Büyük Birlik Partisi

GENEL MERKEZ GÜNDEMİ

2017-07-06 17:06:43

CUMHURİYETİN KAZANIMLARI KADAR, ÜLKENİN VARLIĞINIDA KORUMAK İÇİN; AHLAK VE ADALETİN HAKİM OLDUĞU, BİRLİK İÇİNDE “TÜRKİYE ÜLKÜSÜNE” İHTİYAÇ VAR.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Yelis; 'Gündeme İlişkin Değerlendirmeler' de Bulundu.

Ana muhalefet partisi genel başkanı sayın, Kemal Kılıçtaroğlu’nun başlatmış olduğu Adalet yürüyüşünü ve sonuçlarını; zamanın cumhuriyetin kazanımları kadar, ülkenin varlığını da korumak zamanı olduğu gerçeğini düşünerek hareket etmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
Ülke gündemimiz, hem iç hem dış olaylarla aşırı yüklü ve riskli bir hal almıştır. Türkiye’nin iktidar ve muhalefetiyle ana konularda uzlaşamaması hem büyük gerginliklere ve hem de olası büyük risklere çanak tutmaktadır. Ülkemizin yaşadığı büyük travmaların bir uzlaşı gerektirdiği, iktidar ve muhalefetin karşılıklı müsamaha ve avanslarını en üst düzeyde tutmaları ise tarafımızca mecburiyet olarak görülmektedir.


Özellikle güney sınırlarımızdaki olağanüstü gelişmeler ve ege kıyılarımızdaki komşumuzun şımarık tavırları bugün Milli meselelerin ve Devletimizin bekasının düşünülerek hareket edilmesini icap ettirmektedir.
Muhalefet ve iktidar partisinin politikalarını belirlerken aşağıda belirttiğimiz hususları da dikkate almaları temennimizdir.


GÜNÜMÜZ DÜNYASINA BAKIŞ (ÇIKAR SAVAŞLARI)
Bu günün dünyasına baktığımızda hakim medeniyetin ayakta kalabilmek için iyice hırçınlaştığını, vahşileştiğini ve sınırlarımızın dibine kadar gelerek yeni dizayn ve hevesler içinde olduğunu görmekteyiz.
Büyük Ortadoğu projesi ile, Fas’tan, Endonezya’ya kadar 22 ülkenin sınırları , dengeleri ve istikrarını değiştirme politikası uygulamaya konulmuştur.
Başta Türkiye olmak üzere, Suriye, Irak, Lübnan, Suudi Arabistan, Yemen, Azerbaycan, Pakistan, Endonezya, Sudan, Malezya, Afganistan ve daha nicelerini parçalayarak küçük devletçikler kurmayı hedeflemektedirler.
ABD Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırlarında bir kürt koridoru peşindedir.  PYD sadece taşerondur. Gelişmeler Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit etmektedir.
Ortadoğu denklemine Kafkasya ve Orta Asya üzerinden başka denklemlerde eklenecek gibi gözükmektedir.
1.Dünya savaşında Osmanlı imparatorluğunun mağlubiyetiyle tüm medeniyetler ve islam medeniyeti büyük bir yara aldı. Hakim medeniyet tek başına kaldı. Türkiye'nin dışında islam medeniyetini canlandıracak başka bir millet olmadığı için topu birden üzerimize geliyorlar. Aynı 100 yıl önce olduğu gibi.


HAKİM MEDENİYET; FİNANS / KAPİTAL MEDENİYETİ
Finans / kapital sanayi sermayesi haline gelen para sermayesidir.
Kapitalistler dünyayı kar güdüsüyle; sermayeleri, yani güçleri oranında paylaşmaktalar.
Sermaye ihracı; hem rant, hem ülkelerin ve doğal kaynakların ele geçirilmesi, hem de bu ülkelerin kapitalize edilmesi amaçlıdır.
Terörün yayılmasıyla, paranın saçılması arasında çok ilginç bir zaman çakışması ve bağlantısı görülüyor. Bazı ülkelere renkli devrimler, bazı ülkelere doğrudan terör uygulanıyor. Sermaye; Küreselleşme ve Uluslararası yapılaşmalarla tüm dünyayı kendine hizmet eden hale getirdi. Ulus devletler ise Egemenlik alanı içerisindeki vatandaşlarını daha fazla sistemden pay alması için mücadele etmektedirler.
Sermaye Kar ’a ulaşmak için tüm medeniyetleri izole etmiştir. Çünkü tüm dinler, medeniyetler ve kültürler az, ya da çok Ahlak, Adalet, insan hakları ve Adil paylaşımdan söz eder. Finans kapital medeniyeti (emperyalizm ) ise Sömürüyü önceler. Bunun için işçi hakları
( emek ) insan hakları, adil paylaşım, kanaat, israf diye kavramları yoktur.
Finans/Kapital medeniyeti denilen Batı medeniyeti İnsan merkezli değil, Kar (sömürü) merkezlidir.


Ahlaksız bir medeniyettir. Yok olmaya da mahkumdur.
Küreselleşme Dünyadaki tüm hareketleri ( partileri, cemaatleri, STK ları, devletleri) kendi sisteminde yer almaya ve sistemin bir parçası olmaya davet eder. Aksi davranış yok edilme sebebidir. Finans/ Kapital medeniyeti artık insanları mutlu edememektedir. Ruh / nefis/ akıl dengesi (orta yol) bozulmuş insanlar çılgın bir sona doğru gitmektedir.
Sağlık eğitim ... vs her şey kar odaklı ele alınır olmuş insanı insan yapan değerler, değer olmaktan çıkarılmıştır.
Küreselleşme uluslararası üretim ve ticareti geliştirdi. Lakin gelir dağılımı daha da eşitsiz hale geldi.
Bugün liberalizm ölümünden bahsediliyor. Peki yerine ne gelecek diye sorgulanıyor.


Kaos mu? Reform mu?
Yeni iktidar düzeni ulus üstü yapılar üzerinden değil, daha dar ölçekli bir merkez ve birkaç belirleyici ülke üzerinden biçim alacak.
Yeni dönemde ittifaklar yok, tek tek ülkeler var. Tezi de gündemde.
Bugün yapılması gereken hem sermayenin hegomonyasına son verip, hem de sömürünün alt yapısını oluşturan Kültür emperyalizmiyle mücadele etmektir.


YENİ BİR GELECEĞİN İNŞAASI ve YENİ BİR TÜRKİYE ÜLKÜSÜ
Hem iktidar, hem muhalefet aynı anda tükenmişlik sergileyip çözüm üretemezse toplum ve ülke büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalır.
Ahlak ve Adaleti hakim kılmak ve yeni bir geleceğin inşası için, “yeni bir Türkiye ülküsüne” ihtiyaç var. *Kapsama alanı tüm kimlikler olan ve hepimiz aynı kilimin desenleriyiz anlayışını benimseyen.
*Kalkınma ve refah talebiyle demokrasi talebini birlikte öncelikli hedefleyen.
*özgürlük talebiyle, güvenlik ihtiyacını beraber düşünen.
*Vatanseverlik, Milliyetçilik, Muhafazakarlık ve Demokratlık terkibinin en güzel şekilde yapıldığı bir siyaset anlayışı. 
*Manevi ve maddi atılımlar at başı gittiği bir siyaset anlayışı.
*Ülkemizin stratejik hedefleri derinleştirmeli; üretim ekonomisine geçilmeli; yüksek teknolojiye dair kalıcı yatırımlar yapılmalı. Eğitim sistemimiz bu vizyona uygun yapılanmalıdır.
*Eğitim, fikir, sanat, kültür, medya ve şehirlerimiz bizim medeniyet dinamiklerimiz doğrultusunda inşa edilmelidir.
*Küresel dinamikleri ve meseleleri dikkate alırken bu toprakların insanlarından, dilinden, meramından, muradından beslenen, Anadolu insanının, bilgisine, yüreğine, potansiyeline geleceğine güvenen yeni bir siyasi iddiaya ihtiyaç var.
*Ayrı ayrı değil, yan yana değil, İç içe, hep beraber bir arada yaşamayı hedefleyen “Çokluk içinde birlik” anlayışını özümsemiş yeni bir ‘’ biz ‘’ tahayyülüne ihtiyaç var. Ülkemiz insanının siyasi beklentilerini karşılamak ve yarınlara umutla bakabilmek için aşağıda 12 başlık halinde sunduğumuz hususları hayata geçirmek öncelikli siyasi hedef
olmalıdır.


1-ERDEMLİ DEVLET
Erdemli devlet öncelikli hedefimizdir. Erdemli devlet, yüksek değerlere sahip çıkmakla değil, o değerlere sahip olmakla kurulur.
Erdemli toplum ve erdemli devlet idealinin temelinde irfanı, ilkeyi gözetmek suretiyle vatandaşlarımızın birlik ve beraberliği konusunda olumlu adımlar atılmalıdır. Erdemli devlet, mutlulukta sürekliliği, kalıcılığı önemseyen ve buna uygun yaşayan bir halkın devletidir.


2- HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
Hukukun üstünlüğü ve Adalet olmazsa olmazımızdır. Vakit tüm siyaseti adalete davet etme vaktidir. Türkiye de siyasetin ihtiyaç duyduğu vizyon, çağdaş değerlerle uyumlu bir adalet misyonu geliştirmekten geçmektedir.

3- DENETİM VE ŞEFFAFLIK
Denetim ve şeffaflık her alanda şarttır. Modern hukukun ve yönetim biliminin, denetim ve şeffaflık yönü ile dinin ahlaki özünün ve manevi sorumluluk şuurunu ön plana çıkaran bir kültürün geliştirilmesi ve datalarla uygulamaya konulması gerekmektedir.

4-ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK
Özgürlük, eşitlik ve insan hakları vazgeçilmez değerlerdir. Hep birlikte daha eşit, daha özgür ve daha insanca bir ülke var etmenin kıvanç ve coşkusuyla siyaset yapmak temel şiar olmalıdır.
Hangi ırktan, hangi sınıftan, hangi cinsten, hangi din ve mezhepten olursa olsun, ülkenin tüm yurttaşlarının kendilerini daha eşit ve daha özgür hissedecekleri bir yaşam. 

5-DEMOKRATİK BİR SİYASET
Demokratik bir siyaset çağdaş Türkiye nin önceliğidir. Seçim yasalarını değiştirmek, YSK yı yeniden yapılandırmak, seçim barajını sıfırlamak, dernekler, vakıflar, sendikalar gibi tüm STK ların önünü açmak, siyasi partileri demokratikleştirmek, medyayı ve iletişimi özgürleştirmek,
düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldırmak; demokratik siyasetin önünü açmak ve siyaseti doğallaştırmak için elzemdir. 


6-VERİMLİ BİR EKONOMİ VE ADİL BİR PAYLAŞIM

Rant ve ithalata dayalı tüketim ekonomisi acilen terk edilmeli ve verimli bir üretim ekonomisine geçilmelidir. Bölgeler arası gelir dağılımın önüne geçilmeli ve adil bir paylaşım sağlanmalıdır.


7-HÜR BİR BASIN
Medyayı ve iletişimi özgürleştirmek demokratik siyasetin olmazsa olmazıdır.

8-AKILCI ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Düşmanlıkları azaltmak, dostluklarımızı çoğaltmak ve bütün ülkelerle ortak çıkarları geliştirmek üzere rasyonel bir dış politika izlenmelidir.
Ülkemizde ve dünya da huzuru ve barışı amaçlayan uluslararası ilişkiler geliştirilmelidir.
 

9- BARIŞÇI BİR SOSYAL ATMOSFER

Barışçı bir sosyal atmosfer ekmek ve su gibi ihtiyaçtır. Artık birbirimize pazularımızın gücünü göstermekten çok gönlümüzün genişliğini açma zamanı. Bizi bir arada tutan en temel özelliklerimizin benzer yanlarımız kadar, farklılıklarımız olduğunu da unutmadan sonsuza değin birbirimizle konuşmak, birbirimize inanmak ve kucaklaşmak zamanı.


10- MİLLİ VE YERLİ OLMAK VE MİLLİYETÇİLİK
Lozan’da azınlıklar etnik değil, dini gruplar üzerinden tarif edilmiştir. Lozan’da temeli atılan Türklük üst kimliğinin, İslam ortak paydasının kabulüne sahip çıkmak bugünün Türkiye’sinde düşünülmesi gereken husustur. O gün yapılan bir Türk ebrusuydu. Bir kere yapıldı asla bozulamaz. Bozulursa bir daha yapmak mümkün değil. Türklük üst kimliği ırktan ziyade kültürün, birlikteliğin, ortak şuurun ve ortak ülkülerin simgesi olarak belirlenmişti. Türk Ahlak ve Adaletin ete ve kemiğe bürünmüş halidir. Gerisi teferruattır. 

11 - EVRENSEL DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAK
Cemaatlerin değil, cemiyetin, hükümetlerin değil, devletin, cemiyet ve devlet karşısındaysa bireyin, yani daima insanın yanında yer almayı bilmelidir. Çünkü ülkenin içinden geçtiği bu zor günlerde hiçbir ayrım yapmaksızın evrensel değerlere sahip çıkmak, aynı zamanda Türkiye’nin yarınlarına da sahip çıkmaktır. 

12- YENİ BİR ANAYASA
Yeni bir anayasa toplumsal barışın ve Millet/Devlet bütünleşmesinin garantisi olacaktır. 15 Temmuz sonrası her akşam Türkiye’nin her yerinde demokrasi nöbeti tutmak için bir araya gelen, Mehter marşı ve 10. Yıl marşının peşi sıra çalınması aşamasına gelinmesi bile,
kendi arasına sokulmuş sözde karşıtlıklar üzerinde beliren yeni bir uzlaşma arzusunun ifadesidir. Ülkemiz, öncelikle böylesi bir uzlaşma zeminini eşsiz bir kazanç sayarak hareket etmeli, henüz yetersizde olsa bu gelişmeleri iç barışın tesisi bakımından bir fırsat olarak görülmelidir. 



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ