ACİL KAN ARANIYOR    -     VEFAT VE TAZİYE    -     BBP'NİN, TERÖRLE İLGİLİ RAPORU    -    
Genel
Neden BBP
TÜZÜK
PROGRAM
LOGO
TARİHÇE
Parti Yönetimi
Kurucular Kurulu
Başkanlık Divanı
YİK Üyeleri
MKYK Üyeleri
MDK Üyeleri
Sosyal Medyada Takip Edin
BU HABERi FACEBOOK'ta PAYLAŞ / BBP HABER GRUBUNA KATIL
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “BİR MİLLETVEKİLİ NEDEN ATTIĞI OYU GÖSTERİR Kİ?
Genel Başkanımız Mustafa Destici, Anayasa görüşmelerinin sürdüğü Meclis'te teklifin maddelerinin görüşülmesi üzerine yapılan gizli oylamada AKP'liler açık oy kullanmasını değerlendirdi. Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bir Milletvekili neden attığı oyu gösterir ki?” dedi.


  

  “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ve 2016 yılı değerlendirme” toplantısı nedeniyle bir basın toplantısı düzenleyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“YAPMADILAR”

  “Büyük Birlik Partisi olarak kurulduğumuz günden bu yana sistemin alternatifi olduğumuzu ve değişmesi gerektiğini ifade etmiş siyasi bir partiyiz.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Her dönem de Yeni Sivil Demokratik bir Anayasa diyen siyasi partiyiz. 83 yılından bu yana ülkemizi yönetenler milletimize hep Yeni Sivil Demokratik bir Anayasa sözü verdiler ama yapmadılar. Bir kısmının eline imkân geçti yapmadı, bir kısmının da eline imkân geçmediği için yapamadı. 15 yıldır iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğu elde etti. Referandumla değiştirecek çoğunluğu elde etti. Uzlaşarak değiştirecek çoğunluğu da elde etti. Ama yapmadılar.” Diye konuştu.

“BUNA KEŞKE FIRSAT VERİLMESEYDİ”

  15 Temmuz darbesinin Türkiye için bir yönüyle fırsat olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici “Çünkü herkesin aklını başına alması gereken bir süreçti. Sayın Cumhurbaşkanın öncülük ettiği Yeni Kapı ruhunun etrafında herkes toplandı. Bu ruh ile ümitlendik.  Yeni Sivil Demokratik bir Anayasa’ya kavuşabilecek miyiz diye? Ama maalesef bu olmadı. Türkiye Sayın Devlet Bahçeli’nin fiili durumu hukuki duruma da dönüştürelim çıkışıyla birlikte bu sürece geldik. Anayasa yapım süreçlerinde Anayasanın içeriğinden çok aslında yapılış yöntemleri, usul yöntemleri daha önemli. Toplumun tamamını ve kahır ekseriyetini bu işin içine katamazsanız ve bunu bütün kesimlerden gelen iyi niyetli teklifleri alıp değerlendirmezseniz, bütün meclis ve meclis dışındaki siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, üniversitedeki hocalar, toplumun farklı kesimlerinin taleplerini alıp bu değişikliğin içerisine koymazsanız, bu yapacağınız değişiklik belli zaman için olacaktır. Bunun karşısındakiler ilk fırsatı bulduğunda onlarda bunu değiştireceklerdir. Amaç ve gayeleri de buna yönelik olacaktır. Buna keşke fırsat verilmeseydi.” Şeklinde konuştu.

 “BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN İSMİ DEĞİL İÇERİĞİDİR”

 “Bu süreç başladığında şunu ifade ettik.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Büyük Birlik Partisi olarak ilkesel olarak Başkanlık Sistemine karşı olmadığımızı deklare ettik. Ama bu bir Başkanlık Sistemimidir, Partili Cumhurbaşkanlığımıdır? Bunlar tartışılıyor. Biz bunun adında değiliz. Başkanlık Sistemi olur, Yarı Başkanlık sistemi olur, Parlamenter Sistem olur. Bizim için önemli olan içeriğidir dedik. Kuvvetler ayrılığı tam olarak tesis ediliyor mu? Denge ve denetim bir şekilde kuruluyor mu? Ve toplumun talepleri karşılanıyor mu? Biz bunları ifade ettik ve bunlara bakacağız. Buna göre karar vereceğiz dedik. O dönemde de bu teklifi hazırlayanlara da bu düşüncelerimiz ifade ettik ve paylaştık. Şuan mecliste görüşülen 18 madde ile ilgili biz bu teklifin sahipleriyle ve siyasi partilerle görüşlerimizi paylaştık. Buradaki çekincelerimizi, olumsuz bulduğumuz maddeleri, olumlu bulduğumuz maddeleri, içimize sinen ve sinmeyen maddeleri kendileriyle paylaştık ve önerilerimizi sunduk.” İfadelerini kullandı.

“ÖNERİLERİMİZ”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici önerilerini şöyle sıraladı: “Seçimlerin aynı anda ve 5 yılda yapılmasını doğru bulmadığımızı, seçimlerin 4 yılda yapılmasını ve ayrı tarihlerde yapılmasının daha doğru olduğunu ifade ettik.

Aday belirleme sürecinde Yüzde 5 alan partiler ve 100 bin imza gerekli olduğunu ifade ettiler. Biz bunu da doğru bulmadık. 100 bin imza belli karışıklara sebep olabilir. OHAL kapsamı olduğu içinde vatandaşlarımız imza verme konusunda rahat olmaya bilirler. Onun için bunun yanına son seçimlerde 100 bin oy almış partilerde aday gösterebilsin teklifini yaptık. Cumhurbaşkanı yardımcılarının sayısının belirlenmesini, ucunun açık olmamasını ve sınırlandırılmasını teklif ettik. En azından birinci yardımcısının seçimle gelmesinin doğru olacağını ifade ettik. Cumhurbaşkanının Meclisi feshinin doğru olmadığını, Gazi Meclisinin sadece kendi mensuplarının kararıyla seçim tarihi belirlenmesinin doğru olacağını belirttik. Anayasa Mahkemesi, HSYK’nın yapısı, Bizim HSYK ile ilgili teklifimiz şuydu: Bizim teklifimiz Bakan, 5 Meclis, 4 Cumhurbaşkanı, 3 de Yüksek Yargı seçsin. Toplam 13 kişi. Yargının bağımsız olması ve toplumun kahır ekseriyetinde endişeye sevk olmaması için bu teklifinde bulunduk. Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Yasası bu da kuvvetler ayrılığının diğer bir ayağı olan yasamanın bağımsızlığı açısından çok önemli. Bu mevcut seçim kanunuyla gidilirse meclis tamamen parti liderlerinin kontrollünde olur. Adamlar attıkları oyların pullarını göstermekte zorunlu hissediyorlar kendilerini. Bir daha ki dönemi garantilemek ya da varsa üzerindeki bir takım şüpheleri ortadan kaldırmak için pulları gösteriyorlar. Hem Meclisin saygınlığına hem Milletvekilliği saygınlığına da büyük zarar veriyor. Bir Milletvekili attığı oy pusulasını göstermeye neden ihtiyaç duyar ki? Bunun adı gizli oysa Milletvekili buna neden ihtiyaç duyuyor? Demek ki bir baskı var? Demek ki Milletvekilleri hür iradeleriyle oy kullanamıyorlar. Bu bunun resmidir. Bunun ortadan kalması için seçim kanununun demokratikleşmesi. Barajı kaldıracaksınız, daraltılmış bölge ve ön seçimle Milletvekilleri seçilecek. Parti liderlerinin belli bir kontenjanı olabilir. Üniter yapının muhafaza edilmesi gerekir. Çünkü onunla ilgili endişe edici maddeler var. Her ne kadar açık madde geri çekilmişse de daha sonra bu madde başka bir maddenin içerisine yerleştirildi. Biz Üniter yapının muhafaza edilmesini hatta değiştirilmez maddeler arasına alınmasını teklif ettik. Üniter yapının muhafaza edilmesi çok önemlidir. Gücün tek elde toplanmasıyla ile ilgili kamuoyunda büyük şüpheler var. Bunun ortadan kaldırılması için bazı tekliflerde bulunduk.”

“İDAM”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Terör eylemi yapan, bizzat içerisinde bulunan teröristler ve bunun emrini verenler için idam dedik. Çocuk tecavüzcüleri için idam dedik. Darbeciler için idam dedik. Seri katiller için idam cezasının geri gelsin dedik.” Dedi.

“İNANÇ ÖZGÜRLÜĞܔ

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “İnanç özgürlüğü, Şuan başörtüsü kamuda serbest. Ama bu Anayasal olarak güvence altına alınmış değil. Yarın başka bir iktidar gelir kanunu değiştirir. Buda güvence altına alınsın dedik.” İfadelerini kullandı.

“KOŞA KOŞA OY VERMEYE GİTTİLER”

  Geçen maddelerin herkesin evet diyeceği maddeler olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici: “ Milletvekilliğin artması oylamasında milletvekilleri koşa koşa gidip oy verdiler. Bundan sonraki maddeler ile ilgili nasıl sonuç çıkacak bakıp göreceğiz.”

“ŞUANDA VERİLMİŞ BİR KARARIMIZ YOK”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici: “MKYK ile yapılan toplantılarımızda şu kararı aldık. Meclis dışında bir partiyiz. Tekliflerimizi yapalım. Süreci takip edelim. Meclisteki süreç tamamlansın. Evet, bu referanduma gidiyor denildikten sonra arkadaşlarımızla karar vereceğiz. İstişare ile kurulmuş, istişare ile kararlar almış bir siyasi partiyiz. Bütün istişareler bittikten sonra kararımızı kamuoyu ile paylaşacağız. Şu anda verilmiş ya da alınmış bir kararımız yoktur. Biz Türkiye’nin demokratikleşmesini, Türkiye’nin birliğinin beraberliğinin, kardeşliğinin tesis edilmesini istiyoruz. Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor. En çok birlik beraberliğe, kardeşliğe ihtiyacımız var. Bu sürece bu zamana kadar katkı yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Birileri gibi rejimin bekçisi gibi davranmadık, davranmayacağız. Birileri kendisini rejimin sahibi olarak görüyor. Kazanmak istiyor kaybetmek istemiyor. Onların düşünceleri ayrı. Biz yapıcı, yol gösterici ve sorumlu bir muhalefet anlayışıyla bugüne kadar hareket ettik, bundan sonra da böyle hareket edeceğiz. Hiçbir konuda ön yargılı değiliz. Peşin hükümlü değiliz. Doğru kimden gelirse yanında durduk, yanlış nereden gelirse gelsin karşısında durduk ve durmaya da devam edeceğiz.”

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ KİŞİLERE VE PARTİLERE KAİM DEĞİLDİR”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Bu Anayasa sürecinin kişiler ya da belli partiler üzerinden sürdürülmesini de doğru bulmuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kişilere ve partilere kaim değildir. Onun için biz ilkeler üzerinden gitmeyi daha doğru buluyoruz. Herkesin tartışmaları ilkeler zemininde yapmasını ve olayları da böyle değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Herkese de bunu tavsiye ediyoruz. Herkes önce Büyük Türkiye diyerek, Büyük Türk Milleti diyerek devletimiz diyerek hareket etmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz.” 

“BU ÜLKEDE GEREKSİZ YATIRIMLAR VAR”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici: “300 milyar doların üzerinde dış borcumuz var. İç ve dış borcumuzun toplamı 600milyar dolar. Türkiye’ye getirdiği yük 230 milyar TL. İç borca, akaryakıta şuna buna gelen zamları hesaplamıyorum. Döviz artışının Türkiye ekonomisine maliyeti yaklaşık 500 milyar’dır. Yani bizim bir yıllık bütçemiz. 78 milyon kişi dövizdeki artışın maliyetini karşılamak için çalışacak. Türkiye ekonomisi nasıl güçlenecek? Nasıl ayağa kalkacak? Köprülere, yollara, tünellere biz bir şey demiyoruz. Ama önce araba yap, sonra otoyolu yap. Önce uçağı yap sonra havaalanını yap. Bu ülkede gereksiz yatırımlarda var.” Dedi.

“BUNLAR DELİ DUMRUL’U GEÇTİLER”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Osmangazi köprüsünü yapıyorsun, geçiş az olunca diğer köprülere zam yapıyorsun. Deli Dumrul bunların yaptığını yapmadı. Deli Dumrul köprüden geçenden para alıyordu. Bunlar geçenden de geçmeyende alıyor. Bunlar Deli Dumrul’u geçtiler. Devlet garanti vermiş. Geçiş olmayınca bütçeden para veriyorsun. Bunlar yanlış işler. Bunlar halkın gözünü boyama işleri. Allah (cc) aşkına soruyorum. Önümüze koyabileceğiniz kaç tane fabrika yaptınız. 15 yılda 10 bin, 20 bin işçinin çalıştığı kaç fabrika yaptınız? Suçu başkalarına atarak, dövizdeki artış engellenemez. Belli çevrelerin manipasyonu diyerek bunu durduramazsınız. Durdurmanın yolu tasarruf edeceksiniz. Ama başta kamudan başlayacaksınız. Tasarruf, çalışmak ve üretim. İnsanlarımızı buna yönlendireceksiniz. Bu işin başka çaresi yok. Taşıma suyu ile değirmen dönmez. Taşıma su kesilince değirmende durur.” Diye konuştu.

“OSMANLIYI BORÇLANMA YIKTI”

  “600 milyar dolardan fazla iç ve dış borcumuz var.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Osmanlının son dönemlerini yaşıyoruz. Osmanlıyı borçlanma yıktı. Allah cc muhafaza etsin. Sizi borçlandırırlar, borçlandırırlar ondan sonra hadi kardeşim öde dediklerinde orada durmak zorunda kalırsınız. Onun için bizim çalışıp üretime geçmemiz lazım.” İfadelerini kullandı.

  2016 yılının yakın komşu akraba ve yakın coğrafyamız için ülkemiz için hiç de güzel geçmediğini belirten Genel Başkanımız Mustafa Destici, 2017 yılının Türk-İslam dünyası için, Ülkemiz için, hem Yakın Coğrafyamız için hayırlı geçmesi, kan ve gözyaşından, terörden kurtulduğu bir yıl olmasını Büyük Birlik Partisi olarak arzu ettiğini söyledi.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici; Bunun için dün olduğu gibi bugünde Büyük Birlik Partisi kadroları olarak ülke için millet için kardeş coğrafyaları için oraların hayrı için ellerinden gelen tüm gayretleri gösterdiklerini bundan sonra da göstermeye devam edeceklerini söyledi.

“HEDEFLERİMİZ, AMAÇLARIMIZ VE GAYELERİMİZ”

Büyük Birlik Partisinin sadece bir parti değil siyasi bir hareket olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici "..Ve bu siyasi hareketin hedefleri, amaçları ve gayeleri, hinterlandı sadece Türkiye ile sınırlı değildir. Türk ve İslâm coğrafyasının bütünü bizim hedeflerimiz ve gayelerimiz  arasındadır. Hatta onun da ötesinde, yeryüzünde dünyada nerede bir mazlum varsa onun mazlumiyetten haberdar olursak onun sona ermesi için elimizden gelen tüm gayreti ortaya koyacak bir siyasi harekettir Büyük Birlik Partisi. Onun için, günlük politikalara da Türkiye'de yaşananlara da biz sadece günlük siyasetin getirisi ile ya da götürüsü ile bakmayız, öyle değerlendirmeyiz. Bugüne kadar da öyle değerlendirmedik. Hiç bir dönemde şahsi menfaatlerimizi parti menfaatlerimizi ülke ve millet menfaatlerinin önüne koymadık bundan sonra da koymayacağız.  Büyük Birlik Partisi'ni, Büyük Birlik siyasi hareketini belki de diğerlerinden ayıran en önemli nokta da budur.” Dedi.

“29 OCAK”

  “24. yılımızı bu ayın 29 Ocağında karşılayacağız.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “24 yıldır Büyük Birlik Partisi her türlü haksızlığa adaletsizliğe karşı hala bugün dimdik ayakta olması da buradan kaynaklanmaktadır. İnşallah 29 Ocak'ta, Ankara'da, hem 24. kuruluş yıl dönümüzü karşılayacağız - kutlayacağız hem de o gün, program ve tüzük kurultayımızı gerçekleştireceğiz. 24 yıl önce yazılmış programımız. Tabiî ki Millî Mutabakat metnine, kuruluş ilkelerine - umdelerine sadık kalacağız. Ama 24 yıl içerisinde Türkiye ve dünyada gelişen şartlar var.. Dolayısıyla da programımızı ona göre yeniden revize edeceğiz ve milletimizin karşısına yeni programla çıkıp bundan sonra da devam edeceğiz.” Dedi.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Tabii ki 2016 yılına baktığımızda, özellikle Suriye'deki gelişmeler ve onun hemen yanında Irak'taki gelişmeler gerçekten ülkemizi çok yakından etkiledi. Biz, Suriye ile gerilimler başladığında düşüncelerimizi çok açık ve net bir şekilde ifade etmiştik. Esad'ın zalimliği hiç kimse dile getirmezken Büyük Birlik Partisi'nin dile getirdiği bir husustur. Hatırlarsınız; 28 Şubat'ın o karanlık günlerinde Rahmetli Şehit Liderimiz Muhsin Başkanımız (Allah bir kez daha rahmet etsin-mekânı cennet olsun)birileri 28 Şubata zemin hazırlarken Türkiye'yi İran ve Cezayir Yaptırmayacağız' derken, O çıkmış; 'Biz de Türkiye'nin Suriye yapılmasına müsaade etmeyeceğiz' demişti. Ama onu diyen Muhsin Yazıcıoğlu 2006 yılında Suriye ye geniş bir heyetle  (İsrail Suriye'ye saldırdığında) bir ziyaret gerçekleştirmişti. Ve bu ziyarette Golan tepelerine kadar gitti, Suriye'de Suriye Başbakanı ile görüştü ve Suriye halkının, Suriye milletinin ve Suriye devletinin yanında olduğunu deklare etti. Yani Esad'ın zalimliği başka bir şey, Suriyelilerin yanında olmak, Suriye milletinin yanında olmak, İsrail'e karşı emperyalistlere karşı Suriyelinin devletinin yanında olmak başka bir şey. Biz de 2012 yılının başlarında hükümeti Suriye politikası konusunda uyardık. Özellikle Suriye'nin demokratikleşmesine yardımcı olmamız gerektiğini, sınırları açık bir Suriye var. Biz Gaziantep'e gider gibi Halep'e gidiyoruz, Hatay' a gider gibi Şam'a gidiyoruz dolayısıyla da bu Suriye'ye yardımcı olalım ve eğer bu yardımımız tamamlanırsa, hatta orada masum insanlar, Müslüman kardeşlerimiz öldürülürken biz seyirci mi kalacağız. Tabiki müdahale edeceğiz. Siz olsanız müdahale etmez misiniz' sözlerine karşı şunu söyledik; "Biz müdahaleyi doğru bulmuyoruz ve siyasi olarak desteği, demokratikleşme açısından desteği daha olumlu buluyoruz. Bir de müdahale edecek şartlar acaba var mı? Onu da değerlendirmemiz lazım.”

“KEŞKE BU YANLIŞLIK YAPILMASAYDI”

   Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Tabii bunu söylerken biz şunu da yapmadık. O dönemde Esad bizi de davet etti.  15 kişilik bir heyetle, parti olarak. Fakat biz Esad'ı ziyaret etmek yerine ona gitmek yerine Dışişleri Bakanı Davutoğlu'na gittik.. Ve kendisine, bize de davet geldiğini söyledik ve istişare ettik.. Ve gidilmemesi hususunda, Türkiye'nin aleyhinde olacağında mutabık kaldık gitmedik. Orada dedik ki; biz Türkiye'nin Suriye politikalarını içerde eleştiririz ama bir başka devlet sarayında veya meclisinde kendi ülkemizin kendi hükümetimizin  politikalarını eleştirmeyiz. Ama bugün gelinen noktada da; hükümetin Suriye politikalarının ne kadar yanlış olduğunu ve ağır sonuçlarını yaşıyoruz. Bizzat hükümet sözcüleri de, Başbakan yardımcılarının ağzından da bunun Suriye politikasının iflas ettiğinin itiraf edildiğini görmekteyiz. Keşke bu yanlışlık yapılmasaydı'' diyorlar.”

“RESMİ OLMAYAN RAKAMLARA GÖRE”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bugün Suriye'de resmi 600 bin,  resmi olmayan kayıtlara göre 1 milyona yakın insan hayatını kaybetmiş vaziyette. On milyondan fazla insan mülteci durumunda ve Suriye'nin pek çok bölgesi İslâm Kültür merkezi olan şehirleri yakılmış-yıkılmış vaziyette. Bu tabiki emperyalist küresel güçlerin kurguladıkları bir projenin sonucu. Ama keşke bizim ülkemiz buna seyirci kalmasaydı ya da buna alet olmasaydı.. Maalesef geçmişte bu hatalar yapıldı. İnşallah bu hatalar ilerde tekrarlanmaz. Suriye politikanın göçmenler ve Suriye'deki kayıp dışında. Şu anda baktığımız zaman önümüze Türkiye-Suriye haritasını koyduğumuz zaman o; 900 km.lik sınırın 800 km'sini PYD'nin kontrol ettiğini görürüz. Yani buna Irak tarafını da eklerseniz biz şuanda 900 km. PYD eşittir PKK. Dolayısıyla 900 km. PKK ve PYD ile bir sınır hattı var.

  Biz bu konuda da uyarılarımızı yapmıştık.. Yani çözüm süreci denilen o süreçte, hatırlarsanız dedik ki; keşke çözüm olsa. Kim karşı çıkar çözüme. Yani PKK'lılar sınır dışına çıksa, silah bıraksa legal siyasete dönse hiç birimiz buna karşı çıkmayız dedik. Ama böyle olmayacak. Çünkü PKK kendi entelektüellerinin aklıyla yürüyen bir terör örgütü değil. Batılı strateji merkezlerinde oluşturulan haritalarla,  ya da stratejilerle yürüyen bir örgüttür. Netice de asla bunu yapmayacaklardır diye, O dönemin hükümetini uyardık ve çözüm sürecinin Türkiye'ye ağır faturalarının olacağını söyledik. Bunu da söylemekle kalmadık 30 a yakın vilayette Çözüm Sürecimi Yoksa Çözülme Süreci mi?) diye konferanslar düzenledik. Ve haklılığımız bir kere daha ortaya çıktı.. Ve bugün baktığımızda çözüm sürecinin hatırına PYD’ ye göz yumuldu; Salih Müslim defalarca Türkiye'de ağırlandı. Koridorlar açıldı, PKK'lılar peşmerge kıyafetleriyle Ayn - El Araba gönderildi ve neticede bugün biz kendi elimizle Türkiye; PKK ile ABD'yi müttefik yaptık sınırımıza da komşu yaptık.”

“50 BİN SİLAHLI BİR GÜÇ YETİŞTİRİLİYOR”

“Geçtiğimiz hafta içerisinde Türkiye kamuoyuna bir uyarı daha yaptık.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Sadece kamuoyuna değil devletin ilgilileriyle bilgileri paylaştık. Şu anda Suriye'nin kuzeyinde, PKK / PYD adı altında sözde kantonlarında 50 bine yakın silahlı bir güç yetiştiriyor ve eğitiyor dedik. Biz bunu söyledikten sonra, Kandil'deki örgüt elebaşlarının her birisinin o sözde kantonlardan birine gittiğini ve her birisinin birinde bu işin başında bulunduğunu söyledim. Bana gelen bilgileri hem devlet yetkilileriyle hem de kamuoyuyla paylaştık. Bizim görevimiz uyarmak.. Yani hem, devletimizi yönetenleri hükümet edenleri hem de kamuoyunu uyarmak. Kamuoyunun da bilinçlendirilmesi lazım. Halkın, Devletin, hükümetin, iktidarın terörle mücadelesine destek olması lazım. Bilinçlendirilmediği zaman, şöyle bir propaganda ile karşılaşılıyor.

'Ne olacak kardeşim Kürtler orada bir devlet kursun işte. Kürtler de bizim kardeşimiz. İşte onlarda bizim gibi Müslüman' olaya böyle bakabilir. Keşke olay öyle olsa!

Ama karşımızdaki Kürtler değil, Müslüman Kürtler değil.. Biz PKK’dan PYD'den bahsediyoruz. Yani emperyalist küresel güçlerin kucağında maşa olan ve anti İslami, Marksist, Leninist sosyalist bir örgütten bahsediyoruz.Yani tüm coğrafya için problem olacak, sadece Türkiye için değil..en büyük zararı Türkiye'ye verecek bir örgütten bahsediyoruz. Bu konuda milletimizin de uyarılması lazım.”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Bakınız; Kıbrıs konusunda Cenevre'de görüşmeler var. Türkiye'nin garantörlüğü başta olmak üzere bir sürü başlık görüşülüyor. Ve Türkiye kamuoyu bu konuda yeterli ilgili değil. Ege'de, Karadeniz'de problemlerimiz var.. AB ile ABD ile ama en yakın tehdit en cari tehdit, en önemli tehdit şu anda nedir derseniz PKK’dır, PYD’dir. Türkiye açısından. Direkt güvenliğimizle ilgili, beka sorunumuzla ilgili, direkt devletin varlığı ve ülkenin bütünlüğü, milletin birliği ile ilgili problemdir. Bu probleme ivedilikle çözüm bulunmalıdır asla ve kat'a PKK'nın-PYD'nin o bölgede varlığına müsaade edilmemelidir. Tabi biz bu bilgiyi paylaşınca bir kısım çevreler medya bu bilgiyi nereden aldın? Bu bilgiyi neden devletin yetkilileriyle değil de kamuoyuyla paylaşılıyor?

Biz Büyük Birlik Partisiyiz.. Milletimizin, insanımızın bölgede mücadele eden güvenlik güçlerimizin içerde dışarıda.. Aşiretlerin, korucu ailelerinin; Suriye'deki Irak'taki Türkmenlerin; Büyük Birlik Partisine güveni var. Onun için dedik ki Dağlıca'da baskın olduğu zaman Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'na kim bilgileri verdiyse aynı vatan evlatları bize bu bilgi veriyor. Ayrıca birçok gazete de bu bilgileri içeren yazılar yazdılar daha önceleri.

Şuanda PKK'nın PYD'nin elinde şimdiye kadar olmayan silahlar var.. Tank deliciler var, füzeler var yerden havaya fırlatılan, 5 bin metreden vuran ABD’nin verdiği piyade tüfekleri var. Geçmişte olmadığı kadar güçlü silahları var. Tankları var. Biz bunları kamuoyundan Türkiye'den saklayamayız.. Önlem tedbir alınmasını istiyoruz. Biz içerde başka işlerle uğraşırken emperyalist küresel güçler Türkiye ile ilgili hain planları PKK ve PYD üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Türkiye içerisinde çekilmiş değiller.. İçerde 9 bin terör örgütü mensubu var belli kısmı uyuyan hücreler olarak duruyorlar. Şehir yapılanmaları, üniversite yapılanmaları aktif vaziyette devam ediyor.

Şu hataya düşmemek lazım: Bizim 84'ten bu yana 33 yıl içerisinde terörle mücadele halindeyiz. Ve şimdiye kadar yapılan hataları yapma lüksümüz yok. İlker Başbuğ genelkurmay başkanı olduğu dönemde çıktığı TV programında dedi ki; 'Biz, PKK eylem yapmadığı zaman PKK bitti sandık biz de operasyon yapmadık. Ancak; daha sonra güçlü bir PKK ile terör eylemleriyle karşı karşıya kaldık'

Bunu bir genelkurmay başkanı canlı yayında bir tv'de söyledi ve hepimiz dinledik. PKK'ya karşı çok ciddi ve bizim arzu ettiğimiz şekilde tüm unsurlarına karşı doğru bir mücadele veriliyor. Hem de büyük bir mücadeleyi sona kadar destekliyoruz. Ama yeterli değil çünkü siz PKK ile içerde mücadele ederken dışarıda PYD'yi ihmal ederseniz bu mücadeleniz yeterli olmaz. Çünkü PKK en güçlü, en tecrübeli terör gruplarını şu anda Suriye'nin kuzeyine kaydırmış vaziyette.  Esas mücadelesini şuna da orada veriyor. Dolayısıyla orada bunları imha etmek lazım. Bakınız; DAEŞ'le bir sınırımız kalmadı.. Sınırımız yok. FIRAT Kalkan Harekâtı da doğru bir karardı. Ama sadece DAEŞ'le sınırlı kalmamalı. Hatta Türkiye'nin önceliği PYD olmalı.. Çünkü bizim için yakın cari tehlike PKK ve PYD. Onun için önceliğimiz bu olmalı. Şimdi Irak Sincar, takip ediyoruz.. Sayın Başbakan İbadi ile Barzanilerle görüştü.. Neticede İbadi Türkiye'ye söz verdi.."Sınırlarımızda, topraklarımızda terör unsurlarına müsaadede etmeyeceğiz" diyorlar. İbadi'nin sözüne ne kadar güveneceğiz? Kandil nerede - Mahmur Nerede - Sincar nerede? Bugüne kadar müsaade etmiş ses çıkarmamış birisinin sözüne mi güveneceğiz?

Kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız kendi tedbirimizi kendimiz almak zorundayız. Sincar asla ve kat'a Kandil olmamalı.. Kandil’de imha edilsin diye yıllardır söylüyoruz. Sincar'ı bırakın Kerkük sokaklarında PKK'lılar var, Musul operasyonunda PKK'lılar var. PKK'ya bu kadar alan asla ve kat’a verilmemeli. Bizim verdiğimiz bu bilgileri kim ilgiliyse; açıp kaynakları araştırsınlar, gitsinler bölgedeki güvenlik güçleriyle, Korucu başlarıyla konuşsunlar. Bölgede araştırma yapan stratejisiler var onlarla konuşsunlar. Suriye'de ki Türkmenlerle konuşsunlar.

Diğer taraftan;  7 il 22 ilçede 20 Temmuz'dan sonra (Hendek hadiselerinden sonra) başlayan süreçte operasyon yapıldı. Neticede, oralar terör örgütlerinden temizlendi. Ama biz uyarıyoruz buralar tekrar canlanabilir. Hatta buna ilave yeni canlanmalar olabilir hükümetimizin devletimizin bunlara karşı çok iyi önlem alması lazım. O bölgede yapılan yatırımların çok planlı projeli gitmesi lazım. O bölgede yaşayan insanlara insanca yaşabilmesi ortamlar oluşturulması lazım. Onun üstündeki yatırımların, bölge tamamen terör unsurlarından temizlenmeden yapılmaması lazım.  Çünkü Türkiye’nin servetleri heba olabilir. Onun için dikkatli adımlar gerekiyor.

Devletin, hükümetin şuanda PKK'ya karşı, hem terör unsurlarına karşı dağda ve şehirde, hem finans kaynaklarına, hem devletin içine sızmış kadrolarına, hem meclisteki uzantılarına, hem belediyelere yönelik yaptığı operasyonları doğru buluyoruz. Çünkü biz bunu yıllardır söyledik. Topyekûn bir mücadele dedik. Şu anda da topyekûn bir mücadele yapılıyor ve bu mücadelenin sonuna kadar götürülmesi lazım. Akılların bir tarafında, 'çözüm süreci' ya da buna benzer süreçler asla olmamalı. Bu olduğu zaman mücadele eksik kalır ve PKK PYD ve onun arkasındaki güçler hedeflerine ulaşır.”

“HAİN KAHPE”

Genel Başkanımız Mustafa Destici: "2016 yılında Türkiye’nin yaşadığı en kötü hadiselerden biri de 15 Temmuz kahpe ve vahşi darbe girişimi idi. BBP kurulduğu günden bu yana, darbelerin her nevi’sine her dönemde karşı dik durmuş bir siyasi harekettir. 28 Şubat bunların en barizidir. 27 Nisan e muhtırası hakeza öyledir. Daha öncesi 12 Eylül Darbesi nereye kadar gidersiniz. Yani biz darbeler kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın bunun karşısında olduk bundan sonra da karşısında oluruz. Çünkü milli irade, sivil siyaset seçilmiş hükümetler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ve Türkiye’nin birliğinin, beraberliğinin varlığının yolu da buradan geçmektedir. Dolayısıyla da herkesin aynı duruşu sergilemesi gerekir ki; 15 Temmuz'da Allah'a hamdolsun; iktidarı ile muhalefet,  tüm sivil toplum örgütleri bir dik duruş göstererek darbeye karşı durmuşlar Allah'ın yardımı, milletin feraseti, devleti yönetenlerin dirayeti ve topyekûn siyasetin birlikteliği ile bu kahpe darbe girişimine Türkiye dur dedi. Ve inşallah Türkiye böyle darbe girişimi ile bir daha karşı karşıya kalmaz. Ben bir kez daha bu vesileyle bu darbe girişimini gerçekleştirenleri lanetliyorum,  darbe şehitlerimizi rahmetle anıyorum mekânları cennet olsun. Hala yaralı olarak tedavi görenler var onlara Allah'tan acil şifalar diliyorum. Ziyaret ettiklerim var. Ve inşallah Rabbim bir daha böyle hain ve kahpe ya da her nevinden darbe girişimi ile ülkemizi karşıkarşıya bırakmasın.

Darbe ardından Ohal ilan edildi.. O zaman dedik ki 'elbette devlet tedbirini almak zorunda kendi vatandaşını korumak zorunda ve dolayısıyla Ohal’i’ doğru buluyoruz' dedik. Fakat 6 aydan sonra 20 Ocak itibarıyla yine uzatıldı. Bunun artık uygulanmaması gerektiğini doğru buluyoruz. Çünkü birliği, bütünlüğü, demokrasiyi güçlendirerek sivilleştirerek, adaleti tam olarak yerleştirerek kişi hak ve hürriyetlerin önündeki engelleri kaldırarak bunu başarabiliriz dedik. Yani olağanüstü hal gerekliydi, ilk 6 ayda uygulandı ama bundan sonrası, Türkiye' de yeni tartışmaları gündeme getirecektir dedik. Ve hem Türkiye içerisinde hem dışarısında yeni tartışmaları meydana getirdi. Buna da ihtiyaç yoktu aslında. Keşke tekrar uzatılmasaydı. Ve bu anayasa süreci de;  hem meclisteki oylama süreci, hem olursa Referandumun olağanüstü hal şartları içerisinde yapılmaması alınacak neticeye gölge düşürmemesi açısından çok önemlidir. Görünen o ki; eğer meclisten bu anayasa teklifi geçerse referandum bu olağanüstü hal şartları içinde yapılacak. Türkiye içerisinde muhalefet bunu dillendirecek hem de Türkiye dışında başta AB ülkeleri olmak üzere herkesin eline bir malzeme verecektir diye düşünüyoruz. Ve hükümeti bu konuda bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz. Biz BBP olarak; anayasa değişikliği süresince OHAL'in kaldırılmasını teklif ediyoruz.”

ADALET

Hukuka olan güvenin yüzde 30'ların altına düştüğü bir ülkede biz toplumsal barıştan, uzlaşmadan, güvenlikten, birlikten beraberlikten söz edemeyiz. Ehliyet ve liyakatin önde tutulmadığı, kayırmacılığın başını alıp gittiği bir ülkede biz devlete olan güvenin yüksek olduğunu dile getiremeyiz.

Onun için toplumda adaletsizlik yapılıyor gibi bir algının oluşmaması için devleti yönetenlerin özde adaletli davranmaları gerekiyor.

AHLAK

Önce ahlak ve maneviyat diyen bir hareketiz. Üstünü çizerek söylüyorum: Özellikle Müslüman Türk milletinin ahlak yapısını bozmak batı kültürüne adapte etmek için kurdurulmuş-kurulmuş özel TV kanalları var. Bu tv’lerin kurucuları da belli.. Hatta orada çıkan sanatçılar bile seçilmiş ünlü oldukları için değil bu görevi yaymak için çıkarılan insanlar. Toplumumuzun önemli bir kesimi bu tv'leri seyrediyor. Hangi amaca hizmet ettiklerini görmek için bakmak yeterli. Bu denli yayınlara asla müsaade edilmemesi lazım. İnsanımızın ahlakı yapısı çok önemli.”

Fotoğraflar : 

DiĞER GÜNDEM BAŞLIKLARI
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “KIBRIS’TA TOPRAK KAYBI KONUSUNDA ASLA TAVİZ VERİLMEMELİ.”
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “BİR MİLLETVEKİLİ NEDEN ATTIĞI OYU GÖSTERİR Kİ?
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “BBP GENEL BAŞKANI DEVLETİN VE MİLLETİN ZARAR GÖRECEĞİ BİR BİLGİYİ ASLA PAYLAŞMAZ.”
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ:” “BU CENNET YURDUMUZDA NE FETHİ’LER NE DE ÖMER HALİS'LER TÜKENİR”
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “50 BİN KİŞİLİK MİLİTAN GRUBU YETİŞTİRİLİYOR”
EN YENİ VİDEOLAR
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ 2017 YILININ İLK BASIN TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ.
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ 2016 YILININ SON BASIN TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ, ESKİŞEHİR DE MEKKE'NİN FETHİ PROGRAMINA KATILDI.
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ'NİN YENİ YIL MESAJI
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ KAHRAMANMARAŞ İL KONGRESİNE KATILDI.
Büyük Birlik Partisi
Bu sitenin Sunucu Kiralama hizmeti Sunucuturkiye Dedicated Server , Datatelekom Datacenter , Kaliteweb web hosting tarafından sağlanmaktadır.