Büyük Birlik Partisi

GENEL MERKEZ GÜNDEMİ

2017-04-25 09:55:22

BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR, 'KAPİTALİZMİN YENİ POP STARI NATOCU, CIA DEVRİMCİSİ SELAHATTİN DEMİRTAŞ'

Ülkücü Fikir ve Siyaset adamı BBP YİK Başkanı Hakkı Öznur’un Milli İttifak Şöleni’nde yaptığı konuşmanın dördüncü bölümü..
BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR, 'KAPİTALİZMİN YENİ POP STARI NATOCU, CIA DEVRİMCİSİ SELAHATTİN DEMİRTAŞ'
Ülkücü Fikir ve Siyaset adamı BBP YİK Başkanı Hakkı Öznur’un Milli İttifak Şöleni’nde yaptığı konuşmanın dördüncü bölümü..

 

 ÇÖZÜM SÜRECİ İHANET SÜRECİDİR     

Terör örgütü PKK’nın “barış süreci”, hükümetin “çözüm süreci” dediği bu süreci BBP “ihanet süreci” olarak görmüş ve karşı çıkmıştır. AKP’nin, “çözüm süreci “dediği süreç yıkım sürecidir. Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak istiyorlar, ülkeyi iç savaşa sürüklemek istiyorlar. PKK terör örgütü meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. AKP hükümeti yıkım sürecinde Apo İtini, “Barış Meleği”,  Zerdüşt PKK’yı “Barışsever”, teröristleri de “Çiçek Çocukları” gibi göstermeye çalışmıştır.

Stratejik piyon, PKK/KCK kalkışma peşindedir. Amerikan ve İsrail muhibi HDP iç savaş çağrıları yapıyor. Bugün dağda, tepede bölücü örgütün paçavraları dalgalanmaktadır. Devletin varlığının ortada olmaması hasebiyle bölücüler bölgeyi kontrolleri altına almış vaziyettedir. Terör örgütü ellerinde son modern silahlarla yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor, güvenlik güçlerine ateş açıyor. Diyarbakır’da kışla içinde bayrağımızı indiriyor, teröristlerin heykellerini dikiyor, Atatürk büstlerini, okulları yakıyor, yıkıyor, korsan okullar açıyor, devlete meydan okuyor.

Bingöl’de, Yüksekova’da, Diyarbakır’da, Şırnak’ta vb. yerlerde askerlerimiz, polislerimiz, korucularımız PKK terör örgütü tarafından hain tuzaklarda şehit edildi. Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması YDG – H bölgede asker ve polislerle ilgili keşif çalışması yapıyor. Kapı kapı gezen PKK ölüm fişlemeleri yapıyor. HDP/DBP’li belediyeler ve PKK kontrolündeki yapılar şehir ve ilçe merkezlerinde oturan asker ve polislerin adreslerini tespit ediyor. Onlara yönelik suikast ve eylem planları hazırlıyorlar. Suikast amaçlı keşif çalışmalarını bölgede artık rahatlıkla yapıyorlar. Yüksekova, Diyarbakır ve Bingöl’de meydana gelen suikastler PKK’nın bu keşif çalışmaları sonucu olmuştur.

ABD ve NATO’nun emrindeki stratejik piyon PKK şehirlerde ilçelerde gerçekleştirdiği asker ve polis suikastlarıyla devlet görevlilerini sokağa çıkartmak istemiyor. Güvenlik güçlerini görev yapamaz hale getirmek istiyor. Terör örgütü, “devlete bölge bizden sorulur” mesajı veriyor.

Yüksekova’da PKK açılımının başladığı süreçten itibaren birçok polis ve askerimiz hain pusularda şehit edilmiştir.  Yüksekova – Diyarbakır hattında cinayetler devam etmektedir. ABD ve NATO’nun emrindeki stratejik piyon PKK şehirlerde, ilçelerde gerçekleştirdiği asker ve polis suikastlarıyla devlet görevlilerini sokağa çıkartmak istemiyor. Güvenlik güçlerini görev yapamaz hale getirmek istiyor. Terör örgütü, “bölge bizden sorulur” mesajı veriyor.

Terör örgütü PKK asker infazı politikasını en yoğun olarak Yüksekova’da yapmaktadır. Yüksekova – Lice hattı PKK’nın uyuşturucu ticaretinin merkezidir. Terör örgütü PKK, Hakkari – Şırnak – Diyarbakır hattında silahlı kalkışma ve özerklik ilan etmek peşindedir. Bölücü terör BOP’un emellerine hizmet etmektedir.

Hükümet, Doğu ve Güneydoğu’da otoriteyi sağlayamıyor. Teröristlerden hesap soramayan bir hükümet ile devlet ile karşı karşıyayız. Fiilen Güneydoğu terör örgütünün insafına bırakılmıştır.

AKP hükümetinin izlediği yol, yol değil. Çözüm süreci dedikleri süreç, Türkiye’yi hızla çatışmalara, ayrışmalara götürüyor. AKP iktidarında, Apo itinin posterlerini taşımak, PKK paçavralarını sokaklarda sallamak, bölücü şov yapmak serbest. “Türküm” demek ırkçılık, Türk bayrağı taşımak ise tahrik olarak görülüyor.

Örgüt kalkışma peşindedir. Terör örgütü PKK, bağımsız Kürdistan emelinden asla vazgeçmedi ve asla silah bırakmayacaktır. Hükümetin çözüm süreci ihanet sürecine dönüşmüştür. Ülkenin milli güvenliği tehlikede. Asker kışlaya hapsedildi. Terör örgütü PKK eylemleriyle bölgede “otorite benim” diyor. PKK’nın amacı kaos ortamını büyütmek için Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaktır.

Terör örgütü PKK/HDP “çözüm süreci” ile dokunulmazlık kazanmıştır. Asker ve polis PKK’ya operasyon yapmaktan çekinmektedir. Bölgeye hükümet ile uyum içinde olan ve çözüm süreci denen ihanet sürecini destekleyen vali ve polis şefleri gönderilmektedir.

İmralı ve Kandil arasında mekik dokuyan, kuryelik yapan, postacılık yapan istihbarat da ortada yoktu. Güvenlik güçleri “çekilme taklidi” yapan PKK’yı görmediği gibi,  öz savunma birlikleri diyerek sokakları savaş alanına çeviren PKK/KCK militanlarını da görmedi. Çünkü AKP hükümeti “aman PKK’lılara dokunmayın, aman aramız açılmasın, açılım süreci zarar görmesin” diye güvenlik güçlerine talimat vermiştir. PKK/KCK bölgede her istediğini yaparken güvenlik güçleri ise olan biteni seyrediyor. Güvenlik güçleri AKP’den çekiniyor.

Terör örgütünün yapılanması YDG – H asayiş birlikleri ile “öz savunma” yapacaklarını açıklamışlardır. Terör örgütü, “Bölgeye biz hâkimiz. Türk polisinin görevini YDG – H ‘Asayiş kolları’ yapacak” diyor. Hükümetten ise çıt çıkmıyor. Terör Örgütü “öz savunma gücü” adıyla özerklik planlarını hayata geçirmeye çalışıyor.

KCK, Güneydoğu’da silah ve lojistik yığınak yaptırıyor, iç savaş hazırlıkları yapıyor ve dağa çıkışlar hızla artıyor. İmralı’da yapılan gizli anlaşmada nelerin olduğu bir bir ortaya çıkıyor. Bu süreç Türkiye’yi barışa götüren bir süreç değil, çözülmeye götüren bir süreçtir.

AKP hükümeti, CIA’nın hazırladığı, ellerine verdiği “PKK açılımlarını” uygulamaktadır. CIA’nın bir paravan kuruluşu olan Atlantik Konseyi’nin yazdığı PKK raporları üzerine çalışmaktadır. BBP, terör örgütü PKK’yı siyasallaştırmaya, meşrulaştırmaya çalışan CIA patenli açılımlara karşı çıkmıştır, tavır koymuştur. AKP, CIA ideologları Henry Barkey, David Philips, Graham Fuller vb. CIA elemanlarının hazırladığı yıkım projelerine sarılmıştır. “Çözüm süreci” dediler, Türkiye çözülüyor.

PKK/PYD, Ortadoğu’da ABD ve koalisyon güçleri tarafından himaye edilmektedir. Kobani mevzuunda da görüldüğü gibi ABD, NATO, AB ülkeleri terör örgütleri olan PYD/PKK’ya silah yardımında bulunmuştur. IŞİD bahane edilerek NATO silahları, Mehmetçik katilleri olan bebek katilleri olan bölücü teröristlere verilmiştir. ABD’nin beslemesi PYD’ye Kobani için yaptığı silah yardımının Diyarbakır’da, Bingöl’de, Yüksekova’da PKK kurşunu olarak döndüğünü görmüyor musunuz?

NATO’cu Peşmergeler, üzerlerinde ABD bayraklı tişörtlerle, katil ABD’nin bayrağını sallayarak, topraklarımızdan şov yaparak Ayn el Arap’a geçiyor. Bölücü hainler Habur’da CIA Peşmergelerini ABD bayrakları ile karşılıyor, Pentagon tarafından özel olarak yetiştirilen CIA peşmergeleri, ellerini kollarını sallayarak “Serok Obama” “Bıji Amerika” diyerek, topraklarımızdan Suriye’ye geçiyor.

Haçlı – Siyonist beslemesi bölücüler “Özerklik” ilan etmek istiyor. ABD, AB ülkeleri ve terör rejimi İsrail PKK/PYD’ye açıkça hem küresel destek hem silah desteği veriyor. HDP/PKK emperyalist ülkelerin taşeronluğunu yapmaktadır.

ABD, AB ve İsrail destekli bölücüler “Dört parçada Kürdistan’ı kuracağız” diyorlar. Devlete, millete, demokrasiye meydan okuyorlar. Hükümet ise İmralı ve Kandil’le görüşmeler yapmaya devam ediyor. AKP’nin MİT üzerinden yürüttüğü “PKK açılımı” Türkiye’yi büyük kaosa sürüklemektedir. 

Hükümet bölücü ihanete ortak olmuştur. Devlet görevlileri HDP sözcüsü, PKK siyasi komiserleri gibi. Hükümet ulaklık, MİT postacılık, Genelkurmay ise seyircilik yapmaktadır. Hükümet, PKK’ya değil, TSK’ya silah bıraktırmıştır.

AKP İLE HDP KAYIKÇI KAVGASI YAPMAKTALAR

7 Haziran seçimleri öncesi hem AKP hem HDP izledikleri kaos politikalarıyla ülkeyi gerilime sürüklüyorlar. Bunların meydanlardaki atışmaları kimseyi kandırmasın! Bunlar ucuz polemikler! Kapalı kapılar ardında görüşmeler yaparlar, meydanlarda ise birbirlerine atıp tutarlar. HDP ile görüşmeler yapan Dolmabahçe protokolünü imzalayanlar milleti aptal mı sanıyor?

HDP’yi  PKK açılımı büyütmüş ve medyatik hale getirmiştir. Terörist  HDP, AKP’nin panzehri değil, destekçisidir. PKK açılımında müttefiktirler. İkisi de AB’cidir, ikisi de  Amerikancıdır.

 HDP ile PKK CIA açılımlarında birlikte hareket etmekteler. HDP ile AKP’nin birbirlerine salladıklarına bakmayın bu seçim taktikleridir.  Her iki zihniyette  küresel sömürgecilerin işbirlikçisidir.

Oslo vb. görüşmeleri hararetle savunan HDP ile AKP birlikte  ülkeyi kaosa sürüklemekteler. Devlet 22 yıldır , AKP hükümeti ise 12 yıldır  terör örgütü PKK  ile  görüşmektedir. Kandil’deki  terör şeflerinden  Mustafa Karasu 24 Nisan 2013 günü “Oslo görüşmeleri resmi olarak 2008 Eylül’ünde başladı. Ama önceden dolaylı görüşmeler var.”  diyerek görüşmeleri  doğrulamaktadır.

28 Şubat 2015  günü AKP ve HDP heyeti Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde ortak açıklama yapmışlardır. Hükümet kanadı ile HDP heyeti ilk defa birlikte bir açıklama yaparak, ortak kararlar alındığını kamuoyuna duyurmuş oldular

AKP – HDP – İmralı hattında gerçekleşen görüşme trafiğinin ardından kamuoyuna duyurulan 10 maddenin önemli bir bölümü ‘Oslo Mutabakat Metni’dir. Apo’nun da dört elle sarıldığı “28 Şubat Mutabakatı” Türkiye’yi bölme ve parçalama metnidir.  AKP-HDP mutakabatı PKK’yı siyasallaştırmaktır. Kanlı örgütü meşrulaştırmaktır.

28 Şubat 1997 günü alınan, anti-demokratik 28 şubat kararları, nasıl millete, demokrasiye ihanetse,  28 Şubat 2015 günü, terör örgütünün uzantısı HDP ile imzalanan, Türklük düşmanı AKP –HDP mutabakatı da vatana ihanettir.

Oslo görüşmeleri, nasıl vatana ihanetse  Dolmabahçe mutabakatı da aynıdır. Oslo görüşmelerinde kabul edilen hususlar Dolmabahçe protokolü ile daha ileriye taşınmıştır.

Bir  NATO projesi  olan HDP AKP’ nin karşıtı değil, ihanet sürecindeki resmi ortağıdır. PKK’nın legal plandaki temsilcisi olan HDP, Anglo – Sakson Yahudi ittifakına hizmet etmektedir.

HDP’li Selahattin Demirtaş’ı yerden yere vuran Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı daha düne kadar çözüm sürecine verdiği destekle öve öve bitiremiyordu. Davutoğlu 1 Ekim 2014 günü Başbakanlık Yeni Bina'da kabul ettiği Demirtaş ile çözüm sürecini konuşmuştu.

AKP hükümeti Demirtaş’ı Başbakanlıkta ağırladı. “Siyasi uzantılarla” devamlı görüştü, Dolmabahçe’de anlaşma yaptı. Dolmabahçe’de hem iktidar, hem PKK uzantıları bir araya geldiler.

Peki 28 Şubat’ta Dolmabahçe bildirisini kim okudu? “MİT – İmralı kuryesi Sırrı Süreyya Önder!  AKP hükümetine göre, “10 madde üzerinde mutabakat sağlandı. PKK 12. kongresini toplayacak ve silah bırakacak”.  Terör örgütü PKK ise bunu tamamen yalanladı. 12. kongreyi talepleri yerine gelirse toplayacaklarını ilan ettiler.

Hatırlayın; teröristbaşı ile  görüşme heyetinin üyelerinden Sırrı Süreyya Önder “Öcalan İzleme Kurulu İmralı’ya gittiği gün silah bırakma kongresi için tarih verecektir demiş “izleme kurulunu” olmazsa olmaz şart yapmıştı. Ancak ,  Kandildeki  örgüt şefleri,  “ne HDP ne Öcalan, silah bırakma kararını biz veririz” diyor.   Kandilin  talepleri şunlar : 1) Öcalan serbest bırakılsın 2) AKP’yle yapılan anlaşmalara anayasal güvenceler kazandırılsın. 3) PKK mensupları tahliye edilsin 4) Özerklik yolu açılsın 5)  Kürtçe eğitim dili olarak kabul edilsin..

 

KÜRESEL TAŞERON PKK ASLA SİLAH BIRAKMAZ

“PKK’yı silahsızlandırma” perdesi altında HDP ve  AKP iktidarının 28 Şubat’ta Dolmabahçe’de gerçekleştirdikleri toplantı ve ortak açıklama yandaş medya tarafından manşetlere taşınmıştı. Yandaşlar hep beraber aynı kelimeleri kullanarak “barış” geldiğini, silahların susacağını “müjdelemişlerdi”.  

Bu ihanet toplantınsın ertesi günü   havuz gazetelerinden Sabah gazetesi “Şimdi barış zamanı” manşetini atarken, Star gazetesi “Barış baharı”, Yeni Şafak “Silahlara veda çağrısı” manşetlerini atmıştı. Yandaş gazetelerin tamamı “Dolmabahçe’de tarihi gün” yaşandığını iddia ederken, bu gazetelerin köşe yazarları da buluşmaya tam destek vermişti.  

Ancak daha sonra  21  Mart günü  Cumhurbaşkanı  Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe buluşmasını hedef alan sözleri ve Bülent Arınç’ın ona yönelik cevabı deprem etkisi yaratırken,  havuz  medyası  yine tükürdüğünü yaladı.

  Dolmabahçe buluşması için “Güzel şeyler oluyor” başlığını atan AKP yandaşı  gazeteler, bu sefer Erdoğan’ın sözlerini manşete taşıdı. Yandaş olarak tabir edilen ve bazı havuzlardan beslenen gazetelerin tamamı Erdoğan’ın  sözlerini manşetten verdiler.

 1 Mart  2015  günü  “Dolmabahçe’de tarihi gün” yorumunu yapan Yeni Şafak gazetesi “Dolmabahçe yanlıştı” manşetiyle çıktı  diğer Havuzcu, Erdoğanist gazetelerde,  Erdoğan’ın açıklamalarına genişçe yer verdiler.

 

Cumhurbaşkanı   Erdoğan’ın yaptığı tam bir makyavelizmdir.  PKK ile HDP ile görüşmeleri savunan, MİT Müsteşarı  Hakan Fidanı OSLO ‘ya,  İmralı’ya gönderen ve “ben  gönderdim “diyerek Hakan  Fidan’a sahip çıkan,  Erdoğan’ın sözde  Dolmabahçe görüşmesine karşı çıkıyor havası hikayedir.  Tam bir aldatmacadır.  Erdoğan’ın, AKP  hükümetinin yaptığı her gizli görüşmeden, görüşmelerden kesinlikle haberi  vardır.  Yalçın Akdoğan , Beşir  Atalay, Ahmet Davutoğlu ondan habersiz bir iş yapmaz ,yapamazlar..

“PKK’nın silahsızlanması” gibi bir talebi örgütün kabul etmesi mümkün değil. PKK lideri Dolmabahçe mutabakat belgesinde tek bir sözcükle “silahsızlanma” lafı etmedi. Öcalan “PKK’ya silahsızlanın”demedikçe, PKK silahsızlanmayacağına göre, Öcalan’ın, şimdiye kadar böyle bir söz etmediğini bilerek gerçekleri görelim: Öcalan PKK’ya silah bıraktırmaz!

Küresel bir terör holdingi olan PKK asla silah bırakmaz ve ona dış güçler bıraktırmazda. PKK silahlı güçlerinin bir bölümünü Suriye’de kanton ilan ettiği 3 bölgeye aktardı. “Silahlara veda” söylemi hikayedir. PKK’nın ağır silahları ve asıl savaşçı grubu ise Kandil dağında vb. yerlerde silahlı olmaya devam edecek.

Stratejik piyon PKK’nın pratiksel olarak silah bırakması söylemi basit bir yalandan ibarettir PKK’nın nihai hedefi, bağımsız Kürdistan’dır. PKK söylemlerinin genel tezi Türkiye’den özerklik talebidir. Bu özerk Kürt bölgesinin meclisi, kendi polis teşkilatı ve kendi maliyesi olacaktır. PKK gençlik kolu olan YDG – H’nin bölgede polisi gibi davrandığı, kimlik kontrolü yaptığı, PKK mahkemeleri kurduğu bölgede yaşayanların bildiği, medyanın ise üzerinde durmadığı bir gerçektir.  Kobani’ye selam gönderen  Başbakan Davutoğlu Irak’ta, Suriye’de Türkmen kimliği yok ediliyor. Sen ise, vatan hainlerine Türklük düşmanlarına selam gönderiyorsun, methiyeler diziyorsun, yazıklar olsun sana!  

Kobani’ye selam göndermek terör örgütü PKK’ya, PYD’ye selam göndermektir. Terör üssü Kandil’e selam göndermektir. Terörist başına selam göndermektir. Tekrar söylüyorum: PKK ve PYD, ABD’nin, NATO’nun, terör rejimi İsrail’in Ortadoğu’daki piyonudur.

Ey Davutoğlu: Dersim, Kobani diyeceğine Türkistan de. Bölücülere selam göndereceğine, komünist zulmü altındaki -Doğu Türkistan’a, İsrail işgali altındaki Filistin’e, Rus işgali altındaki Kırım’a, Suriye ve Irakta yok edilmeye çalışılan Türkmen kardeşlerimize selam gönder. Onların dertleriyle ilgilen. Sana ne Kobani’den hobaniden…

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 21 Ocak 2005 Pazar günü AKP Diyarbakır 5. Olağan İl Kongresi’nde “Kobani’ye buradan selam ediyorum. Kobani’deki her kardeşlimin alnından öpüyorum. Kobani bize tarihin emanetidir.” diyerek milletimizi yaralamıştır.

Az kalsın nerede ise Başbakan Davutoğlu kongrede İmralı’dan MİT aracılığıyla terörist başı Öcalan’ın selamlarını da iletecekti. AKP kongresi mi HDP kongresi mi belli değil.

PYD = PKK’dır. PKK’dan ayrı bir yapı değildir. Esad’ın ve İngilizlerin adamı Salih Müslim denen hainle görüşmeler ihanetten başka bir şey değildir. ABD, AB uşağı terör örgütü PYD ile görüşmeler,  PYD’ye meşruiyet sağlamaktan başka bir şey değildir. Büyük İsrail projesinin kuzey noktası Kobani'dir. Terör rejimi İsrail onun için Kobani'ye önem veriyor PYD ve PKK gibi maşalarını destekliyor.

30 Kasım 2013’te Türk Bayrağı, BDP kongresinde indirilirken, yine 8 Haziran 2014 günü Diyarbakır 2.nci Hava Kuvvet Komutanlığının bahçesine girip, direkteki bayrağımız indirilirken en son Kobani bahanesiyle bayrağımız, okullarımız, camilerimiz, kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim, müzelerimiz, işyerleri, kamu binaları PKK’lı vandallar tarafından yakılırken, insanlar sokak ortasında, kızıl komünist PKK’lı çeteler tarafından hunharca katledilirken neredeydin Davutoğlu?

HDP’NİN BARAJI GEÇMESİ İÇİN ALGI OPERASYONLARI YAPILIYOR

ABD ve İsrail ile birlikte Almanya ve İngiltere’de Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesi için mezhep çatışmalarını körükleyip destek vermeye devam ediyor. 12 Eylül 1980 öncesi Malatya, Sivas, Kahramanmaraş, Çorum 12 Eylül sonrası, “örtülü darbe” süreci dediğimiz 1993 yılında Sivas ve Başbağlar’da, 1995 Mart’ında,  Gazi mahallesinde yaşananlar Türkiye’yi kaosa ve toplumsal çatışmalara sürükleyen küresel oyunların yenilerini hayata geçirmek için büyük çaba gösteriyorlar.

Şer cephesinin desteklediği HDP’ye bir mağduriyet algısı oluşturmak için metropol kentlerde bomba süsü verilmiş paketler gönderiyor. Saldırılarda gladyo yöntemleri kullanılmaktadır. HDP’ye yönelik saldırılar planlı ve programlıdır.  HDP’de kendisine baraj geçirmek  için yapılan planlardan haberdardır.

 Dağdaki siyasi komserlerden talimat alan  HDP’nin barajı aşması için Avrupa gladyosu devreye girmiştir. Bombaların ve silahların hedefi HDP’yi mağdur göstermektir. Küresel güçler var güçleri ile HDP’ye barajı aştırmaya çalışıyorlar. Bir taraftan Ülkücü – PKK, Türk – Kürt çatışması çıkartmaya çalışıyorlar öte taraftan ise bu çatışmalardan HDP’ye prim sağlamaya çalışıyorlar.

Türkiye silahlı ve bombalı yılları 70’lerde, 80’lerde, 90’larda yaşadı. Türk milleti bu filmi gördü. Ülkücüler, Türk milliyetçileri akl – ı selim, sağduyulu ve tecrübelidir. Bu oynanan kirli ve karanlık oyuna gelmezler.

HDP küresel güç merkezli yapılarla irtibatlıdır. Akdeniz’de farklı kimlikleri yapıları barındıran bu iki ilin seçilmesi bilinçlidir. Çıkacak olaylardan en çok kaostan beslenen HDP faydalanacaktır.

Ortadoğu’da PKK’ya rol verenler devrede. Yabancı istihbarat servisleri ve onların bağlı olduğu Avrupa Gladyosu’nun merkezi açıkça HDP’nin meclise girmesi için ve Türkiye’yi karıştırması için devredeler. HDP’ye oy akıtılması planlanmaktadır.

Bölgede CIA, MOSSAD ve onların işbirlikçileri açıkca HDP için sahaya inmişlerdir. Bunlar HDP’ye barajı aşırtma bombalarıdır. HDP’nin barajı aşamayacağını gören küresel güçler provokasyon denemeleri yapmaktalar. Batı’da mağduru oynayan HDP Doğu’da terör estiriyor. PKK militanları dağlardan merkezlere inmiştir. HDP’ye oy vermeyen seçmen kitlesini tehdit etmekteler. HDP’liler ev ev dolaşıp TC kimlik numaralarına kadar seçmenin bilgisini topluyor. Böyle olunca halk korkuyor. 6 – 7 Ekim'de 52 vatandaşın katline yol açan çağrıyı yapan, HDP'nin eş başkanları ve temsilcileri yine kaos peşindeler.

HDP’ye yapılan saldırılar kuşkunuz olmasın KCK şefleri Bese Hozat ve Cemil Bayık’ın dediği gibi HDP’ye ve AKP ye yarıyor. her ikisi de şiddet ortamından faydalanmanın ve rant elde etmenin derdinde.

HDP BARAJI AŞARSA TERÖR ÜSSÜ KANDİL’DE  KUTLAMALAR  YAPILACAK

Terör örgütü PKK uzantısı HDP ile beraber el ele, kol kola çalışıyorlar. Doğu ve Güneydoğu'da hiçbir parti özgürce seçim kampanyası yürütemiyor. Doğu ve Güneydoğu'da hiçbir siyasi partiye seçim kampanyasını özgürce yürütme imkanı vermeyeceksiniz, ondan sonra kalkacaksınız demokrasi mücadelesi verdiğinizi söyleyeceksiniz.  Cemil Bayık açıkça HDP için oy istemektedir terör örgütünün dağ kadroları bölge halkı üzerinde açıkça terör estirmektedir HDP ye oy vermeyenlerin örgüt tarafından cezalandırılacakları açıkça ifade edilmektedir.

HDP mitinglerinde terörist başı Abdullah Öcalan ve PKK terör örgütü lehine sloganları atılmakta ve Türkiye’ye kin kusulmaktadır. Miting ve konserlerde, “Keleştir silahımız, Nevruzdur bayrağımız. PKK’dir partimiz, TC’dir rakibimiz” denilerek Türkiye’ye kin kusuluyor.

Konserlerde ayrıca, “Kürt kanıdır kanımız, Apo’dur başkanımız. Kürdistan toprağımız, gerilladır adımız” gibi ırkçı, faşist ifadelerde de bulunularak terör propagandası yapılmaktadır.

HDP  mitinglerinde  "Barajı aşarsak, bizler bulutuz, güneşiz, yağmuruz, barajı aşamasak, benim meskenim dağlardır dağlar" yazılı pankart açılıyor. Yine bazı ilçelerde  "HDP dışında başka partinin girmesi tehlikeli ve yasaktır" pankartları asmaktadırlar. HDP’nin seçim kampanyasını açıkça KCK  yürütmektedir.

Dağdan inen PKK militanları da bölgedeki silahlı PKK militanlarıyla HDP için  çalışmaktalar.  Çünkü bunlar dağdan yönetiliyor. Bunlar silahı bırakmadılar.

 “Burası kurtarılmış bölge buraya HDP dışında partiler giremez” diyen PKK militanları HDP dışındaki partilerin siyaset yapmasına engel olurken güvenlik güçleri sadece seyretmekle meşguller.

KCK, Güneydoğu’da silah ve lojistik yığınak yaptırıyor, iç savaş hazırlıkları yapıyor ve dağa çıkışlar hızla artıyor. Terör üssü  kandil açıkça seçimlere etki etmeye çalışmaktadır

HDP/ PKK  silah, tehdit,  jantaj, entrika yaparak  bölgede terör estirmektedir. "Musluklardan kan akıtan, İmralı ve kandil ağzıyla konuşan eli kanlı parti HDP’nin Diyarbakır milletvekili adayı İdris Baluken adlı hain Bağlar ilçesindeki seçim çalışmalarında Kandil dağında örgüt şefleri ile yaptıkları görüşmeden ve aralarında geçen konuşmaları anlatmış ve daha sonra “ HDP  barajı geçerse  Kandil bayram yapacak. Kandildeki yoldaşlarımız bize dediler ki kandilin dört bir yanına havai fişekler yerleştirdik. Diyarbakır da zafer fişekleri patladığı an bizde havai fişekleri patlatacağız” 7 Haziran seçimlerine doğru HDP – PKK işbirliği son hızla devam ediyor.

NATO’CU HDP’YE OY VERMEK TERÖRİST İSRAİL’E DESTEK VERMEKTİR

Küresel odakların maşası HDP’ye oy vermek Siyonizme destek demektir. İkinci İsrail’e selam göndermektir.  Küresel  terör örgütü NATO’ya ve küresel diktatör ABD’ye bağlılık demektir.  Küresel haçlı seferlerin organize eden  Vatikan’a ve AB’ye emrinizdeyiz demektir. Ermeni diasporası ile kripto Ermeniler ile yol arkadaşlığı yapmaktır. Ermeni soykırımı yalanına sahip çıkmaktır. Gladyo yapılanması olan, yabancı istihbarat servislerinin Ortadoğu’daki stratejik maşası PKK’nın her türlü karanlık ilişkilerini, pis işlerini, cinayetlerini, hunharlıklarını  onaylamak demektir.

 6- 8 Ekim  olaylarında bölgeyi kan gölüne çeviren, iç savaş tahrikçilerinin para militer örgütü HDP ye oy vermek büyük kaoslara zemin hazırlamak ülkemizi iç savaşa sürüklemek isteyen küresel emperyalizmin oyununa gelmek demektir.   

DİNDAR KÜRT EŞCİNSELLİĞİ SAVUNAN ATEİST/STALİNİST HDP YE OY VERMEZ

İnsanların helak olmasına sebep olan eşcinsellik, HDP’de tavan yapmıştır. LGBT üyesi olan hastalıklı tipler HDP'nin 80 kişilik parti meclisine de girdiler.

LGBT; Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Transseksüel terimlerinin baş harflerinden oluşan ve ahlaksız, sapık, hayvandan aşağı davranış ve ilişki biçimlerini kendilerine yaşam tarzı edinen kesimler Öcalan'ın takipçisi olan ateist HDP'de yer almışlardır.

Sapıklığı yaşam tarzı seçenlerin partisi 7 Haziran seçimlerinde sapık adaylar gösteriyor. Öte taraftan mütedeyyin Kürtlerin oyuna göz dikiyor.

HDP'nin seçim vaatleri aynen şöyle:

-Yerel ve merkezi yönetim yapılarıyla LGBTİ'ler doğrudan kendilerini temsil edecek.

- Başta translar olmak üzere nefret cinayetlerine karşı çıkacağız.

 -LGBTİ'lerin eşit, onurlu ve insanca yaşam sürdürmelerini sağlayacağız. Eşit yurttaşlığı Anayasal güvence altına alacağız.

 HDP seçim beyannamesinde “eşcinsel bireylerin kimliklerini anayasal olarak tanıma ve eşcinsel evliliklerin yapılması” var. "LGBT’lilerin tanınması, HDP’nin seçmene verdiği sözlerden birisi. HDP Diyarbakır’da, Batman’da, Ağrı’da Bingöl’de vb. bazı muhafazakar illerde seçim beyannamesine aldığı eşcinsellerden bahsedebilir mi? Hayır!

Ateist “Zorunlu din dersini ve Diyaneti kaldıracağız.”  Diyerek  kirli ve karanlık yüzünü ortaya koymuştur.

HDP dindar Kürtlerin asla oyunu alamaz. Mütedeyyin Kürtler, Kobani olaylarını bahane ederek başta Diyarbakır olmak üzere yakan yıkan insanları hunharca katleden PKK çetelerinin ve onların uzantısı HDP’nin Ateist, Zerdüşt zihniyetini iyi bilmektedir.

Eşcinselliği savunan her türlü sapıklara sahip çıkan Laikçi – Sosyal – Faşist HDP’nin dindar Kürtlere yönelik ikiyüzlü politikaları başarıya ulaşamaz.

TÜRK SOLU PKK KUYRUKÇUSU OLMUŞTUR

NATO’cu HDP’nin küresel emperyalist merkezlere yönelik tek bir eleştirisi, tek bir eylemi yoktur. Olamaz da. Çünkü hepsinin ipi emperyalistlerin elindedir. Etnikçilik, mezhepçilik yapan mütareke entelleri, müstemleke demokratları Sorosçular, AB’ciler HDP’ye çalışmaktalar.

Eşitlik, bağımsızlık, anti – emperyalizm, edebiyatı yapan CIA solcuları ile  “Biji, serok Obama”  “Biji Amerika” diye slogan atan Kürtçülük yapanlarla aynı yerde buluşmuşlardır.

ABD’nin, NATO’nun Afganistan, Irak işgallerini Libya operasyonlarını, “bölgeyi özgürleştirici hamleler” olarak gören, toprak ağalarıyla, uyuşturucu baronlarıyla iş tutan, feodalizmin temsilcisi feodal ağaların üssü HDP’yi göklere çıkaran Türk solu ilkesizdir,  omurgasızdır ahlaksızdır.

Küresel güçlerle irtibatlı bu çevreler koro halinde “HDP’ye destek” çağrılarında bulunuyorlar. Emperyalizmin denetimindeki etnik ve mezhepsel bölücülüğe Türk sosyalistlerinin büyük bir kısmı destek vermektedir.

Üst akıl HDP ‘yi demokrasi yandaşı göstermeye çalışıyor. Tek amaçları,HDP’yi meclise sokarak Türkiye’yi kısa zamanda Suriyeleştirmektir. Yani daha fazla kaos, daha fazla çatışma ve ikinci İsrail’e giden yolun açılması.

Nişantacı–cihangir solcuları müstemlekeci aydıncıklar! emperyalizmin solculuğuna soyunmuşlardır. Biji Obamacı, Biji Amerikancı, CIA devrimcileri küresel emperyalizmin işbirlikçiliğini yapmaktalar.

Bebek- New York arası gezenler, yazları  Bodrum’da, kışları Alp dağlarında tatil yapanlar. Bebek’i Nişantaşını, Cihangir’i  Dubai’ye, Paris’e, Londra’ya, NewYork’a benzetmek için çalışan çoğu zengin çocuğu, mutlu azınlığın mensupları, ülke ve millet derdi olmayan bu zümre, şimdi HDP/ PKK güzellemeleri yapmaktalar.  Gayri- milli zihniyete sahip ne kadar grup, çevre, yapı varsa şimdi ABD, AB, İsrail muhibi HDP’ye destek vermekteler.  

KARTEL MEDYASININ YENİ OYUNCAĞI: HDP

Şimdi kartel medyasında köşeleri,  tutmuş olan ve Avrupa Birliği Ankara Büyükelçiliği de yapmış olan Karen Fogg’un çocukları olarak da bilinen sözde gazeteci – yazar gerçekte ise beşinci kol faaliyetleri yürüten casusluk yapan liberal – solcu takımı HDP ve Selahattin Demirtaş borazanlığı yapmaktalar.

 Sosyalizm ve devrim propagandası yapan stalinist HDP her gün doğan medyasında, CNN, FOX etki ajanlarının çalıştığı emperyalistlerin tescilli şubelerinde her gün cilalanarak reklamı yapılıyor.

CNN Kürt yeni popstar  Soroscu Selahattin Demirtaş’ın propagandasını yapıyor. CNN Kürt ırkçılarına PKK/ HDP li vandallara destek veriyor. Hem tekelci medya hem  Küresel medya HDP ye Kandile  açık destek veriyor.

Tekelci medya liberal kapitalist güçler HDP propagandası yapıyor. Kapitalizmin merkezlerinde sabah – akşam “İşte seçeceğiniz parti” diyerek HDP güzellemeleri bangır bangır reklam ediliyor.

NATO’cu HDP için cila,makyaj, ambalaj her şey yapılıyor. Türk solcuları ve kartel medyası açıkça PKK silahlarına jarjör olmuşlardır. Kardeşi dağda, PKK militanlarını eğitiyor, kendisi ise kendisine öğretilen rolü çok iyi ezberleyerek saz çalarak barışcı! demokrat ! seboş intibasını vermeye çalışıyor. Milletimiz, batıda saz çalan, türkü söyleyen, Diyarbakır’da ise  PKK vandalizmine destek veren apocu çetelere kol  kanat geren  Selahattin Demirtaş’ın nasıl bir çukur olduğunu  çok iyi bilmektedir

Kartel medyası, sol medya, HDP’yi Parlatma Kampanyasına Kandil’i de Dâhil Ettiler!

Terör üssü Kandil’den yönetilen bir sistem var. Bu sistem tehdit ve baskılamayla, ‘baraj aşılamazsa iç savaş çıkar” diyor  Kartel medyasında  sol medyada  Kandil’e övgüler  dizilmekte   PKK  yandaşı  ve müttefik sözde  gazeteci  gerçekte  etki  ajanları   KCK  şefleri ile  HDP  söyleşileri   yapıp  açıkça  PKK/ HDP   sözcülüğü  yapıyorlar

Aleviliği pozitivist, materyalist-Marksist çerçevede değerlendiren “Ali’siz Alevilik” tanımı yapan din düşmanı grup ve çevreler HDP için çalışmaktalar.

Bir NATO projesi olan dağdan yönetilen HDP’ye destek veren ilkesiz, omurgasız ve ahlaksız Türk solcuları PKK’nın kuyrukçusu olmuşlardır.

KÜRESEL EMPERYALİZM HDP’YE DESTEK VERİYOR

Uluslararası güçler, her gün yeni bir “fitne oyunu” sahneliyor. Yaklaşık 100 yıldır Amerikalı, Batılı diplomatlar, ajanlar ülkemizde hep fitne ve fesat tohumları ekmeye çalışmışlardır. Tek amaçları Türkiye’nin bölünmesi ve parçalanmasıdır.

PKK açılımı ile birlikte ajan – diplomatlar boş durmuyor. ABD, AB elçileri, konsoloslar, ateşeler Güneydoğu ve Doğu Anadolu’yu geziyor ve “çözüm sürecini destekliyoruz” diyorlar. Ajan – diplomatlar Hakkâri’de, Van’da, Batman’da, Diyarbakır’da Gaziantep’te, Ağrı’da PKK uzantısı yapılarla otellerde, kapalı kapılar ardında gizli ve karanlık toplantılar yapıyorlar.

Özellikle ABD’nin Adana konsolosları Doğu Anadolu ve Güneydoğu’dan çıkmıyorlar. ABD Adana Konsolosu John Espinoza sürekli olarak başta Hatay olmak üzere Diyarbakır, Tunceli ve Hakkari’de geziyor.

Amerika’nın, Almanya’nın, İngiltere’nin Ankara elçileri geçen sene olduğu gibi bu yıl da Diyarbakır’ı mesken tutmuşlardır. Ajan diplomatlar Hakkâri’de, Van’da, Batman’da, Diyarbakır’da Gaziantep’te, Ağrı’da PKK uzantısı yapılarla otellerde kapalı kapılar ardında gizli ve karanlık toplantılar yapıyorlar.

Özellikle ajan diplomat ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone CIA ajanlarıyla, konsoloslarıyla Güneydoğu ve Doğu Anadolu’yu en çok gezen ve “çözüm sürecini destekliyoruz” diyenlerdendi.

ABD’nin yeni elçisi Roos’ta HDP ile görüşmektedir. 2015 seçimleri öncesi, ABD’nin Ankara elçiliği ve konsolosları harıl harıl siyasi gelişmeleri takip etmekte, PKK açılıma ve açılım projesine destek vermekteler.

ABD’nin Adana konsolosları, Doğu Anadolu ve Güneydoğu’dan çıkmıyorlar. ABD Adana Konsolosu John Espinoza sürekli olarak başta Hatay olmak üzere Diyarbakır, Tunceli ve Hakkari’de geziyor. ABD Büyükelçiliği Siyasi Bölüm Diplomatı Adam Cardwell de, Doğu Anadolu ve Güneydoğu teftiş turlarına çıkmışlar ve buralarda karanlık faaliyetlerde bulunmuşlardır.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Diyarbakır’da PKK açılımına açıkça destek vermiştir. “ABD elçisi çözüm sürecine önem veriyor ve destekliyoruz” diye konuşmuştur.

İhanet sürecine yağdırdığı övgülerle bilinen ABD Büyükelçisi John Bass’ın Diyarbakır’a yaptığı ilk ziyarette “Kürtçe” selam vererek HDP’lilerin övgüsünü almıştır.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, eşi Holly Hozer Bass ile ABD Adana Konsolosluğu Diyarbakır’a gidererek değişik temaslarda bulunup eğitimler verdiler. Eğitim veren ABD’liler içinde istihbaratçı olan Turner da bulunuyordu.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, kritik 7 Haziran seçimleri öncesinde 5 Mayıs günü HDP’ye olan desteklerini yenilemiş ve  “Çözüm sürecini destekliyoruz.” demiştir.

ABD Ankara Büyükelçisi John Bass’ın ardından Adana Konsolosu John Espinoza’da “çözüm süreci” dedikleri PKK açılımı ile ilgili konuşmalar yapmaya devam ediyor. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla konutunda basın mensuplarına resepsiyon veren Espinoza, “Türkiye’de çok ilginç bir dönem var ama bir tahminde bulunamıyorum. Biz çözüm sürecini çok destekliyoruz.” demiştir.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Siyasi İşler Müsteşarı Justin Friedman, HDP Mersin İl Başkanlığını ziyaret etmiştir Friedman, PKK açılımını desteklediklerini ifade etmiştir.

HDP Mersin İl Eş Başkanı Selman Günbat da ziyaretinden dolayı Friedman'a teşekkür ederek, süreci yakından izlemelerinin kendilerini mutlu ettiğini belirtti.

ABD, AB elçileri gibi İngiltere’nin Ankara büyükelçisi Richard Moorede Diyarbakır’a gitmiştir. PKK yandaşı Diyarbakır Belediye Başkanı Gültan Kışanak’ı ziyaret etmiştir. Dikkat çekici bir zaman, Kobani olayları ve Dersim fitnesi’nin devam ettiği bir süreçte Türkiye düşmanı ajan diplomatlar “sömürge valisi” gibi topraklarımızda geziyorlar.

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Dr. Thomas Kurz da 17 Şubat 2015 günü PKK yanlısı Demokratik Toplum Kongresi’ni (DTK) ziyaret etmiştir. PKK lideri terörist başı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı altında DTK Eşbaşkanı Selma Irmak ile konuşan Kurz, Diyarbakır’a PKK yanlısı örgütleri dinlemek için gitmiştir. ABD Adana Konsolosu John L. Espinoza’nın ardından Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Kurz, Diyarbakır’ı ziyaret eden ikinci yabancı diplomat olmuştur.

Siyasi İşlerden Sorumlu Başkatip Wenke Dagyap ve Siyasi Danışmanı Kamuran Kayhan’ı da yanına alan Dr. Kurz,  PKK’lı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı’nın ardından Demokratik Toplum Kongresi’ni (DTK) ziyaret etti. Kurz’u DTK Eş Başkanı ve HDP Milletvekili Selma Irmak karşıladı. DTK Eş Başkanı Irmak, kendilerini ağırlamaktan mutlu olduklarını dile getirmiştir.

Yine Avrupa Birliği Dönem Sözcüsü Letonya'nın Ankara Büyükelçisi Atis Sjanits, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı 30 Ocak 2015 günü öğle yemeğine davet etti. Yemeğe 19 ülke büyükelçi, 8 ülke de büyükelçi vekili düzeyinde katıldı. Demirtaş 2 saat süren yemekte partisinin politikalarıyla ilgili sunum yaptı. Büyükelçilerin sorularını cevapladı. Büyükelçiler HDP ye büyük önem vermekteler. Çünkü HDP, ABD ve batının taşeronluğunu yapmaktadır.

Demirtaş, AB elçilerinden çözüm sürecine daha fazla destek vermelerini istemiş, IŞİD’a karşı verdikleri silah ve lojistik destekten dolayı teşekkürlerini sunmuştur. PYD terör örgütünü IŞİD’ın elinden kendilerini Amerikan ve Batı emperyalizmi kurtarmıştır.

HDP yöneticileri PKK açılımında ABD’nin, NATO’nun, BM’nin doğrudan meseleyi ele almasını hakem olmasını talep etmektedir. Ermeni diasporası ve  Ortadoğu’daki  ve Avrupa’daki bütün Kürtçü örgütler  HDP’ye destek açıklamaları yapmışlardır.

Talabani’ci KYB’nin  Avrupa Sorumlusu Halid Azad, 7 Haziran genel seçimleri dolayısıyla HDP için oy çağrısında bulunmuştur.
Hollanda’da,  KYB 'nin 40. yılına dair yapılan etkinlikte konuşan KYB sözcüsü "HDP'nin kazanacağı seçimlerle Kürt halkı daha ileri gidecek, Sayın  Öcalan özgürleşecek. HDP'nin seçim başarısı kuzey Kürdistan, Batı Kürdistan, Güney Kürdistan  büyük güç ve destek olacaktır”  demiştir.

YAHUDİ ASILLI, KÖKTEN İSRAİL BAĞLISI, CIA ELEMANI ALAN MAKOVSKY, HDP İÇİN ÇALIŞIYOR

28  Şubat 2015 günü  Dolmabahçe sarayında  AKP ve HDP'nin ortak açılım bildirisine, Amerika ve İngiltere'den destek geldiğini iyi bilelim.  

Amerika Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, AKP- HDP mutabakatı  memnuniyetle karşılanmıştır. Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf, "Biz bu sorunun barışçıl yollarla çözülmesine yönelik her adımı memnuniyetle karşıladık, karşılıyoruz ve tüm tarafları uzun süreli barış için gösterdikleri çabadan ötürü takdir ediyoruz" demiştir.

Açılım bildirisine destek veren bir diğer ülke de İngiltere oldu. İngilere Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Birleşik Krallık, Abdullah Öcalan'ın PKK'ya yaptığı silahları bırakma kararı için olağanüstü kongre yapılması çağrısını memnuniyetle karşılamaktadır" denilmiştir. 

 

Washington'un önde gelen düşünce kuruluşlarından Amerikan İlerleme Merkezi (Center for American Progress) uzmanlarından Yahudi asıllı ve İsrail muhibi CIA nın en önemli uzmanlarından Alan Makovsky, seçimlerden HDP’nin başarıyla çıkmasının Amerikan çıkarlarına çok uygun olduğunu  AKP ile HDP arasındaki ilişkiler ne kadar sağlam olursa, ABD’nin bundan büyük sevinç duyacağını açıkça ifade etmiştir.

Bir kez daha BBP olarak ifade ediyoruz: PKK açılımının da, Dersim fitnesinin, Kobani provokasyonlarının arkasında da başta ABD olmak üzere AB ülkeleri, terör rejimi İsrail ve yabancı istihbarat servisleri vardır.

Şunu herkesin iyi bilmesi lazım; ABD ve AB ülkelerinin diplomatlarının yaptığı ziyaretler turistik ziyaret değil ajan faaliyetlerdir. ABD ve İsrail ile birlikte Almanya ve İngiltere’de Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesi için mezhep çatışmalarını körükleyip destek vermeye devam ediyor.

ABD elçileri “sömürge valisi” gibi hareket ediyor. Türkiye’yi ABD’ye bağlı sömürge bir ülke olarak görüyor. Sık sık Türkiye’nin içişlerine müdahale ediyor. Bölücülerle kol kola olan ajan diplomatlar derhal sınır dışı edilmelidir. Ancak bunu küresel sermayenin, büyüttüğü, himaye ettiği, Washington çizgisine bağlı AKP hükümeti yapamaz. Bunu milli ve yerli bir duruş sahibi bir iktidar yapabilir.

EY AKP HÜKÜMETİ: “NAMUS MESELEMİZ, ÇÖZECEĞİZ” DİYORDUNUZ NE OLDU?

AKP hükümeti ve bürokratik oligarşi, Liderimizi ve dava arkadaşlarımızı şehit verdiğimiz olayın bir an önce kapatılması için var güçleriyle uğraşmaktalar. Türk siyaseti ve demokrasisi açısından son derece önemli olan bu elim olayı aydınlatmak ve gerçekleri ortaya çıkarmak için her şeyi yapması gereken siyasal iktidar ve devlet kurumları hiçbir şey yapmadı. Yaptıkları tek şey dosyanın örtbas edilmesidir.

AKP iktidarı, devlet kurumları, olayın üzerine bilerek gitmediler, araştırmadılar. Dosyanın kapatılmasına çalıştılar. Adeta Muhsin Başkan ve dava arkadaşlarımızı şehit verdiğimiz elim olayı unutturmaya çalıştılar. AKP iktidarı da, bürokratik oligarşi de bu olayın araştırılmasını, soruşturulmasını, gündeme gelmesini bile istemiyorlar.

Hükümet ve devlet kurumları elim olayın ilk anından itibaren duyarsız davrandılar, özverili davranmadılar, “kaza” deyip geçiştirmeye çalıştılar. Hükümet, askeri ve sivil bürokrasi bu işin kendilerine dokunduğunu ve kendilerinin de kusurlu olduğunu gördüğü için elim olayın çözülmesini hiç istememiştir.

AKP hükümetinin kontrolündeki Genel Kurmay, MİT, devletin diğer kurumları bu olayı kapatmak istemişlerdir. AKP hükümeti ve bürokratik oligarşi resmen bu dosyanın kapatılması için işbirliği halindeler ve ortak hareket etmekteler.

AKP HÜKÜMETİ DOSYAYI KAPATMAK İÇİN SAVCILARA, HAKİMLERE BASKI YAPIYOR

Saray – Hükümet – MİT – Genelkurmay – Adalet Bakanlığı vb. devlet kurumları açıkça dosyanın kapatılmasını istiyorlar. Parti devletinin Adalet bakanlığı savcılara, hakimlere baskı yapıyor. Yargıya açıkça müdahale ediyor. Savcılar hükümetten çekiniyor. Kimi hükümet yanlısı savcılarda dosyayı kapatmaya çalıştıkları için terfi edilmekteler ödüllendirilmekteler.

Bu dosyayı ciddi bir şekilde ele alacak, yeniden bütün safhaları her şeyiyle gözden geçirecek, makam, mevki, rütbe demeden siyasal iktidardan korkmayan. Olayda kusuru ihmali olan bütün suçluların üzerine gidecek, onları yargıya teslim edecek, hiçbir baskıdan çekinmeyecek cesur savcılara ve hakimlere ihtiyaç var. AKP hükümeti bu olayın içindedir ve suçludur. Suçlarının ortaya çıkmasını engellemek için davayı yürütenlere baskı yapıyor.

Savcılar “geleceğini düşünen savcı bu meselenin üzerine gitmez” diyorlar AKP savcılara hakimlere açıkça baskı yapıyor.

“NAMUS MESELEMİZ, ÇÖZECEĞİZ” DİYORDUNUZ NE OLDU?

“Bu olayı aydınlatmak namus borcumuz” diyen AKP hükümeti Muhsin Yazıcıoğlu dosyasıyla değil, PKK açılımıyla, Dersim açılımıyla uğraşmakta.

Bebek katiline “sekreter aramakla” PKK ile mutabakat yapmakla meşgul.

Gladyonun maşası terörist başına itibar arayacağınıza ona, “sekretarya mekreterya” peşine düşeceğinize, söz verip, yeminler ettiğiniz Muhsin Yazıcıoğlu dosyası ne oldu? Ondan haber verin önce.  6 yılı geçti. Hala ses yok.

Verdiğiniz “Çözeceğiz namus meselemiz” sözleri hepsi boş çıktı. Çünkü çözmek istemiyorsunuz, altında kalacağınızı biliyorsunuz. Hükümet olarak delilli belgeli suçlusunuz. Suçunuzun büyük olduğunu milletin yüzüne bakamayacağınızı alayınız biliyorsunuz. İşte o yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere AKP hükümeti yargıya ve bürokrasiye baskı yaparak dosyayı tamamen kapatmak istiyor.

ASKER – POLİS – SİVİL KARIŞIMI ÇETELER, AKP HÜKÜMETİ TARAFINDAN KORUNMAKTADI

AKP hükümeti bürokratik oligarşi çeteleri korumaktadır. Asker – Polis – sivil karışımı çeteler hükümet tarafından korunmakta, himaye edilmektedir. Muhsin Başkan ile ilgili davada adı geçen şaibeli asker, polis ve sivil bürokratları kritik görevlere getirmişlerdir.

Hükümetin ilgili bakanlıkları Ulaştırma, İçişleri, Adalet ve yine Başbakanlığa bağlı olan Genelkurmay, meselenin aydınlatılması için çalışacağına, kendilerini ve askeri – sivil bürokratlarını korumayı tercih etmiştir. İhmali ve kusuru olan kurumlara, bürokratlarına sahip çıkmıştır. Başta Ulaştırma Bakanlığı, TSK olmak üzere, ilgili kurumlar ve açıkçası, AKP hükümeti vebal altındadır.

AKP hükümeti, Genelkurmay, MİT vb. devlet kurumları liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştüğü olayda üzerlerine düşeni yapmamışlardır. Dönemin siyasal iktidarı olan; Başbakan Erdoğan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala, MİT Müsteşarı Emre Taner ve halefi Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve bunlara bağlı kurumlar ile onların başındaki bürokratlar hakkında kesinlikle soruşturma açılmalıdır.

FASO FİSO İŞLERLE UĞRAŞTILAR, ŞEHİT LİDERİMİZİN DAVA DOSYASINI İSE SÜMEN ALTI EDİYORLAR

Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla savcılar kozmik odalara girdiler, araştırmalar yaptılar. Peki Muhsin Yazıcıoğlu dosyasının aydınlatılması için savcılar dosyada yer alan askeri ve sivil kurumların hepsine girebildiler mi? Hayır. Sadece savcılar askeri ve sivil kurumlarla yazışma yapabildi o kadar. Savcıların istediklerini de işlerine gelmediği için bu kurumlar göndermediler. Gönderdik dedikleri zaten olayın aydınlatılmasına bir faydası olmayan evraklardı.

Genelkurmay Başkanlığı istenilen bilgi ve belgeleri göndermediği halde gönderdik açıklamaları yaparak süreci bilgi kirliliğine boğmuştur. Şu net; Askeri ve sivil kurumlar olayla ilgili belgeleri ve bilgileri savcılara teslim etmemişlerdir.

Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla Kozmik odalara girildi. Hükümet ve medyası günlerce suikast iddialarını konuştu. Bülent Arınç’a “suikast” iddialarıyla 2009’da başlatılan ve devletin çok gizli bilgilerinin bulunduğu Genelkurmay’a bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu’na girilerek, 25 gün süren arama yapılmasıyla gündeme oturan “Kozmik Oda” soruşturması 6 yıl sonra takipsizlikle sonuçlandı. Sonuçta bu durumun fasa fiso olduğu ortaya çıktı.

Bülent Arınç, suikast iddialarının basına yansıdığı günlerde, “Bana karşı işlendiği iddia edilen bir olay ve suç varsa ve kişiler belliyse, o kişiler, o kurumların (Genelkurmay) mensubu iseler, belki o kurumdan birisinin ‘Sayın Başbakan Yardımcım geçmiş olsun. Böyle bir olay var ama…’ demeleri gerekirdi. Böyle bir arama olmadı. Ahmak olmayan bu olayı basit göremez” demişti. Ancak aynı Arınç, 17 Aralık sürecinden sonra tavır değiştirmiş ve şu yorumu yapmıştı: “Acaba benim üzerinden bir operasyon mu yaptılar?’ Yani kozmik odaya girmeleri gerekiyordu da böyle bir ciddi olayı kamuflaj aracı olarak mı kullandılar…”

Bülent Arınç olayının da düzmece olduğu bugün ortaya çıkmıştır. AKP kendini hep masum göstermeye çalışmıştır orduya karşı algı operasyonu yapılmıştır. Peki AKP hükümeti 6 yılı geçti. Liderimiz Muhsin Başkan ve dava arkadaşlarımızın şehit düştüğü olayla ilgili niye kozmik mozmik odalara girilmedi?

Niye, NATO vb. Türklük düşmanı karanlık kozmik odaların üzerine gidilmedi? AKP hükümeti Genelkurmay, MİT ilgilenmedi. Devletin hassas kurumları bu olayın üzerine gitmediler. NATO çizgisindeki AKP hükümeti olayın kapatılması için ellerinden gelen her şeyi yapmaya devam ediyorlar.

Bilge liderimiz, büyük siyaset ve devlet adamı Muhsin Başkan ve dava arkadaşlarımızın şehit düştükleri olayla ilgili bırakın Kozmik odaları, kozmik odaları, soruşturmada açıkça kusurları, ihmalleri ve ilgileri olan, suçları delillerle ortaya çıkan Ulaştırma Bakanlığı’nın, Sivil Havacılık Kurumu’nun ve diğer askeri ve sivil kurumların kapısından savcılar içeri giremedi. Yargı olayla ihmali ve kusuru olan kurumların üzerine gidemedi. Gitmedi. Çünkü yargı mensupları AKP iktidarının baskısı altındadır.

Biz BBP olarak yargının demokrasi dışı arayışlarda bulunan, hukuk dışı yollara baş vuran, kirli yol ve yöntemlerle ülkeyi kaosa sürüklemek isteyen sansasyonel eylemlerle, suikastlarla ülkemizi karıştırmaya, iç savaşa sürüklemeye çalışan, her türlü karanlık odak ve çevrelerin üzerine gitmesini ve hukuk önünde hesap vermelerini sağlamasını isteriz ve bu konudaki demokratik tutumuzu herkes iyi bilmektedir.

Biz BBP olarak 22 yıldır söylüyoruz; ülkemizde demokrasi kökleşmeli ve demokrasi dışı arayışlar son bulmalıdır. Darbe peşinde koşan, cuntalar kuran, bütün karanlık yapılar deşifre edilmeli ve millete hesap vermeleri sağlanmalıdır.

Şehit liderimiz Muhsin Başkan, 40 yıllık siyasi yaşamı boyunca, iç ve dış mihraklarla mücadele etti, demokrasi dışı arayışlara karşı çıktı, darbe peşinde koşanlarla, cuntalarla, derin karanlık odaklarla, çevrelerle, militarizmle askeri vesayet peşinde koşanlarla mücadele etti. Demokrasinin ve milli iradenin yanında yer aldı. Bu dosyanın kapatılmasına, karartılmasına, ört bas edilmesine izin vermeyeceğiz. Sonuna kadar bu meselenin peşindeyiz.”

Toplantıya ATB Genel Başkanı Erol Yazıcıoğlu ve ATB Yönetim Kurulu, BBP’nin Hollanda’da dünden bugüne görev yapmış başkanları, Nizam – ı Alem Süleymaniye Teşkilatı Başkanı Mustafa Uslu, mütevelli heyetinden Hikmet Dikici, Ergül Yaman ve bir çok teşkilat mensupları, Amsterdam Alperen Ocakları ve Hollanda SP’nin yöneticileri ve mensupları ve kalabalık bir misafir topluluğu katıldı. 



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ