Büyük Birlik Partisi

GENEL MERKEZ GÜNDEMİ

2017-04-25 10:00:32

BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR: KRİPTO YAHUDİLER, KRİPTO ERMENİLER TÜRKİYE’NİN BAŞINA BELADIR

ÜLKÜCÜ FİKİR VE SİYASET ADAMI, ARAŞTIRMACI – YAZAR, BBP YÜKSEK İSTİŞARE KURULU ( YİK) BAŞKANI HAKKI ÖZNUR İLE YAPILAN RÖPORTAJ
BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR: KRİPTO YAHUDİLER, KRİPTO ERMENİLER TÜRKİYE’NİN BAŞINA BELADIR
ÜLKÜCÜ FİKİR VE SİYASET ADAMI, ARAŞTIRMACI – YAZAR, BBP YÜKSEK İSTİŞARE KURULU ( YİK) BAŞKANI HAKKI ÖZNUR İLE YAPILAN RÖPORTAJ

 

Vahdet:HDP içinde çok sayıda kripto Ermeni olduğu dile getirilmektedir. HDP’nin bunlara yönelik bir çalışması var. HDP ne yapmak istiyor?

Hakkı Öznur: Önce şunu hemen ifade edeyim; ülkemizin en büyük sorunu kriptolardır. Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri kripto Ermeniler ve kripto Yahudilerdir. Türkiye’de, medya ve siyasette kendi kimliklerini gizleyerek Türk’e düşmanlık eden kripto Ermeniler ve Ermenistan’ın çıkarlarının Türkiye’de savunuculuğunu yapan bir Ermeni lobisi vardır. Gizli Ermeniler veya kripto Ermeni dediğimiz, Müslüman – Türk zarfına girmiş, ama gerçek kimliğini koruyan, hınçla yaşayan, önemli noktaları işgal ederek milletin evlatlarını oralara yaklaştırmayan, güçlü ve etkili bir kesimdir.

Başta PKK olmak üzere derin sol örgütlerin kurucuları, liderleri, militanları, ideologları arasında Kürt görünen, Alevî görünen ismi Müslüman, kartta dini İslam yazan ama asıl kimliği Ermeni olan kriptolar vardır… Ülkemizde aslen Ermeni olmalarına rağmen kendilerini Kürt – Alevi diye tanımlayarak gizlenen on binlerce kripto Ermeni vardır. Şimdi bunların bazıları artık kendilerini gizlemiyorlar, açıkça ortaya çıkıyorlar. 25 Ekim 2010 yılında İstanbul’da dernek kurdular. Dinini ve ismini değiştirip Dersimli Ermeniler Derneği'ni kurdular. Kurdukları dernek “Kripto Ermenileri özlerine dönmeye” çağırıyor.

“Kripto Ermeni” olarak bilinen vatandaşlar, artık kendilerini gizleme gereği de duymuyor. Kilisede vaftiz olup gerçek isimlerini alıyor. Kripto Ermeniler sık sık Erivan’a ve Tunceli’ye ziyaret yapmaktadır. Türkiye, bu kriptolar meselesini halletmedikçe güvende olmayacaktır.

PKK/HDP KRİPTO ERMENİLER’LE KAYNIYOR

Vahdet: PKK içinde ne kadar Ermeni vardır?

Hakkı Öznur: Geçmişte Ohal valiliği yapmış olan Ünal Erkan yıllar önce, “Bilgisayarlarımızda Ermeni asıllı 800 PKK üyeleri kaydedilmiştir” açıklamasını yapmıştı. Bazı kaynaklara göre  “PKK’nin her yedi üyesinden biri Ermeni’dir. PKK bu üyelerini Birinci Dünya Savaşı zamanında Osmanlı İmparatorluğu’nu sırtından bıçaklamış olan Ermenilerin evlatlarıdır diye”  lanse etmektedir.

Şu nettir: PKK’nın kuruluşundan günümüze 200'e yakın kripto Ermeni örgüt içinde üst düzey yöneticilikler yapmıştır. PKK içinde 2500 civarında kripto ermeni olduğu Kürt çevrelerinde dile getirilmektedir.

Türkiye’de, Ermenicilik yapan, Ermeni diasporası ile de içli dışlı olan kripto Ermeniler HDP çatısı altında toplanarak Ermeni milliyetçiliği yapmaktalar. Ermeni – PKK şer ittifakı HDP’yi kendilerine merkez üs seçmişlerdir. Ermeni diasporasının HDP’ye neden açık destek verdiği bellidir.  PKK / HDP kripto Ermeniler ve kripto Yahudiler’le dolu.

Mağaraları kiliselere çeviren ve çatışmalarda ölenler arasında  sünnetsiz Ermenilerin olduğunu devletimiz çok iyi biliyor. Çatışmalarda öldürülen birçok PKK militanın sünnetsiz olduğu devletin resmi raporlarına bile girmiştir. PKK içindeki Ermeni militanlar “1915’in intikamını Türk devletinden alacağız” diyerek silahlı PKK içinde yer almaktalar.

PKK’nın beyin takımı içinde kripto Ermeniler ağırlıkta olmuştur. PKK kurucularından Sakine Cansız da Ermeni asıllıdır. Sakine Cansız, PKK'nın 26 – 27 Kasım 1978 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde gerçekleşen kuruluş toplantısında yer alan isimlerden birisiydi. Toplantıya 24 kişi çağrılmış, 22 kişi katılmıştı. Katılanlardan ikisi bayandı. Biri Öcalan’ın eşi Kesire Öcalan (kızlık soyadı Yıldırım’dı) diğeri ise Sakine Cansız’dı. PKK'nın kurucularından olan Sakine Cansız 12 Eylül öncesi Elazığ ve Bingöl'de PKK adına örgütsel çalışmalar yapmıştır. 1979 yılında tutuklanan Cansız, 12 sene Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde yatmıştır. Sakine Cansız, 1991’de tahliye olduktan sonra Temmuz – Ağustos arası 45 gün süren Bekaa Vadisi'nde düzenlenen Zindan Konferansı'na katılmıştır. Cansız, Öcalan'ın Suriye'den çıkarıldığı dönemde PKK'nın Avrupa sorumlularından biri olarak görev almıştı. PKK’nın kurucu üyelerinden olan örgütteki faaliyetlerini ölümüne kadar sürdüren, PKK'nın Avrupa sorumlularından biri olan, Sakine Cansız da PKK içindeki kripto Ermeniler’dendir. Sakine Cansız PKK başta olmak üzere değişik sol örgütlerinde katılımıyla Tunceli'de toprağa verilmişti.

SAKİNE CANSIZ İÇİN ERMENİ KİLİSELERİNDE ANMA TÖRENLERİ YAPILMIŞTIR

Vatan haini Sakine Cansız için Avrupa ülkelerinde yapılan gösterilere Ermeniler özellikle kripto Ermeniler de büyük katılım göstermişlerdir. Cansız için bazı batı ülkeleriyle birlikte Lübnan’daki Beyrut'taki Ermeni Kilisesi'nde bir anma toplantısı düzenledi. Burada konuşan Ermeni din adamı Sakine Cansız vb. Türkiye düşmanı hainlere övgüler yağdırmış, Türk düşmanlığı yapmıştır.

Dünyanın en büyük Ermeni kilisesi ve Ermenilerin ‘Papalığı’ olarak Kilikya Katolikosluğu (Kilikya Great House) en büyük Türkiye düşmanı olan haçlı ruhuna sahip kilisedir.

Beyrut’taki Kilikya Kilisesi’nin Başpapazı Aram tam bir Türk düşmanıdır. Yıllardır Türkiye aleyhine “soykırım propogandası” yapan ABD ve Avrupa ülkelerini dolaşarak diaspora ile beraber Türkiye aleyhine lobi faaliyetleri yapan, 1970 ve 80’li yılarda ASALA örgütünün kuruluş ve eylemlerine Ermeni gençlerini yönlendiren, 1921 yılında Adana’dan ayrılarak Beyrut’a yerleşen Kilikya (Adana) Kilisesi’nin Ermeni Başpapazı Aram Sarkisyan, Diaspora Ermeni çevrelerinin ve Ermenistan devletinin bir numaralı adamıdır.

Ermeni kiliselerinde ayinler yapılmış, anma toplantıları düzenlenmiştir. Yurt dışındaki Ermeni örgütler Ermeni Devrimci Federasyonu, Taşnak ve ASALA çizgisindeki Ermeni solcusu ve milliyetçisi örgütler Sakine Cansız için bildiriler yayınlamışlar ve PKK temsilciliklerine ziyaretlerde bulunmuşlardır.

İstanbul’da Ermenilerin gittiği kiliselerde yine Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi'nde, Sakine Cansız'ın, Ermeni ve Kürt hareketine büyük hizmetler yapmış Dersimli bir Ermeni devrimci olduğu vurgulanmıştır.

Paris'te öldürülen 3 PKK'lı kadından Sakine Cansız'ın en yakın arkadaşlarından birisi olan İskenderun doğumlu, Fransız vatandaşı Sarkis Hatspanian, Paris’te öldürülen PKK kurucusu Sakine Cansız’ın Ermeni kökenli olduğunu açıklamıştır.

Cansız ile 1990 yılında Paris’te tanıştığını belirten Hatspanian, “Fransa’ya politik iltica talebi için devlet kurumu OFPRA’ya başvurmuştu. Sakine Cansız’ı, Sara ismi ile tanıdım. Onu Doğu Ermenistan’a davet ederek, soydaşlarının yaşadığı devleti ziyaret etmesini can – ı gönülden arzulamış olduğum halde, ne acıdır ki onun Paris’te haince katledildiği haberi geldi.” demiştir.

Hrant Dink’in okul arkadaşı Hatspanian, Türkçe ve Kürtçe yayın yapan Gelawej adlı internet sitesinde, Cansız’ın bir Ermeni köyü olan Tunceli’nin Kirakos (Batman) köyünde doğduğunu yazdı.

KCK EŞ BAŞKANI HÜLYA ORAN İÇİN DE KRİPTO ERMENİ DİYORLAR

KCK eş başkanı olan Hülya Oran için de PKK çevrelerinde kripto Ermeni olduğu söylenmektedir. Tunceli Hozat doğumlu ve 20 yıldır dağda olan Oran, Tunceli ve çevresinde kripto Ermeni denilmektedir. Marksist, Sol ve kendilerine Kürt Alevi diyen malum çevreler de Hülya Oran’ın KCK eş başkanlığına getirilmesi “Alevi ve Dersimli’lere verilmiş bir mesaj” olarak yorumlanmıştı.

Yine Bekir Bakırcıyan ve Musa Haciyev gibi PKK için de Merkez Komite Üyeliği yapan bir sürü Ermeni vardır.

PKK’nın yurtdışında sözde “sürgün hükümeti” kurma çalışmalarında delege seçilen Semra Bakır, bir kripto Ermeni’dir. 13 Mayıs 1980’de çatışmada öldürülen TİKKO liderlerinden Orhan Bakır’ın kardeşidir.

PKK’nın yurtdışında bir dönem giriştiği sözde "sürgün hükümeti" kurma çalışmalarında delege seçilen Meryem Tabaş’ın dedesi Hokar ve ninesi Haykanuş da Ermeni asıllıdır.

TİKKO, MLKP, DHKP – C VB. DERİN SOL ÖRGÜTLER DE KRİPTO ERMENİ DOLUDUR

Vahdet: PKK dışında kripto Ermeniler en çok hangi sol örgütleri içinde vardır?

Hakkı Öznur: Cumhuriyet öncesi Osmanlının son dönemlerinde kurulan sol örgütler içinde çok sayıda Ermeni vardı. Sosyal Demokrat Hınçak Partisi militanları ve yöneticilerinden 20’si 14 Haziran 1915’te evlerinden toplandılar, aynı gün askeri mahkemede yargılanıp başta Paramaz (Madteos Sarkisyan) olmak üzere içlerinden 20 yönetici 2 – 15 Haziran 1915 tarihinde Beyazıt Meydanı'nda idam edildiler.

Ermeni devrimcileri, 1970’li yılların başına kadar Sovyet uydusu Türkiye Komünist Partisi’ne destek verdiler.

1917 doğumlu olan Aram Pehlivanyan, (Ahmet Saydam) Ermeni okullarında eğitim görmüş, TKP içinde yer almış Ermeniler’dendir.

1950 yılında ülkemizi gizlice terk etmiş, Suriye’ye Ermeni çevrelere sığınmıştır. Partisi TKP onu 1958'de Demokratik Alman Cumhuriyeti'ne (Doğu Almanya) geçirmiş, Leipzig'e yerleştirmiştir. Siyasi faaliyetlerini sürdüren Pehlivanyan, "Bizim Radyo’da" redaktörlük ve Türkiye Komünist Partisi'nde politbüro üyeliği yaptı.

Ölümü üzerine TKP/MK tarafından yayınlanan duyuruda “TKP, Leninci savaş erlerinden birini yitirdi. Türkiye işçi sınıfının yiğit evlâdı, TKP/MK politik büro üyesi Ahmet Saydan yoldaş, ağır bir hastalıktan sonra, 62 yaşında gözlerini dünyaya yumdu.” denir.

Cumhuriyet öncesi ve sonrasında Ermeniler’in çoğu 1970’lerin başına kadar Sovyet uydusu yurtdışından yönetilen TKP içinde yer aldılar. 1970’lerden itibaren Ermeni gençlerin çoğu TİKKO, TKP/ML Hareketi, Halkın Birliği, TKEP, MLKP, MKP, DHKP – C vb. sol örgütlerin içinde yer almıştır. Kendilerini gizleyen birçok Ermeni TİKKO ve PKK içinde aktif roller üstlenmiştir.            

200’E YAKIN SOL ÖRGÜT MENSUBU “KRİPTO ERMENİ”  ÇATIŞMALARDA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR

Vahdet:Güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda öldürülen Ermeniler’den isimler verebilir misiniz?

Hakkı Öznur: 1978 – 2015 arasında Marksist sol ve bölücü terör örgütlerine mensup çok sayıda kripto Ermeni çatışmalarda güvenlik güçleri tarafından öldürülmüştür. Ermeni asıllı Maoist TİKKO örgütüne mensup, 13 Mayıs 1980’de Elazığ Karakoçan’da öldürülen, bir Mehmetçik katili olan Orhan Bakır (Armanek Bakırcıyan)  bunların başında gelir. Yine TKP/ML, Yeniden İnşa Örgütü mensubu 9 Nisan 1980 günü Kayseri’de vurulan 1 Mayıs 1980 günü ise ölen, Sivas Gemerek doğumlu Hayrabet Hançer (Honca) bunlardandır.

Yine güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda öldürülen Ermeniler’den biri TKP/ML, TİKKO mensubu Ömer kod adlı   Manuel Demir’dir. 24 Ocak 1988 yılında İstanbul’da çıkan çatışmada öldürüldü. TİKKO’cu Demir için Feriköy Surp Vartanans Kilisesi'nde ayin düzenlenmiş ve Yedikule Balıklı Ermeni Mezarlığı'na defnedilmiştir. TİKKO'nun önde gelen isimlerinden Aziz Demirel de Ermeni asıllıdır.

Tunceli dağlarını mesken edinen, silahlı mücadeleyi savunan Maoist TİKKO örgütünün devrim şehitleri dediği listede Ermeni militanların biyografileriyle karşılaşmaktayız. PKK içinde Abdullaziz Özdemir, Levent Kayadağ vb. birçok Ermeni militan güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda öldürülmüşlerdir.

Marksist, Leninist ve Maoist sol örgütlerin yayınlarında Garbis Altınoğlu, Armenak Bakırcıyan, Ohannes Saksal, Nubar Yalım, Agop Arslan, Garabed Demircioğlu, Dikran Semerciyan, Misak Manuşyan, Melkon Kaşkal, Hrant Dink, Hayrabet Hançer, Nubar Yalım, Manuel Demir… gibi bir çok kripto Ermeni övgüyle bahsedilmektedir.

ERMENİ AĞIRLIKLI TİKKO KURULUŞ TARİHİNİ 24 NİSAN OLARAK GÖSTERİYOR

Vahdet: Bir Ermeni Papaz TİKKO içinde yer alan Ermeni militan Armenak Bakırcıyan’a “örgütün kuruluş tarihi 24 Nisan. Biz Ermeniler için çok özel bir gün bilerek mi o tarihi verdiniz?” demiş. Bu doğru mu?

Hakkı Öznur: Çok ilginçtir. Maoist örgüt kuruluş tarihini Ermeniler tarafından kutsal bir gün gibi kabul edilen 24 Nisan olarak kabul etmektedir. Ermenilerin genel olarak TİKKO’ya sempati duymalarının sebebi bu olabilir mi? Ancak şu gerçek Ermeniler ağırlıklı olarak Maoist örgütler içinde yer almıştır.

TKP(ML)/TİKKO’nun lideri Alevi İbrahim Kaypakkaya’nın Ermeni sorunu ve 1915 tehciri için “katliam” görüşleri, Ermeni gençleri ve kripto Ermenileri etkilemiş ve onların bu örgüte girmelerine sebep olmuştu. Bazı TİKKO mensubu Ermeni militanlar “Ermeni katliamına ilişkin kısa, özlü, tarafsız ve bilimsel bir bakış açısı sunuyordu. Bütün ezberleri bozuyordu, bu bizi etkilemişti.” demişlerdi.

Ohannes ve Marryam oğlu, 1947 doğumlu, Amasya Gümüşlü Mahallesi nüfusuna kayıtlı Garbis Altınoğlu 12 Mart döneminde örgüt içinde arkadaşını infaz ettiren ve cinayeti azmettirmekle suçlanan bir kişiydi. Kardeşinin ismi Rafael Altunyan nüfustaki ismi ise Faruk Altınoğlu  13 Haziran 1972’de İstanbul’da işlenen bu cinayet basında “sandık cinayeti”, “bavul cinayeti” olarak aylarca konuşulmuştu.

SOL İÇİ İLK ÖRGÜT İNFAZINDA ERMENİ GARBİS ALTINYAN BAŞROLDEDİR

Vahdet: Sol örgütler içinde hala konuşulan bu “sandık cinayetinin” sebebi nedir?

Hakkı Öznur: 1971’in başlarında Doğu Perinçek’in önderliğindeki “Aydınlık” hareketi (TİİKP)’de görüş ayrılıkları ortaya çıktı. TİİKP’in çıkartmış olduğu “Şafak” adlı illegal derginin (teksir makinesinde basılmış iki sayfalık bir bültendir) 1. sayısında “12 Mart’tan bu yana dünyada ve Türkiye’de siyasi durum” başlıklı bir değerlendirme yazısı yayınlanmıştır. Derginin bu sayısında yer alan görüşler PDA çevresinde ilk ayrılıkların yaşanmasına sebep olur. Garbis Altınoğlu, Mehmet Adil Ovalıoğlu, Zeynel Aydındağ ve bir grup PDA’cı “Şafak” bülteninin yayınlanmasından bir süre sonra TİİKP çevresinden ayrıldılar. Perinçek’in liderliğindeki PDA’nın merkez kadrosu ayrılanları Troçkistlik’le suçladı ve bu gruba “birinci tasfiyeciler” ismi takıldı.

Garbis Altınoğlu’nun başını çektiği hareket, Doğu Perinçek’i “oportünist”likle PDA merkezini “halk savaşı”nı inkar etmekle, silahlı mücadeleden kaçmakla suçluyordu.

Sandık cinayetini, 15 Haziran 1972 tarihli Hürriyet, “Bir kız, bir sandık ve bir ceset” başlığıyla manşetten verdi. Aylarca kamuoyunun ilgisini üzerinde toplayan cinayetin öyküsü şöyle anlatılıyordu; ‘‘(...) 14 Haziran 1972 günü akşam saat 21.30'da bir sandıkla Paşabahçe'de sahilde bekleyen bir genç kız önce pek dikkati çekmemişti. (...) Yol kesen otomobilde genç kızın terslediği şoförle iki polis vardı. Polisler kıza sandıkta ne olduğunu sordular ve ‘kitaplarım var' cevabını aldılar. (...) Herkes donakalmıştı. Sandıkta bir ceset vardı.’

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Banu Ergüder, Paşabahçe'de polisler tarafından gözaltına alındı. Yanında taşıdığı ve "İçinde kitaplarım var" dediği sandık açıldığında, bir ceset ortaya çıkmıştı. Sandıktaki ceset, sol görüşlü Adil Ovalıoğlu'na aitti. Ovalıoğlu'nun cinayeti, 'sol örgüt içi ilk infaz' olarak tarihe geçmişti.

Doğu Perinçek liderliğindeki Aydınlık hareketinin 1969 – 1988 yılları arasında önde gelen üç isminde biri olan şimdi anti – Aydınlıkçı Troçkist görüşleri benimseyen Gün Zileli Garbis Altınoğlu tarafından örgüt içi infaza kurban giden Adil Ovalıooğlu için “Aydınlık hareketi içindeki küçük bir fraksiyonun iç hesaplaşmasında öldürüldü” demiştir.

1968 – 1988 yılları arasında Doğu Perinçek liderliğindeki Aydınlık hareketi içinde yer alan daha sonra Gün Zileli ile birlikte ayrılan şimdi HDP destekçisi olan Neoliberal solcu Oral Çalışlar, 12 Eylül 1980 öncesi Aydınlıkçı yayın organlarında “Adil Ovalıoğlu’nu TİKP düşmanı Garbis Altınoğlu gibi provokatörler öldürdü.” diyordu.

Aydınlıkçılar’ın 12 Eylül 1980 öncesi partisi olan TİKP’nin yayın organı “Türkiye Gerçeği” dergisinin Nisan 1980 tarihli 14. sayısında Adil Ovalıoğlu cinayetine de değinerek “Adil Ovalıoğlu’nu TİKP düşmanı Garbis Altınoğlu gibi provokatörler öldürdü” diyordu.

ERMENİ GARBİS ALTINOĞLU ŞİMDİ ALMAN VE FRANSA’NIN HİMAYESİNDEDİR

Vahdet: Alman devletinin kontrolünde olduğu sol çevrelerde dile getirilen Garbis Altınoğlu daha sonraki süreçlerde hangi örgütsel çalışmalarda bulundu?

Hakkı Öznur: Bu azılı Marksist – Leninist Ermeni, 1974 affıyla dışarı çıktı. Kaypakkaya çizgisini takip etti. 1975 – 1977 döneminde TKP/ML, TİKKO içinde yer aldı. Bu örgüt içinde çıkan ayrılıklar sonucunda Halkın Birliği dergisi etrafında yer aldı. Halkın Birliği çevresi de Ağustos 1978 yılında tekrar bölündü. Devrimci Halkın Birliği adıyla yoluna devam eden çevre Nisan 1979 yılında TKP/ML Hareketi adıyla faaliyet gösterdi. Bu örgütünün önde gelen isimlerinden biri 11 yıl cezaevinde yapan Garbis Altınoğlu, Ermeni Altınoğlu uzun yıllar örgütün teorisyenliğini ve genel sekreterliğini yaptı. Garbis Altınoğlu, 25 yıldır kesintisiz bünyesinde yer aldığı örgütünden ayrıldı. Örgütü, onu hain ilan etti.

2002 – 2006 yılları arasında MLKP'de illegal örgüt ve mücadele alanında önemli bir iç mücadele yaşandı. Açık parti tartışması ve örgütün legalist olmasına karşı çıkan bir grup önce MK'den istifa edip, ardından gerçek MLKP – YKH adı altında kopuş yaşadılar- MLKP'nin, TDKP'nin izinde yürümesine karşı çıkan birçok kadrodan atıldı ya da yollarını ayırdı.

HRANT DİNK ESKİ BİR TİKKO MİLİTANI İDİ

Vahdet: Hrant Dink için de gençlik yıllarında Komünist TİKKO örgütünün taraftarı deniliyor. Dink TİKKO’da yer aldı mı?

Hakkı Öznur: Hrant Dink, TİKKO örgütü ile 12 Mart sonrasında tanışıyor. Bu örgütün kurucusu ve lideri Çorumlu İbrahim Kaypakkaya’dır. Kaypakkaya 12 Mart öncesi Doğu Perinçek’in liderliğini yaptığı Maocu Aydınlık hareketinin mensubuydu. Bu çevrenin illegal örgütü TİİKP’nin üyesiydi. 12 Mart’ın hemen ardından örgüt lideri Doğu Perinçek ile ideolojik konularda farklı düşünen Kaypakkaya, 1972 yılında TİİKP’den ayrılarak TKP – ML TİKKO adlı örgütü bir grup arkadaşıyla kurdu. İbrahim Kaypakkaya’nın 1973 yılında yakalanıp ardından ölmesiyle bir grup taraftarı ile 1975 yılından itibaren tekrar örgütü canlandırmaya çalıştı. TİKKO’cular 1976 yılından itibaren kendi içlerinde bölündüler. Esas büyük grup Halkın Birliği adında, daha sonra onlar da kendi içlerinde 1978 yılında bölündükten sonra ayakta kalan grup TKP / ML hareketi adıyla örgütsel çalışmalarını sürdürdü. Hrant Dink’in arkadaşlarından Garbis Altınyan bu örgütün en üst düzey isimlerinden biriydi.

Hrant Dink, Kaypakkaya’nın ardılları olan gruplardan tercihini TİKKO’dan yana yaptı. TİKKO’cular 1978 başlarında “Partizan” adıyla yasal dergi çıkarttılar. Sol gruplar içerisinde Maocu – Hocacı kavgasında Maocu olarak saf tutan Partizan, yani TİKKO içerisinde yer aldı. Zaten Hrant Dink de bunu gizlemiyor. Armenak (Orhan) Bakır, Hrant Dink’in yaşamında ayrı bir yere sahiptir. Gençliklerinde beraber oldukları dönemde sosyal yaşamı paylaştığı Armenak, Hrant’ı etkilemiştir. Bunun sonucu Armenak’ın öldürüldükten sonra da Hrant’ın belleğinde özgün bir yeri olmuştur…

1970 ile 1980 yılında Türkiye'de oluşan siyasal hareketler kendini Ermeni çevreler içerisinde de gösterdi. Bu dönemde öne çıkan Garbis Altınoğlu hareketin önderlerinden biri durumuna geldi. Yine Armenak Bakır, Ermeni çevresinde birçok kişiyi etkilemiştir. En yakın çevresinden kişi olarak bilinen Hrant Dink'in siyasal kimlik kazanmasında önemli rolü olmuştur.

Bu anlamda Hrant Dink ve onun gibi bir dönem Ortodoks sol içerisinde yer alanlarda da büyük fikri değişiklikler alt üst oluşlar olacaktır, olmuştur da… Hrant Dink zaten bir dönem yer aldığı TİKKO’dan daha sonra uzaklaşıyor, bağlarını kesiyor. Örgütsel işlerden uzaklaşarak dönemin şartlarında daha legal işlere kendini veriyor. Sol geçmişini ve ilişkilerini inkar etmiyor. Marjinal soldan koparak daha liberal sivil toplum alanında faaliyet gösteren Ortodoks olmayan sol çevrelerle yakınlaşıyor. Ermeni cemaatine hitap eden Agos gazetesini çıkartıyor.

Bakın Hrant Dink kendi ağzından TİKKO üyesi olduğunu 23 – 24 Aralık 2006’da Maoist Özgür Düşün Dergisi tarafından düzenlenen Aydınlık Sorgular Sempozyumu’nda şu sözlerle ortaya koyuyor:

“Ben TİKKO içine girerken, Orhan Bakır ve Stepan’la beraberdik. Onun adı Armenak’tı, Orhan Bakır’ın adı... Öbürünün adı Stepan’dı. Ben Hrant’tım. Ama TİKKO’ya girerken rahat çalışabilelim, arkadaşlarımıza uyum gösterebilelim ve başımıza bir şey gelirse de, aman Ermeni toplumunun başına bir şey gelmesin diye gittik isimlerimizi değiştirdik. O “Orhan” oldu mahkeme kararıyla, ben “Fırat” oldum, Stepan da “Murat” oldu. Düşünün, ne kadar yüce bir dava için, ideal için yaptık bunu. İdeolojimiz o kadar önemliydi ki kendi aidiyetimizi bile bir kenara itebiliyorduk, unutabiliyorduk”

Birinci Bölüm



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ