05.03.2020 16:15

" 'SÜRESİZ NAFAKA' NE İNANCIMIZA NE DE, GERÇEK HAYATA UYGUNDUR. YENİDEN KANUNİ DÜZENLEME ŞART "

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ÜNSAL KARABULUT; " 'SÜRESİZ NAFAKA' NE İNANCIMIZA NE DE, GERÇEK HAYATA UYGUNDUR. YENİDEN KANUNİ DÜZENLEME ŞART " DEDİ.

Büyük Birlik Partisi Genel Merkez binasında bir basın toplantısı düzenleyen BBP Genel Başkan Yardımcısı Ünsal Karabulut, Kamuoyunda tartışmaları süren nafaka ödemelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Genel merkezdeki basın toplantısında BBP Genel Başkan Yardımcısı Ünsal Karabulut;Türkiye'nin muhtelif vilayetlerinde parti çalışmaları sırasında vatandaşların bu konu hakkında yoğun şikayetlerinin olduğuna dikkat çekerek, "Bir süredir Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bu konu hakkında vatandaşlarımız şikayetlerini belirtiyorlar. Vatandaşlar evliliğin bir gün dahi sonuçlanması halinde nafakaya hükmedilmesinin aile içerisinde, sosyal hayatta kendilerini zorlu günler geçirmelerine neden olduğu söylüyerek 'acilen bir çözüm' yolu bulunmasını talep ediyorlar." dedi.

Karabulut, konuşmasında, "Konu ehemmiyetli bir konu. Nafakanın ödenememesi halinde, ödemekle yükümlü eşe hapis cezası uygulanıyor. Ancak hapis cezası uluslar arası sözleşmeye aykırı bir durum." olduğunu ifade etti.

YENİ BİR KANUNİ DÜZENLEME GEREKİYOR
Büyük Birlik Partisi olarak, Nafaka konusunda yeni bir kanuni düzenleme yapılmasını ve söz konusu kanuni düzenlemede mevcut evliliğin süresi, tarafların yaşları ve eğitim durumları, nafaka talebinde bulunan tarafın ileride çalışabilme ve gelir elde edebilme imkânın varlığı gibi pek çok husus göz önünde bulundurulmasını öngördüklerini ifade eden BBP Genel Başkan Yardımcısı Ünsal Karabulut; "Söz konusu mağduriyetlerin daha fazla yaşanmaması için, hukukun doğru ve hakkaniyete uygun uygulanması için gerekli yasal düzenlemelerin bir an evvel yapılmasının takipçisi olacağımızı belirtiyoruz." diye konuştu.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ünsal Karabulut açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:
"Aslında çözüm olarak, Boşanan kadınların ekonomik olarak desteklenmesi ve istihdam edilmesi ile kadınların yoksulluk nafakasına olan muhtaçlığı da ortadan kaldırılabilir.
Unutulmamalıdır ki; yoksulluk nafakasının amacı, talepte bulunan eşi boşanma nedeniyle yaşayacağı yoksulluktan kurtarmak, onun zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması sağlamaktır.
Bu nedenle nafaka borçlusu hakkında ömür boyu sürebilecek mali bir yükümlülüğün düzenlenmesi yoksulluk nafakasının amacıyla bağdaşmamaktadır.
Tarihin hiçbir döneminde, hiçbir hukuk sistemi boşanan eşlerden biri yoksulluğa düşecek diye diğeri için ömür boyu sürebilecek yoksulluk nafakası yükümlülüğü öngörmemiştir.  Dolayısıyla yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasının nedeni ahlaki ve sosyal gerekçelerle açıklanamaz.
"

KANUN DÜZENLEMESİ NEDEN GEREKLİ
Karabulut daha sonra şunları kaydetti:
"Bakınız; Süresiz Nafaka Mağdurlarının 'Kanun Düzenlemesi' İstiyor-neden? Boşandıkları eski eşlerine süresiz nafaka ödeyen kişiler, yasanın yeniden düzenlenerek nafaka sürelerinde değişiklik yapılmasını istiyor. Neden?
Boşanma davaları sırasında tedbir nafakası, dava sonrasında ise yoksulluk nafakası ortaya çıkıyor. Üstelik nafaka yükümlüsü olmak için evlilik birliği içinde kusurlu olmak da gerekmiyor. Eşit kusurla biten boşanmalarda, birkaç gün, ay veya yıl sürmüş olan evliliklerde bile yoksulluk nafakasına hükmedilebiliyor.
Boşanmalardan sonra eşlere bağlanan süresiz nafakadan dolayı 2 milyon kişi mağduriyet yaşamakta. 1988 yılından sonra süresiz hale gelen bu nafaka konusu, birçok vatandaşımızı zor durumda bırakmaya devam ediyor.
Yoksulluk nafakası yüzünden yükümlü, bitmeyen bir borcun altına girmektedir. Zor duruma düşen bu insanlar eğer yasa düzelmez ise daha uzun yıllar nafaka ödemeye devam edecekler.
Kimse uzun yıllar biten bir evlilik nedeniyle cezalandırılmamalı.
1 gün de evli kalsada, 10 yıl da evli kalsada boşanma halinde süresiz bir nafaka ödüyorlar.
Nafakanın ödenememesi halinde, ödemekle yükümlü eşe hapis cezası uygulanıyor. Ancak hapis cezası uluslar arası sözleşmeye aykırı bir durum.
Aslında çözüm olarak, Boşanan kadınların ekonomik olarak desteklenmesi ve istihdam edilmesi ile kadınların yoksulluk nafakasına olan muhtaçlığı da ortadan kaldırılabilir.
Evlilik harcı adı altında bir harç ile nafaka fonu kurularak kadının istihdam edilemediği süre içinde sosyal devlet tarafından yüklenilmelidir. Zira, Yoksulluk sosyal devletin sorunudur.
Daha önemli olan şu ki; Süresiz nafaka ne kadar cüzi de olsa kişilerin gelirlerine göre bağlanıyor ve ikinci eşler de bundan dolayı mağdur oluyor.
Boşanma davası sırasında tedbir nafakası, dava sonrasında ise yoksulluk nafakası karşılarına çıkıyor. Üstelik nafaka yükümlüsü olmak için evlilik birliği içinde kusurlu olmak da gerekmiyor. Eşit kusurla biten boşanmalarda, birkaç gün, ay veya yıl sürmüş olan evliliklerde bile yoksulluk nafakasına hükmedilebiliyor.
"

2 MİLYON ÜZERİNDE İNSAN MAĞDURİYET YAŞIYOR
Karabulut son olarak konuşmasında;
"Özetle, Boşanmalardan sonra eşlere bağlanan süresiz nafakadan dolayı 2 milyon üzerinde kişi mağduriyet yaşıyor. 1988 yılından sonra süresiz hale gelen nafakalar, birçok vatandaşı zor durumda bırakıyor.
Sadece 3 ay evli kalıp boşandığı halde 11 yıldır nafaka ödeyen Süresiz Nafaka Mağdurları var..
6284 sayılı Yasa'dan kaynaklanan pozitif ayrımcılığın sona ermesi gerekiyor.
Yukarda ifade ettiğim gibi; şahıs,1 gün de evli kalsa, 10 yıl da evli kalsa süresiz nafaka ödüyor.
Biz, Büyük Birlik Partisi olarak bunun Avrupa standartlarında düzenlenmesini istiyoruz. Art niyetli insanlar nafaka arttırımını bir koz olarak kullanarak her yıl nafaka arttırım davaları açıyor ve bu da erkek üzerinde büyük bir yük oluşturuyor. Nafaka ödenmezse 3 aylık bir tazyik hapsiyle karşı karşıya kalınıyor.
Kişi bir gün bile nafakasını geciktirse mahkemeye başvuruluyor ve kişi hemen hapse atılıyor. Hapisten çıktıktan sonra bu insan işinden atılmış oluyor.
İş araması gerekiyor ve yine nafakasını ödeyemediği için tekrar tazyik hapsine uğrayan insanlar var. Bu da ailelerin dağılmasına sebep oluyor. Özellikle 6284 sayılı Yasa, 'kadının ispat sunmasına gerek yok' der. Bundan dolayı da erkekler mağdur oluyor. İstanbul Sözleşmesi'yle kadına verilen pozitif ayrımcılık erkekleri pasifleştiriyor.
Buna paralel olarak konuşulacak diğer bir durumda :Aileyi korumak sadece yasaların düzenlenmesiyle olmaz. İki tarafın da haklarını koruyarak aileyi koruyabiliriz. Hülasa;Hükümet ailenin korunması için yasalarda düzenleme getirmesi gerekiyor
"

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN