam ediyor. 12 Eylül 1980 öncesi Malatya, Sivas, Kahramanmaraş, Çorum 12 Eylül sonrası, “örtülü darbe” süreci dediğimiz 1993 yılında Sivas ve Başbağlar’da, 1995 Mart’ında,  Gazi Mahallesi’nde yaşananlar Türkiye’yi kaosa ve toplumsal çatışmalara sürükleyen küresel oyunların yenilerini hayata geçirmek için büyük çaba gösteriyorlar.

Etnik ve mezhep savaşlarının topraklarımız sıçramasını isteyen pek çok ülkenin istihbarat servisleri PKK, MLKP, DHKP – C, MKP, TİKKO, MLSPB, Devrimci Karargah vb. taşeron örgütleri kullanmaktadır.

Mısır’da paramiliter Baltacılar, Suriye’de Faşist Esad’ın Şebbihaları gibi sokakları kan gölüne çeviren PKK/HDP’li çeteler Türk – Kürt, derin sol örgütler de Alevi – Sünni çatışması çıkarmak istiyor.

Geçmişten günümüze orduyu müdahaleye kışkırtan, demokrasi dışı arayışlarda bulunan karanlık çevreler şimdi HDP/PKK’nın arkasına saklanarak Türkiye’yi büyük kaoslara sürüklemek istiyorlar. 68’li yıllarda (9 Mart 1971 MDD’ci Sol darbe hazırlığı) 28 Şubat sürecinde, 27 Nisan e – muhtıra sürecinde, askeri kışlasından çıkarıp “Orduyu göreve” çağıran bürokratik oligarşi – Tekelci sermaye ve tekelci medya bugün “PKK/KCK eylemlere devam –Eylemler durmasın, daha fazla kan dökün. Göreviniz iç savaş tahrikçiliğidir.” diyerek örgütten çıkarları için medet ummaktalar. Merkez medya HDP/PKK güzellemeleri yaparak PKK eylemlerine arka çıkmakta ve PKK’yı himaye altına almış vaziyettedir. Dış güçler ve Statüko Türkiye’nin hızla askeri darbe dönemlerine gitmesini istiyor, militarist ve anti demokratik bir rejimi düşlüyorlar.

Son Suruç patlaması kimin eseri? Suruç'taki patlamayla ilgili zihinleri meşgul eden istifhamlar var. Kuşkular var. Canlı bomba, olay yerinde öldü ama onu azmettirenler, destek olanlar, bu eyleme karar verenleri bilmiyoruz; belki de hiç bilemeyeceğiz. Fatura hemen IŞİD'e kesildi. IŞİD burada olsa olsa ancak maşadır. Olayın arkasına, patlamayla ne hedeflendi ona bakılmalı.

PKK/HDP, IŞİD diyor. Ama taşeron örgüt IŞİD bu eylemle ilgili bir açıklama yapmadı. Irak’ı, Suriye’yi kana bulayan IŞİD bu tür hunharca eylemler yapmaz mı? Yapar. Hatta daha büyüklerini, daha hunharca olanlarını acımasızca yapmıştır. Ve bunları da sosyal medyada yayınlamıştır. IŞİD vahşi eylemler yapmaya da devam ediyor. Bu kan manyağı, sapkın terör örgütü yaptığı kanlı eylemleri açıkça savunuyor da. IŞİD’in canlı bomba kapasitesinin çok yüksek oluğu bilinen bir gerçek. Ancak, Suruç patlamasıyla ilgili “IŞİD da yapabilir” ve “IŞİD gösterip Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyen küresel şer odakları ve onların stratejik maşaları da yapmış olabilir” diyen yaygın bir kanaat de var.

Suruç patlamasından ölenlerin kimliklerine, kökenlerine ve ideolojilerine bakın. Genelde Alevi ve Türk Sol örgütlerine mensuplar. Suruç'u planlayanlar Türk – Kürt çatışmasının yanında Alevi – Sünni çatışması da hedeflemişlerdir.

Türkiye'nin her yerinde Alevi kesimlerin sokağa dökülüp kitlesel provokasyonların oluşmasını beklemişlerdir. 12 Eylül öncesi, 93 Süreci (Madımak – Başbağlar) yine 1995 yılında Mart ayı – Gazi olayları gibi derin sol örgütlerin sokağa çıkıp eylemlerle ülkeyi büyük kaoslara sürüklemesini arzu etmişlerdir.

Suruç patlamasında bölgede hiçbir HDP'li yöneticinin milletvekilinin olmaması soru işaretlerine sebep olmuştur. Bir gün önce orada HDP mitingine katılan HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ bağlı olduğu MLKP adlı terör örgütünün uzantısı SGDF’nin Suruç toplantısına niye katılmamış? Gelmesi bekleniyormuş. Son anda iptal edilmiş. Neden gitmediğinin cevabını hala vermiyor. Ne HDP şefleri ne oraya o gençleri götüren Sol örgütün kızıl şefleri orada yoktular. 33 kişi pisipisine öldüler, ölüme gönderildiler.

KÜRESEL ORGANİZELİ TERÖR SALDIRILARI SİYASİ MÜHENDİSLİK ÜRÜNÜDÜR

Her gün şehitler veriyoruz. 22 Temmuz günü Urfa Ceylanpınar’da görevli polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar birlikte kaldıkları evde uyurken, PKK militanları tarafından enselerinden vurularak şehit edilmişlerdir. 23 Temmuz günü Diyarbakır'da trafik kazasıyla ilgili tutanak tutarken PKK tarafından kurulan pusuda polis memuru Tansu Aydın kahpece şehit edilmiştir.

26 Temmuz günü İstanbul Gazi mahallesinde polis memuru Fatih Sivri terör örgütü tarafından şehit edilmiştir.

Yine Diyarbakır’da 30 Temmuz günü devriye görevi yapan polis memuru Mehmet Uyar, PKK tarafından haince bir saldırıyla şehit edilmiştir.

31 Temmuz günü Adana'nın Pozantı İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne saldıran terör örgütü PKK, İsa İpek ve Serdar Kazar adlı iki kahraman polisimizi şehit etti. İki polisimiz teröristlerle silahlarındaki son kurşunları bitinceye kadar çatışarak şehadet mertebesine ulaştılar.

Yine 7 Ağustos günü Şırnak'ın Cizre ilçesinde terörist grubun polis zırhlı aracına düzenlediği roket atarlı saldırıda 1 polisimiz şehit oldu, 3 polisimiz yaralandı. Roket mermisinin isabet ettiği zırhlı araçta bulunan 22 yaşındaki Salih Hüseyin Parça adlı yiğit polis memurumuz şehit düştü.

8 Ağustos günü Şırnak’ın Silopi ilçesinde PKK’nın gençlik yapılanması YDG – H militanlarının açtığı ateş sonucunda 24 yaşındaki, aslan gibi vatan evladı Muhammed Onur Demir adlı polisimiz şehit düşmüştür.

Yine 8 Ağustos günü Mardin’in Midyat ilçesinde devriye görevi yapan polislerimize saldıran terör örgütü Abdullah Ümit Sercan adlı kahraman vatan evladını şehit etmiştir.

Şırnak’ta yine üzücü haberler gelmiş, 10 Ağustos günü Şırnak'ın Silopi ilçesinde Abdullah Ümit Sercan adlı polisimiz şehit olduğu, mahalleye giden polis zırhlı aracına, PKK'lılar yola tuzaklanan mayınla saldırı düzenlemişler, bu hain saldırıda araçta bulunan 4 Özel Harekat Polisi, yiğit vatan evlatlarımız şehit düşmüştür.

Saldırıda özel hareket mensubu olan Resul Kayaoğlu, Yahya Mertcan, Savaş Akyol ve Şahin Polat Aydın adlı yiğit vatan evlatları, hain pusuda şehit düşmüştür.

Şırnak’ta 4 aslanımızı şehit verdiğimiz gün yine başka bir terör örgütü olan DHKP – C, 10 Ağustos günü Sultanbeyli İlçesi Fatih Polis Merkezi Amirliği'ne bomba yüklü bir araçla terör saldırısı gerçekleştirmiştir. Saldırı neticesinde polis merkez amirliğinde görevli polis memurlarımız ve vatandaşlarımız hafif şekilde yaralanmıştır.

Aynı polis merkezine yönelik saldırı nedeniyle sabah saatlerinde olay yerinde tedbir alan ve inceleme yapan polis ekiplerine ikinci bir silahlı saldırı düzenlenmiştir. Yapılan bu ikinci saldırı neticesinde Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürü Beyazıt Çeken ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur.

Yine 15 Ağustos günü Hakkari Şemdinli’de, Başkomiser Ahmet Çamur adlı yiğit polisimiz, PKK’lı hainlerin uzun namlulu silahlarla açtığı ateş sonucu şehadet mertebesine ulaşmıştır.

Yine 23 Ağustos 2105 günü Mardin’in Nusaybin ilçesinde polis memuru Yakup Mete evine giderken. PKK’lı alçaklarca kahpece şehit edilmiştir.

26 Ağustos günü Mardin’de devriye görevi yapan zırhlı aracın devri



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ