ACİL KAN ARANIYOR    -     VEFAT VE TAZİYE    -     BBP'NİN, TERÖRLE İLGİLİ RAPORU    -    
Genel
Neden BBP
TÜZÜK
PROGRAM
LOGO
TARİHÇE
Parti Yönetimi
Kurucular Kurulu
Başkanlık Divanı
YİK Üyeleri
MKYK Üyeleri
MDK Üyeleri
Sosyal Medyada Takip Edin
BU HABERi FACEBOOK'ta PAYLAŞ / BBP HABER GRUBUNA KATIL
BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR: PKK/TAK TAŞERON, BOMBALAR FABRİKASYON!
Alperen Ocakları Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı Kayseri Şubesi 17 Aralık cumartesi günü İl Kültür Müdürlüğü'nde “Darbeler Ortadoğu ve Türkiye’nin beka sorunu” panel düzenledi. Panelin oturum başkanlığını Prof Dr. Orhan Kavuncu yaptı: Panelistler ise BBP YİK Başkanı Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur ve Doç Dr. Mehmet Akif Okur idi.

Panelden önce Hakkı Öznur ve Orhan Kavuncu başkanlığındaki BBP heyeti PKK Terör örgütünün hain saldırısı sonucu 14 vatan evladının şehit düştüğü olay yerine gittiler. Burada güvenlik güçlerinden bilgi aldılar. Ardından daha sonra yaralanan askerlerimizin tedavi gördüğü hastanelere gittiler. Yaralı askerlerimiz ve aileleri ile görüştüler ve burada yapılan açıklamada PKK terörü lanetlenirken şehitlerimiz için dua edildi.

BBP heyeti daha sonra Panel’e geçti. Program İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başladı. Ardından Kur'an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Panelin açış konuşmasını Kayseri Alperen Ocakları Vakfı Başkanı Hüseyin Döngel yaptı. Ardından Panele geçildi. Panelistlerden akademisyen Mehmet Akif Okur askeri darbelerin Türk siyasi hayatına etkisini ve darbelerin arkasındaki dış dinamikleri anlattı. Panelistlerden Hakkı Öznur ise Ortadoğu’daki son gelişmelere Irak ve Suriye’de yaşananlara ve PKK terör örgütünün kanlı eylemlerine değindi. Bölücü terörün arkasındaki iç ve dış güçleri anlattı.

Panele BBP MYK Üyesi Ali Aydoğmuş, disiplin kurulu üyesi Ali Saraçoğlu, İl Başkanı Yaşar Soğman, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş ve alperen gençler katıldı. BBP YİK Başkanı Hakkı Öznur konuşmasında şunları söyledi:

TÜRKİYE’YE KARŞI TERÖR KOALİSYONU
10 Aralık Cumartesi akşam Beşiktaş saldırıları, 17 Aralık Cumartesi sabah… Kayseri saldırısı ile Türkiye sarsıldı. Milletimizi derin bir üzüntü içindedir. Türkiye kahraman şehitlerine ağlıyor. Geçen cumartesi Beşiktaş’taki hain saldırıda polislerimiz hedefti. Bu cumartesi Kayseri’de yapılan hain saldırıda ise askerlerimiz hedefti. Kayseri'de sivil askeri personeli taşıyan otobüse yönelik düzenlenen hain terör saldırısında 14 askerimiz şehit düştü. 55 askerimiz yaralandı. Bombalı saldırıların arkasında Küresel güçlerin olduğu bir gerçektir. 10 Aralık İstanbul/Beşiktaş terör saldırısı ve 17 Aralık kayseri saldırıları Türkiye’yi hedef alan küresel bir organizasyondur.

Beşiktaş ve Kayseri saldırılarını yapan PKK’lılar Merasim Sokak ve Güvenpark saldırılarındaki gibi Ayn-El Arab (Kobani)’den gelmişlerdir. Büyükşehirlerde PKK'nın üstlendiği eylemlerin tarzı genel olarak aynı. Bombalı araç ve canlı bomba kullanarak sansasyonel eylemler yapıyorlar. Aynı tarz saldırı son olarak Beşiktaş ve Kayseri eylemlerinde görüldü. Terör örgütü PKK, 30 Haziran 1996 yılından günümüze 40’ a yakın canlı bomba eylemi yaptı. PKK’nın canlı bomba eylemlerinde askerimiz, polisimiz ve aralarında bebeklerinde olduğu sivil, masum vatandaşımız şehit oldu. Terör örgütü cinayet şebekesi. PKK/TAK, tam 260 insanımızı katletti.

Türkiye küresel devlet operasyonları ve organizasyonlarıyla karşı karşıyadır. Bombalı eylemler, suikastlar Türkiye'yi vurma, Suriyeleştirme planının bir parçasıdır. Araçlı ve canlı bombalı saldırılarda kuklaya değil, kuklacıya ve oyun kurucu üst akla bakılmalı Türkiye hızla Ortadoğulaştırılmak isteniyor.
Türkiye'yi Irak ve Suriye gibi mezhep ve etnik grupların birbirlerini kitlesel olarak öldürdüğü, cehenneme dönmesi için büyük, karanlık ve kirli senaryolar oynanmaktadır. Küresel statüko ve taşeronları, Türkiye’yi bölgesel savaş alanına çevirmek istiyorlar. Bombalı saldırıların arkasında küresel baronlar ve yabancı istihbarat servisleri vardır. Bombalar, intihar saldırıları kesinlikle ülkemizi hedef alan küresel terörizmin resmidir.

Son dönemdeki büyük çaptaki, bombalı saldırılar çok büyük planlı ve uygulama ile yapılabilir. Küresel güçlerin ve yabancı istihbarat servislerinin her türlü lojistik desteği kesinlikle vardır. Bu iş taşeron örgütler ve birkaç intihar bombacısının işi diye geçiştirilemez.

Her türlü yabancı istihbarat servisleri topraklarımızda cirit atıyor. Etki ajanları, nüfus casusları, devletimizin içine kadar sızmıştır. Türkiye uzun bir zamandan bu yana, birçok devletin istihbarat elemanlarının rahatça cirit atabildiği bir istihbarat çöplüğüne dönüşmüştür.

Bölgede ABD ve Rusya Türkiye’yi büyük bir savaşın içine sokmaya çalışıyor. ABD, İngiltere, İsrail, Rusya ve İran Türkiye’nin bölgede etkin bir rol oynamasından ve milli güvenliği için aldığı kararlardan ve yaptığı hamlelerden çok rahatsızlar.

ETNİK VE MEZHEP ÇATIŞMASI ÇIKARMAK İSTİYORLAR
Bir hafta arayla gerçekleşen hain saldırılar ile amaçlanan ülkede kardeşkanı akıtmaktır. Yani iç savaş Türk- Kürt çatışması çıkarmak. İç savaş tahrikçisi, NATO merkezli gladyo ile bağlantılı olan PKK terör örgütü toplumda endişe ve korkuları körükleyerek, kaos ortamını tüm ülkeye yaymak için kanlı saldırılar yapmaktadır terör örgütü ülkeyi iç savaşa sürüklemek istiyor. Türkiye, Suriye’den Anadolu’ya ihraç edilmek istenen büyük terör kuşatmasıyla karşı karşıyadır.

Ortadoğu’da küresel mesajlar her biri stratejik maşa olan terör örgütleri üzerinden veriliyor. Irak ve Suriye'yi dizayn etmeye çalışan küresel güçler, şimdi PKK ve IŞİD gibi taşeron örgütleri Türkiye’nin üzerine salmışlardır.
ABD, Rusya, İngiltere, İsrail, Suriye destekli PKK ve onun Suriye kolu PYD/YPG ile bu terör kuşatmasında irili ufaklı pek çok sol terör örgütü de rol alıyor. Küresel güçler Türkiye’ye yönelik terör konsorsiyumu oluşturmuşlardır. Küresel baronlar, silah lobileri, Ortadoğu’daki kaostan çatışmalardan çok memnunlar.

ABD, İsrail Almanya, İngiltere, Rusya, İran ve Esad rejimi Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesi için etnik ve mezhep çatışmalarını körüklüyor ve iç savaş tahrikçisi bölücülere destek veriyorlar. 12 Eylül 1980 öncesi Malatya, Sivas, Kahramanmaraş, Çorum 12 Eylül sonrası, “örtülü darbe” süreci dediğimiz 1993 yılında Sivas ve Başbağlar’da, 1995 Mart’ında, Gazi mahallesinde yaşanan Türkiye’yi kaosa ve toplumsal çatışmalara sürükleyen küresel oyunların yenilerini hayata geçirmek için büyük çaba gösteriyorlar. Türkiye 80 öncesinde, 93 sürecinde, 28 Şubat’ta ve sonrasında yaşadıklarını 2016 yılında da yaşıyor.
Patlatılan bombalar Atlantik ve Londra bombalarıdır. Türkiye küresel terörizme boyun eğmeyecektir. Milletimiz kışkırtmalara, tahriklere kapılmaz provokasyonlara asla gelmez. Sağduyuyla birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmektedir. El birliğiyle terörü yok edeceğiz.

KAYSERİ KÜRESEL GÜÇLER TARAFINDAN BİLİNÇLİ OLARAK SEÇİLMİŞTİR
Küresel güçlerin taşeronu PKK tarafından Kayseri iki noktadan özellikle seçilmiştir. 1. Bölücülük konusunda hassas olması, Milliyetçi ve muhafazakâr tabanın güçlü olması 2. Irak’ın kuzeyinde, Hendek ve Fırat Kalkanı hareketinde üstünde başarılar gösteren, Terörle mücadele çok başarılı olan, Kayseri 1. Komando Tugayının burada olmasıdır.

Otobüste bulunan ve çarşı iznine çıkan askerlerin silah altında olduğu 1. Komando Tugayı'nın. Terörle mücadele bölgelerine gönderilmek üzere yetiştirilen askerlerin bulunduğu bir kışla olarak biliniyor. 1. Kayseri Komando Tugayı, Güneydoğu'da, sınır ötesinde görev yapan ülkemizin seçkin askeri birliğidir Geçen yıl Sur'da, Nusaybin'de, Cizre'de de PKK terör örgütüne en büyük darbeyi vuran bu kahraman tugayımızın askerleriydi.

Kayseri 1. Komando Tugayı, Türkiye'nin ilk komando tugayı olma özelliğini taşıyor. Patlamaya kadarki şehit sayısı 342 10 Haziran 2015 tarihi itibariyle 1'inci Komando Tugayı'nın 76'sı Kıbrıs Barış Harekâtı’nda, 235'ü İç Güvenlik Harekâtında olmak üzere toplam 342 şehidi bulunmaktadır, son şehitlerimizle birlikte şehit sayısı 356 olmuştur.

HALEP’TEN KAYSERİ’YE TERÖR KONSORSİYUMU
Türkiye'yi yıkma 'KONSORSİYUMU'. Çok hızlı çalışıyor. Halep’teki bombardıman ile Beşiktaş ve Kayseri’deki bombalamanın failleri zihniyet olarak aynıdır. Beşiktaş ve Kayseri saldırıları küresel bir organizasyondur. Ve sözde müttefiklerin işidir. Patlayan bombalar müttefiklerin bombalarıdır. İstanbul’daki patlama ile Halep’teki ķuşatma aynı şer odaklarının ve aynı uluslararası şebekelerin işidir. Terörün silahları ve bombaları ABD, İngiltere, Rusya, Almanya, İsrail ve İran’dandır.

Küresel sömürgeciler. Bombalı saldırıları taşeronlarına servis ederek devletimize “müttefikimiz PYD’ ye dokunma Menbiç’e girme kantonlara karışma “ diyor

ABD. Rusya, Esad rejimi PYD ve YPG'yle hareket ediyor. ABD ve Rusya’nın taşeronu PYD’li teröristler sınırın hemen dışında, PKK ise içeride “doğrudan Türkiye’yi hedef alan” kanlı saldırılar yapmaktalar.

Suriye’nin kuzeyindeki PKK üsleri, kumanda merkezleri hedefimiz olmalıdır. Kobani, Afrin, Menbiç’teki PYD/YPG üstleri vurulmalı ve yok edilmelidir. Menbiç’te Özellikle PYD terör örgütünün YPG adlı silahlı kanadı Menbiç’te bulunmaktadır. Şu anda Menbiç’te 2000 civarında PYD-YPG’li var. Menbiç’teki YPG güçlerinde yerden havaya güçlü uçaksavar sistemleri dâhil her türlü silah bulunuyor.

Suriye savaşında yer alan IŞİD terör örgütü nasıl uluslararası militanlardan oluşuyorsa, YPG/PKK da aynı şekilde içinde onlarca ülkeden militan barındırıyor. Bu militanların çoğu paralı olarak Menbiç diğer sözde kantonlarında yer alıyor. BAAS rejimi ile PYD arasında derin ilişkiler var. YPG adlı terör yapılanması TSK’nın operasyonlarından rahatsız olup askerimize saldırmakta Zamane Yezidi Beşar Esad YPG’ ye sahip çıkmaya devam etmekte.
Terör örgütlerinin oluşturduğu tehdidi bertaraf ederek hudut güvenliğini artırmak maksadıyla 24 Ağustos 2016 tarihinde başlatılan, Suriye topraklarında Fırat Kalkanı Harekâtı’nın 118'inci gününde 21 şehit verdik. İran ve Rusya’nın desteklediği Suriye rejimi IŞİD ve PYD gibi taşeron örgütler üç koldan askerimize saldırmaktalar.

BOMBALAR ABD VE İNGİLTEREDEN
Beşiktaş ve Kayseri’deki terör saldırılarında kullanılan bombanın en güçlü askeri patlayıcı olan İngiliz menşeli TNT ve RDX karışımı fabrikasyon tipi olduğu kesinleşti. Fabrikasyon olan RDX patlayıcısının dünyadaki kontrolü İngiltere tarafından yapılıyor. İngiltere’den habersiz PYD’ ye bu kadar yüklü miktarda RDX veremezler. Beşiktaş saldırısında kullanılan RDX’in İngiliz özel kuvvetleri tarafından PYD’ ye verilmiş olabileceği olasılığı üzerinde de duruluyor

TNT ve RDX yanma hızları çok yüksek fabrikasyon patlayıcılardır. Ordular için üretilirler, eğer Türkiye’de bir eylemde kullanılıyorsa bunlar mutlaka bir ordunun envanterinden çıkmıştır. Düzeneklerde yemleme olarak kullanılan RDX son derece hassas bir fünye malzemesi olduğu için mutlaka uzmanlar tarafından kullanılır. Beşiktaş saldırısında ABD ve İngiltere’nin de parmağı vardır. Halep’teki bombardıman ile Beşiktaş’taki bombalamanın failleri zihniyet olarak aynıdır. Beşiktaş ve Kayseri saldırıları küresel bir organizasyondur. Ve sözde müttefiklerin işidir. Patlayan bombalar müttefiklerin bombalarıdır. İstanbul’daki patlama ile Halep’teki ķuşatma aynı şer odaklarının ve aynı uluslararası şebekelerin işidir.

BOMBA VE SABOTAJ EĞİTİMLERİNİ ABD ÖZEL KUVVETLERİ VERİYOR
ABD, Almanya ve Fransa ile birlikte İngiltere de PYD’ ye lojistik vermektedir. CIA, Mossad ve Batılı istihbarat servisleri, YPG militanlarına patlayıcılar konusunda eğitim vermekteler.

ABD, AB ülkeleri ve BAAS rejimi PKK’nın Suriye’nin kuzeyindeki uzantısı PYD terör örgütüne lojistik, silah ve patlayıcı, terör eğitimi dâhil her türlü yardımı yapıyorlar. Küresel emperyalizm taşeronları vasıtasıyla Irak ve Suriye'de olduğu gibi vahim manzaralar yaşatmak istiyor ABD’nin kara gücü olan PKK/ PYD, Türkiye’yi bölgesel bir savaşa çekmeye çalışıyor.
PYD üzerinden sınırın hemen dışında, PKK üzerinden içeride Türkiye’ye karşı adice bir savaş yürütülüyor. Suriye iç savaşında yer alan PKK’lılar Kobani dümeni altında rahatça topraklarımıza girdiler, şehir savaşlarına hazırlık yaptılar. Örgüt elemanları son dönemde daha çok Suriye tarafından, Kobani bölgesinden Türkiye’ye geliyor. Bombalı araçla, intihar eylemcileri yoluyla gerçekleştirilecek eylemlerin planlanması, hazırlığı bu bölgeden yapılıyor.

ABD özel kuvvetleri bomba ve sabotaj eğitimini ilk olarak Irak’ın kuzeyinde “CIA peşmergelerine” verdi. Suriye'deki iç karışıklığın başlamasıyla birlikte PYD'nin kontrolündeki bölgelere konuşlan ABD özel kuvvetleri buradaki PYD'li teröristlere kurdukları kamplarda sabotaj bomba yapımı gibi eğitimler vermeye açık olarak başladı. Suriye'de görevlendirilen ABD, İngiliz ve Fransız özel kuvvet askerleri sabotaj ve bomba yapımı konusunda uzman askerlerden oluşmaktadır.

Terör örgütü PKK, Irak’ta kısmen ve Suriye’de hemen tamamen mobil, mobil araçlarının büyük yüzdesi ağır silahlıdır, Kobani’den ve Kandil’den gelen PKK’lılar “Keskin nişancı” olarak kullanılıyorlar. Suikast silahı Kanas ve Rus yapımı, uzun namlulu, zırh delici suikast silahı Zağros kullanıyorlar

BEŞİKTAŞ VE KAYSERİ SALDIRILARININ IRAK VE SURİYE İLE İLİŞKİSİ VARDIR
Terör olayları Irak ve Suriye’de meydana gelen gelişmelerden soyutlanarak açıklanamaz TSK operasyonları PKK /PYD nin kurmak istediği Kürt koridorunu ortadan kaldırmıştır. Fırat kalkanı hareketi PKK’nın önünü kesti. PKK’nın eylemleri artırmasının Suriye’deki gelişmeler çerçevesindeki ana gerekçesi ise Fırat Kalkanı operasyonu. Terör örgütü PKK, Esad’ın hediye ettiği yerlerde ilan ettiği kantoncuklarını kaybederse büyük bir çöküşe uğrayacağını biliyor. PKK için Kobani, Menbiç bu yüzden çok önemlidir. Zira siyasi stratejisini kantonlar üzerinde oluşturmuş bir PKK vardır. PKK/PYD Suriye’de kurduğu kantonların benzerini Türkiye’nin kuzeyinde de kurmak istiyor. PYD, Esad Rejimi'nin Suriye'nin Kürt bölgelerindeki vekilliğini üstleniyor. PYD/YPG ABD/ Rusya ve Esad rejiminin enstrümanıdır.

TSK’nın El Bab sınırına kadar ulaştığı operasyon PKK’nın Suriye kolu PYD-YPG’nin Kobani-Afrin kantonlarının birleştirilmesi planını altüst etmiştir. PYD gibi Washington, Londra ve diğer küresel merkezlerde TSK’nın El Bab’ı ele geçirip oradan Menbiç’e girip PYD terör örgütünü temizlemesinden korkunç rahatsızlar. Çünkü onlar PYD terör örgütünü müttefikleri olarak görüyorlar.
Küresel emperyalist güçler Türkiye’nin Irak ve Suriye’den uzak durmasını TSK’nın Suriye deki operasyonlarını durdurmasını Oslo görüşmelerinin devam etmesini, HDP’ye ve DBP’li belediyelere yönelik operasyonların durdurulmasını, PKK yandaşı HDP’li sözde vekillerin serbest bırakılmasını, İmralı’daki terörist başı ile görüşmelerin açık bir şekilde yapılması istiyor. Beşiktaş ve Kayseri saldırılarından PKK – PYD ne kadar sorumluysa, ABD, Rusya ve Esad rejimi de o kadar sorumludur.

PKK/TAK KÜRESEL EMPERYALİZMİN TAŞERONUDUR
PKK/PYD büyük güçlerin müttefiki değil, sadece tek kullanımlık bir aparatı. ABD, Rusya ve Esad rejimi PKK/PYD’yi Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için kullanıyorlar. Suriye’yi karıştıran kan gölüne çeviren güçler Türkiye’yi Suriye’ye çevirmeye çalışıyorlar. PKK uluslararası terör endüstrisinin son derece önemli bir bileşenidir. ABD’nin “kara gücü” olan PKK – PYD, Türkiye’yi bölgesel bir savaşa çekmeye çalışıyor. PKK, PYD vb. terör örgütleri küresel aktörlerden aldıkları cesaretle Türkiye’ye saldırmaktalar.

PKK her zaman TAK türü örgütler kurmuştur. TAK’da onlardan biridir. TAK, PKK’nın sahip olduğu medya kuruluşlarından yararlanmakta, Öcalan’ı lideri olarak tanımlamaktadır. Cani örgüt TAK, PKK’dan ayrılan bir grup değil, terörist PKK’nın bizzat kendisidir.

TAK’ın internet sitesinde PKK lideri Abdullah Öcalan’a bağlılık sözü vardır. PKK’nın derin örgütü TAK, İmralı ve KCK’ya bağlıdır. TAK ve YPG/YPJ PKK’dan ayrı değildirler. PKK, YPG’nin omurgasıdır. Gerçek bu isimler kimseyi yanıltmasın HDP, DBP, DTK, HPG, PYD, YPG, PJAK, KODAR vb. alayı PKK’dır.

İRAN YANLISI Şİİ MİLİSLER VE ESAD REJİMİ HALEPTE SOYKIRIM YAPIYOR
Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'ye sınır Halep ili, başkent Şam'dan sonra ülkenin ikinci büyük kenti konumunda. Kent merkezinin Türkiye sınırına uzaklığı 40 kilometre. Suriye’de 2011 yılından beri devam eden savaş 500 bini aşkın insanın ölümüne sebep olurken 12 milyon insanı evlerinden etti. Suriye’de kullanılan bombalar ve kimyasal silahlar BM tarafından açık insan hakları suçu kapsamında değerlendiriliyor. Kuşatma altında bulunan 2 milyon insan ise acil gıda, su ve ilaç yardımına muhtaç halde. Savaş öncesinde 4 milyon nüfusa sahip olan Halep’te bugün 300 bin insan yaşam savaşı veriyor.

Halep’te yaşananlar şimdiden yüzyılın en büyük katliamı olarak kayıtlara geçmiş durumda. Bütün dünyanın gözü önünde kadim İslam şehri Halep yok oluyor. Yoğun Rusya ve rejim bombardımanı dolayısıyla sokak ve caddeler insan cesetleri ve yaralılarla doldu. Halep’te bombalanan sokaklar kan kokuyor. Esad güçlerinin ülkenin kuzeyinde yer alan Halep’e düzenlediği yoğun saldırılar sonrası sokaklar cesetlerle doldu.

Halep’in doğusunda direnişçilerin denetimindeki bölgeleri Rusya destekli Beşar Esad güçleri havadan, İran’ın taşeronu Şii milis güçleri de karadan bombalamaya devam ediyor. Esad ve Rus jetleri binlerce sivil masun insanı katletti ve katletmeye devam ediyor.
İran destekli Şii milis güçler ve rejime bağlı Şebbihalar Halep'in doğu kesimlerinde kontrolünü ele geçirdikleri Firdevs ve Kellese semtlerinde çok sayıda masum sivili katlettiler.

MÜSLÜMAN ZULME BOYUN EĞMEZ
Halep’te, tarihin görebileceği en acımasız ve vahşi katliamlardan biri yaşanıyor. Zalim Baas Rejimi, Emperyalist Rusya ve İran hiçbir hukuk gözetilmeden işlenen bu cürümlerin failleridir. BM, AB ve ABD ise yaşananlar karşısında kamuoyu önünde üç maymunu oynayan arka planda ise çıkarları için Müslüman kıyımından içten içe hoşnutluk duyan Haçlı artıkları olarak katliamın ortaklarıdır. Kukla PYD/PKK ise emperyal güçlerin kiralık katilleridir. Bu şer ittifakı, ancak Halep’i insansızlaştırarak zafer elde edebileceklerinin farkına varmışçasına bir soykırım gerçekleştiriyor.

Suriye’de her gün onlarca insan ağır bombardımanlar altında katledilmektedir. Özellikle Halep’i kuşatan küresel ve yerel zorbalar gün geçtikçe zulümlerini artırmakta ve yaşlı, çocuk, kadın, genç demeden mazlum Halep halkına ölüm yağdırmaktadırlar. Şii milisler ve Esad ateşkese rağmen, ateşkese uymuyorlar.
Halep’teki feryada kulaklarını tıkayan ve görmemezlikten gelenlere söyleyecek bir tek sözümüz vardır “Bu katliamlara sessiz kalmak vahşete ortak olmaktır!”
Halep ve çevresindeki krizin sebebi Esad rejiminin, İran’ın politikaları ve Rusya’nın gerçekleştirdiği hava saldırılarıdır. Suriye'de akan kanın sorumluları Firavun Esad, Rusya, İran, İran’ın taşeronu Şii milisler, ABD, AB, İsrail destekli taşeron örgüt PYD’dir.

Esad rejimi ve İran destekli Şii terör gruplarının Halep'te imza attığı katliam ateşkese rağmen kaldığı yerden devam ediyor. İran tarihe Müslüman katliamının sorumlusu olarak geçecek.

Katil İran, Rusya, Esad ve onların işbirlikçisi olan PKK, PYD kardeşlerimizi katlediyor ve direnişi sindirmeye çalışıyor. Evet, Halep tüm dünyanın gözü önünde yanıyor… .Evet, bir kez daha söylüyoruz: Esad, İran, Rusya Şer İttifakına Karşı Direnen Halep’in Yanındayız!

YÜZYILLIK BÜYÜK OYUN: İRANIN ÖNÜNÜN AÇILMASI TÜRKİYENİN KUŞATILMASI VE EHL-İ SÜNNET OMURGANIN ÇÖKERTİLMESİ
Suriye, gerçekten de tüm maskeleri düşüren bir 'Turnusol' görevi icra ediyor.İran emperyal Şii yayılma siyaseti izliyor.Irak işgali ve Suriye’de yaşananlar İran’ın mezhepsel bakış açısını net bir şekilde göstermektedir. Irak’taki Şii – Bağdat despotizminin muhafazası soyunan Tahran’ın mezhepçi siyaseti açıkça ortadadır.

İran, bugün Irak’ta rejimi ve Suriye’de Esad despotizmini ayakta tutmak için büyük çaba sarf etmektedir. İran Devrim Muhafızları Yardımcısı Orgeneral Hüseyin Selami’nin Halep’in düşmesi bağlamında kurduğu şu cümleye bakın: “Halep’teki zafer Bahreyn’i de özgürleştirecek ve İran’ın genişlemesi Yemen, Musul ve Bahreyn’e uzanacak”

Yezid’in izinden giden Tahran rejiminin BAAS’ın şebbihalarından zerre dahi farkı yoktur. Hüseyin şiarıyla yola çıkanlar Yezidleşmiştir. Fars şovenisti Şii İran, tarih içinde hep batıya hizmet etmiştir ve görülüyor ki bu gün dahi ediyor! IŞİD ve benzeri neoharici akımlar nasıl küresel emperyalist – kapitalist sistemin işine geliyorsa Esad ve Bağdat rejimiyle birlikte Rusya ve ABD’ye işbirliğini sürdüren İran devleti de ABD, AB emperyalizmine hizmet etmektedir.
5 yıldır Esad rejimi saflarında savaşmak üzere Suriye’ye gönderilen Devrim Muhafızları’nın ardından İran, Bağdat rejimi saflarında IŞİD vb. örgütlere karşı savaşmak üzere özel askeri birlikler göndermiştir. Şimdi bunlar Irak’ın birçok yerinde İran karşıtı gruplarla çatışmaktadır. İran rejimi İslam düşmanlarıyla beraber hareket etmektedir. Pers – Fars ulusçuluğunun çağdaş ismi olan İrancılık bölgede emperyalist politikalar izliyor.

Suriye halkının katili Esad’ı “kırmızı çizgi ve direnişin altın halkası” olarak sahiplenen Rusya’yla birlikte muhafaza etme gayretindeki Tahran’ın mezhepçi siyaseti açıkça ortadadır.İran Fars emperyalizmini hayata geçirmeye çalışıyor. İşgalci ve yayılmacı planlarını mezhep üzerinden servis ediyor.İran’ın politika ve uygulamaları analiz edildiğinde Şiiliğin Pers siyasetine araç-perde yapıldığı ortaya çıkmaktadır.

İran'ın yayılmacı politikası bölge ülkelerini rahatsız edecek seviyeye yükseldi. Suriye'de İran Devrim Muhafızları'nın savaştığı biliniyor. İran var oluşundan bu zaman kadar hiçbir zaman için Hristiyan/ Yahudi ya da diğer dinlere mensup devletler ile savaşmamıştır tarihi boyunca. İran her zaman için Sünni Müslüman devletler ile savaşmıştır.

KATİL İRAN HALEP KATLİAMINI SOKAKLARDA KUTLUYOR
Bugün Suriye’de Halep başta olmak üzere pek çok bölgede yüz binlerce Sünni sivili katleden gruplarla Irak’ta IŞİD bahanesiyle Sünni soykırımı yapan gruplar aynı gruplardır. Liderliklerini İran yapmakta, dini olarak Ayetullah Ali Hamaney’e dayanmaktadırlar.

Halep tekrar zalim Esad rejimin eline geçti. BAAS rejimi, Esad Hanedanı diktatörlüğü İran ve Rusya’nın yardımıyla Halep’i muhaliflerin elinden aldı. Esad firavunun destekçisi Şovenist İran gelişmelerden çok memnun.
Şam’da Halep katliamını kutlayan Esad yandaşlarına bir destekte İran’dan gelmiştir. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Halep’i katlederek, yok ederek ele geçirmesinden dolayı Katil Esad’ı hemen tebrik etmiştir. Ruhani Esad'a ,"Halep zaferi, teröristler ve onları destekleyenlere karşı Suriye halkı için büyük bir zaferdir" dedi. Esad da, Ruhani’ye Suriye rejimi ve halkının yanında olduğu için teşekkür ederek bunu hiçbir zaman unutmayacağını söyledi.

Hamaney'in dış politika danışmanı Yahya Safavi’de "İran, Rusya, Suriye ve Hizbullah arasındaki ittifak Halep'in özgürleştirilmesini sağladı ve sırada Musul'un özgürleştirilmesi var" dedi.

İran dini lideri Hamaney'in Devrim Muhafızları dış operasyonlar birimi Kudüs Güçleri temsilcisi Molla Ali Şirazi Kasım Süleymani'ye yolladığı mesajında Halep'teki katliamı öven ifadeler kullandı.

Ali Şirazi Süleymani'ye mesajında Halep katliamından "benzersiz bir zafer olarak" bahsetti. 12-13 Aralık tarihli İran gazeteleri büyük başlıklarla, ‚Halep âzâd şod! / Halep kurtarıldı!’ haberini veriyorlar. Tahran’da yayınlanan malî kaynağı da devletçe karşılanan; bir gazetede “Halep / Halep’in kurtarılışının mesajları..’ başlığı altında.. bir başyazı yazılmıştır. Yazıda, Halep katliamı, vahşeti “zafer” olarak gösteriliyor.

Tahran Valiliği bünyesinde yayın yapan muhafazakâr Hemşehri gazetesinde Muhammed Karbasi, "Halep'in özgürleştirilmesi"nin Suriye'nin kuzeybatısının tüm kontrolünü ele geçirmek için önemli bir başlangıç ve Türkiye’nin ağır bir mağlubiyete uğramasıdır" demiştir.

İran Devrim Muhafızları'na yakınlığı ile bilinen Civan gazetesinden Muhammed Babai Halep'teki zaferin sonuçlarının Suriye ile sınırlı olmadığını yazdı. Babai yazısında "Halep'teki savaşın bu şekilde sonuçlanması gelecekte İran liderliğinin kontrolü altında olacak Ortadoğu için yeni bir sayfanın açılmasıdır" dedi.
Suriye'nin Halep kentindeki İran katliamını "kutlayan" İranlı üniversite öğrencileri Tahran sokaklarında tatlılar dağıtırken, radikal Şii medya da sayfalarında zafer naraları attı. Tahran'daki İmam Sadık üniversitesi öğrencileri, ellerinde Şii milis örgütleri Hizbullah, Haşd-i Şabi, Fatimiyyun ve Zeynebiyyun tugaylarının logolarının bulunduğu afişlerle tatlı dağıttı.

Bu tablonun failleri; zalim Esad diktatörlüğünün devamı için 5 yıldır adeta seferberlik içinde olan emperyalist Rusya, ABD ve mezhepçi yayılma politikası güden İran’dır.

Zalim Esad ordusunun ve Moskof uçaklarının ağır bombardımanları ile yanan, yakılan Halep saldırıları ve sivillerin katledilmesi mezhepçi İran yönetimi ve medyasında “İslam’ın zaferi” olarak lanse ediliyor. İslam düşmanlarıyla, Haçlı ordularıyla beraber olan İslam’a, İslam dünyasına ihanet eden İran her zamanki takiyyeci tavrını sürdürüyor.

Tahran, BAAS rejimine karşı ayaklanmanın başladığı tarihten itibaren Esad rejiminin yanında yer almıştır İran devleti askeri ile istihbaratçısı ile teknik elemanları ile Suriye’ye demir atmışlardır İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü, Suriye'nin savaş yorgunu askerlerine önce danışmanlık, sonra eğitim desteği, daha sonra da bizzat sahada sıcak savaşa katılarak yardımcı oldu.

İRANIN MAŞASI “HİZBULŞEYTAN “ ESAD KLANININ YANINDA SAF TUTMUŞTUR
İran kontrolündeki Lübnan Hizbullahı’nın, Suriye yönetimine destek vermesi, Şii siyasi stratejisinin gereğidir. “Onlar, her zaman Lübnan’daki Sünni kesime karşı olmuşlardır. Çünkü Lübnan’daki Sünniler, Suriye’nin Lübnan’a müdahalesine karşı çıkmışlar, Lübnan siyasetinden elini çekmesini istemişlerdir. İslam düşmanı Laik Nusayri rejimine Şii Hizbullah ve Tahran yönetimi açıkça destek vermektedir.

Lübnan kâğıt üstünde müstakil bir devlet olmakla birlikte, kısa tarihi boyunca asla kendi başına bırakılmamıştır. Suriye, Lübnan’ın tarihi olarak kendi toprağı olduğu iddiasındadır. Özellikle Hafız Esed dönemiyle birlikte Lübnan, “Büyük Suriye” ideolojisinin en kolay lokması ve doğal parçası olarak görülmeye başlanmıştır. Kuşkusuz bunda, Lübnan’ın olağanüstü girift ve parçalı etnik, dini ve mezhebi yapısının rolü büyüktür.

Zalim Esad rejimi düşerse bundan en büyük etkilenecek ülke İran ve Lübnan Hizbullahı’dır. Özellikle Lübnan Hizbullah’ı, stratejik hinterlandını ve ideolojik destekçisini kaybetmiş olacaktır.

Hizbullah, Lübnan’daki varlığını Esad rejiminin ayakta kalmasına bağlamıştır. Esad düşerse Lübnan’da büyük güç kaybına uğrayacaklarını, lojistik desteklerini kaybedeceklerini düşünüyorlar. Liderleri Hasan Nasrallah bu yüzden Esad rejimin en büyük destekçisidir. Hizbullah bu tavrıyla İslam dünyasında büyük eleştirilere uğramaktadır. Büyük bir prestij kaybetmiştir.

Suriye'de 2012'ten bu yana cephelerde aktif şekilde savaşan İran destekli Lübnan Hizbullahı önemli kayıplarda verdi. 10 Ekim'de "Ebu Muhammed İklim" lakaplı Hüseyin el Hac, Hama'daki Sehl Gab Ovası yakınlarında öldürüldü. Hac, örgüt lideri Hasan Nasrallah'ın Suriye'deki ikinci adamı olarak biliniyor. Lübnan'da Hizbullah'a yakın medya kuruluşları, Muhammed Mustafa Haçiç adlı üst düzey bir komutanlarının öldürüldüğünü de duyurmuştur. 1000 den fazla Hizbullah milisi’de çatışmalarda ölmüştür.

2006 yılında İsrail’e karşı vermiş olduğu büyük mücadele ile çok büyük destek bulan Lübnan Hizbullah’ı mezhepler üstü bir hareket olma amacından Suriye konusunda gösterdiği tavırla hızla uzaklaşmıştır. Arap başkentlerinde bir dönem asılan Nasrallah resimleri Suriye meselesinden sonra Esad ve Hamaney’in resimleri posterleri gibi meydanlarda yakılmaktadır.

Hizbullah Arap sokağında kan kaybetmiştir. Sadece Suriye’de değil, Ürdün Mısır ve diğer bazı Arap ülkelerinde Hizbullah’a destek düşmüştür. 2006 yılında Hizbullah bayrakları dalgalanan Arap sokaklarında aradan 10 sene sonra Hizbullah’tan “Hizbuşşeytan” diye söz eden pankartlar asılmıştır.

Hasan Nasrallah yaptığı birçok konuşmada Şam yönetimine destek veren açıklamalar yapıyordu ve Suriye’den silah desteği aldıklarını açıkça itiraf ediyordu. Daha önce İran’dan askeri ve siyasi destek alan Hizbullah, Nasrallah’ın da itiraf etmesiyle Suriye’den askeri ve siyasi destek aldıkları bir kez daha ortaya çıkacaktır.

Şam yönetimine koşulsuz desteği açık olan İran’ın Esad sevgisi açık Hizbullah’ın El Manar televizyon kanalına konuşan Hasan Nasrallah, Suriyeli muhaliflerin Beşar Esad rejimini askeri yollarla devirecek güçleri olmadığını belirterek 'Suriye’nin radikal İslamcıların eline düşmesine izin vermeyecek gerçek dostları' olduklarını söylüyor ve “Suriye ordusunun yanında savaşmaya hazırız” diyor.

Katil, zalim BAAS rejiminin gerçek dostları olduğunu söyleyen Nasrallah Suriye halkının değil, Esad firavunun yanındadır. Hizbullah ve Esad askerleri Baas rejiminin bayrağı ve Hizbullah bayrağı ile Nasrallah ve Esad’ın yan yana posterleri eşliğinde poz vererek Esad muhaliflerine karşı savaşmaktalar.
Lübnan Hizbullah Örgütü'nün genel sekreteri, Esad'ın Hizbullah'ın kırmızıçizgisi olduğunu konuşmalarında sürekli vurgulamıştır. Nasrallah "Esad, Suriye ülkesinin özeti gibidir ve sadece belirli bir din veya kesimin temsilcisi değildir. Esad, Suriye birliğinin sembolüdür demiştir.

Hasan Nasrallah muhaliflerce öldürülen her bir katil ve cani olan Suriye Ordusunun askerleri ve Muhaberat ve BAAS yetkilileri için “Suriye, Direniş’in büyük hamisi ve dayanağıdır. Ölen Suriyeli komutan ve yetkililer şehiddir.” demiştir. BAAS’ın, ölüm makineleri “Şebbihalar” için “şehit” diyen Nasrallah İslam ümmetinin şiddetli tepkisini almıştır.

Suriye'de Beşar Esad'ın katliam ortakları arasında yer alan Hizbullah’ın genel sekreteri Hasan Nasrallah, geçen ay Suriye'de ölen, örgütün askerî kanadının sorumlusu Mustafa Bedreddin'in ölümünün kırkıncı günü nedeniyle Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyindeki Dahiye'de düzenlenen törende örgütün para ve silah gibi ihtiyaçlarını İran'dan aldığını söylemiş “Açıkça söylüyoruz. Hizbullah'ın finansmanı ve parası İran'dan geliyor. İran'ın parası olduğu sürece Hizbullah'ın da var.” ifadelerini kullandı.

LÜBNANLI HAÇLI FAŞİSTLER “SÜNNİLERİ, Şİİ LİDER NASRALLAH VE ESAD İLE BÖLGEDEN KOVACAĞIZ” DİYOR
Lübnan’daki İslam düşmanı ABD, AB İsrail destekli Haçlı zihniyetine sahip faşist çeteler Lübnan Hizbullah’ı ile neredeyse kanka olmuş vaziyetteler. Özellikle Esad rejimine büyük destek veren Lübnan Hizbullahı’nı öve öve bitiremiyorlar.

Lübnan'ın el-Akhbar gazetesine konuşan Lübnan Parlamentosu'nun Değişim ve Reform Fraksiyonu Başkanı, Michael Aoun, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın özel ve eşsiz bir lider olduğunu belirtmiştir.

El Cezire'nin en çok izlenen haber programına katılan Lübnanlı Hristiyan gazeteci Joseph Abou Fadel, ABD, Avrupa, Beşar Esad ve Nasrallah'ın yardımıyla Hıristiyanlar olarak Müslümanların yaşadığı toprakları geri alacaklarını “Esad ve Nasrallah'la Birlikte Sizi Kovacağız!” demiştir.

El Cezire Suriyeli sunucusu Faisal Al Kassem'in sorularını yanıtlayan Joseph Fadel; Irak, Lübnan, Suriye ve Filistin topraklarının gerçek sahiplerinin Hıristiyanlar olduğunu söyleyerek bu toprakları geri alacaklarını söyledi.
Fadel'in Beşşar Esad ve Lübnanlı Şii Örgüt Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah'ın desteğiyle ABD ve Avrupa ile birlik olduklarını söylemesi üzerine spiker bile şaşkınlığını gizleyememiş ardından Lübnanlı Hristiyan gazeteci Joseph Abou Fadel "İstanbul'u hatta Ayasofya'yı alacaklarını" sözlerine eklemiştir.

NASRALLAH: ŞİİLER HİÇBİR ZAMAN HRİSTİYANLARLA SAVAŞMAYACAK
Hıristiyan Falanj milislerinin övgüler yağdırdığı İran destekli Lübnan Hizbullah’ın başı Hasan Nasrallah, “Şiilerin, hiç bir zaman Hıristiyanlarla bir savaşının bulunmadığını ve olmayacağını” söyledi. 9 Aralık’ta örgüte ait TV kanalı el-Manar’a çıkan İran destekli Hizbullah’ın başı Hasan Nasrallah, son derece kendinden emin, rahat ve gülücükler dağıtarak, “Halep’in özgürleştiğini, buradaki zaferin sadece Suriye’deki çatışmaları değil, bölgedeki bütün savaşların seyrini değiştireceğini” söyledi.

Nasrallah, bölgede Hristiyan eserlerin, kiliselerin yok edildiğini bu yüzden “Şiiler Hıristiyanlarla savaşmayacak onlara silah doğrultmayacaktır” demiştir.

TAHRAN’IN KUKLASI NASRALLAH İSLAM DÜŞMANLARIYLA BİRLİKTE HAREKET EDİYOR
Mezhepçi İran ve kuklası Lübnan Hizbullahı’nın zalim Esad rejimine destek verişleri Ehl-i Beyt aşkına imiş! Bunun koca bir Şii takiyyesi olduğunu bütün İslam ümmeti biliyor. Mezhepçi Şii katil sürüleri Irak’ta, Suriye’de Ehl-i Beyt sevdalısı, ümmetin yiğit evlatlarına katliam yapıyor.

Fotoğraflar :









DiĞER GÜNDEM BAŞLIKLARI
BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ 15.01.2017 TARİHİNDE YAPILAN MERKEZ KARAR YÖNETİM KURULU VE İL BAŞKANLARI TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ
YANAR; ŞANLIURFA TEŞKİLATLARIMIZIN DÜZENLEDİĞİ 'DİRİLİŞ GECESİ'NE KATILDI..
GAZİANTEP'TE KONUŞAN YANAR 'KANDAN BESLENENLER, DEMOKRASİYLE TERBİYE EDİLMEZ'
BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR: KÜRESEL TAŞERONLAR PKK/PYD VE IŞİD ORTADOĞU’DA BOP’A VE BİP’E HİZMET ETMEKTEDİRLER
BBP YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR: MENDELİ’DEN TÜRKMEN DAĞINA SELAM OLSUN TÜRKMENEL'İNE
EN YENİ VİDEOLAR
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ 2017 YILININ İLK BASIN TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ.
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ 2016 YILININ SON BASIN TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ, ESKİŞEHİR DE MEKKE'NİN FETHİ PROGRAMINA KATILDI.
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ'NİN YENİ YIL MESAJI
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ KAHRAMANMARAŞ İL KONGRESİNE KATILDI.
Büyük Birlik Partisi
Bu sitenin Sunucu Kiralama hizmeti Sunucuturkiye Dedicated Server , Datatelekom Datacenter , Kaliteweb web hosting tarafından sağlanmaktadır.