BBP'NİN, TERÖRLE İLGİLİ RAPORU    -    
Genel
Neden BBP
TÜZÜK
PROGRAM
LOGO
TARİHÇE
Parti Yönetimi
Kurucular Kurulu
Başkanlık Divanı
YİK Üyeleri
MKYK Üyeleri
MDK Üyeleri
Sosyal Medyada Takip Edin
BU HABERi FACEBOOK'ta PAYLAŞ / BBP HABER GRUBUNA KATIL
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ'NİN PROGRAM VE TÜZÜK KURULTAYIMIZDAKİ YAPTIĞI KONUŞMA
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ'NİN PROGRAM VE TÜZÜK KURULTAYIMIZDAKİ YAPTIĞI KONUŞMA

Türk Milletine hizmet gayesiyle başladığımız uzun koşuda, her anı büyük çile ve meşakkatle geçen 24 yılı tamamlamış bulunuyoruz. Heyecanımızı ve mücadele şevkimizi ilk günkü kadar taze tutarken yolculuğumuz esnasında edindiğimiz deneyimlerle sağlam adımlarla geleceğe yürüme azmindeyiz. “Milli Mutabakat” bildirimizle milletimize yaptığımız çağrıyı tekrarlıyoruz.

Siyasetteki çağrımızın esası; milletçe üzerine titrediğimiz inanç, değer ve ilkelerin kılavuzluğunda, ülkemizin layık olduğu “Büyük ve Öncü Türkiye’nin inşası” ülküsüne hizmet için yürütülecek siyasi amaçların tahakkuku yolunda insanımızı hasbî bir fedakârlık ve gönül seferberliğine davettir.

Bu ideale gerçekçi politikalarla yürüyoruz. Yaşadığımız çağın realitelerinden kopmadan, bütün vatandaşlarımızın, “Millet mülkünün sahibi” gerçeğine inanmasını istiyoruz. Temel hak ve özgürlükler ile sosyo-ekonomik ve kültürel anlamda vatandaşlarımızla buluşmak gerektiğine inanıyoruz. Dünya üzerinde, tarih, inanç ve kültürün miras bıraktığı köprüleri, modern enstrümanlarla güçlendirecek “İyi komşuluk” ve “Evrensel adalet ilkeleri” ile müşterek insanî değerlere yaslanan bir “Medeniyet hamlesi” başlatmak kararlılığındayız. Dünyanın tehditkâr ve önemli parçalanmalar içinde olduğu bir çağdayız. Dünyada, evrensel insani barış ve güvenliği tesis etme iddiaları var. Ama gittikçe şiddetlenen gerilim ve çatışmalara seyirci kalan çağdaş dünya mekanizmaları, keskin cepheleşmelerle sarsılıyor.

Dünyada büyük güçler ve bölgesel aktörler tarafından yönetilen bölgelere komşuyuz. Hiçbir ilke ve değer ölçüsü tanımadan kimliksizleşen, yürek parçalayıcı bir “Mağduriyet coğrafyasına” dönüşen bir bölgedeyiz. “Medeniyet coğrafyamız”; din, mezhep ve etnik savaşları ile hücrelerine kadar ayrışıyor. Kıtalar aşıp gelen emperyalizm zihniyeti, zulüm ve öfkelerinin ateşi ile bizim ufuklarımıza kadar yangınlarını taşıyorlar.

İslam dünyasında sömürgecilik dönemi politikalara ve başarısız yerli iktidarlara tepki olarak gelişen yönetim kurguları var.

Ülkemizin yaşadığı hayati sorunlar karşısında acil ihtiyaç; iç huzur ve birliğimizin sağlanması iken çatışmacı ve ayrıştırıcı anlayış, ötekileştirme mantığı ile çalışıyor.

Kısacası, toplum bütünlüğünü sağlamak ve toplumun bir arada yaşama kültürünü canlandıracak yeni bir dünya görüşü ve milli kültüre ihtiyaç duymaktayız.

Modern toplumun ekonomi odaklı gelişmişlik ölçütleri, tüm toplum kesimlerine adil bir dağılımını engellediği gibi, ortak değerler etrafında oluşan duyguların paylaşımına da imkân vermemektedir.

Doğal-toplumsal her türlü farklılığı, hoş görü ile karşılayacak ve bir üst kimlik altında ortak paydada buluşturacak model uygulanmak zorundadır.

Bölünme ve parçalanma dinamikleri, toplum hayatımızın diğer yönlerini de etkisi altına almaktadır. Kültürden ekonomiye, şeklen önemseniyor gibi gözüken millî ve manevi değerlerimizin mânâ ve ruhunu boşaltan politikalar toplumu temelden sarsmaktadır.

Aile içi ilişkilerin çözülüşü ve parçalanan yuvalar, habis bir ur gibi toplumsal bünyemizi eritmektedir. Çağımızın salgın hastalığı olan bireyselleşme, yalnızlaşma, aile kalkanını yitiren kişileri her geçen gün daha fazla kıskacına alıyor. Bir başka ifadeyle; fert, aile, millet, bölge ve dünya ölçeğindeki “Parçalanma” çağımızın temel karakteristiğine dönüşmüş vaziyettedir.

Biz, çağımızın buhran kaynağı olan “Parçalanmaya” ancak “Büyük Birlik”le devâ bulunabileceğine inanıyoruz. Bu yüzden, bireyin parçalı dünyasından, Yeni Dünya düzeninin adaletsizliklerine kadar her düzeydeki meseleyi konu edinen politika anlayışımıza ilhamını bu topraklardaki medeniyet mirasımızdan, yani Anadolu mayasından alan “Büyük Birlik” anlayışı kaynaklık etmektedir. Büyük Birlik Partisi bir karşı duruş yada bir tepki hareketi değil, kendi felsefesi, fikri, ideolojik sistematiği olan özgün bir medeniyet projesinin adıdır.

 I-HEDEF VE İLKELERİMİZ

Gelinen aşamada Türkiye bir kader çizgisinin üzerinde durmakta ve hareket alanı ise çok dardır. 18.yüzyılın sonlarından beri emperyalizmin toplumumuzu getirdiği iki arada bir derede vaziyet, buna bağlı çözülme ve dış müdahalelere açık hâlimiz ortadadır. Üstüne üstlük hükümet eden başarısız siyasi iktidarların kötü, yanlış, dışa bağımlı ve aymaz politikaları neticesinde Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yılları öncesinde verdiği “Milli kurtuluş mücadelesi” günlerinde olduğu gibi yeni yıkım projelerinin çarkına tutulmuş durumdadır. Türkiye mutlaka bu yıkım projeleriyle arasına ciddi mesafeler koymak zorundadır. Ülkemiz, Dünya sisteminin bir kenar mahallesi durumuna asla düşmeyecektir. Bu milletimizin özündeki tözün bir gereğidir. Bunun içindir ki; milletimizin kültür, medeniyet ve inanç değerlerini benimseyen, “Büyük Türkiye İdeali”ni özümseyen, herkes için adalet, özgürlük ve refah prensiplerine dayalı “Yeni Bir Dünya Nizamı” kurma iradesinin fitilini ateşleyecek, tüm bunları ülke siyasetinde etkin hale getirebilecek vizyona sahip yegâne siyasal oluşum “Büyük Birlik Partisi”dir.

Büyük Birlik Partisi; milliyetçi, maneviyatçı, hür teşebbüsü ve rekabete dayalı piyasa ekonomisini benimseyen, temel insan hak ve hürriyetlerine saygılı, sivil ve katılımcı demokrasiyi savunan bir siyasal partidir.

Büyük Birlik Partisi; Bireysel özgürlük, düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü, mülk edinme ve sözleşme yapma özgürlüğü ve adalet hakkı gibi unsurlardan oluşan Medenî Haklar Ekseni;

Vatandaşlarımızın birer üyesi oldukları toplumun standartları ölçüsünde ekonomik refah ve sosyal güvenlik gibi haklarından oluşan; Sosyal Haklar Ekseni;

Vatandaşlarımızın, ülkemizin siyasî karar alma sürecine seçmen ve seçilen olarak katılma hakkının, daha açık ifadesiyle ülkesinin yönetiminde ve geleceğinin belirlenmesinde asıl söz hakkının kendisinde olduğunu ifade eden Siyasî Haklar Ekseni gibi en temel hak eksenlerine karşı hayati derecede önem vermektedir. Bu üç temel hakkın çiğnenmesi, yapıcılıktan uzaklaştırılması, yıkıcılığa da âlet edilmesi başta olmak üzere tüm istismarlarına karşı mücadele eder.

Büyük Birlik Partisi; bu ülkenin geçmiş ve geleceğini, inancını, atılımlarını, lehinde veya aleyhinde gelişen ya da gelişebilecek çıkar ve riskleri koruyup kollayan “İlkeli”, “Milli” ve “Bağımsız” bir duruşu temsil eder. Geleneksel ideolojilere hapsolmak yerine her türlü mağduriyet alanı için uzlaştırıcı ve ikna edici çözümler üretmeye çalışır. Kurulduğu günden itibaren ilkelerinden, ideallerinden ve çizgisinden sapmayan bir siyasi anlayışa sahip Büyük Birlik Partisi için siyaset; kesinlikle bir “Meslek algısı” değildir. Vatandaşın ihtiyaç ve isteklerinin karşılanmasını hedefleyen bir vizyon kapsamında bu ülkede yaşayan insanların “Her şeyin en iyisini hak ettiğine” şiddetle inanır.

Büyük Birlik Partisi’nin kırmızı çizgileri en başta adalet ve fazilet olmak üzere; Türkiye’nin ülkesi ve milleti ile bölünmez mutlak bütünlüğünü korumak, tam bağımsızlığını ve egemenlik haklarını her türlü tartışmanın dışında bırakmak, devlet ile toplum arasındaki bağın sıkılığını en son limitine kadar pekiştirmek, kamu vicdanına aykırı olan tüm politikalara tavizsiz karşı olmak, âmir devlet değil hâdim devlet işleyişine ve vatandaş merkezli sosyal hukuk devleti anlayışına sadakat, millî egemenliğimizin üstünde veya yanında, hariçte yada dâhilde herhangi bir merci ve ortak kabul etmemektir.

Büyük Birlik Partisi her türlü militarist kalkışmalara, darbelere, antidemokratik yıkıcı düzen ve uygulamalara, teröre, ülkemizi başka ülkelerin veya uluslar arası askerî ve güvenlik sistemlerinin veya denge merkezlerinin; cephe ve kenar ülkesi, ucuz asker deposu ve sıçrama tahtası haline getirecek tüm politikalara, stratejik ortaklıklara ve antlaşmalara şiddetle karşıdır.

Büyük Birlik Partisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenlik haklarının; bölünemez, paylaşılamaz, vazgeçilemez, devir ve temlik edilemez bilincinde olan, Aziz Türkiye’nin egemenlik haklarını “Namus” olarak telakki eden ve bu yücelikler için temiz bir kalp ile bedel ödeyen ve her zaman da ödemeye hazır bulunan soylu insanların siyaset yaptığı bir kurumdur.

Büyük Birlik Partisi Atalarından özgür, müstakil, temiz ve kutlu bir vatan teslim aldığının; torunlarına da özgür, müstakil, temiz ve kutlu bir vatan teslim etmeye mecbur olduğunun şuurunda bir harekettir…  Allah’ın inayetiyle muazzez ve kutlu Türk Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak ebed-müddet yaşayacaktır.

Büyük Birlik Partisi Adaletten, barıştan, hürriyetten yana, bu ülkeyi ve bu milleti kayıtsız ve şartsız seve n; bu milletin inancına, tarihine, kültürüne, kimliğine saygı duyan; bu milletin her şeyin en iyisine layık olduğuna inanan herkese kapılarını sonuna kadar açan bir siyasi kurumdur.

Büyük Birlik Partisi bu ülkenin geçmiş ve geleceğini, inancını, atılımlarını, lehinde veya aleyhinde gelişen ya da gelişebilecek çıkar ve riskleri koruyan ve kollayan bir duruşu temsil eder.

Büyük Birlik Partisi’nin vizyonu; itaat eden, devleti ve siyaseti uydulaştırılmış ve ekonomisi boyunduruk altına alınmış bir ülke vizyonu değildir. Büyük Birlik Partisi’nin vizyonu; “Milliyetçi, Maneviyatçı, Demokrat, Vatan Sever, Tam Bağımsız Güçlü bir Türkiye” ülküsüdür.

II-MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞIMIZ

Milliyetçiliğimiz; millî kimliğimizi teşekkül ettiren uzun tarihi yürüyüşümüz esnasında kader birliği yaptığımız tüm topluluklar ile köken farkı gözetmeksizin mutlulukları ve üzüntüleri beraberce omuzlama azminde olduğumuz bütün vatandaşlarımızı “Biz”den sayan üst bir aidiyet şuuruna dayanmaktadır.

Milliyetçilik anlayışımız, ülkedeki her çeşit problemin çözümünde ortak bilinci güçlü kılacak ve birlikte yaşama idealini perçinleyecek bir milli kültür üretme, problem çözme amacını hedeflemektedir. Türkiye’nin, hazin sonuçlarına komşularımızda şahit olduğumuz, birbiriyle rekabete sokulmuş etnisitelerin savaş alanına dönüştürülmesine izin vermemeye kararlıyız. Bizim Milliyetçilik anlayışımız Hiç bir grup ya da kesimi “Öteki” görmeyen, “Bütün insanları Hz. Âdem’in çocukları olarak gören” dini şuur ve inancımızın evrenselliğinden güç almaktadır. Bu ölçü, siyaseti toplumu tahakkümü altında tutan dar çıkarların yerine, Türk milletine karşı duyduğumuz derin sevgi, bağlılık ve sorumluluk şuurunu yerleştirme azmimizi beslemektedir. Bizim milliyetçiliğimiz, İslam’la mecz olmuş, Türk-İslam medeniyeti Ülküsünü esas alan ve İlay-ı Kelimatullah için, Nizam-ı Alem diyen Alperenlik davasıdır.

 III-MANEVİYATÇILIĞIMIZ

İnancımız; bin yıldır üzerinde yaşadığımız vatan topraklarının, İslâm inanç ve kültürüne dayanmaktadır. Şüphesiz toplumu oluşturan insanların inandığı, kabul ettiği her inanç sistemi saygı değerdir. İnsanları bir arada tutan ve yaklaştıran bağlardan en önemlisi dini inançlardır.

Partimiz dini inanç ve değerleri saygı değer görür ve dini değerleri Türk toplumunun en güçlü ve zengin bileşeni olarak kabul eder. Bizim İslam anlayışımız Kuran’ı rehber, Resulullah Efendimizi (S.A.V) önder gören, Köklerinden aldığı değerleri, İslam ile mecz ederek “Yaratılanı severiz, Yaratandan Ötürü” ifadesi ile tecelli eden kuşatıcı bir hoşgörü anlayışıdır.

 IV-MUHAFAZAKÂRLIĞIMIZ

Türk muhafazakârlığı, elbette modern hayatın da dışında kalma tercihi değil, “Kökü mazide olan ati” sözünde ifadesini bulan sürekliliklerini koruyarak değişmek ve gelişmek demektir. Modernleşme tarihimiz boyunca muhafazakârlık, bazen bilgi eksikliğinden, bazen de aşırı tutuculuğa varan anlayışlardan dolayı yanlış tavır alışlara konu olmuştur. Lakin muhafazakârlık partimiz için, salt siyasal ve sosyolojik bir kavram meselesi değil, milletin hayatına nasıl bir yön vereceğimiz konusundaki hedeflerimize ilmi, objektif ve değerler alanında destek bulma gayretidir. Bu ilmi ve objektif destekleri yaşadığımız zaman diliminde, değerleri de geçmiş zaman diliminde bulma ve yeni bir medeniyet inşa etme çabasıdır. Bu medeniyetin adı da Hoca Ahmet Yesevi, Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram Veli ve Tacettin Sultan gibi manevi pınarların Anadolu topraklarında mayaladığı Türk İslam medeniyetidir.

 V- DEMOKRASİ ANLAYIŞIMIZ

 1-Yeni Anayasa

150 yıla yaklaşmış anayasacılık geleneği, 100 yıla dayanmış cumhuriyet geçmişi ve 60 yıllık demokrasi tecrübesi bulunan Türkiye, en kritik siyasi meselelerini çözebilecek siyasi olgunluğa ulaşmıştır. Mevcut Anayasa, değişmek zorundadır. Önemli olan sağlıklı bir anayasa yapabilmektir. Anayasalar eski oldukları için değil, hatalı oldukları, zamanla yetersiz kaldıkları için ülke ihtiyaçlarını karşılayamazlar.

Demokratik ülkelerin anayasaları, halkın iradesini yansıtacak yöntemlerle hazırlanır. Anayasa, demokratiklik özelliğini, içeriğinin yanı sıra, hazırlanışı ve kabul edilişi aşamalarında izlenen usullerden alır. Yapılış süreci demokratik olmayan; toplumdaki belli başlı farklı grupların talep ve beklentilerini dikkate almayan, toplumun tamamını kucaklamayan bir Anayasa’nın içeriğinin demokratik olmasını beklemek gerçekçi değildir.

Millî mutabakat, milletin rızasıyla oluşturulmuş, toplumun bütününü kapsayan toplumsal bir sözleşmedir. Yeni anayasa, milli mutabakat çerçeve sinde, kendisini ifade edebilen “Özgür insan” ve “Özgür toplum” tanımlarının içini alabildiğine doldurmalıdır. Devlet, ancak ve yalnız “Milleti ile beraber” ve “Milleti için” vardır. Yani devlet, koyun sürüsünün başındaki çoban değildir. Bu ise şu demektir: Devlet, toplumunu, yani milletini “Saymak” zorundadır. Bu da bizi kaçınılmaz olarak şu noktaya götürür: Devlet, milletine “Hükmetmekle” değil ve fakat “Hizmet etmekle” mükelleftir. Sivil ve yeni Anayasa kapsamında; milletin egemenliği ve kuvvetler ayrılığı ilkesi tekrar tesis edilecek, yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı sağlanacaktır. Güçlendirilmiş Parlamento, Kuvvetler Ayrılığı, Üniter Devlet Yapısı, Türk Kimliği ve Türkçe’den asla vazgeçilmeyecektir. Yeni Anayasa'nın çekirdeğini insan onuruna dayalı temel hak ve özgürlük anlayışını esas alan demokratik toplum ilkeleri oluşturacaktır. Yeni Anayasa mutlaka referandum ile halkın özgür tercihi ve onayı alınmak suretiyle gerçekleştirilecektir.

2-Yönetim Anlayışımız: Hukuk Devleti ve Kuvvetler Ayrılığı

Hukuk devleti, vatandaşlarının temel hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, Toplum – Devlet;  Devlet – Siyaset; İnsan-İnsan ilişkilerini bir hukuki çerçeve içinde adaletle ve süreklilik temelinde düzenleyen devlettir. Birey ve devlet ilişkisinin haklar ve özgürlükler temelinde tesis edildiği bu prensip içerisinde, kamu gücünün bağımsız yargı tarafından denetlenmesi esastır. Yargı, yasama ve yürütme arasındaki ayrım ve her erkin anayasa ile denetlenebilirliği demokrasilerin vazgeçilmez bir gereğidir. Partimiz, yönetme yetkisinin tek elde toplanmasının sebebiyet verdiği yönetimin keyfileşmesini önlemek amacıyla, denetleyici kuvvetler ayrılığını tam anlamıyla pratiğe geçirecektir. Hukukun üstünlüğünü esas alan demokratik bir düzende, hiç kimse hukukun üstünde ve dışında değildir. Devlet gücünü kullanan en üst düzey yöneticiden en sade vatandaşa kadar herkes meriyetteki hukuka tabi olmak durumundadır.

 3-Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu

Siyasi partiler kanunu yeniden düzenlenecek, lider sultasına son verilecektir. Bu kapsamda, parti tüzükleri demokratik standartlar açısından denetlenecek, seçim işbirliklerinin önündeki engeller kaldırılacak ve seçim yardımının adil dağıtımı sağlanacaktır. Bunun yanında, seçim sistemi değişiklikleri kapsamında; temsilde adaletsizliğe ve yönetimde keyfilik ve yozlaşmaya yol açan seçim barajı kaldırılacak, tercihli seçim sistemine geçilecek. Milletvekilliği dağılımı yeniden belirlenecek ve belli oranda Türkiye Milletvekilliği getirilecek. Parti içi demokrasinin gereklerini yerine getirmeyen bir siyasi parti, bu ülkeye demokrasi getiremez. Partimizin yetkili kurulları halka en yakın karar alma mekanizmaları ile güçlendirilecek ve teşkilatımızın görüşleri tabandan tavana eksiksiz bir şekilde yansıtılacaktır.

 4-Çokluk İçinde Birlik

Siyaseti, baskıcı bir iktidar aracı olarak değil; teklif ve izah edici bir ikna aracı olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, Türk Milleti’nin çıkarlarını korumak adına “Çokluk içinde birlik” prensibi mucibince, her türlü siyasi görüş ve kavrayış biçimini meşru ve makul kabul ediyoruz. Çoğunluğun yönetme hakkına saygı duyarak, herkesi kucaklayan çoğulcu demokrasi anlayışını hayata geçireceğiz.

 5-Düşünce ve İfade Hürriyeti

Özgürlükler demokrasinin temelini teşkil eder. Düşünce ve ifade hürriyeti, demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır. Terör ve şiddeti teşvik etmedikçe,  nefret söylemi içermedikçe ve toplumun kutsal kabul ettiği kutsallara hakaret etmedikçe ifade hürriyeti önceliğimiz olacaktır. Bu noktada fikirlerin serbestçe dile getirildiği ve topluma ait meselelerin serbestçe tartışılmasına imkân verecek bir müzakere ortamı oluşturulacaktır. Demokrasi, temel haklar ve özgürlükler alanında zorunluluk ve özgürlük arasındaki temel ayrımı ifade eder. Bu alanda uluslararası standartlara uygun, milli duyarlılıklara saygılı özgür bir Türkiye, siyaset anlayışımızın mihverini oluşturacaktır.

 6-Basın Özgürlüğü

Basın özgürlüğü, diğer özgürlüklerin korunmasında, hak ve özgürlük ihlallerinin ve meri hukuk sisteminin her alandaki ihlallerinin, kamuoyuna duyurulmasında da vazgeçilmez önemdedir. Demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan basının her türlü baskı ve engellemeden uzak, özgür ve tarafsız bir biçimde faaliyet göstermesini sağlamak öncelikli hedefimiz olacaktır. Türkiye’de ciddi bir problem olan ve doğrudan ve dolaylı olarak yapılan basına sansüre (ancak Basın Ahlak ve İlkelerine uygunluğu şartıyla) son verilecektir. Haber daha kaynağındayken, devlet tarafından idari yollarla denetlenmesinin ve engellenmesinin önüne geçilecektir. Medya-ticaret-siyaset ilişkilerine şeffaflık getirilmek suretiyle basın ve yayın organlarının bir ve ya birkaç gücün elinde odaklaşmasına imkân verilmeyecek ve medyada çok sesliliğe katkı sağlanacaktır. Böylelikle çoğulcu demokrasi anlayışı hayat bulacak ve Türkiye'de basın ve medya sektöründeki tekelleşmenin önüne geçilecektir. RTÜK, TRT, Anadolu Ajansı, Basın İlan Kurumu gibi resmi organların yönetim ve uygulamalarında adalet sağlanacaktır. Sivil basın dernekleri ve yerel basının organlarıyla sürekli iletişim halinde olunarak bunların gelişimine katkı sağlanacaktır.

 7-Şeffaflık ve Hesap Verme

“Büyük Birlik” ile kamu yönetimine, vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları daha çok müdahil olarak, birbirine mesafeli duran klasik siyasal kültür değiştirilecek, aradaki mesafe daraltılarak devlet ve toplum ilişkisinde yeni bir sinerji meydana getirilecektir. İktidarımızda, kamusal hayatın her alanında tam bir şeffaflık ve hesap verilebilirlilik ilkesi hâkim olacaktır.  İcraatlarımız her zaman, kamu denetimi yanında, gerek sivil topluma ve gerekse vatandaşlarımızın denetimine açık olacaktır. Bu denetimin yapılabilmesi için gerekli kurumsal mekanizmalar oluşturularak, sağlıklı bir şekilde işlemesi için hukuki alt yapısı kurulacak.

 8-Sivil Toplum

Sivil toplumu güçlendirmek adına ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, dini grupların ve benzeri sivil toplum kuruluşlarının gelişmeleri için katkı sağlanacaktır. Bu alanda da çoğulculuğun işlemesine özen gösterilecektir.

 9-Din ve Devlet İlişkisi

Din ve devlet ilişkisi; inanç hürriyeti, tarafsızlık ve hukuk önünde eşitlik prensipleri temelinde düzenlenecek ve Cumhuriyetimizin temel ilkeleri çerçeve sinde herhangi bir inanç grubunun dışlanmasının önüne geçilecektir. Din ve kutsal değerlere saygı temel ilkemizdir. Dini inançlara ve kutsallara hakaret kabul edilemez. Dinin ve dini değerlerin siyasete alet edilmesi de bizim görüşümüze göre dine yapılan en büyük kötülüktür. Dinin siyasal alandan çıkarılması, siyasal sömürü aracı olmaktan uzak tutulması dine ve kutsal değerlerimize olan saygımızın gereğidir. Devlet hangi dinden olursa olsun vatandaşının dininin gereklerini öğrenmesini, yaşamasını, kurumsallaşmasını, dinine ve kutsallarına saygı gösterilmesini teminat altına alır. Dileyen vatandaş istediği inancı tercih edebilir dini ve mezhebi seçebilir. İnanç ve ibadet hürriyeti noktasında herkesin tercihlerine saygı gösterilecektir. Din istismarı ancak dini özgürlüklerin kısıtlandığı ortamlarda yapılabilir. Bu yüzden bizim iktidarımızda her türlü din ve inanç özgürlüğü devletin teminatı altında olacaktır.

 10-Yerinden Yönetim ve Yerel Yönetimler

Vatandaşlar ve yönetim arasında, günlük hayattaki bağı kuracak yerel yönetimlerdir. Yerinden yönetim ilkesi prensibi kapsamında ise hantallıktan kurtulmak adına merkezi idarenin belli yetkileri belediyelere devredilecektir. Üniter devlet anlayışı ile çelişmemek kaydıyla yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanacaktır. Çağdaş demokrasi anlayışı, sadece seçme ve seçilme hakkı ile sınırlı olarak kalamaz. Katılım ve işbirliği, öncelikle yerel yönetimlerde hayata geçirilecektir. Yerel yönetimler reformumuzda, “Büyükşehir Yasası’nın” uygulamasıyla ortaya çıkan olumsuzluklar ortadan kaldırılacak, yeni il ve ilçe merkezleri oluşturulacak ve tarihsel yerleşim geleneğinin çekirdeği olan köylerin statüsü mutlaka muhafaza edilecektir.

 VI-ADALET ANLAYIŞIMIZ

 1-Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı

Yüksek yargı, ilk derece mahkemeleri ve Cumhuriyet savcılıkları yargı bağımsızlığının vazgeçilmezi olacaktır. Bu kurumların tarafsızlığını ve bağımsızlığını zedeleyecek müdahalelere kesinlikle izin verilmeyecektir. Yargı mensuplarının atama, tayin, terfi, yetkilendirme, denetim ve nakillerinde objektif kriterler belirlenecek ve kurulacak mekanizmalarla oto denetime tabii tutulacak. Her kademedeki yargı mensuplarının görevlerini bağımsız ve tarafsız yapabilmeleri sağlanacaktır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu ayrılacak. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun teşekkülünde belirlenecek objektif kriterler çerçeve sinde Cumhurbaşkanı, TBMM ve Yüksek Yargı Mensupları seçici olacaklar. İddia ve savunma makamı eşitlenecek. Özel Adli Kolluk Kuvveti kurulacak.

 2-Toplumsal Adaletin Sağlanması

Adalet mülkün temelidir. Toplumdaki adaleti sağlamak devletin temel görevidir. Toplumsal adalet, toplumun adalete tam ve eksiksiz güveni ile mümkün olur. Bunun teminatı ise yargıya ve yargı kararlarına olan toplumsal inançtır.

Adaletin tecellisi için bireysel özellik ve niteliği ne olursa olsun, tüm yurttaşlar kanun önünde eşittir ilkesi mutlak uygulanacaktır. Adalete olan güven, en yüksek görevdeki devlet memuru ya da siyasetçi ya da zengin ile en fakir sade yurttaşın adalet önünde eşit, adil ve objektif olarak yargılanması ile temin edilecektir. İşlenen suçlar ile cezaların mütenasip olması sağlanacak. Bu mana da zaman zaman toplumsal sondajlar yapılarak halkın suç ve cezalara bakış açıları tespit edilerek, adalet duygusunun tatmini için milletin beklentileri tespit edilecek. Suçun şahsiliği ilkesinin çiğnemesine asla müsaade edilmeyecektir. Kadın ve çocuklara tecavüz ederek öldürenler ile bizzat terör eylemi gerçekleştirenler ve bunun emrini verenler idam cezası ile cezalandırılacaktır.

 3-Yargılama Usulü ve Yargı Reformu

 4-Suçla Mücadelede Kişisel Haklarını Korunması

 5-Kişisel Bilgilerin Korunması

 6-Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Hakkı

 7-Savunma Hakkı, İfade, Gözaltı, Tutukluluk Usul ve Esasları

Türk Ceza Adalet Sistemi'nin kanayan yarası olan uzun tutukluluk hali ortadan kaldırılacak. Bu kapsamda tutuklama şartları yeniden gözden geçirilerek, tutukluluk kararı verilemeyecek suçlar ve /ve ya cezanın alt sınırı somut bir şekilde gösterilecek. Ayrıca, yargılama sürecinde bireysel hak ve özgürlükleri garanti altına alacak diğer düzenlemeler de yapılacak. Gözaltına alınan ve ya tutuklanan insanların ne ile suçlandıklarını öğrenme hakkı en temel haklarındandır.  Bu hakkın geçici de olsa kullanılmasını engelleyen her türlü düzenleme yürürlükten kaldırılacaktır. Ayrıca, gözaltı, ifade ve tutukluluk hususları hem usul hem de esas bakımından vatandaş odaklı olarak tekrar ele alınacak.

 8-Ceza Evleri, Tutuklu ve Hükümlülerin Rehabilitasyonu

 9-Ceza İnfaz Sistemi

 VII-GÜVENLİK

 1-Terörle Mücadele

Terör olayları, ülkemizin en önemli problemlerinin başında gelmektedir. Terör ve şiddet, insan ve toplum hayatını ve güvenliğini tehdit eden sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel boyutları olan bir olgudur. Marjinal dini-ideolojik gruplara ve ya etnik ayrımcılığa dayanan terör, öncelikli gündemi teşkil etmektedir. Terör olayları kim tarafından, ne amaçla gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, kamu düzeninin sağlanması ve insanların temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve genel güvenlik anlayışının gereği olarak asla müsamaha gösterilemez ve izin verilemez. Her demokratik ülke, kamu düzenini bozmaya yönelik girişimleri, evrensel hukuk temelinde nasıl çözmeye çalışıyorsa, Türkiye de aynı yolu izlemelidir.

 Partimiz, özellikle Doğu ve Güney Doğu’da yaşanmakta olan terörle mücadeleyi bölgede yaşayan vatandaşlarımızı terör gruplarından ayırarak, insan haklarına saygı göstererek sürdürmeyi amaçlamaktadır. Devlet, bölgede suçlu insanlara karşı caydırıcı ve masum halkı koruyucu tedbirler almalıdır.  Terör, olağan dışı yöntemlere sapmadan, güvenlik güçlerini yasalara uygun ve etkili biçimde kullanarak ve teröre sebep olduğu düşünülen gerekli siyasal, hukuki, sosyo-ekonomik ve kültürel tedbirleri alarak önlenmeye çalışılmalıdır.

Terörle mücadelenin olumlu sonuç doğurması, teröre neden olan faktörlerin etkisiz hale getirilmesi ile mümkündür. Sadece teröristle değil, terörü doğuran nedenlerle de mücadele edilmelidir. Yani terörün tüm unsurlarına karşı topyekün bir mücadele ortaya konulmalıdır. Terörün her türlüsünü lanetleyen partimiz, terörün insanlığa karşı bir suç olduğunu ve terör eylemlerinin meşru hiçbir gerekçesinin olmadığını kabul eder. Teröre karşı, sıfır tolerans esastır. Terör ve teröristle müzakere ve pazarlık edilemez, ancak mücadele edilir ilkesi terörle mücadelede temel prensiplerimizdendir. Bu mana da terör örgütü yöneticileri ve bizzat terör eylemini gerçekleştirenlerle ilgili mutlaka idam cezası tekrar ceza yasalarımız arasına girecektir.

 2-Asayiş

 3-İstihbarat ve Kişisel Dokunulmazlıklar

 4-İşyeri ve Ticari Faaliyet Güvenliği

 5-Yerli Savunma Sanayi

 6-Sınır Güvenliğimizin

Sınır güvenliğimizin başlangıç noktasının, sınırın karşı tarafı olduğu gerçeği asla gözden kaçırılmayacak ve bununla ilgili sosyal, siyasi ve askeri tüm tedbirler alınacaktır. Sınır güvenliği sadece konvansiyonel sistemlerle değil aynı zamanda hava savunma sistemleri ile de desteklenecektir. Hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi, ülkemizin olmazsa olmazıdır. Sınır güvenliğinin sağlanması adına sınır kapılarının sayısı arttırılacak, kapıların dışında kalan bölgelerin de etkin bir şekilde kontrol ve denetiminin sağlanması için elektronik gözetleme sistemleri ile denetim yapılacaktır. Sınırın kaçak ve yasa dışı geçişlere uygun bölümlerine fiziki engelleme tedbirleri uygulanacaktır.

7-Çevre Koruması ve Çevre Güvenliği

 VIII-EKONOMİ POLİTİKAMIZ

 1-Temel Ekonomik Amaç

Büyük Birlik Partisi olarak temel ekonomik politikamız, insanı merkeze alan bir yaklaşımla tüm vatandaşlarımıza refah düzeyini yükselterek “İyi bir yaşam” sunmaktır. İsrafı, faizi ve rantı yasaklayan, emeği, helal kazancı ve kanaatı önceleyen ekonomik model.

Ülke çapında “Büyük Kalkınma” hamlesi başlatılacaktır. Bu hamle sadece fiziksel sermayeye, doğal kaynaklara ve insan gücüne değil, aynı zamanda Ar-Ge’ye, innovasyona, beşeri sermaye ve sosyal sermayeye dayalı olacaktır. Ekonomimiz, tasarruf eden, daha çok üreten ve daha çok istihdamın olduğu sağlıklı bir dönüşüm yaşayacak.

2-Ekonomik Kalkınma

“Büyük Kalkınma” hamlesi sadece üretim ve gelir büyümesiyle sağlanabilecek bir hamle olarak düşünülemez. Üretim ve gelir büyümesinin yanı sıra, gelir dağılımı, eşitlik, adalet, sağlık, yaşam süresi, yoksulluk, kadınların ve çocukların durumu gibi çok sayıda alanda, insanlara kısaca “Daha iyi bir yaşam” sunma hamlesidir.

Geri kalmışlığın, yoksulluğun ve yoksunluğun ortadan kaldırılmasına çalışılırken, bir yandan da ekonomik entegrasyonların ve dış ticaretin artırılması ile ekonomide verimliliğin artırılmasına çalışılacaktır.

 3-Ekonomik Büyüme

 4-Piyasa ve Devlet

 5-Bölgesel Gelişme

Bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının ortadan kaldırılması için gerekli çabaların sergilenmesi temel politikalarımızdan biri olacaktır. Geri kalmış ve kırsal bölgelerin geliştirilmesi ülkemizde yaşanan birçok çarpıklığın ve kaynak israfının da önlenmesini beraberinde getirecektir. Bu bağlamda GÖR (Güvenlik, Özgürlük, Refah), ihtisas şehirleri (Turizm şehirleri, tarım şehirleri, sağlık şehirleri, eğitim şehirleri, kültür-sanat şehirleri) Köy-De-Kal (Köy Değişim ve Kalkınma) projesi, KAP (Kalkınan Anadolu Projesi) ve Ünibel (Üniversite Belediye işbirliği programı) gibi projeler hayata geçirilecek, iletişim ve ulaşım imkânlarının küresel ölçekte geliştiği bir dünyada, iş ve daha iyi bir hayat için göç önlenerek, insanların yaşadığı yerde onurlu bir hayat sürmesi için politikalar geliştirilecek. Bölgesel dezavantajlar, alınacak yerinde tedbirlerle avantaja dönüştürülecek. Özel sektör girişimciliğine yönelik teşviklerin ve kamu girişimciliğinin temel hedefi yoksullukla mücadele ve istihdamın artırılması olacak. Bölgesel kalkınma politikalarımızın başarılı olması sonucunda işsizlik azalacak ve orta gelir tuzağından çıkılması sağlanacak.

 6-Bilim, Teknoloji ve Ar-Ge

 7-Sanayileşme ve Üretim

 8-İş Dünyası

  9-Kobi Bakanlığı ve Kobibank

Ülkemizin itici gücü olan KOBİ’lerimizin çok önemli ve halledilmesi hayati olan meseleleri var. Bu meselelerin en başında ise sermaye yetersizliği gelmektedir. Yeni teknolojilere ulaşma ve geliştirme, üretim yapılarını iyileştirme ve rekabet gücünün artırmanın önündeki birçok mesele ile mücadele etmek zorundadır. Bu olanaktan yoksun olan KOBİ’lerimiz, sonuçta rekabet yarışında geri kalmaktadırlar. KOBİ’lerimizin başta sermaye olmak üzere, ihtiyaç duydukları her şeye erişimlerinin sağlanması önceliğimiz olacaktır. Bunun için yeni bir bakanlık ihdas edilerek KOBİ’lerin karşılaştıkları bütün problemlerle birinci derecede ilgilenecek KOBİ Bakanlığı kurulacaktır.

 10-Esnaf ve Zanaatkarlar

 11-Mali Sistem

 a)Kamu maliyesi ve bütçe

 b)Vergi sistemi

 c)Bankacılık, finans kuruluşları ve diğer finansal kurumlar

 d)Enflasyon ve faizle etkin mücadele

Reel faizlerin sıfır olması temel politikamızdır.

 12-Ulaşım, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı

 13-Dış Ticaret

 14-İnovasyon, Fikir, Telif Hakları ve Sınai Mülkiyet

 15-Çalışma Hayatı

Biz çalışma hakkını, istihdam, refah, adalet ve toplumsal barışı artırmaya katkı sağlayan temel bir hak olarak görüyoruz.

İnsan onuruna yakışır, sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarına, bütün çalışanlar sahip olacak.

Hiçbir vatandaşımız sosyal güvenlik dışında tutulmayacak.

Çalışma süreleri, iş güvencesi, sendikalaşma, grev, toplu pazarlık ve çalışma hayatı ile ilgili diğer tüm sorunlar ve çözümler için ILO standartları esas alınacak.

 16-İstihdam

Büyük Birlik İktidarında en önemli hedef her alanda üretimi artırmak olacaktır. Üretim meydana geldiği her yerde istihdamı artıracak ve çok kısa bir zamanda bu meseleyi ülke gündeminden çıkaracaktır.

 17-Turizm

 18-Özelleştirme

 19-Yabancı Sermaye ve Yatırımları

 20-Dış ve İç Borçların Yönetimi

 IX-ENERJİ, MADENİCİLİK VE YER ALTI KAYNAKLARIMIZ

 1-Enerji Politikamız

 2-Madencilik ve Yer Altı Kaynaklarımız

 

X-TARIM VE HAYVANCILIK

 1-Tarım

 2-Hayvancılık

 XI-EĞİTİM

 1-Eğitim Politikamız

Eğitim anlayışımız, milli ve manevi değerlere sahip, çağın ilim ve teknolojisiyle mücehhez, hür düşünceli, üretken, ahlaklı ve yenilikçi nesiller yetiştirmektir. Parti olarak eğitim ve öğretim sistemimizin arz ettiği problemleri, aşılması gereken en hayati ve acil mesele olarak görmekteyiz. Eğitim sistemi, fertlere milli kültürün aktarılması yanında, fertlerin kabiliyetlerinin ortaya çıkmasını sağlayacak bir uygulamanın içinde olacaktır. Eğitim meselesinin çözümünde temel etken unsur olan öğretmenlerimizin yetiştirilmesi için gerekli müesseseler oluşturulacaktır. Öğretmenlere eğitim ve öğretimde azami verimli olabilmeleri için gerekli bütün imkânlar sağlanacaktır. Eğitimin her kademesinde çağın şartlarına ve teknolojisine uygun okullaşma temin edilecektir. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacaktır. Bölgelerarası dengesizlikler ortadan kaldırılacak, sivil toplum kuruluşlarıyla gerekli koordinasyon sağlanarak, eğitime katkıları azami düzeye çıkarılacaktır. Eğitimde hür düşünce esas alınacaktır.

Eğitim sürecini tamamlayamamış ve bunu toplumun tamamına yayamamış ülkelerin kalkınması, demokratikleşmesi ve diğer problemlerini çözmesi mümkün değildir.

 2-Eğitim ve Öğretim Reformu

 3-Okul Öncesi Eğitim

 4-Engellilerin Rehabilitasyonu ve Eğitimi

 5-Halk Eğitimi

 6-Kültür ve Sanat Faaliyetleri

 7-Spor ve Sporcu Eğitimi

 XII-SAĞLIK

Sosyal devlet ilkesi gereği “Bedenen ve ruhen tam bir iyilik hali” olan sağlığın korunması bir gerekliliktir. Ülkemizde sosyal hizmet kurumlarına kayıtlı olmayan hiçbir vatandaşımız olmamalıdır. Yurtdışındaki vatandaşlarımız da sisteme entegre edilecektir.

 1-Sağlık Hizmetlerinin Yönetimi

 2-Aile Hekimliği, Koruyucu Sağlık ve Eğitimi

 3-İlaç, Aşı ve Tıbbi Cihazlar

 4-Sağlıkta Özel Sektör

 5-Aile Psikologları ve Rehberlik Hizmetleri

 6-Sağlık Şehirleri

 7-Alternatif Tıbbın Gelişimi İçin Tedbir ve Destekler

 XIII-DIŞ POLİTİKA

Dış politika, duygu ve heyecanlarla yapılan bir ilişki ağı değil, tarih ve diplomasi bilgisi, ufuk, strateji, vizyon gerektiren Devlet Siyaseti’dir. Köklü Devlet geleneğimize yakışır bir ciddiyet içinde olmalıyız. Türkiye’nin dünya siyasetinde ve uluslararası ilişkilerde güçlü, itibarlı, sözü dinlenen, düşmanlığından sakınılan, dostluğu aranan ve güvenilen bir ülke olmasını sağlayacağız.

Dış politikamızı felç eden mevcut hayali kurgulardan uzak dururken idealizm ile realizmi harmanlamak gerekmektedir. Türk dünyası, Orta Doğu, İslam âlemi, Asya bölgesi ve Batı'yla kuracağımız ilişkilere birbirilerinin alternatifi değil tamamlayıcısı ve destekleyicisidir. Türk ve İslam dünyası ile güçlü ilişkilerin Batı dünyasıyla münasebetlerde Türkiye'yi kuvvetlendireceğini düşünmekteyiz.

 1-Dış Türkler, Soydaş ve Akraba Topluluklar Bakanlığı

Ellerin yurdunda çiçek açarken,

bizim ile kar geliyor gardaşım,

bu hududu kimler çizmiş gönlüme,

dar geliyor, dar geliyor gardaşım…

 gazel olmuş sıra sıra söğütler

dağ ardında unutulmuş şehitler

hürriyete seymen giden yiğitler

iki gidip, bir geliyor gardaşım.

 Üç aylık bebekler tutuldu taşa

Düşmanlar geriden eyler temaşa

Yaratan böylesin vermesin başa

Zor geliyor, zor geliyor gardaşım.

Abdurrahim Karakoç

 2-Misak-ı Milli Sınırları İçerisindeki Soydaşlarımız

 3-Osmanlı Devleti Sınırları İçindeki Soydaşlarımız

 4-Komşu Ülkelerle Çatışmadan İşbirliğine Dönüş

 5-AB, Batı Ülkeleri ve Batı Avrupa Türklüğü

Gerek ülkemizin siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal meselelerini daha iyi yönetmek, gerekse Batı Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın haklarını ve güvenliklerini daha etkili bir şekilde koruyabilmek için Türkiye-AB ilişkileri ve daha geniş olarak Türkiye ile Batı arasındaki ilişkiler, realist bir yaklaşımla ele alınacak. AB ve Batı ülkeleri ile ilişkilerimiz, karşılıklılık temelinde ilerletilecek. Kendi öz değerlerimizden taviz vermeden, akılcı ve mantıklı bir iş birliği ile ülkemizin ve vatandaşlarımızın çıkarlarının korunması sağlanacak.

6-Kıbrıs

- Mevcut topraklardan taviz verilmesi, Türkiye’nin garantörlük hakkının ortadan kaldırılması,

- Türk Askeri Varlığı’nın adadan çekilmesi, Adadaki nüfusun Türk Topluluğunun aleyhine olacak şekilde planlanma girişimleri, Kıbrıs meselesi ile ilgili kırmızı çizgilerimizdir.

 7-Türk Devletleri ve Türk Toplulukları

Türk Cumhuriyetleri ve Türk toplulukları ile İşbirliği içinde olacağız. Türk Cumhuriyetleri ve Türk Toplulukları ile tarihi ve kültürel köprülerin inşâ ettiği kardeşliğimizi geliştireceğiz.

Hazar Ortak Projesi’ni hayata geçireceğiz. Şehit Liderimiz MuhsinYazıcıoğlu’ndan bir vasiyet olarak almış olduğumuz Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar kaynaşmış bir Türk Dünyası’nın tahakkuku için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

 XIV-SOSYAL DEVLET POLİTİKALARIMIZ

1-Aile

Aile, Türk Milletinin temel yapıtaşıdır. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi için geliştirilecek her türlü politikanın milli birlik ve beraberliğimiz için atılacak en kıymetli adımlar olduğuna inancımız tamdır.

 2-Çocukların Korunması

 3-Gençlik

Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletine sahip, bir elinde kuran, bir elinde bilgisayar olan  gençlik vizyonunu hayata geçirmek en önemli önceliğimizdir. Bu gençliğin adıda Hoca Ahmet Yesevi pınarından beslenen Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun izinden giden Alperen Müslüman Türk Gençliğidir.

 4-Kadınlarımız

 5-Her Türlü Bağımlılıkla Mücadele

 6-İş Sağlığı ve İş Güvenliği

 7-Gelir Dağılımının Düzeltilmesi

Başta asgari ücretliler olmak üzere, düşük ücretle çalışanların vergi yükü azaltılarak ve ya tamamen kaldırılarak, bu yolla gelirlerinde artış sağlanacak. Milli gelirden alt gelir gruplarının daha fazla pay alması sağlanacak. Dolaylı vergiler hafifletilecek, özellikle temel gıda ve temizlik ürünlerindeki vergi yükü azaltılacak, bazı temel ürünlerde ise kaldırılacak. Dolaylı vergilerin meydana getirdiği adaletsiz vergileme sistemi kesinlikle ıslah edilecek. Kamu maliyesinin finansmanı için adaletsiz bir vergileme sistemi olan dolaylı vergilerin oranı için gelişmiş ülkeler ortalaması hedeflenecek ve görece olarak çok daha adil olan direkt vergileme sisteminin kamu gelirleri içerisindeki payı artırılacak.

 8-Yolsuzlukla Mücadele

Yolsuzlukla mücadele için, hükümete bağlı olmayan özel bir “Yolsuzlukla Mücadele Kurumu” oluşturulacak ve başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere, kamu ile iş yapan bütün kuruluşlar denetlenecek. Komisyon’un üyeleri ve çalışanları atanma, maaş ve oy verme çoğunluğu bakımından hükümetlerden bağımsız ve şeffaf bir şekilde belirlenecek.

Yolsuzluğa konu olan hususların adalet önünde, evrensel hukuk ilkelerine uygun işlemesi sağlanacaktır. Bağımsız düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar hükümetlerden tam olarak bağımsız olacak. Yolsuzlukla ilgili suçların cezalarının caydırıcılığının artırılması için gerekli hukuki çalışmalar yapılacak.

 9-Yoksullukla Mücadele

Yoksullukla mücadele için etkin yardım programları uygulanacaktır. Yoksulluğun azaltılması 2 temel üzerinde yürütülecektir. Birincisi yardıma muhtaç durumda olan vatandaşlarımıza devletin her türlü sosyal imkânlarının sunulması, ikincisi ise yardım alan/almayan tüm vatandaşlarımıza iş ve meslek kazandırılmasıdır.

 Bütün çalışanlar ve emeklilerin almış oldukları maaş/ücretin TÜİK’in açıklamış olduğu açlık sınırın altında olamayacağı, anayasamızda yer alacaktır.

10-Sosyal Güvenlik

 11-Engelliler

Engelli vatandaşlarımızın kendi yetenekleri çerçeve sinde işleri olmalıdır. Onlara pozitif ayrımcılık yapılacaktır. Her alanda geliştirilecek olan yeni politikalara ve yasal düzenlemelere, engelli hakları açısından gözden geçirilmeden nihai şekli verilmeyecektir. Minimum standartlar belirlenecek ve uygulanacaktır.

 Engellilerin kamu hizmetlerinden yararlanmalarında tam adalet sağlanacaktır. Yoksulluk ve sosyal ayrımcılığa karşı engellilere sosyal koruma kalkanı oluşturulacaktır. Sağlık hizmetlerine erişimde engellilerin önündeki zorluklar kaldırılacaktır. Demokratik süreçlere ve karar alma mekanizmalarına engellilerin eşit oranda katılımları sağlanacaktır.

 12-Yaşlılar ve Sosyal Koruma Merkezleri

 13-Çalışan Kesimler ve Emekliler

 14-Sendikacılık ve Sendikalaşma

 15-Sosyal Yardım Politikaları

 16-Her Aileye En Az Bir İstihdam ve Bir Konut

 17-Sağlıklı Şehirleşme ve Yerleşim Merkezleri

 18-Kentsel Dönüşüm

 19-Soyut ve Somut Milli Değerlerimizi Koruma Kurumu

 Değerli Arkadaşlar…

Malumunuz 15 senedir ülkeyi tek başına yöneten siyasi iktidar ve yöneticileri, bilhassa son beş senedir, genelde Doğu toplumlarında gözlenen ama gelişmiş Batı demokrasilerinde bir örneğine dahi rastlayamayacağınız strateji kılığına girmiş bir kurnazlığı sıkça siyaset alanına taşımaya başladılar:

İşler yolunda gitmeyince… Hesaplar kitaplar tutmayınca mütemadiyen;

“Dış Güçler Bize Saldırıyorlar!”

“Dış Güçler Ülkece Büyümemizi İstemiyorlar!”

“Tüm Dünya Bize Düşman!”

Gibi sözler dillerinden düşmüyor…

Değerli Kardeşlerim…

Türkiye’mizi karıştırmak, gelişmesini engellemek ya da diğer Ortadoğu ülkelerinde sıkça gördüğümüz kriz ve kaosları hatta ve hatta savaşları ülkemize taşımak isteyen dâhili ve harici odaklar ve ülkeler yok mu?

Elbette var!

Sadece bizim değil… Menfaat ve çatışma arenası haline gelmiş dünya ülkeleri arasında her ülkenin gizli ve açık düşmanları var… Bunlar birbirlerinin kuyularını kazmakla meşguller!

Adı üstünde; bunlar ‘düşman’! Haliyle düşman düşmanlığını yapacak, eşkıya eşkıyalığını… İşler bu! Ülke olarak bizimde düşmanlarımız var ve bunlar tabii ki sana saldıracaklar! Tabii ki bize açık ve gizli operasyonlar yapacaklar!

Lakin bizim tenkit ettiğimiz ve binlerce senelik Türk devlet geleneğine ve Türk töresine aykırı bulduğumuz için itiraz ettiğimiz nokta şu:

Güçlü ülkeler ve güçlü olmaya çalışan ülke yönetimleri kesinlikle” şikâyet” etmezler… Çünkü olanlar şikâyet değil icra makamında olduğunun şuurundadırlar! Zor zamanlarda şikâyet etmenin, hele hele yönettiği ülkenin halkına şikâyet etmenin büyük bir acziyet olduğunun farkındadırlar…

Arkadaşlar,

Güçlü ülkeler ülkelerinin terör organizasyonlarına ve ülkelerinin bir operasyon sahası haline getirilmesine izin vermezler. Güçlü ülkelerin ekonomileri manipülasyonlarla ve spekülasyonlarla sarsılmaz! Çünkü güçlü ülkeler istihbarî, inzibatî ve ekonomik her türlü düşmanlığı ve fenalığı önceden farkına varmakla ve önlemekle sorumlu kurumlara sahiptirler. Ve bu kurumlarını tıkır tıkır işletirler. Ne gerekiyorsa onu yaparlar!

Bakın dünyaya… Rusya, Çin, Japonya, ABD, İngiltere vs. hepsi birbirinin üstüne çıkmaya çalışıyor ve hepsi birbirlerinin kendilerine galebe çalmasına engel olmak adına her türlü stratejiyi ve hamleyi devreye sokuyorlar…

Siz hiç bu ülke liderlerinin ve yöneticilerinin ağladığını, sızladığını, olan bitenler karşısında halkına şikâyetçi olduklarını gördünüz mü?

Görmezsiniz… Çünkü "bana saldırıyorlar" demek “biz bunları yapanların kim olduklarını yahut arkalarında kimlerin olduklarını biliyoruz” demek acizlik ve beceriksizlik göstergesidir.

İşte bu duruma düşen bir ülke aynı zamanda vizyonsuz ve güçsüz olunduğunu da itiraf etmiş olur!

Ne yani…’Dış Mihraklar’dan mütemadiyen şikâyet eden politikacılarımız; ülke yönetmeyi oyun, ülkeyi de günlük güneşlik bir havada etrafta kuş seslerinin cıvıldadığı, çiçekler ve böceklerin her türlü güzelliklerini sergilendiği, kimsenin kimseye ilişmediği bir oyun parkı mı sanıyor?

Değerli dava arkadaşlarım

Ülkemizi yönetenler, geçmişten beri üzerimizde taşıdığımız bu şark kurnazlığını behemehâl ve ivedilikle terk etmelidirler!

Halkımızın duygularında bu tür şikâyet ve mağduriyetlerin karşılığı olduğunu keşfeden siyasi iktidar kendi koltuğunu sağlama almak ve beceriksizliklerine kulp takmak adına sıkça kullandığı "dış mihraklar" kozunu artık oynamaktan vazgeçmelidir!

Başta dedik ya: İktidar koltuğu icra makamıdır; şikâyet makamı değildir…

Halk şikâyet eder…

Muhalefet şikâyet eder…

Lakin bu milletin ve devletin;  hukuku, güvenliği, huzuru ve esenliği için her türlü yetki ve etkinliğiyle “Kamu Kudreti”ni sev ve idare eden iktidarlar kesinlikle şikâyet edemez!

Buna hakkı yoktur!

Hülasa değerli dostlarım…

Bir ülkenin başarısı ve büyüklüğü yalnızca ekonomisiyle ve ticaretiyle değil güvenliğiyle de ölçülür. Bir devlet en ağır hasarı, kendisini ve vatandaşlarını korumakta acze düştüğünde alır!

Merhum Durmuş Hocaoğlu üstadımızın bu gibi durumlarda sıkça tekrarladığı sözü aşk ile bir daha tekrarlayalım: ‘İnsan düşündükçe, devlet korudukça mevcuttur!’

 

DiĞER GÜNDEM BAŞLIKLARI
ŞEHİT LİDERİMİZ KABRİ BAŞINDA DUALARLA ANILDI
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “DEVLETİN BEKASI İÇİN EVET DİYORUZ”
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “ÇANAKKALE RUHUNA İHTİYACIMIZ VAR”
'MİLLETİN KARARI BİZİM İÇİN EN DEĞERLİ OLANIDIR'
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “HOLLANDA KİM Kİ TÜRKİYE CUMHURİYETİNE KAFA TUTUYOR?”
EN YENİ VİDEOLAR
ŞEHİT LİDERİMİZ KABRİ BAŞINDA DUALARLA ANILDI 25 / 3 / 2017
GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MUSTAFA DESTİCİFOX TV DE İSMAİL KÜÇÜKKAYA İLE ÇALAR SAAT PROGRAMINA KATILDI.
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ HABER TÜRK TV DE CANLI YAYINA KATILDI.
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ PARTİMİZİN REFERANDUM DA EVET DİYECEĞİNİ AÇIKLADI.
BBP GENEL BAŞKANI MUSTAFA DESTİCİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ 01 03 2017
Büyük Birlik Partisi
Bu sitenin Sunucu Kiralama hizmeti Sunucuturkiye Dedicated Server , Datatelekom Datacenter , Kaliteweb web hosting tarafından sağlanmaktadır.