18.04.2017 17:51

“ABD’NİN SURİYE’Yİ VURMASI DOĞRUDUR”

Genel Başkanımız Mustafa Destici, ABD'nin Suriye'deki hava üssünü bombalamasıyla ilgili, "ABD'nin verdiği tepki doğrudur. Türkiye ne ABD'ye ne de Rusya'ya güvenmelidir. Kendi tedbirlerini almalıdır" dedi.
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ: “ABD’NİN SURİYE’Yİ VURMASI DOĞRUDUR”
Genel Başkanımız Mustafa Destici, ABD'nin Suriye'deki hava üssünü bombalamasıyla ilgili, "ABD'nin verdiği tepki doğrudur. Türkiye ne ABD'ye ne de Rusya'ya güvenmelidir. Kendi tedbirlerini almalıdır" dedi.

 

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, Denizli'de il başkanlığımız ve Alperen Ocaklarımızın, sivil toplum kuruluşlarına yönelik düzenlediği toplantıya katıldı.

  ABD'nin Suriye'deki hava üssünü bombalamasıyla ilgili konuşan Genel Başkanımız Mustafa Destici, şunları söyledi: “ABD'nin verdiği tepki doğrudur. Suriye askeri üssünün bombalanması konusunda biz bunun devamını bekleyeceğiz. Bakalım bu gerçekten ciddi bir adım mı yoksa sadece bu İslam dünyasından ve hür dünyadan gelen bir tepkiyi dindirmeye ya da azaltma adına yapılmış göstermelik bir müdahale mi bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Eğer ABD burada ciddiyse, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acilen toplamalı ve bu konuda ciddi kararlar almalıdır. Artık Suriye'de süresiz ateşkesin sağlanması, Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlanarak orada bu iş savaşın sona erdirilmesi gerekiyor. Hepimiz biliyoruz ki, ABD ve Rusya isterse orada iç savaş üç günde biter. Bu açık ve net görünüyor. Burada ne kadar samimiler göreceğiz. Bu yoksa danışıklı dövüş mü, orada ABD'nin bir taraftan Suriye'nin kuzeyinde PYD'yi, YPG'yi birlikte destekleyecekler, eğitecekler her türlü ağır silahlı verecekler. Oradaki PKK ve terörist gruplara, ondan sonrada birisi güya Esat'a karşıymış gibi bir tavır için girecek. Öbürü destekliyormuş gibi tavır içine gerecek. Bu danışıklı dövüş değilse, ABD ve Rusya bu konuda samimiyse ciddi adımlar atarlar ve üç günde barış tesis edilir, savaş sona erdirilir.” Dedi.

  Rusya'nın Suriye'de hava savunma sistemi daha da güçlendireceğini açıklamasına değinen Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Rusya'nın açıklaması şunu gösteriyor. Birleşmiş Milletlerde veto edeceğini açıklaması da, Suriye'deki askeri üsleri de destekleyeceği açıklamaları da savaşa devam kararında olacaklarını açık şekilde gösteriyor. Dolayısıyla Türkiye ne ABD'ye ne de Rusya'ya güvenmelidir. Kendi tedbirlerini almalıdır. Özellikle PKK, PYD ve YPG noktasında kararlı bir tutum sergilemelidir. Suriye'de iç savaşın bitirilmesi konusunda Türkiye'de kararlı bir tutum içinde olması lazım" diye konuştu.

  16 Nisan da yapılacak Anayasa Referandumu ile ilgili açıklama yapan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Aziz Milletimiz vesayet sisteminin her türlü müdahalesine, yapılan ilk seçimde oylarıyla gerekli cevabı vermiştir. En son 15 Temmuz’ da canıyla bedeniyle kendini ortaya koymuştur. Halkımız; 1950 seçimleri sonrası Menderes’i, 1960 sonrası Demirel’i, 1980 sonrası Özal’ı, 2002 sonrası Erdoğan’ı iktidara getirmiş ve fakat milletten yetki alan siyasiler, vesayetçi sistemi demokrasimiz üzerinden kaldırmayı başaramamışlardır.

İlk defa sivil siyaset Anayasa ile ilgili inisiyatif almış ve “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” ile değişiklik teklifini Milletimizin önüne getirmiştir.” Şeklinde konuştu.

  “Ülkemizde sistem tartışmaları 94 yıldır sürmektedir.” Diyen Destici: “Her dönem yönetim sisteminden şikâyet edilmiş ve sistem tartışmaları yapılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kafasında nasıl bir Cumhuriyet vardı? Halk Fırkası Cumhuriyetçiler ve La Cumhuriyetçiler diye ikiye ayrılmıştı. La Cumhuriyetçilerin bir kısmı mevcut sistemi savunan Hâkimiyet-i Milliyeciler, bir kısmı ise İttihatçılardı.                                               

Cumhuriyetçiler ise üçe ayrılıyordu: Fransız modelini savunan cumhuriyetçiler, Amerikan modelini savunan Cumhuriyetçiler ve Türkiye tarzını savunan Cumhuriyetçiler. Mustafa Kemal Paşa ve çevresi Türk tipi Cumhuriyeti savunan üçüncü gruptandı 29 Ekim 1923’de meclis hükümeti sisteminden Cumhuriyet sistemine geçildi. Meclis iktidarını artık Cumhurbaşkanı ve CHP Genel başkanı olan Mustafa Kemal Paşa’ya devretti. Artık başbakanı ve hükümeti o atıyor, yürütme Çankaya Köşkü’ndeki toplantılarla ilerliyordu.” Şeklinde konuştu.

  “1973 yılından itibaren başkanlık sistemi tartışmalarına MHP lideri Alparslan Türkeş de “Tek Meclis-Tek Başkan” formülüyle katıldı.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Millî bünyemize ve şartlarımıza uymayan, temeli Avrupa’nın liberal ve sosyal demokrasisine dayanan bugünkü anayasayı başından sonuna kadar değiştirecek, millî demokrasiyi bütün müessesleriyle kuracağız.  Milliyetçi Hareket, tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde, kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır.  Rahmetli kurucu liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu sistem değişikliğine ilişkin, şunları ifade etmişti; “Parlamenter sisteme göre Cumhurbaşkanının yetkileri çok fazla. Başkanlık sistemine göre ise yetkileri çok az. Bunu da yerli yerine oturtmak gerekiyor. Tercih yapılmalı. Başkanlık sistemi mi? Parlamenter sistem mi? Biz başkanlık sistemini savunuyoruz.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici açıklamasını şöyle sürdürdü: “Partimiz, temel felsefesi itibari ile demokrasiyi özümsemiş, milliyetçi, maneviyatçı bir siyasi harekettir. 16 Nisan’da milletimizin yüksek tercihine sunulacak olan Hükümet Sistemi Değişikliği teklifini de bu çerçevede değerlendirmekteyiz. Cumhuriyet ve öncesi siyasi hayatımızın çok pahalı yaşanmış acı tecrübelerini de dikkate alarak Türkiye’mizin darbe anayasası ile oluşturulmuş mevcut sistemden kurtarılarak tam demokratik yeni bir sistem değişikliğine ihtiyaç duyduğu da muhakkaktır.

  Yeni bir sistem tartışılırken bizim için şu beş kriter azami derecede önem taşımaktadır.

1-   Devletimizin üniter yapısının muhafazası,

2-   Türk kimliği ve Türkçemiz,

3-   Kuvvetler ayrılığı prensibi,

4-   Temel haklar ve inanç hürriyeti,

5-   Darbe hukukunun ve vesayetin ortadan kaldırılması.

Halk oylamasına sunulan sistemde, bu kriterlerimize önemli ölçüde uyum tespit ettik. Lâkin şu kaydı da düşmek mükellefiyetimiz açısından çok önemlidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisimizin güçlendirilmesi ve özellikle kuvvetler ayrılığının temel prensiplerinin yerine getirilmesi bakımından darbe yasalarının ürünü olan siyasi partiler yasası ve seçim kanununun acilen demokratikleşmesi gerekmektedir.          

Türkiye 2019 seçimlerine kadar iki yıllık sürecin bir saniyesini bile boş geçirmemeli, demokrasiyi güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü tesis ettirmek, kuvvetler ayrılığını tam olarak sağlamak için her türlü yasal düzenlemeleri hayata geçirmelidir.

Referandum sonucu ne olursa olsun, Türkiye her sahada büyük bir yenilenme ve reform çağını başlatmak zorundadır.

Büyük Birlik Partisi olarak;  

Anayasa değişikliğinin Devletimizin bekası ile Milletimizin huzur ve refahına katkı sağlayacağına inanıyor;

“VAKİT MİLLETE YÖNELME VAKTİ’DİR” anlayışıyla“EVET” diyoruz.

Bu referandumun sonucu ne olursa olsun uzun vadede kazananlar; Milletin iradesinden yana olanlar ile ahlak, hukuk ve itidali terk etmeyenler olacaktır.

 Fotoğraflar : 

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN