Büyük Birlik Partisi

GENEL MERKEZ GÜNDEMİ

2017-04-25 09:31:55

ASKERİMİZİ, POLİSİMİZİ ŞEHİT EDEN PKK’LI TERÖRSİTLERİ, PYD BÖLGESİNDEKİ ABD ÖZEL KUVVETLERİ EĞİTİYOR

BBP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve yazar Hakkı Öznur, MKYK Üyesi A.Namık Akdoğan'la birlikte BBP Eskişehir İl Teşkilatında yaptığı basın açıklamasında, ülkedeki son gelişmeleri değerlendirirken, IŞID ve PKK’nın uluslararası taşeron olduğunu öne sürdü.
ASKERİMİZİ, POLİSİMİZİ ŞEHİT EDEN PKK’LI TERÖRSİTLERİ, PYD BÖLGESİNDEKİ ABD ÖZEL KUVVETLERİ EĞİTİYOR
BBP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve yazar Hakkı Öznur, MKYK Üyesi A.Namık Akdoğan'la birlikte BBP Eskişehir İl Teşkilatında yaptığı basın açıklamasında, ülkedeki son gelişmeleri değerlendirirken, IŞID ve PKK’nın uluslararası taşeron olduğunu öne sürdü.

 

 NATO MERKEZLİ GLADYO ÜLKEMİZİ İÇ SAVAŞA SÜRÜKLEMEK İSTİYOR

“Suruç'ta 32 kişinin hayatını kaybettiği gladyo bombalı saldırının ardından bölgede gerilim tırmanmaya devam ediyor. Küresel odakların sağda ve soldaki taşeron maşaları Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için silahlı bombalı eylemlerine hız vermişlerdir.

NATO merkezli gladyo ile bağlantılı şer odakları 6 – 8 Ekim benzeri bir kalkışma peşindeler. Bunun olması için de köşe taşları iç savaş tahrikçileri tarafından döşeniyor.

CIA ile bağlantılı Avrupa Gladyo’su PKK/KCK’ya ve bir küresel proje olan ajan provokatör HDP’ye “Türkiye’yi karıştırın, sokakları kan gölüne çevirin” talimatı vermiştir. Küresel güçler Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için Gezi ve Kobani olaylarından daha büyük olaylar çıkması için düğmeye basmışlar, harekete geçmişlerdir.

İkiz saldırılar devam ediyor. PKK ve IŞİD gibi taşeron örgütler üzerinden ülkemiz Ortadoğu ateşinin içinde sokulmaya çalışılıyor. İçerde PKK, dışarıda IŞİD devletimize milletimize saldırıyor. PKK cinayetler infazları devam ediyor. Ülkemiz açık bir şekilde küresel saldırı altındadır.

İki koldan küresel emperyalist kıskaç devam ediyor. Ülkemiz terör sarmalının içine çekilmeye çalışılıyor. Etnik ve mezhep temelli çatışmalar topraklarımıza sıçratılmaya çalışılıyor. 

NATO merkezli Gladyo HDP/PKK’lı derin sol çeteleri sokaklara salarak tekrar sahneye çıkmıştır. Gezi olaylarında “Alevi – Sünni” çatışması, şimdi de Kobani – Suruç bahane edilerek Kürt – Türk ve Alevi – Sünni  çatışması çıkartılmak istenmektedir.

HDP'li, PKK'lı savaş lordları küresel güçlerden savaş lobilerinden aldıkları savaş söylemini, sokaklara hakim kılmaya çalışıyorlar.

AVRUPA GLADYOSU ALEVİ – SÜNNİ ÇATIŞMASI ÇIKARMAK İSTİYOR

Küresel emperyalistler, kan baronları, silah baronları 90’lardan hatta 1980 öncesinden daha beter, daha kaoslu daha fazla kan gölüne dönen ve iç savaşı yaşayan bir Türkiye istiyor. Türkiye’nin huzur ve barış içinde olmasını istemiyorlar.

ABD ve İsrail ile birlikte Almanya ve İngiltere’de Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesi için mezhep çatışmalarını körükleyip destek vermeye devam ediyor. 12 Eylül 1980 öncesi Malatya, Sivas, Kahramanmaraş, Çorum 12 Eylül sonrası, “örtülü darbe” süreci dediğimiz 1993 yılında Sivas ve Başbağlar’da, 1995 Mart’ında,  Gazi mahallesinde yaşananlar Türkiye’yi kaosa ve toplumsal çatışmalara sürükleyen küresel oyunların yenilerini hayata geçirmek için büyük çaba gösteriyorlar.

Etnik ve mezhep savaşlarının topraklarımız sıçramasını isteyen pek çok ülkenin istihbarat servisleri PKK, MLKP, DHKP – C, MKP, TİKKO, MLSPB, Devrimci Karargah vb. taşeron örgütleri kullanmaktadır.

Mısır’da paramiliter Baltacılar, Suriye’de Faşist Esad’ın Şebbihaları gibi sokakları kan gölüne çeviren PKK/HDP’li çeteler Türk – Kürt, derin sol örgütler de Alevi – Sünni çatışması çıkarmak istiyor.

Suruç patlamasından ölenlerin kimliklerine, kökenlerine ve ideolojilerine bakın. Genelde Alevi ve Türk Sol örgütlerine mensuplar. Suruç'u planlayanlar Türk – Kürt çatışmasının yanında Alevi – Sünni çatışması da hedeflemişlerdir.

Suruç patlamalarında ölen illegal Sol örgüt üyelerinin cenaze törenleri sırasında başta İstanbul’un göbeği olmak üzere bazı şehirlerde ve ilçelerde PKK, MLKP, TİKKO, DHKP – C vb terör örgütlerinin militanları sokaklarda kaleşnikoflarla gezmişler ve düzenlenen cenaze törenlerine ellerinde uzun namlulu silahlarla katılmışlardır.

Türkiye'nin her yerinde Alevi kesimlerin sokağa dökülüp kitlesel provokasyonların oluşmasını beklemişlerdir. 12 Eylül öncesi, 93 Süreci (Madımak – Başbağlar) yine 1995 yılında Mart ayı – Gazi olayları gibi derin sol örgütlerin sokağa çıkıp eylemlerle ülkeyi büyük kaoslara sürüklemesini arzu etmişlerdir.

TOPRAKLARIMIZ İSTİHBARAT SERVİSLERİYLE DOLU

AKP hükümetinin çözüm süreci dediği  “PKK açılımı” hem de Suriye politikası batağa saplanmıştır. AKP izlediği yanlış dış politika ile Türkiye’yi bölgede daha da yalnızlaştırmıştır. Sınırda mezhep savaşları yapılıyor. AKP’nin Suriye politikası Türkiye’de onlarca cana mal oldu. Bölge silahlı grupların insafına terk edildi, sınırlar delik deşik oldu, kevgire döndü. Her türlü yabancı istihbarat servisleri topraklarımızda cirit atıyor. ABD, İsrail, İngiliz, Rus, Alman, Fransız, İran, Suriye istihbarat elemanları Akdeniz ve Güneydoğu’da karargâh kurmuşlar, ofisler açmışlar. Topraklarımıza giren belli değil, çıkan belli değil. Bombalar, silahlar patlıyor! Silah baronları! Uyuşturucu baronları! Savaş ağaları! bölgeden çıkmıyor.

Terör örgütler PKK, IŞİD, Nusra vb. yapılar ellerini kollarını sallayarak giriş çıkış yapıyorlar. NATO merkezli Gladio’nun desteklediği geçmişte “yeşil kuşak” şimdi ise “BOP” projesinde yer alan, radikal gruplar ve onların kiralık militanları serbestçe ülkemizde yuvalanıyor.

Suruç patlamasından önce 11 Şubat 2013 Cilvegözü 11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı katliamında onlarca insan hayatını kaybetti. 11 Mayıs 2013 Reyhanlı katliamı adete “geliyorum” demiştir. İstihbarat önceden alındığı halde bunun önüne geçilememiştir. Hataylı vatandaşlarımız; “ajanlar, provokatörler sokaklarda kol geziyor, mezhep çatışması çıkarmaya çalışıyorlar, Devlet tedbir alsın” uyarılarında bulunmuşlar, ancak bir CIA projesi olan yıkım projesi, PKK açılımını uygulamakla uğraşan AKP iktidarı ve istihbarat kurumları halkın feryadına sessiz kalmışlardır.

Devlet içindeki iktidar çatışmaları devam ediyor. İstihbarat zaafları devam ediyor. Asker, MİT, Emniyet birbirine güvenmiyor. Hükümet, devlet kurumları arasında taraf olarak daha da önemlisi çatışmayı artıran tutumlar izleyerek ülkenin güvenliğini tehlikeye atmıştır.

Türkiye’de devam eden kaos istihbarat ve güvenlik zafiyetini de ortaya koymuştur. AKP hükümeti güvenlik ve istihbarat zaafından direkt sorumludur.

17 – 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından tayin, açığa alma ve sürgünlerle emniyetin hafızası silindi. İstanbul’da, Ankara’da, Diyarbakır’da, Urfa’da vb. birçok illerde IŞİD, PKK vb. örgütler üzerinde uzman olan polisler paralel safsatasıyla tasfiye edildiler.

İslam’a ve Müslümanlar’a savaş ilan eden Haçlı – Siyonist ittifakının piyonu olan PKK/HDP ve derin sol paramiliter yapılar sokak eylemleriyle,  işledikleri cinayetlerle ülkemizi iç savaşa sürüklemeye çalışıyor.

KCK, Güneydoğu’da silah ve lojistik yığınak yaptırıyor, iç savaş hazırlıkları yapıyor. Dağa çıkışlar hızla artıyor. Terör üssü Kandil açıkça seçimlere etki etmeye çalışmaktadır.

KCK/PKK silah, tehdit, şantaj, entrika yaparak bölgede terör estirmektedir. Suruç patlamasının hemen ardından kitleleri silahlanmaya sokağa çağıran HDP açıklamasının ardından Ceylanpınar’da iki polisimiz PKK tarafından şehit edilmiştir.

PKK yanlısı HDP yandaşı Özgür Gündem sitesi bu olayı “Apocu fedai timleri iki polis cezalandırdı” diye vermiştir.

HDP’li Selahattin Demirtaş 6 – 8 Ekim olaylarına yol açan provokatif açıklamalarının bir benzerini yine Suruç patlamaları sonrası yapmıştır. HDP’li Demirtaş PKK militanlarını yandaşlarını ve PKK’ya destek veren derin sol örgütleri silahlanmaya sokaklara inmeye çağırmıştır.

Hatırlamakta büyük fayda var. Irak Suriye ve Türkiye ile ilgili gizli görüşmelerin karanlık kararların alındığı o malum toplantıya katılan HDP heyeti Türkiye’ye döndükten sonra peş peşe toplantılar yapmışlar ve kararlar almışlardı. İlk olarak Ayn el Arap (Kobani) ile ilgili aldıkları provokatif kararı kamuoyuna açıkladılar. Ve alınan kışkırtıcı karar sonrası tüm taraflarını sokağa çıkardılar.

Terör örgütü PKK/KCK’nın hain planı şehir merkezlerinde, metropollerde saldırı, sabotaj ve terörle devleti yıldırmak, Türk – Kürt çatışması artırılarak “artık bir arada yaşayamayız” fikrini benimsetmektir.

Suruç patlamalarında ölen Sol örgüt üyelerinin cenaze törenleri sırasında başta İstanbul’un göbeği olmak üzere bazı şehirlerde ve ilçelerde PKK, MLKP, TİKKO, DHKP – C vb terör örgütlerinin militanları sokaklarda kaleşnikoflarla gezmişler ve düzenlenen cenaze törenlerine ellerinde uzun namlulu silahlarla katılmışlardır.

6 – 7 Ekim'de 53 vatandaşın katline yol açan çağrıyı yapan, HDP'nin eş başkanları ve temsilcileri Suruç patlamasını fırsat bilip yine kaos peşindeler.

Bir haçlı kuvveti olan terör örgütü PKK’nın “öz savunma”, CIA çocuğu Selahattin Demirtaş’ın “kendi güvenliğini sağlamak dediği 6 – 8 Ekim benzeri devrimci halk savaşı dedikleri kalkışmadır. Devrimci şiddettir, kızıl terördür.

Tekirdağ’da, Bursa’da, İzmir’de, Antalya’da ‘barış güvercini’ gibi konuşan Demirtaş Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Ağrı’da ‘savaş şahini’ gibi konuşuyor.

Selahattin Demirtaş’ın açıklamasından bir gün sonra, KCK’nın başında bulunan Cemil Bayık, ‘Önder Apo'nun özgürlüğü ve özgür müzakere koşulları yaratılmadan hiç kimse ateşkesten, çözüm sürecinden söz edemez’ diyordu. KCK 11 Temmuz günü çözüm süreci bitti derken, Cemil Bayık, 8 gün sonra 19 Temmuz günü de, ‘kürd gençlerinin ve halkın şehirlerde silahlanması ve tüneller kazması’ çağrısını yapıyordu.

PKK'nın silahlı kanadı HPG tarafından koruculara yönelik yayınlanan ve 18 Temmuz günü medyaya yansıyan bildiride, ‘Tüm uyarılarımıza rağmen düşmanla aynı mevzide nöbet tutmanız, yol kontrollerine çıkmanız ve operasyonlara öncülük etmeniz bu uyarılarımızı dikkate almadığınızı göstermektedir. Silvan Barajı ve yeni kalekolların yapımına hiçbir şekilde izin vermeyeceğimizi biliyorsunuz. Siz düşmanı korurken sizi köylerinizde kim koruyacak?’ tehdidinde bulunuluyordu.

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkan Avrupa gladyosunun maşası Cemil Bayık’ın Suruç patlamasından birkaç gün önce yandaşlarına “Silahlanın, tüneller kazın, savaşa hazırlanın” çağrısı da PKK şiddetini tüm Türkiye’ye yaymak için yapılan bir çağrıdır.

Bu tür çağrıların ilham kaynağı Irak’taki “El Haşd El Şaabi” deneyimidir.

Amerika da “IŞİD ile mücadele” adı altında “El Haşd El Şaabi” deneyimini destekliyor. Etnik ve mezhepsel temeller üzerine kurulan “El Haşd El Şaabi” deneyimi Irak’ta kaosu büyütmekten ve emperyalizme hizmet etmekten başka bir işe yaramamaktadır.

KÜRESEL OYUNDA İNGİLİZLER BAŞROLDE

Yüzyıllık büyük oyun İngilizlerin eseridir. İngiltere Osmanlı ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti devletinden hep rahatsız olmuştur. Türkleri, İngiliz çıkarlarına hep engel olarak görmüşlerdir. Türk ve Türkiye düşmanı olan İngilizler coğrafyamızda her zaman PKK/PYD vb. taşeron örgütlerle kaos peşinde kargaşa peşinde koşmuştur. Bu gün Türkiye ye yönelik küresel oyunun arkasında bölücü ve selefi terörün arkasında İngiltere vardır.  

Askerimiz,  polisimiz terör örgütü PKK’nın hain saldırılarında şehit düştükçe ve PKK saldırıları devam ettikçe İngilizler ellerini kovuşturuyor. İngiliz gazeteleri, PKK/HDP güzellemeleri yapıyor. Niçin? Terör örgütü PKK ile yapılan Oslo görüşmelerinde koordinatör ülke kim? PKK ile MİT arasında Oslo da yapılan görüşmelerde İngilizlerin hakem olduğu yazıldı çizildi, tekzip bile edilmedi. Stratejik maşa terör örgütü PKK açıkladı: “Dostumuz İngiltere hakemlik yaptı.”

Bakın artan terör olaylarında ve Suruç patlamasının arkasında İngiliz parmağı olduğu açıkça çok yerde söylenmektedir.

150 yıldır Ortadoğu’yu karıştıran sınırları, haritaları değiştiren, en köklü, en karanlık, en alçak emperyalist ülkelerden biri olan İngiltere taşeronları olan PKK/PYD ile birlikte IŞİD denen canavara da açık destek vermektedir. İngilizlerin PKK ile ilgili meselede devreye girmeleri Türkiye’nin lehine değil aleyhinedir. Milli güvenliğimizin tehlikeye girmesi demektir.

Aklıma iki güzel söz geldi. ABD ve İngiltere için Latin Amerika’daki ABD karşıtları derki “Dünyada darbe olmayacak tek yer Amerika’dır. Çünkü orada bir ABD büyükelçiliği yok”  

Coğrafyamızda sinsi master planı uygulanıyor. Planın mimarları ABD/İngiltere ve İsrail. ABD’nin, İngiliz’in, Yahudi’nin ipiyle Ortadoğu’ya inilmez! İpleri Haçlı – Siyonistlere verirseniz coğrafyamız kan ve gözyaşından kurtulamaz.

Sultan İkinci Abdülhamid Han “Nereye baksam İngiliz oyunu karşımıza çıkıyor. Her taşın altından İngilizler çıkıyor.” Ulu Hakan’ın 115 yıl önce söyledikleri bugün bile geçerliliğini koruyor. İngilizlerin, Siyonistlerin neden Abdülhamit Han’ı sevmedikleri belli. Çünkü büyük bir devlet ve siyaset adamı olan Abdülhamit Han 33 yıllık devlet yönetiminde İngiliz ve Yahudi oyununu, kahpeliğini görmüş ve onların Türk düşmanı olduklarını çok iyi biliyordu. Hep emperyalistlerle, Siyonistlerle mücadele etti.

Ne olursa olsun topraklarımızda gerçekleşen bütün terör eylemleri, provokasyonlar, senaryolar ABD ve Batı emperyalizminin kankası terör rejimi İsrail’in, mezhepçi İran ve Suriye’nin işine gelir. Genel anlamda da küresel proje BOP’a hizmet eder. 

TÜRKİYE’Yİ İSTİKARSIZLAŞTIRMAK İSTEYEN KÜRESEL PLANLARIN ARKASINDA ABD/BATI, İSRAİL – KAPİTALİST ENTERNASYONAL VAR

Düğmeye dış güçlerin bastığını herkes biliyor. Bu yeni bir basma değil. Zaten Türkiye’den pis ellerini, kirli ellerini çekmiş değiller. 1947 yılından beri, tek amaçları, Türkiye’yi sömürgeleri altına almak, kendi çıkarları için Ortadoğu da kullanmak, ABD/Batı ittifakının dışına çıkmaması. ABD ve Batı emperyalizmi Türkiye’yi bölgede “ileri karakolları, jandarmaları” gibi görüyor. Bu işbirlikçilik durumundan çıkmaması için, Türkiye’nin hep kaos içinde olmasını istiyorlar. Soğuk savaş döneminden günümüze devam eden terör olaylarının ve diğer meselelerin arkasında, küresel emperyalizm vardır. Kapitalist enternasyonal vardır.  

Her gün şehitler veriyoruz. 22 Temmuz günü Urfa Ceylanpınar’da görevli polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar birlikte kaldıkları evde uyurken, PKK militanları tarafından enselerinden vurularak şehit edilmişlerdir.

22 Temmuz günü Adıyaman’da jandarmaya uzun namlulu silahlarla ateş açan terör örgütü, 22 yaşındaki Uzman Onbaşı Müsellim Ünal’ı şehit etmiştir.

İnsanlıktan nasibini almamış caniler tarafından adice ve kalleşçe gerçekleştirilen eylemlerde askerimiz polisimiz hain pusularda şehit düşmüştür.

Milletimizin arslan gibi evlatları emperyalizmin uşağı olan terör örgütleri tarafından hain saldırılar neticesinde şehit düşmeye devam ediyor.

Ülkenin milli güvenliği tehlikede. Askerin kışlaya, polisin karakollara çekilmesi sonucunda Terör örgütü PKK eylemleriyle bölgede “tek otorite benim” noktasına gelmiştir. Çözüm süreci PKK açılımı olmuştur. Örgüt dokunulmazlık kazanmıştır.

Dağda, tepede bölücü örgütün paçavraları dalgalanmaktadır. Devletin varlığının ortada olmaması hasebiyle bölücüler bölgeyi kontrolleri altına almış vaziyettedir. Terör örgütü ellerinde son modern silahlarla yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor, güvenlik güçlerine ateş açıyor. Diyarbakır’da kışla içinde bayrağımızı indiriyor, teröristlerin heykellerini dikiyor, Atatürk büstlerini, okulları yakıyor, yıkıyor, korsan okullar açıyor, devlete meydan okuyor.

Hakkari’de, Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Urfa da, Mardin’de, Bingöl’de, Van da, Ağrı’da vb. yerlerde askerlerimiz, polislerimiz, korucularımız PKK terör örgütü tarafından hain tuzaklarda şehit ediliyor. Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması YDG – H bölgede asker ve polislerle ilgili keşif çalışması yapıyor. Kapı kapı gezen PKK ölüm fişlemeleri yapıyor.

Yüksekova’da PKK açılımının başladığı süreçten itibaren birçok polis ve askerimiz hain pusularda şehit edilmiştir. Yüksekova – Diyarbakır hattındaki cinayetler şimdi Urfa’da olduğu gibi bütün Türkiye’ye yayılmaya çalışılmaktadır.

ABD ve NATO’nun emrindeki stratejik piyon PKK şehirlerde ilçelerde gerçekleştirdiği asker ve polis suikastlarıyla devlet görevlilerini sokağa çıkartmak istemiyor. Güvenlik güçlerini görev yapamaz hale getirmek istiyor. Terör örgütü, “devlete bölge bizden sorulur” mesajı veriyor.

Dağa çıkışlar son iki yılda 10 bine ulaşmıştır. Örgüt zorla gençleri dağa çıkartmaktadır. Bölge terör örgütü PKK'ya terk edildi. Örgüt kırsaldan şehirlere indi. Dağdan inen örgüt militanları şehirlerde ilçelerde HDP/DBP binalarında eğitim vermekte, sokaklarda PKK halayları çekmekte, örgütsel şovlar yapmakta. AKP sayesinde alan hakimiyeti PKK ve unsurlarına geçti.

Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması YDG – H bölgede asker ve polislerle ilgili keşif çalışması yapıyor. Kapı kapı gezen PKK ölüm fişlemeleri yapıyor. HDP/DBP’li belediyeler ve PKK kontrolündeki yapılar şehir ve ilçe merkezlerinde oturan asker ve polislerin adreslerini tespit ediyor. Onlara yönelik suikast ve eylem planları hazırlıyorlar. Suikast amaçlı keşif çalışmalarını bölgede artık rahatlıkla yapıyorlar.

Hakkari, Diyarbakır, Bingöl ve Şanlıurfa’da meydana gelen suikastler PKK’nın bu keşif çalışmaları sonucu olmuştur.

22 Temmuz günü Urfa Ceylanpınar’da 2 polis memurunun şehit edildiği terör eylemini kendilerini “Apocu Fedai Timi” olarak adlandırılan ekip yapmıştır.

ABD Özel Kuvvetleri ‘Delta Force’ Şengal’de, Kandil’de, Suriye’de PKK/PYD mensuplarına askeri eğitim veriyor. PKK/PYD şehir savaşı, Devrimci Halk Savaşı dediği silahlı mücadele tekniklerini, ABD’nin özel savaş birlik mensubu olan özel elemanlarından öğreniyor.

Esad rejiminden destek alan PYD önce 24 Temmuz 2012 tarihinde Asayiş Güçleri adlı yapıyı kurdu, ardından Kanton yapılanmasına geçildikten ‘Öz Savunma Güçleri’ adını aldı.

Kanton yapılanmasına paralel olarak zorunlu eğitim kampları oluşturuldu.  Ardından, Kandil askeri eğitim için Türkiye’den çok sayıda PKK yandaşını Suriye’ye gönderdi.

MLKP, MLSPB- Devrim Cephesi, TİKKO, Acilciler, Devrimci Karargah vb. başka örgütler de üyelerini bu kamplara göndererek askeri eğitimden geçirdi.

WASHİNGTON HDP İÇİN “BİZİM PARTİ” SELAHATTİN DEMİRTAŞ İÇİN  “BİZİM ÇOCUK” DİYOR

HDP’nin ABD ve yurt dışı temaslarında, Washington ve batı dünyası HDP için “bizim parti” muamelesi yapmıştır. HDP Eşbaşkanı sıfatı taşıyan Selahattin Demirtaş İçin Washington ve batı başkentlerinde “bizim çocuk” denilmektedir.

Ayn el Arap (Kobani) provokasyonun başrolünde olan HDP bir PR çalışması ve Washington projesidir. HDP emir ve talimatları dışarıdan almaktadır.

CIA’nın devrimcileri, Soroscular, etnik ve mezhep ayrımcılığı yapanlar, Türkiye’yi iç savaşa sürüklemeye çalışan çevreler, hepsi tam kadro HDP içinde toplanmışlardır. HDP ideolojik ajanların, etki ajanlarının büyük rol aldığı bir yapıdır. HDP mürdet, PKK/KCK zihniyetine hizmet eden seküler – stalinist bir yapıdır.

HDP’nin aldığı yüzde 13 oy oranı PKK silahlarının gölgesinde olmuştur. PKK silahla bölgeyi kontrol altına almıştır. Çözüm süreci ile dokunulmazlık kazanan PKK, askeri, siyasi ve psikolojik olarak güçlenmiş, bu da en çok uzantısı HDP’ye yaramıştır. HDP parti değil, paramiliter yapıdır, beşinci kol hareketidir.

Terörle iç içe olan terör örgütünden talimat alan PKK ile arasına mesafe koymayan HDP anayasal suç işlemektedir. Batılı ülkelerde HDP gibi partiler demokrasiye olan tehditlerinden dolayı çoktan kapatılır.

Askerimiz polisimi hain pusularda PKK terör örgütü tarafından şehit ediliyor HDP eş başkanları HDP sözcüleri milletvekilleri hala PKK terörünü kınamadıkları gibi tavır da almıyorlar. PKK’dan “özgürlük ve barış hareketi” gibi söz etmekteler.

HDP silahsız siyaseti değil silahlı siyaseti savunarak Kandil siyasetçiliği yapmaktadır. HDP silahtan başka siyaset güçten başka dil bilmediği için Kandil’le, KCK ile bağlarını kesmeye yanaşmıyor.

HDP’nin barış siyaseti dediği savaş siyasetidir. Barış ve demokrasiden yana olanlar sırtını terör örgütlerine dayamaz, terörden nemalanmaz.

DİYARBAKIR – SURUÇ PATLAMALARININ SORUMLUSU HDP’DİR

İdeolojik savaş kışkırtıcıları HDP sözcüleri “Türkiye Cumhuriyeti devleti güvenliği sağlamamıştır. Bunun sorumluluğu gerçekten ağırdır, hesabı verilecektir” demişlerdir.

Tahrik etmeye devam ediyorlar. HDP, güvenlik zaafından şikayetçiymiş… Ki, HDP vekilleri değil miydi, bölgedeki asker ve polisleri, ‘Defolun gidin buradan burası Kürdistan değil mi!’ şeklinde tahrik edenler?

5 Haziran 2015 akşamı hem de seçimlerden iki gün önce Diyarbakır’da, HDP seçim mitingi öncesi, ‘Biz TC’nin polislerini istemiyoruz. Güvenliğimizi kendimizi sağlarız. Kendi güvenliğimizi kendimiz sağlarız.’ söylemiyle güvenlik güçlerini kendilerine yaklaştırmayan, polislerin de gerilim meydana getirmemek için geri çekildikleri ve HDP’li Diyarbakır Belediyesi’nin zabıtalarının ve HDP militanlarının yaptıkları aramalarla girilen miting alanı yakınında patlatılan iki bomba sonunda, iki kişi ölmüştü.

Diyarbakır patlamalarından HDP sorumludur. Açıkça bu patlamalardan mağduriyet algısı oluşturan HDP karlı çıkmıştır.

Diyarbakır ve Suruç patlamalarına giden yoldaki emniyet zafiyetlerinin büyük ölçüde HDP’li belediyelerden kaynaklandığı anlaşılıyor. Polis, Suruç patlamasından önce Amara Kültür Merkezi’nin bahçesine girenlerin üstlerini aramak istemiş, fakat belediye yetkilileri buna mani olmuşlar. Ayrıca, kültür merkezinin güvenlik kameraları 10 aydır devre dışıymış.

HDP/DBP belediyeler YDH – G militanlarının sığınağı, örgüt karargahı olmuştur. Dağa militanlar ve silah sevkiyatları resmi araçlarla yapılmaktadır. Dağdaki PKK unsurlarına lojistik destek HDP/DBP’li belediyeler tarafından sağlanmaktadır. Terör örgütü elinde tuttuğu belediye binalarında militanlarına ideolojik eğitim vermektedir. Bunu bölgede bilmeyen yok!

FİGEN YÜKSEKDAĞ MLKP ADLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN MENSUBUDUR

Paralel yapı KCK/PKK’nın uzantıları ile yancısı, Almanya merkezli MLKP’nin mensubu olan Figen Yüksekdağ da mecliste. HDP eş başkanı Figen Yüksekdağ yasa dışı terör örgütü MLKP’nin ve onun yasal partisi olan 29 Ocak 2010 tarihinde kurulmuş Marksist – Leninist bir siyasi parti olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (kısaca ESP)’nin ilk kurucu genel başkanıdır. Marksist Leninist Komünist Parti (kısaca MLKP), 10 Eylül 1994'te kurulan yasa dışı komünist bir örgüttür. MLKP’nin kökenleri 12 Eylül 1980 öncesine dayanmaktadır. Üç sol örgüt TKP-ML Hareketi, TDKİH ve TKİH’in birleşmesiyle kurulmuştur. Figen Yüksekdağ asker, polis, ülkücü katili olan terör örgütü MLKP’nin uzun süreli yayın yapan halen yayınlanmaya devam eden Atılım gazetesinde uzun yıllar çalışmıştır. Atılım gazetesinde yayın kurulu üyesi olarak çalıştı ve “Sosyalist Kadın” dergisinin editörlüğünü yaptı.

Kendini feminist, sosyalist olarak nitelendiren Figen Yüksekdağ HDP’nin 22 Haziran 2014'te HDP II. Olağan Kongresi sonunda partinin eş başkanı olarak seçildi. 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin Van milletvekili seçildi.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, PYD/YPG'nin 19 Temmuz 2012'de Kobani'deki kontrolü ele geçirmesinin 3'üncü yıldönümü nedeniyle Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde düzenlenen bölücü kutlamalara katılmıştır. Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen bölücü kutlamalarda sahnenin ön bölümüne '19 Temmuz Rojava Devrimini Selamlıyoruz' arka bölümüne ise 'Önder Apo'nun özgürlüğü bütün halkların özgürlüğüdür', 'Güneşin ve ateşin çocuklarına bin selam olsun', 'İmralı kayalarından atılan tohum Kobani'de filizleniyor', 'Benim bildiğim PKK yenilmezdir' yazılı bölücü pankart ve dövizler asıldı.

HDP Eş başkanı MLKP’li Figen Yüksekdağ 19 Temmuz günü Kobani'deki temaslarının ardından geldiği Urfa'nın Suruç ilçesinde yaptığı konuşmada, devletin Suriye sınırındaki güvenlik tedbirlerini eleştirmiştir. HDP için 'Sırtını terör örgütüne dayayan parti' denildiğini belirten Yüksekdağ, ‘Partimiz için 'sırtını terör örgütüne dayayan HDP' diyorlar, anlamayanlara cevap veriyorum: Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG’ye ve PYD’ye yaslıyoruz. Bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Sırtımızı kime yasladığımızı söylüyoruz, bundan sonra da yaslamaya devam edeceğiz.’ diyordu.

Derin sol örgütler, bölücüler, beşinci kol gruplar, Türkiye’yi kaosa sürüklemek için tekrar meydanlara çıkmışlardır. Dışarıdan talimatlı ve yönlendirilmeli etki ajanlarının da devreye girmesi ile bilinçli tahrikler ile toplum büyük bir gerilime ve kutuplaşmaya götürülmeye çalışılmaktadır.

Kobani’yi, Suruç’u bahane ederek yapılan provokatif eylemlerin derin bir planlama olduğu planlı ve organizeli hareketlerin sokaklara inmesi ile görülmüştür.

IŞİD ile PYD/PKK Ayn El Arap/Kobani’de savaşırken bu gençleri kimler ölüme gönderdi?  Bunca yıllık provokasyon tarihinden kimse neden ders çıkarmıyor?

Suruç’taki Amara Kültür Merkezi parkında toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyelerinin yanında bir gün önce bulunan HDP milletvekilleri ve yetkilileri, basın açıklaması yapılacağı gün neden toz olup buharlaştılar?

Olaydan bir gün önce KCK şefi Cemil Bayık, “halkımız silahlansın” açıklaması yapıyor.

Olayın hemen ardından HDP’liler, koro halinde kendi güvenliklerini sağlamak için silahlanacaklarını açıklıyorlar.

Okullar tatilde olduğu halde ODTÜ’lü öğrenciler, olaydan 1 dakika 28 saniye sonrasında “Suruç’ta katliam var” pankartı açıyorlar. Olaydan 2 dakika sonra Alman İstihbaratı’nın haber kanalı DPA, haberi dünyaya servis ediyor.

ROJAVA – OYUNCAK – KİTAP EDEBİYATI

Kartel medyası PKK teröristlerini şirinleştiren bir kampanya yürütüyor. Emperyalist basın da bu kampanyanın başındadır. “Rojava” edebiyatı gırla gidiyor. 

PKK/PYD saflarında, Suriye’ye savaşmaya giden derin sol örgütler sözde Kobani’deki çocuklara oyuncak, kitap götüreceklermiş! Onlara çocuk parkları yapacaklarmış! Bunların bir kurgu ve tamamen mizansen olduğunu cümle alem biliyor.

Suriye hakkında çok fazla bilgi sahibi olmayan derin sol örgütlerin karanlık ağına düşmüş genç solcuları Ayn El Arap’a ya da Kobani’ye götürmek için İzmir’den, Adana’dan, İstanbul’dan otobüs kaldıranlar, Suriye’de iç savaşın olduğunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar ama ölümle sonuçlanabilecek bu yolculuğa o gençleri bilerek çıkardılar.

“Çocuk parkı, oyuncak, kitap, kütüphane” bunlar hikaye! 32 kişinin öldüğü olay sonra basında yürütülen kampanyaya bakınız, kanlı Kürt Koridoru için yürütülen faaliyet, birden “Oyuncak götürme ve çocuk parkı yapma faaliyetine” dönüştürülüyor. O oyuncakları götüren gençlerimiz ise hangi planın hizmetinde olduklarını bilmiyorlar bile.

Suruç patlamasında bölgede hiçbir HDP'li yöneticinin milletvekilinin olmaması soru işaretlerine sebep olmuştur. Bir gün önce orada HDP mitingine katılan HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ bağlı olduğu MLKP adlı terör örgütünün uzantısı SGDF’nin Suruç toplantısına niye katılmamış? Gelmesi bekleniyormuş. Son anda iptal edilmiş. Neden gitmediğinin cevabını hala vermiyor. Ne HDP şefleri ne oraya o gençleri götüren Sol örgütün kızıl şefleri orada yoktular. 32 kişi pisipisine öldüler, ölüme gönderildiler.

SGDF’nin Kobani kampanyasına mesnet olarak gösterilen “çocuk parkı, kreş, rehabilitasyon” faaliyetleri mizansendir. Legalde ESP’nin illegalde MLKP’nin çizgisinde faaliyet yürüttüğü de Türkiye’de HDP’yle Suriye’de PYD’yle aynı safta mücadele ettiği de sır değil.

“Kobani’ye insanlık taşıyorlardı” tam bir aldatmacadır. “Kobani’nin yeniden inşası için” vurgusu hikayedir. Bilmeyen de bunların Kobani’ye inşaat yapmaya, çocuk parkı yapmaya gittiğini sanacak! Hâlbuki Türk – Kürt solunun Suriye’ye ABD ve NATO planlarına bağlı olarak gruplar halinde genç militanları gönderdiğini Ortadoğu’da bilmeyen yok. Türk Sol örgütlere mensup militanlar YPG ve Esad saflarında eğitilip faşist BAAS rejimini korumaya çalışıyorlar. “Rojavalı çocuklara oyuncak götürmek” palavrasını kimse yemiyor. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun bağlı olduğu illegal terör örgütü MLKP Merkez Komitesi Suruç patlamasının ardından  “Devrimci savaşımı büyütmek MLKP'nin boynunun borcudur. Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da da, Rojava ve Şengal'de de bu borç ödenecektir” demiştir.

IŞİD'in sosyalist gençlere saldırısının tesadüf olmadığını iddia eden terör örgütü, "Çünkü onlar Kobani direnişinde ve Rojava devriminin tüm cephelerinde savaştılar, onlar sosyalizm mücadelesinin bayraktarıydılar" dedi.

Hem gençleri ölüme gönderiyorlar hem de onların kanları üzerinde devrimcilik edebiyatı yapıyorlar. Nasıl olsa ölenler örgüt şefleri değil. Ölenler ne için Suriye bataklığına gittiklerinin bilincinde dahi olmayan kandırılmış gençler…

ABD VE BAAS REJİMİNİN SAFLARINDA ÇATIŞAN TÜRK KOMÜNİSTLERİ

PYD/YPG/YPJ saflarında savaşmak üzere Kobani’ye sevk edilen gençleri “Türk ve Kürt enternasyonalizminin yüz akları” diye övmekte inat ettikleri oranda Suriye’den Türkiye’ye taşınan şiddeti de teşvik ediyorlar.

1968’den günümüze fraksiyon kavgası yapan birbirlerini öldüren illegal sol örgütlenmeler, Ayn al – Arap – Kobani söz konusu olunca, genel itibariyle geçmişteki kanlı çatışmaları sol içi şiddeti bir kenara bırakıp eylem birliği yaptılar.

PKK/PYD’ye destek için bölgeye giden illegal sol örgütler, legal siyaset alanında HDP’yi destekliyor.

Türkiyeli devrimci örgütler bir açıklama yaparak PKK/PYD’ye destek vermek için “Birleşik Özgürlük Güçleri” oluşumunu kurduklarını ilan etmişlerdir.

MLKP, TKP/ML, MKP, MLSP/Devrim Cephesi, TKP/Kıvılcım, Anarşistler vb. gibi örgütler Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi/SYKP, EMEP, SDP gibi legal fraksiyon partiler açıkça PKK himayesine girmişlerdir. 2009 yılında öldürülen polis katili Orhan Yılmazkaya’nın örgütü Devrimci Karargâh da PYD – YPG’ye destek vermektedir.

Türkiyeli devrimci sosyalist örgütler, yayınladıkları açıklama ile Birleşik Özgürlük güçleri adıyla IŞİD’e karşı savaştıklarını duyurdular.

Nusayri cinayet şebekesi Şebbihalar ile ortak hareket eden MLKP DHKP – C, Acilciler vb şer örgütlerle Esad rejiminin tetikçiliğini yapmaktadır.

Çok sayıda Türk sol örgütlere mensup militanlar PKK yapılanması olan YPG/YPJ saflarında IŞİD’e karşı savaşırken öldürüldüler. Ölenler arasında MLKP, MLSPB – Devrim Cephesi – TİKKO, EMEP, SDP, SYKP mensupları vardır.

2015 Ocak ayından 20 Temmuz tarihine kadar PYD saflarında savaşan 200 yakın Türk vatandaşı olan PKK’lı çatışmalarda hayatını kaybetmiştir. PYD saflarında savaşırken öldürülen militanların cenazeleri Türkiye’ye getirilerek HDP/DBP tarafından örgütsel törenle toprağa verilmektedir.

Ancak PKK/PYD saflarında sadece Türk solunun ve PKK’nın  “Türk – Kürt enternasyonalizmin yüz akları” dedikleri savaşmıyor. Amerika, Kanada, İngiltere, İsrail, vatandaşı birçoğu “ajan” olan kişiler de PKK/PYD saflarında savaşmaktadır.

HDP kuyruğuna PKK ile bir zamanlar kanlı bıçaklı olan mensupları PKK tarafından öldürülen EMEP, TDKP, ESP (MLKP) vb. bazı sol örgütler ve çevreler takılmıştır.

PKK/PYD sadece kendi silahlı gruplarını kurmadı. Ne kadar Türk soluna mensup sol örgüt varsa Suriye’de eğitti ve altında savaştırıyor: MLKP TİKKO, MKP, MLSPB- vb. başta olmak üzere kaç tane Alevi – Komünist örgüt varsa, şu an Suriye’de askeri eğitim alıp diplomayla Türkiye’ye dönmekteler.

MLKP ve TİKKO gibi birçok sol taşeron örgüt Kobani’de terör eğitimi alıyor, PKK’ya, PYD’ye yoldaş olsunlar diye. Suriye’de IŞİD’e karşı silahlı çatışmalarda ölen MLKP’lilerin haddi hesabı yok. Türkiye’den PKK/PYD saflarında savaşmaya giden komünist örgüt üyelerini masum göstermek tamamen bir algı operasyonudur. 

Esad klanı, BAAS rejimi soğuk savaş döneminden günümüze Sol ve bölücü terör örgütlerini himaye etmeye, onlara kamplar açmaya, liderlerini ve tetikçilerini beslemeye, onları Türkiye’ye karşı “ajan – kışkırtıcı” ve “taşeron” olarak kullanmaya devam ediyor. PKK lideri Abdullah Öcalan’a 19 yıl (1979 – 1998)  Esad rejimi bakmış ve terör örgütü PKK’ya her türlü imkanı sağlamıştır. PKK, THKP – C, Acilciler, DHKP – C vb. Sol terör örgütleri Suriye gizli servisi El Muhaberat’ın kontrolünde hareket etmişlerdi.

Derin sol örgütler Suriye’yi yolgeçen hanı yaptılar ama bugüne kadar bir tanesi ne tutuklandı, ne medyada gündem oldu!

68 sürecinde “6. Filo def ol” diyenler, ABD elçisinin arabasını yakanlar aradan geçen 47 sene sonra şimdi Gladyo’ya bağlı PKK ve PYD ile beraber IŞİD’a karşı “Bıji Obama, Bıji Amerika” sloganları atıyorlar. ABD ve koalisyon güçlerinin şemsiyesi altında devrim şarkıları söylemekteler. Nasıl anti – Amerikancılıksa! Nasıl Devrimcilikse! ABD, Batı, İran ve BAAS yedeğinde devşirme solculuk!

ÇÖZÜM SÜRECİ İHANET SÜRECİDİR

Terör örgütü PKK’nın “barış süreci”, hükümetin “çözüm süreci” dediği bu süreci BBP “ihanet süreci” olarak görmüş ve karşı çıkmıştır. AKP’nin, “çözüm süreci” dediği süreç yıkım sürecidir. 

AKP hükümeti yıkım sürecinde Apo İtini, “Barış Meleği”,  Zerdüşt PKK’yı “Barışsever”, teröristleri de “Çiçek Çocukları” gibi göstermeye çalışmıştır. Hükümet, Doğu ve Güneydoğu’da otoriteyi sağlayamıyor.

AKP hükümeti, CIA’nın hazırladığı, ellerine verdiği “PKK açılımlarını” uygulamaktadır.

AKP, CIA ideologları Henry Barkey, David Philips, Graham Fuller vb. CIA elemanlarının hazırladığı yıkım projelerine sarılmıştır. “Çözüm süreci” dediler, Türkiye çözülüyor.

BBP, terör örgütü PKK’yı siyasallaştırmaya meşrulaştırmaya çalışan CIA patenli açılımlara karşı Hükümet, Doğu ve Güneydoğu’da otoriteyi sağlayamıyor. Teröristlerden hesap soramayan bir hükümet ile devlet ile karşı karşıyayız. Fiilen Güneydoğu terör örgütünün insafına bırakılmıştır.

AKP hükümetinin izlediği yol, yol değil. Çözüm süreci dedikleri süreç, Türkiye’yi hızla çatışmalara, ayrışmalara götürüyor. AKP iktidarında, Apo itinin posterlerini taşımak, PKK paçavralarını sokaklarda sallamak, bölücü şov yapmak serbest. “Türküm” demek ırkçılık, Türk bayrağı taşımak ise tahrik unsuru olarak görülüyor.

AKP’nin MİT üzerinden yürüttüğü “PKK açılımı” Türkiye’yi büyük kaosa sürüklemektedir.

Hükümet bölücü ihanete ortak olmuştur. Devlet görevlileri HDP sözcüsü, PKK siyasi komiserleri gibi. Hükümet ulaklık, MİT postacılık, Genelkurmay ise seyircilik yapmaktadır. Hükümet, PKK’ya değil, TSK’ya silah bıraktırmıştır. HDP’yi PKK açılımı büyütmüş ve medyatik hale getirmiştir. 

Oslo vb. görüşmeleri hararetle savunan HDP ile AKP birlikte ülkeyi kaosa sürüklemekteler.

Oslo görüşmeleri, nasıl vatana ihanetse Dolmabahçe mutabakatı da aynıdır. Oslo görüşmelerinde kabul edilen hususlar Dolmabahçe protokolü ile daha ileriye taşınmıştır.

Bir NATO projesi olan HDP, AKP’nin karşıtı değil, ihanet sürecindeki resmi ortağıdır. PKK’nın legal plandaki temsilcisi olan HDP, Anglo – Sakson Yahudi ittifakına hizmet etmektedir.

Terör örgütü PKK/HDP “çözüm süreci” ile dokunulmazlık kazanmıştır. Asker ve polis PKK’ya operasyon yapmaktan çekinmektedir. Bölgeye hükümet ile uyum içinde olan ve çözüm süreci denen ihanet sürecini destekleyen vali ve polis şefleri gönderilmektedir.

İmralı ve Kandil arasında mekik dokuyan, kuryelik yapan, postacılık yapan istihbarat da ortada yoktu. Güvenlik güçleri “çekilme taklidi” yapan PKK’yı görmediği gibi,  öz savunma birlikleri diyerek sokakları savaş alanına çeviren PKK/KCK militanlarını da görmedi. Çünkü AKP hükümeti “aman PKK’lılara dokunmayın, aman aramız açılmasın, açılım süreci zarar görmesin” diye güvenlik güçlerine talimat vermiştir. PKK/KCK bölgede her istediğini yaparken güvenlik güçleri ise olan biteni seyrediyor.

PKK'yı, AKP'nin “Çözüm Süreci” dediği ihanet politikası büyüttü. İmralı, Kandil yol oldu. Heyetler geldi, gitti. Arşivler, AKP ve medyasının Öcalan ve PKK güzellemeleriyle dolu. AKP, güvenlik kuvvetlerinin PKK operasyonlarına onay vermedi.

Dağda, tepede bölücü örgütün paçavraları dalgalanmaktadır. Devletin varlığının ortada olmaması hasebiyle bölücüler bölgeyi kontrolleri altına almış vaziyettedir. Terör örgütü ellerinde son modern silahlarla yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor, güvenlik güçlerine ateş açıyor. Diyarbakır’da kışla içinde bayrağımızı indiriyor, teröristlerin heykellerini dikiyor, Atatürk büstlerini, okulları yakıyor, yıkıyor, korsan okullar açıyor, devlete meydan okuyor.

Bingöl’de, Yüksekova’da, Diyarbakır’da, Şırnak’ta vb. yerlerde askerlerimiz, polislerimiz, korucularımız PKK terör örgütü tarafından hain tuzaklarda şehit ediliyor. Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması YDG – H, bölgede asker ve polislerle ilgili keşif çalışması yapıyor. Kapı kapı gezen PKK ölüm fişlemeleri yapıyor. HDP/DBP’li belediyeler ve PKK kontrolündeki yapılar şehir ve ilçe merkezlerinde oturan asker ve polislerin adreslerini tespit ediyor. Onlara yönelik suikast ve eylem planları hazırlıyorlar. Suikast amaçlı keşif çalışmalarını bölgede artık rahatlıkla yapıyorlar.

Hakkari, Diyarbakır, Bingöl ve Şanlıurfa’da meydana gelen suikastler PKK’nın bu keşif çalışmaları sonucu olmuştur.

ABD ve NATO’nun emrindeki stratejik piyon PKK şehirlerde ilçelerde gerçekleştirdiği asker ve polis suikastlarıyla devlet görevlilerini sokağa çıkartmak istemiyor. Güvenlik güçlerini görev yapamaz hale getirmek istiyor. Terör örgütü, “devlete bölge bizden sorulur” mesajı veriyor.

Yüksekova’da PKK açılımının başladığı süreçten itibaren birçok polis ve askerimiz hain pusularda şehit edilmiştir.  Yüksekova – Diyarbakır hattındaki cinayetler şimdi Urfa’da vb. olduğu gibi bütün Türkiye’ye yayılmaya çalışılmaktadır.

Dağa çıkışlar son iki yılda 10 bine ulaşmıştır. Örgüt zorla gençleri dağa çıkartmaktadır. Bölge terör örgütü PKK'ya terk edildi. Örgüt kırsaldan şehirlere indi. Dağdan inen örgüt militanları şehirlerde ilçelerde HDP/DBP binalarında eğitin vermekte, sokaklarda PKK halayları çekmekte, örgütsel şovlar yapmakta. AKP sayesinde alan hakimiyeti PKK ve unsurlarına geçti.

Ülkenin milli güvenliği tehlikede. Asker kışlaya hapsedildi. Terör örgütü PKK eylemleriyle bölgede “otorite benim” diyor.

Yüksekova’da PKK açılımının başladığı süreçten itibaren birçok polis ve askerimiz hain pusularda şehit edilmiştir.  Yüksekova – Diyarbakır hattındaki cinayetler şimdi Urfa’da vb. yerlerde  olduğu gibi bütün Türkiye’ye yayılmaya çalışılmaktadır.

ABD ve NATO’nun emrindeki stratejik piyon PKK şehirlerde, ilçelerde gerçekleştirdiği asker ve polis suikastlarıyla devlet görevlilerini sokağa çıkartmak istemiyor. Güvenlik güçlerini görev yapamaz hale getirmek istiyor. Terör örgütü, “bölge bizden sorulur” mesajı veriyor.

PKK gençlik kolu olan YDG – H’nin bölgede polisi gibi davrandığı, kimlik kontrolü yaptığı, PKK mahkemeleri kurduğu bölgede yaşayanların bildiği, medyanın ise üzerinde durmadığı bir gerçektir.

Terör örgütünün yapılanması YDG – H asayiş birlikleri ile “öz savunma” yapacaklarını açıklamışlardır. Terör örgütü, “Bölgeye biz hâkimiz. Türk polisinin görevini YDG – H ‘Asayiş kolları’ yapacak” diyor. Hükümetten ise çıt çıkmıyor. Terör Örgütü “öz savunma gücü” adıyla özerklik planlarını hayata geçirmeye çalışıyor.

Uluslararası güçler, her gün yeni bir “fitne oyunu” sahneliyor. Yaklaşık 100 yıldır Amerikalı, Batılı diplomatlar, ajanlar ülkemizde hep fitne ve fesat tohumları ekmeye çalışmışlardır. Tek amaçları Türkiye’nin bölünmesi ve parçalanmasıdır.

PKK açılımı ile birlikte ajan – diplomatlar boş durmuyor. ABD, AB elçileri, konsoloslar, ateşeler Güneydoğu ve Doğu Anadolu’yu geziyor ve “çözüm sürecini destekliyoruz” diyorlar. Ajan – diplomatlar Hakkâri’de, Van’da, Batman’da, Diyarbakır’da Gaziantep’te, Ağrı’da PKK uzantısı yapılarla otellerde, kapalı kapılar ardında gizli ve karanlık toplantılar yapıyorlar.

Özellikle ABD’nin Adana konsolosları Doğu Anadolu ve Güneydoğu’dan çıkmıyorlar. ABD Adana Konsolosu John Espinoza sürekli olarak başta Hatay olmak üzere Diyarbakır, Tunceli ve Hakkari’de geziyor.

Amerika’nın, Almanya’nın, İngiltere’nin Ankara elçileri geçen sene olduğu gibi bu yıl da Diyarbakır’ı mesken tutmuşlardır. Ajan diplomatlar Hakkâri’de, Van’da, Batman’da, Diyarbakır’da Gaziantep’te, Ağrı’da PKK uzantısı yapılarla otellerde kapalı kapılar ardında gizli ve karanlık toplantılar yapıyorlar.

ABD’nin Ankara elçiliği ve konsolosları harıl harıl siyasi gelişmeleri takip etmekte, PKK açılıma ve açılım projesine destek vermekteler.

ABD’nin Adana konsolosları, Doğu Anadolu ve Güneydoğu’dan çıkmıyorlar. ABD Adana Konsolosu John Espinoza sürekli olarak başta Hatay olmak üzere Diyarbakır, Tunceli ve Hakkari’de geziyor. ABD Büyükelçiliği Siyasi Bölüm Diplomatı Adam Cardwell de, Doğu Anadolu ve Güneydoğu teftiş turlarına çıkmışlar ve buralarda karanlık faaliyetlerde bulunmuşlardır.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Diyarbakır’da PKK açılımına açıkça destek vermiştir.

NATO’cu Peşmergeler, üzerlerinde ABD bayraklı tişörtlerle, katil ABD’nin bayrağını sallayarak, topraklarımızdan şov yaparak Ayn el Arap’a geçiyor. Bölücü hainler Habur’da CIA Peşmergelerini ABD bayrakları ile karşılıyor, Pentagon tarafından özel olarak yetiştirilen CIA peşmergeleri, ellerini kollarını sallayarak “Serok Obama, Bıji Amerika” diyerek, topraklarımızdan Suriye’ye geçiyor.

İKİNCİ İSRAİL’İN KUZEY NOKTASI KOBANİ’DİR

PYD = PKK’dır. PKK’dan ayrı bir yapı değildir. Büyük İsrail projesinin kuzey noktası Kobani'dir. Terör rejimi İsrail onun için Kobani'ye önem veriyor. PYD ve PKK gibi maşalarını destekliyor.

Küresel bir terör holdingi olan PKK asla silah bırakmaz ve ona dış güçler de bıraktırmaz. PKK silahlı güçlerinin bir bölümünü Suriye’de kanton ilan ettiği 3 bölgeye aktardı. “Silahlara veda” söylemi hikayedir. PKK’nın ağır silahları ve asıl savaşçı grubu ise Kandil dağında vb. yerlerde silahlı olmaya devam edecek.

PKK/PYD, Ortadoğu’da ABD ve koalisyon güçleri tarafından himaye edilmektedir. Kobani mevzuunda da görüldüğü gibi ABD, NATO, AB ülkeleri terör örgütleri olan PYD/PKK’ya silah yardımında bulunmuştur. IŞİD bahane edilerek NATO silahları, Mehmetçik katilleri olan bebek katilleri olan bölücü teröristlere verilmiştir. ABD’nin beslemesi PYD’ye Kobani için yaptığı silah yardımının Diyarbakır’da, Bingöl’de, Şemdinli’de, Yüksekova’da, Ceylanpınar’da PKK kurşunu olarak döndüğünü görmüyor musunuz?



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ