26.02.2021 09:50

“BİZ DAĞLIK KARABAĞI, HOCALI’YI ÜLKEMİİZN HER HANGİŞ BİR YERİNDEN; O TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE KATLEDİLEN KARDEŞLERİMİZİ İSE ÜLKEMİZDE YAŞAYAN VATANDAŞLARIMZIDAN HİÇ AYIRMADIK”

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, “Biz, Dağlık Karabağ’ı ve Hocalı’yı, ülkemizin herhangi bir yerinden; o topraklarda yaşayan ve katledilen kardeşlerimizi ise ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızdan hiç ayırmadık.” Dedi.

  Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, “Biz, Dağlık Karabağ’ı ve Hocalı’yı, ülkemizin herhangi bir yerinden; o topraklarda yaşayan ve katledilen kardeşlerimizi ise ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızdan hiç ayırmadık.” Dedi.

  29 yıl önce, Hocalı'da yaşanan katliam insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini belirten Genel Başkanımız Mustafa Destici, “25 ve 26 Şubat 1992’de, yakın tarihimizin en korkunç katliamlarından biri gerçekleşti.

O günlerde, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında, tamamı sivil 613 Azerbaycan Türkü, Ermenistan güçleri tarafından katledildi.

83 çocuk, 106 kadın, 70’in üzerinde yaşlı, toplam 613 kişi öldürüldü.

487 kişi ağır yaralandı.

1275 kişi esir alındı.

150 kişi kayboldu.

Yapılan incelemelerde, ölenlerin çoğunun yakıldığı, gözlerini oyulduğu, başlarının kesildiği tespit edildi.” İfadelerini kullandı.

“1994 yılında, İnsan Hakları İzleme Örgütü, yaşananları doğruladı ve “katliam” olarak niteledi.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “ 2001 yılında, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin konuyla ilgili incelemeler yapan 31 üyesi (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3 Birleşik Krallık, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, 1 Kuzey Makedonya, 1 Norveç, 1 Polonya) yaşananların “soykırım” olarak tanınmasına yönelik bir bildiri yayınladılar.

Hiçbir zaman diliminde, hiçbir şartta, hiçbir gerekçeyle, kabul edilmemesi, görmezden gelinmemesi, lanetlenmesi gereken; yaşananların niteliği ve failleri konusunda hiçbir şüphe bulunmayan olaylarla ilgili, Batı, yine sessiz kaldı…

Hocalı Katliamı, tek başına, Türkler ve Müslümanlar söz konusu olduğunda, uluslararası ilişkilerin, diplomasinin, ne şekilde ve hangi mantık düzleminde seyrettiğiyle ilgili, alçakça, ibret verici ama çok önemli derslerle doludur.” İfadelerini kullandı.

“Küresel emperyalizm, dünyanın her yerinde cinayetlerine ve hırsızlıklarına devam ederken, artık, öncelikle, kendi orduları yerine, “terör örgütleri”ni ve “terör devletleri”ni kullanmayı tercih ediyor.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bu yüzden, maksat ve düşman hep aynı olmasına rağmen, bazen PKK’yla, bazen DEAŞ’la, bazen ASALA’yla, bazen Ermenistan’la, bazen de Yunanistan’la karşı karşıya gelebiliyoruz.

Tekrar ifade etmekte fayda var: Sahipleri tarafından beslenip, her dönemde farklı kılıklarla karşımıza çıkarılan terör örgütleri ve terör devletleri, “Küresel emperyalizmin menfaatlerini bekleyen bekçi köpekleri” olmalarının dışında hiçbir anlam ve önem taşımamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti, bu oyunu görecek ferasete de bu oyunu bozacak iradeye de güce de sahiptir.” Şeklinde konuştu.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Biz, Dağlık Karabağ’ı ve Hocalı’yı, ülkemizin herhangi bir yerinden; o topraklarda yaşayan ve katledilen kardeşlerimizi ise ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızdan hiç ayırmadık.

Kardeş bildik, kardeş bilmeye devam edeceğiz.

Hocalı’da yaşananların acısı ve orada şehit olanların hatıraları, biz var oldukça, kalplerimizde, bizimle birlikte yaşamaya devam edecek.”

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Azerbaycan’a ait Karabağ toprakları 1992 yılında işgal edildi.

Tekrar tekrar ifade etmeli, milletimizin hafızasına gerçekleri silinmez bir şekilde kazımalıyız:

Ermenistan’a ne işgal ettiği topraklar ne de gerçekleştirdikleri -çoğu sivillere yönelik- katliamlardan dolayı hiçbir yaptırım uygulanmadı.

Çok sayıda uluslararası kuruluş tarafından, Karabağ’ın “işgal” edildiğinin; Hocalı’da yaşananlarım “katliam” ve “soykırım” olduğunun onaylanmasına rağmen, Ermenistan’a hiçbir yaptırım uygulanmadı.” Diye konuştu.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici açıklamasını şöyle sürdürdü: “27 Eylül 2020 sabahı, Ermenistan’ın açtığı ateşle başlayan çatışmalar, 10 Kasım 2020 günü, Azerbaycan’ın kesin ve tartışmasız zaferiyle sonuçlandı ve işgal edilen Karabağ topraklarının büyük bir bölümü işgalden kurtarıldı.

Tarihe kayıt düşmek adına, tekraren ifade etmek istiyorum:

“Azeri” kelimesi bir millet adı değildir.

“Azeri” kelimesi bir coğrafyayı işaret eder ve o coğrafyada yaşayan, “Azeri” diye adlandırılan insanlar Türk’tür.

Konuştukları dil, “Azerice” değil, Türkçedir.

Dış politikada sıkça kullanılan “dost ve kardeş ülke” tanımı Azerbaycan’la ilişkilerimizi tarif etmek için yetmez.

Azerbaycan’da yaşayan kardeşlerimizin, bizim için, Türkiye’nin herhangi bir vilayetinde yaşayan vatandaşlarımızdan hiçbir farkı yoktur; olmamıştır, olmayacaktır.

Bu konu, kendimizi bildiğimizden beri içinde bulunduğumuz, mensubu olmaktan daima gurur duyduğumuz camiamız için, Türk Milliyetçileri ve Alperenler için hep böyle oldu, hep böyle olacak.

Biz milletimizle, büyük Türk dünyasıyla ilgili hiçbir konuya, “günlük”, “politik” ya da “konjonktürel” gözlüklerle bakmadık. Hep samimiydik, hep samimi olacağız. Ve herkes kabul etmelidir ki, Türkiye’nin Asya’daki Türk devletleri ve Türk topluluklarıyla irtibatını kesmeye çalışan, neredeyse 100 yıl süren ağır Sovyet engellemelerine rağmen, Türk Dünyasıyla aramızdaki kardeşlik ötesi bağın bu derece canlı olmasında en büyük pay Türk Milliyetçilerinindir.”

Genel Başkanımız Mustafa Destici son olarak şunları söyledi: “Batının bize dayattığı anlamıyla “diplomasi”, Azerbaycan’da, 30 yıla yakın bir süre, Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ın işgaline ve Hocalı Katliamı başta olmak üzere binlerce kardeşimizin, “soykırım” niteliği taşıyacak şekilde katledilmesine engel olamamıştır.

Batının bize dayattığı anlamıyla “diplomasi”, hukuksuzluğun, işgalin, cinayetlerin, katliamların, soykırımın önüne geçememiş, yaşanan korkunç hadiseleri engellemek bir yana, sadece bu durumu kalıcılaştırma fonksiyonunu ifa etmiştir.

Bu vesileyle, tekrar, Karabağ’da yaşananlara 28 yıl sessiz kalan uluslararası kuruluşları ve dünyanın her tarafına “demokrasi” maskesiyle, “kan” ve “gözyaşı” götüren anlayışı lanetliyorum.

Asla unutmamalıyız: Son olarak, çatışmalar yine Ermenistan’ın saldırıları üzerine başlamış, ihtilafın gerekçesi olan “işgal”e ve Ermenistan’ın “saldırılar”ına rağmen, her şey tüm dünyanın gözleri önünde yaşanırken, başta ABD ve Fransa olmak üzere, pek çok ülkede Azerbaycan ve Türkiye aleyhinde yoğun bir kampanya gerçekleştirilmiştir.

“Hukuki”, “siyasi” ve “diplomatik” hiçbir değer taşımayan, “Türk ve İslam düşmanlığı” dışında hiçbir izahı olmayan bu tavrın bizim için kabul edilecek, saygı duyulacak hiçbir yönü ve hiçbir değeri yoktur.

Herkese hatırlatmak istiyorum:

Türk Milleti unutmaz…

Türk Milleti dostluğu da düşmanlığı da unutmaz…

Türk Milleti vefalı bir millettir.

Dostluğumuza güvenin.

Tekrar hatırlatıyorum: Düşmanlığımızdan korkun…

Yaşananlardan, yaşadıklarımızdan çıkarmamız gereken pek çok ders var: Bu derslerin birincisi şu olmalıdır, “Bugünün vahşi dünya düzeninde, gücünüz yoksa haklı olmanızı hiçbir anlamı yoktur.”

Güçlü olmak, bunu için ise birlik olmak dışında herhangi bir seçeneğimiz de yoktur.

Bu noktada; Bosna’nın kahraman evladı Aliya Izzetbegoviç’in bir cümlesini hatırlamak, hatırlatmak istiyorum:

“Her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır…”

Karabağ şehitlerimizi, şehadetlerinin 29. yılında, tekrar, rahmetle yad ediyorum…

Bugün, ayrıca ve özellikle, rahmetli Ebulfez Elçibey’i de Azerbaycan vatandaşlarına hitaben söylediği, “Siz büyük bir milletin evlatlarısınız… Azerbaycan adı bize sonradan verilmiş, hepimiz Türk’üz ve Türkçülüğümüzle her zaman gurur duymalıyız.” cümlesini tekrar ederek, sevgiyle, saygıyla yad ediyorum.

Son söz olarak, buradan, bir cümleyle, Azerbaycan’daki kardeşlerime selam göndermek istiyorum:

“Vefalı Türk geldi yine / Selam Türk’ün bayrağına.”

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN