21.10.2019 14:13

ÇORUM İL KONGRESİNE KATILAN GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ, GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ

Partimizin Çorum İl Kongresi ve yeni hizmet binasının açılışına katılmak üzere Genel Başkan Yardımcısı Ali Keser ve Çorum'a gelen Genel Başkanımız Mustafa Destici,Yeni hizmet binasının açılışının ardından katıldığı il kongresinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Barış Pınarı Harekatı kapsamında ABD heyeti ile imzalanan mutabakata ilişkin,"Eğer bu metinin bütün şartları yerine getirilirse elbette ki bu metin Türkiye için bir kazanım ve olumludur.Bunun için erken konuşmamak lazım. 120 saatin sonunu bekleyip ABD dediklerini yapacak mı? Türkiye karşı taahhütlerini yerine getirecek mi? Ve Türkiye'nin talepleri tam olarak yerine getirilecek mi bunu gözlemlememiz ve buna göre bir değerlendirme yapmamız daha doğru olur" dedi.

Divan Başkanlığını Ali Keser'in yaptığı kongrede konuşan Genel Başkanımız Destici; Barış Pınarı Harekatı devam ederken ABD heyetinin Türkiye'ye geldiğini ve ABD heyeti ile yapılan görüşmeler sonucu 13 maddelik bir mutabakat metni yayınlandığını hatırlattı.

Genel Başkanımız Destici, metnin en önemli maddesinin harekata 120 saat ara verilmesi olduğunu belirtti. Bu süre içerisinde ne yapılacağını soran Destici, "YPG'liler, PKK'lılar güvenli bölgeden içeriye doğru 32 kilometre uzunlamasına da 440 kilometrelik alandan çekilecekler. Peki bu çekilme yeterli mi, yetmez. Ağır silahları da toplanacak. Hani ABD onlara on binlerce tır silah vermişti ya onlar da geri alınacak. Bunlar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görevlileri tarafından takip edilecek. İnşallah bu şekilde neticelenir" ifadelerini kullandı.

Mutabakat metnine ilişkin çekincelerini anlatan Destici, "Ancak bizim endişelerimiz var. Bir gerçekten gerçekten çekilme olacak mı? Bizim harekâta başladığımızda hedeflediğimiz sınırların tamamından çekilecekler mi? Neresiydi burası, Münbiç'ten Irak sınırına kadar. Aşağıda Haseki'ye kadar. Yani 480 kilometre uzunluğunda içeriye doğru ise 32 kilometrelik bir alandan bahsediyoruz. Üzerinde uzlaşılan mutabakata varılan bu mudur? Yoksa daha kısa bir alan üzerinden mi mutabakata varılmıştır. Bir başka husus ağır silahların toplanması. Çünkü teröristler yarın 32 kilometre gitti diğer tarafa. Diğer gün tekrar bu tarafa gelip bize hücum etmeyeceğini, taciz etmeyeceğinin bir garantisi yok. Nitekim bugün iki gün önce mutabakata varılmasına rağmen bugün Tel Abyad'da bizim şehidimiz, yaralı gazimiz var. Dolayısıyla bizim teröristlere, PKK'ya/PYD'ye bırakın güvenmeyi, onlarla oturup hiçbir şeyi müzakere edilemez. Ama yukarıdan aşağı metne baktığınız zaman eğer bu metnin bütün şartları yerine getirilirse elbette ki bu metin Türkiye için bir kazanım ve olumludur. Bunun için erken konuşmamak lazım. 120 saatin sonunu bekleyip ABD dediklerini yapacak mı? Türkiye karşı taahhütlerini yerine getirecek mi? Ve Türkiye'nin talepleri tam olarak yerine getirilecek mi bunu gözlemlememiz ve buna göre bir değerlendirme yapmamız daha doğru olur. Sayın Cumhurbaşkanımız da açıkladı. 120 saat sonunda 13 maddenin üzerinde uzlaşılan maddeler yerine getirilmezse harekat kaldığı yerden başlar. Buda çok doğru bir sözdür ve değerlendirmedir. Bizimde beklentimiz bu yöndedir. Arzu edilen üzerinde mutabakata verilen metne uyulsun ve Türkiye'nin hedeflediği güvenli bölge oluşturulmuş olsun. Bu anlamıyla gerçekleşirse Türkiye için olumludur. Ve büyük bir kazanımdır" diye konuştu.

ABD Başkanı Trump'ın mektubu
ABD Başkanı Donald Trump'ın mektubunu da sert sözlerle eleştiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Harekat çok başarılı bir şekilde sürerken Batı, dünya devletleri, BM ve ABD harekatın durdurulmasını istiyor. Türkiye durdurmayınca da ABD'dın bir heyet geldi. Heyetten önce de bir mektubun geldiği ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanına yönelik bu seviyesiz ve alçakça yazılmış aptalca ve şapşalca yazılmış mektubu reddediyor ve kınıyoruz. Sahibine iade ediyoruz. Esas muhataplarının da sahibine bunu iade etmesini ve hadlerini de bildirmesi Türk milleti adına beklediğimizi ifade etmek istiyoruz. Kınıyor ve reddediyoruz. Böyle bir seviyesizliği, aptallığı, şapşallığı kabul etmemiz mümkün değil. Bu bir siyaset meselesi de değildir. Bu siyaset üstüdür. Çünkü dış politika siyaset üstü görülmelidir" şeklinde konuştu.

Barış Pınarı Harekatı'na yönelik manipülatif açıklamalara sert tepki
Barış Pınarı Harekatı'na yönelik manipülatif açıklamalara da tepki gösteren Destici, "Bu harekat başlayınca batı dünyası, ABD, Avrupa Birliği üyesi ülkeler başta olmak üzere içerideki işbirlikçi hainlerde eklenerek 'bu harekat Kürtlere karşı yapılıyor' dedi. Hatta hala bugün TBMM'de Hınçak ve Taşnak çetelerin torunları var. Karasu'nun torunları var. Bunlarda çıkıp güya Türk devleti, Türk ordusu yeni bir tehcir ve soykırım yaptığını iddia ediyorlar. Büyük bir iftira ve karalama içerisindeler. Hem Batı'ya hem Avrupa'ya hem de bu soysuz hainlere şunu söylemek istiyorum. Kürtler bizim kardeşimiz. Biz Kürtlerle et ve tırnak gibiyiz. İslam'la müşerref olduğumuz günden bu yana kardeşiz. Sultan Alparslan'ın ordusunda, Malazgirt'te Selahaddin Eyyubi'nin ordusunda, Kudüs'te birlikte olmuşuz. Biz Malazgirt Zaferi'ni birlikte kazanmışız. Kudüs'ü Haçlılardan birlikte kurtarmışız. Çanakkale'de beraber savaşmışız. Biz biriz. Dolaysıyla bizi ayırmaya kimsenin gücü yetmez. Bu harekât asla ve Suriye'nin kuzeyinde yaşayan Kürt kardeşlerimize karşı değildir. Bu büyük bir iftiradır. Ya da Ermeni artıklarının ifade ettiği gibi bir tehcir de değildir. O tehcir artıklarının ifadesidir. Birde bazıları ne diyor, 'bu işgaldir' diyor. Batı bunu diyor. Avrupa bunu diyor. Birde o şerefli Türkiye Büyük Millet Meclisinin koltuklarında oturan şerefsizler var, onlar da bunu diyor. Bunu söyleyen ya haindir ya soysuzdur demiyorum. Bunu söyleyen ya haindir. Ya soysuzdur. Bu bir işgal de değildir. Bu harekat orayı özgürleştirmektir. Kimden orayı teröristlerden kurtarmaktır. Teröristlerden temizlemektir. O bölgeyi Kürdü ile Türkmeni ile Arabı ile o bölgenin esas sahiplerine teslim etmek için yapılmıştır" diye konuştu.

Destici Barış Pınarı Harekatı'nın amaçlarını sıraladı
Harekatın üç amacı olduğunu vurgulayan Destici, şunları kaydetti:
"Birincisi terör tehdidini ortadan kaldırmak hem bizim milli güvenliğimizi, sınır güvenliğimizi sağlamak hem de bölgedeki Kürt, Türkmen ve Arap kardeşlerimizi terörden kurtarmak için yapılmaktadır. İkincisi güvenli bölge oluşturmaktır. Oluşturacağımız bu güvenli bölgeye ülkemizde bulunan 3.5 milyondan fazla mülteci var. Bunların önemli kısmını oraya kendi topraklarına yerleştirmektir. İnsanları kendi topraklarına kavuşmaktır. Üçüncüsü de Suriye'nin toprak bütünlüğünü muhafaza etmektir. Çünkü orada yapmak istedikleri esas ana hedef Suriye'nin bir parçasını kopartıp PKK, PYD, YPG'ye bir terör devletçiği kurdurmak istemektedirler. Esas amaç budur. ABD ve Suriye'nin açıklamadığı ama bizim dünyanın herkesin bildiği plan budur. Türkiye Cumhuriyeti devleti buna müsaade edemez. Kanımızı, canımızı veririz. Ama orada bir PYD, PKK dinsiz terör devletini İslam'ın, İslam coğrafyasının kalbine ikinci bir Siyonist İsrail gibi kurulmasına müsaade etmeyiz ve etmemeliyiz. Açık ve net söylüyorum. Hedeflenen daha sonra da Irak'ın kuzeyindeki yapıyla bunu birleştirmek ondan sonra Türkiye'nin bir bölümü hedeflerinde. Orayı da kopartarak orada büyük bir terör devletçiği oluşturmaya çalışıyorlar. Onun için biz buna müsaade etmeyiz."

Barış Pınarı Harekatı'na karşı çıkan Batılı devletlerin Türkiye'nin YPG'yi, SGD'yi Suriye'nin kuzeyinden kovduğu taktirde bölgeye DEAŞ'ın geleceği yönündeki tezlerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Destici, "Bu da büyük bir iftiradır. Bu da PKK'yı, PYD'yi, YPG'yi korumak adına söylenen bir cümle ve tezdir. Türkiye olmasaydı DAİŞ'le ne ABD ne bir başkası mücadele edemezdi. Oradaki başarı da Türkiye'nin başarısıdır. Başka teröristle sen diğer teröristle mücadele edemezsin. ABD bunu yapmaya çalışıyor. Aslında o da bunu biliyor, işine geliyor. ABD'de biliyor ki YPG/PYD, PKK'nın uzantısıdır" dedi.

Yapılan seçimde İl Başkanlığı’na Şakir Yıldırım seçilirken, Yönetim Kurulu üyeleri ise Halil Dişyar, Ömer Karabaş, Salim Yıldırım, Ali Arslan, İlkay Yıldırım ve Şule Çakırtekin’ten oluştu.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN