01.10.2018 15:50

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİMİZ

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici Mecliste düzenlediği basın toplantısında, bazı suçlar için idam cezasının geri getirilmesi amacıyla, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif'i" TBMM açıkladı.

ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ

T.C. ANAYASASI MADDE 38

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. (01.10.2018)

Gereğini arz ederiz.

Mustafa DESTİCİ

BBP ANKARA MİLLETVEKİLİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinin onuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.),

(Değişik onuncu fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) “Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.”

Değişiklik teklif edilen madde;

MADDE 2- 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinin onuncu fıkrası (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.),

(Değişik onuncu fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) aşağıdaki gibi değiştirilmiştir.

“Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.”

Ancak;

Öldürme/katl ile sonuçlanmış vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmiş cinsel istismar, saldırı ve tecavüz suçları.
Bireysel ya da örgütlü terör eylemleri sonucunda ortaya çıkmış öldürme/katl suçları bu maddenin kapsamı dışındadır.
Bu suçlara verilecek ölüm cezasına ilişkin düzenlemeler ilgili kanunla yapılır.

MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoylamasına sunulması halinde oylanır.

GENEL GEREKÇE

Hukuk sistemi, toplumun ve kişilerin görev, sorumluluk, hak ve menfaatlerini düzenlemenin yanı sıra, can ve mal güvenliklerini ve yaşam haklarını güvence altına almak amacıyla tesis edilir ve işletilir.

Ceza hukuku sistemi ise; yasalar tarafından “suç” olarak tanımlanan eylemleri ortadan kaldırmak ve toplumun işleyişinin yanı sıra kişilerin hukuk düzeninin kuralları içerisinde özgürce yaşamalarını tesis etmek amacıyla kurulur ve işletilir.

Ceza hukuku suçlunun muhtemel eylemleri karşısında kişilerin (masumların/mağdurların) can, mal ve namus güvenliklerini sağlamayı amaçlar.

Ceza hukukunun belki de en önemli amacı suçluların ya da suç işleme eğiliminde olanları toplumun ve devletin caydırıcı varlığı ve bu minvalde uyguladığı cezalar yolu ile suç işlemekten vazgeçirmek ya da caydırmak ve suç işlemiş olanları ıslah ederek topluma kazandırmaktır.

Ceza hukukunun belki de en az bunlar kadar önemli bir başka işlevi kamu vicdanını rahatlatmak ve bireysel adaleti tesis etmek ve bu yolla devlete olan güveni inşa etmektir.

Böylece bir suçun mağdurlarının ya da yakınlarının ve işlenen bu suça şahit olan toplumun diğer kesiminin suçluya verilen cezanın adil ve caydırıcı olduğu ve devletin adil bir devlet olduğu kanaatinin oluşmasına aracılık eder.

Ancak bütün bunlar suçluya verilecek cezanın adil ve caydırıcı bir ceza olması ile mümkündür.

Mevcut anayasa metninde “uluslararası anlaşmalar” ve bazı iç saikler nedeniyle “Ölüm cezası ve (genel müsadere cezası) verilemez” hükmü yer almakta olup bu hüküm, yukarıda dile getirdiğimiz hususlar çerçevesinde, hukuk ve ceza hukuku sisteminin işlevlerini bazı suçlar nezdinde geçersiz ve etkisiz kılmaktadır.

Zira bazı suçlar nitelikleri gereği toplumun içeresinde infial yaratmakta, korku ve endişeye neden olmakta ve kişilerin gelecekleri ile ilgili karamsarlık yaşamalarına neden olmaktadır. Bu suçları işleyenlere mevcut kanunlara göre verilebilecek cezalar caydırıcılıktan ve ıslah etmekten uzak olmanın yanı sıra mağdurlar ve toplum için adil olmayan ve endişe yaratan cezalardır. Bununla beraber toplumda devletin adil olduğu algısını da ortadan kaldırmaktadır.

Bu suçlara verilen cezalar mağdurların suç ve suçlular karşısında çaresizliğini de en az iki kez artırmaktadır.

Dolayısı ile kısa sürede cezalarını tamamlayarak cezaevinden tahliye olan suçluların aynı ya da benzer suçları işlemesinin önünde hiçbir engel kalmamaktadır.

Zira infaz yasaları ile birlikte düşünüldüğünde en ağır cezaya çarptırılanlar dahi belli bir süre içerisinde özgür kalabilmektedir.

Öte yandan, insan hakları kavramı hep suçlular için kullanılıyor. Suçluluğu ispat edilmiş kişiler için “sırf yaşıyor diye” hak haline dönüştürülüyor.

Geri dönüşsüz biçimde öldürülen maktule ait olan hak ve merhametler ise askıya alınıyor. İşte bu iğrenç hümanizm riyakarlıklarını hiç ama hiç hazmedemiyoruz.

Gönül ve barış adamı Mevlana Celaleddin-i Rumi, Fihi Ma Fih adlı eserinde “idam suçluyu cezalandırmak için değil, suçsuzu korumak için yapılır” der.

Özellikle son zamanlarda çocuklara yönelik olarak gerçekleştirilen ve sonucu cinayet/katl ile sonuçlanan cinsel istismar suçlarının veya aynı şekilde, cinayet/katl ile sonuçlanan cinsel saldırı suçlarının sıkça işlendiğini, faillerin yakalanmasına rağmen bu durumun caydırıcı olmadığını ve aynı netice ile sonuçlanan bu suçların tekerrür etmeye başladığını üzülerek görmekteyiz.

Güncel veriler ışığında, son iki ayda da çocuklara yönelik en az üç hadisede de cinayet ile sonuçlanan cinsel istismar suçu işlenmiş olduğu göz önüne alındığında, cezalardaki caydırıcılık ekseriyetinin mevcut olmadığı sonucu maalesef ortaya çıkmaktadır. (01.10.2018 itibariyle)

Yine terör suçlarının da bütün mücadeleye rağmen sona ermemiş olması benzer bir durumdur.

Özellikle örgütlü suçlar bu ifade ettiğimiz kapsamdaki suçlar niteliğindedir.

Bunun yanı sıra;

1. Çocuğa yönelik cinayet/katl ile sonuçlanan cinsel istismar suçları ve aynı şekilde cinayet/katl ile sonuçlanmış cinsel saldırı suçlarını işleyenler ile,

2. Cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden terör eylemi neticesinde bir ya da daha fazla kişinin canlarına kast ederek cinayet (katl eden) işleyen terör örgütünün; bu fiilleri gerçekleştiren mensupları yahut azmettirenleri de bu kapsamda değerlendirilmesi gereken suçlu kimselerdir.

Bu gerekçeler anayasanın ilgili maddesinin değiştirilmesinin toplumsal adalet, suç işleme kastını yok etmek, caydırıcılık ve kamu vicdanının rahatlatılmasının yanı sıra devlete olan güven duygusunun oluşturulması için de önemlidir.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Mevcut TC Anayasası hükmü değişiklik talep edilen maddede tanımlanan suçların adil olmayan biçimde cezalandırılmasına neden olmaktadır. Mağdurların maruz kaldığı tecavüz ve şiddet ve sonucunda ortaya çıkan katl/öldürme fiili dengi olmayan bir cezalandırma ile adaletin tecellisinin ve mağdurların haklarının korunmasının önünde engel teşkil etmektedir. Üstelik mevcut anayasa ile uyumlu olan TCK maddeleri ile cezalandırılan faillere verilen cezalar nitelikleri gereği toplumda bu fiilleri işleme eğiliminde olan diğer kişiler için caydırıcı olmaktan uzaktır. Son dönemde yaşadığımız ve özellikle çocuklara yönelik cinsel saldırı/istismar ve tecavüz sonucunda katl/öldürme suçları burada ifade etmek istediklerimizin açık ve göz ardı edilemez delilleridir.

Aynı zamanda ülkemizin başına uzun yıllardır bela olan ve yüzlerce sivil ve masum vatandaşımız ile vatanın birliğini ve bütünlüğünü muhafaza etmek için mücadele veren asker, polis ve diğer güvenlik gücü mensuplarımıza yönelik saldırılarda bulunup, tetiği çekerek, bombayı patlatarak masum vatandaşlarımızı ve kahraman evlatlarımızı şehit eden terör örgütü mensuplarının hak ettikleri cezalara çarptırılamaması da vicdanları yaralayan ve adaleti tesis etmekten uzak bir neticedir.

MADDE 2-Teklif ettiğimiz bu madde değişikliği yukarıda zikrettiğimiz tüm olumsuzlukları önleyeceği ve kamu vicdanını rahatlatacağı gibi, son derece ağır neticeleri olan ve mağdurların yaşam haklarını acımasızca ellerinden alan bu suçlara adil ve karşılıkları olan cezaların verilmesini sağlayacak ve bu cezalar bu tür suçlara karşı caydırıcı olacaktır.

MADDE 3- Yürürlük maddesidir.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN