29.07.2020 14:47

DİYANET İŞLERİ BAŞKANIMIZ ALLAH'IN AYETLERİNİ SÖYLEMEKTEDİR

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Destici, "Diyanet İşleri Başkanımız görevi sorumluluğu ve makamı gereği elbette hutbede konuşacaktır. Ne konuşmaktadır? Allah'ın ayetlerini söylemektedir, hadis-i şerifleri söylemektedir." dedi.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, partimizin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Sosyal medyaya ilişkin düzenlemeleri içeren teklifin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesine ilişkin Genel Başkanımız Destici, "Çok uzun süredir bu konuda çalışma yapılması probleme hukuk yoluyla bir çözüm bulunması mecburiyetini dile getirirken Cumhur İttifakı'nın karşısında bulunan siyasi partilerin yasayı engelleme ve kamuoyunu da yanıltma çabalarına bir kez daha şahit olduk." ifadesini kullandı.

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, sosyal medya şirketlerine ilişkin, "Ülkemizde ticari faaliyetleri bulunmakta ve milyarlarca dolar gelir elde etmektedirler. Sosyal medya şirketlerinin ülkemizde gerçekleştirdikleri faaliyetlerin kurallarını ve sınırlarını o şirketlerin insafına bırakmak ülkemize ve milletimize büyük bir haksızlıktır." değerlendirmesini yaptı.

Sosyal medyada çok sık bir şekilde organize olarak kara propaganda yapıldığını belirten Genel Başkanımız Destici, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçekleştirdiği sınır ötesi harekatlarda yaşadığımız deprem ve sel felaketlerinde maruz kaldığımız terör eylemlerinde, son olarak içinde bulunduğumuz salgınla mücadele sosyal medya üzerinden devletimizi ve milletimizi zaafa düşürmeye yönelik maksatlı yalan haberleri çok sık ve organize bir şekilde gördük." diye konuştu.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, sosyal medya düzenlemesininin önemine değinerek, şunları söyledi:
"Bütün bunlara baktığımız zaman yani burada bir sansürden bir yasaklamadan bir kapatmadan asla ve kata söz edilemez. Bu düzenlemede ne bir sansür ne bir yasaklama ne de bir kapatma yoktur. Burada yapılan hem devlet hem kullanıcı muhatap bulacaktır temsilci vasıtasıyla. Siber suçlarla, fake hesaplarla mücadele esas alınmıştır. Devletin, milletin vergi kaybı ortadan kaldırılması hedeflenmiştir. Verilerin Türkiye'de kalması veri merkezlerinin Türkiye'de olması bu esas alınmıştır. Bu düzenlemede baktığımız zaman buna aslında hayır demek için hiçbir gerekçe yoktur. Ama maalesef muhalefeti her şeye muhalefet ne gelirse gelsin muhalefet anlayışı ile yürüten bazı partilerimiz buna da şiddetle karşı çıkmışlardır."

"BU KARAR KOLAY BİR KARAR DEĞİLDİ"

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif'inin ibadete açılmasına ilişkin Genel Başkanımız Destici, "Danıştaya ve Sayın Cumhurbaşkanımıza da bir kere daha şükranlarımı sunuyorum bu kolay bir karar değildi. Bu dirayet isteyen, cesaret isteyen ve en önemlisi de iman isteyen bir karardır ve bu yerine getirildi. Dolayısıyla bunu asla hiç kimsenin küçümseme hakkı yoktur ya da küçültme hakkı yoktur." diye konuştu.

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Ayasofya-i Kebir Camisi'nde cuma hutbesindeki sözlerine yönelik eleştirilere ilişkin, şunları söyledi:
"Maalesef yine toplumu ayrıştırma kamplaştırma ve ellerinden gelse çatıştıracaklar. Bunların amacının bu olduğunu görüyoruz, Diyanet İşleri Başkanımız görevi sorumluluğu ve makamı gereği elbette hutbede konuşacaktır. Ne konuşmaktadır? Allah'ın ayetlerini söylemektedir, hadis-i şerifleri söylemektedir."

Genel Başkanımız Mustafa Destici sözlerini şöyle sürdürdü:
"Günün anlam ve önemine binaen de daha önce söylenmiş sözleri ya da Ayasofya özelinde olduğu gibi vakıf senedinde irad edilen sözleride dile getirtmiştir ve getirmektedir. Bunun üzerinden bir tefrika oluşturmak vatana, millete ve devlete kötülükten başka bir şey değildir. Herkesi bu kötülükten uzak durmaya davet ediyorum. Sözün sahibi yani Diyanet İşleri Başkanı 'Benim kastım Mustafa Kemal Atatürk değil' diyorsa değildir. Hala 'Hayır senin kastın Mustafa Kemal Atatürk'tür' diye inat edilmesinin sebebi nedir? Çünkü ellerindeki tek koz budur. Başka bir koz yoktur."
Genel Başkanımız Destici, Kurban Bayramı'nda yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede alınan önlemlere vatandaşların duyarlı olmalarını da istedi.

Genel Başkanımızın Basın Toplantısında Yaptığı Açıklamaların Tam metni:

Değerli Basın Mensupları,

Bilindiği gibi, dün, Türkiye Büyük Milet Meclisi Genel Kurulu’nda; “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”bu sabah 07.00 itibari ile kabul edildi.

Daha önce pek çok kez ve ısrarla; konuyu çok önemsediğimizi ve Meclisimizin bir an önce konuyla ilgili adım atması gerektiğini dile getirmiştik. Önemine binaen, kanaatlerimizi, tekrar, aracılığınızla halkımızla paylaşmak istiyorum:

İnternet, hayata dair pek çok şeyi değiştirdiği gibi, kısaca “medya” kelimesiyle ifade etmeye çalıştığımız iletişim araçlarını, iletişimin şeklini, vatandaş - siyaset - devlet ilişkilerini de köklü bir şekilde değiştirip, dönüştürüyor.

Sosyal medya, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla, konvansiyonel medyanın yerini alıyor. Haberler, çoğu zaman, basın yayın kuruluşlarında henüz servise hazırlanırken, sosyal medya aracılığıyla kamuoyu tarafından öğrenilmiş oluyor.

Sosyal medya sayesinde, dünyanın her yerinde, halkla devleti yönetenler arasında yüzyıllardır mevcut bulunan aşılmaz duvarlar artık yok oldu.

Dünya üzerinde ve özellikle Cumhuriyet tarihimizde, sıklıkla rastladığımız, “basını kontrol eden güçlerin siyasete doğrudan müdahil olmaları” gibi problemler, gelişen iletişim teknolojileriyle en alt düzeye indi.

Bu tip avantajlarına rağmen, sosyal medya, zaman zaman çok ciddi problemlere de zemin hazırlayabiliyor.

En önemli sorunun, hatta sorunun kaynağının, sosyal medyanın geleneğinin, etiğinin ve en önemlisi hukukunun henüz bulunmaması olduğunu düşünüyorum. Tüm dünya ülkeleri bu konuda,hızla, kendi konumları, güvenlikleri, kültürleri ve değerleri doğrultusunda tedbirler almaya, adımlar atmaya çalışıyorlar.

Çok uzun süredir, bu konuda “çalışma yapılması”, “probleme hukuk yoluyla bir çözüm bulunması” mecburiyetini dile getirirken, Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin yasayı engelleme ve kamuoyunu yanıltma çalışmalarını da üzüntüyle izledik.

Değerli Basın Mensupları,

Öncelikle, birlikte, bazı tespitleri yapabilmemiz lazım:

Sosyal medya servis sağlayıcıları birer şirkettir.

Ülkemizde, ticari faaliyetleri bulunmakta ve milyarlarca dolar gelir elde etmektedirler.

Sosyal medya şirketlerinin, ülkemizde gerçekleştirdikleri faaliyetlerin kurallarını ve sınırlarını o şirketlerin insafına bırakmak, ülkemize ve milletimize haksızlıktır.

Sosyal medya şirketleri, kuruldukları ve şirket merkezlerinin bulundukları ülkeler başta olmak üzere, tüm dünyada;

  • Kişisel verilerin istihbarat kuruluşlarıylave ticari amaçlarla paylaşıldığı,
  • Toplumların ticari ve siyasi amaçlarla yönlendirilmesi,
  • Yaşanan gelişmelerde, geniş kitlelerin belirsiz odaklar tarafından manipüle edilmesi,
  • Çocuk istismarı, organ ticareti, insan kaçakçılığı ve uyuşturucu gibi suçlarda, suç örgütlerine kontrolsüz iletişim imkanı sağlaması gibi çok sayıda gerekçeyle, yoğun olarak eleştiriliyor, suçlanıyorlar.

Bahsettiğimiz, dünyada ve ülkemizde de sık sık örneklerine rastladığımız bu suçların yanı sıra, sosyal medya, ülkemizde çok sayıda ve farklı problemlerin kaynağı ya da enstrümanı durumunda:

Ülke olarak yaşadığımız her kritik hadisede, her zorlukta, her kriz döneminde, sosyal medya üzerinden, milletimizin, yoğunlaştırılmış ve yıkıcı etkileri olan, organize bir kara propagandaya maruz kaldığına şahit oluyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği sınır ötesi harekatlarda, yaşadığımız, deprem ve sel felaketlerinde, maruz kaldığımız terör eylemlerinde, son olarak içinde bulunduğumuz salgınla mücadelede, sosyal medya üzerinden, devletimizi ve milletimizi zaafa düşürmeye yönelik maksatlı, yalan haberlere maruz kaldık.

Bu konuda maalesef sayısız kötü örneği art arda sıralayabiliriz ve bundan derin bir üzüntü duyuyorum.

İnternet üzerinden yayınlanan organize yalan haberler, kamu güvenliğine ve kişilik haklarına yapılan saldırlar konusunda, Türkiye’nin dünya üzerinde ilk sıralarda yer aldığını, bu konuda yapılan tüm çalışma ve araştırmalarda görüyoruz.

Bu ürpertici istatistiğin en önemli sebeplerinden biri ise şüphesiz, PKK ve FETÖ’nün, ülkemizde gerçekleştirmeye çalıştıkları yıkım ve terör ortamı yaratma gayretlerinde, sosyal medyayı sistematik bir şekilde kullanmalarıdır.

Bunun yanında maalesef, cinayet, dolandırıcılık gibi adli suçlarda bile, sosyal medya servis sağlayıcıları, Türk yargı kurumlarının bilgi taleplerine cevap dahi vermiyorlar.

Değerli Basın Mensupları,

Sosyal medya üzerinden, kamu güvenliğine yönelik organize eylemlerin yanında, Türkiye’de faaliyet gösteren, ülkemizde çok büyük reklam gelirleri elde eden sosyal medya platformlarının, Türkiye’de temsilcilik bile bulundurmaması, mali kayıpların yanında suça ve suçluya erişme noktasında da büyük zaaflara neden oluyordu.

İnternet yayıncılığı ve sosyal medya üzerinden işlenen suçlarla ilgili bir yasal düzenleme yapılmasına acilen ve önemle ihtiyacımız vardı. İlk adımın atılmış olmasından dolayı da memnunuz.

Değerli Arkadaşlar,

Tarihten çıkarılacak en önemli derslerden biri, “ifade özgürlüğü”nün, bir toplumun gelişmesiyle doğrudan ilişkili olduğudur.

“Bilişim yoluyla işlenen suçlarla mücadele” farklı ve önemli bir konu.

Bunun yanında, “sosyal medya mecralarının ticari faaliyetlerinin vergilendirilememesi” ve milyarlarca doların ülkemizden uçup gitmesi, ayrı bir problem olarak karşımızda duruyor.

Bu üç konuyu, yani;

  • İfade özgürlüğü,
  • Suçla mücadele ve
  • Türkiye’de gerçekleşen ticari faaliyetlerin vergilendirilmesini

birbirinden ayırmak, bu ayrımı gözeterek her birine, çağın ve hayatın doğal akışına uygun çözümler bulmak zorundayız.

Bu üç konuyu birbiriyle karıştırıp, sosyal medya gerçeğini ve neden olduğu problemleri görmezden gelmenin, toplum hayatında derin yaralar açacağınıtekrar ve ayrıca ilave etmek istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen, uzun süredir lüzumunu dile getirdiğimiz ve doğal olarak desteklediğimiz teklif, konuya dair yasal bir zemin oluşturmasının yanında, ilgili sosyal medya servis sağlayıcılarına Türkiye’de temsilcilik açma mecburiyeti getirerek, şirketlerin devletle ve kullanıcılarla muhataplık ilişkisi kurmasını sağlamakta rumuzlu- feyk hesaplarla mücadele

siber suçlarla mücadele

vergi ödemleri

temsilci bulundurma

verilerin Türkiyede kalması

Söylenen tüm yalanların ötesindeki gerçek budur.

Türkiye Cumhuriyeti ve hükümeti elbette, problemlerin çözümünde, yabancı şirketlerin değil, vatandaşının yanında olmalı, vatandaşının hukukunu, güvenliğini, onurunu ve istikbalini korumalıdır, koruyacaktır.

Değerli Basın Mensupları,

1 Haziran 2020 tarihi itibariyle “Yeni normal” diye adlandırılan bir sürece geçtik.

Bu tarihten itibaren sosyal hayat üzerindeki kısıtlamaların önemli bir bölümü kaldırıldı.

Umuyor ve diliyoruz ki hastalığa ait rakamların ivmesi azalarak devam eder ve hiç kimsenin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetmediği günlere bir an önce ulaşırız.

Şunu hiçbir şekilde unutmamamız lazım: Normalleşmenin sebebi, maalesef, “insanlığın hastalığı yenmesi” ya da “hastalıkla mücadelede belirgin bir ilerleme gösterilmesi” değil.

Varlığımız devam ettirmemiz için, temel ihtiyaçlarımız karşılamak, üretmek, dolayısıyla çalışmak mecburiyetindeyiz. Normalleşmeye doğru atılan adımlar, bu mecburiyetlerden kaynaklanıyor. Hastalığın seyrindeki iyileşen genel tablo, bir salgın hastalık sürecinde yapılması gerekenlerle ilgili sorumluluklarımızı bize asla unutturmamalı.

Değerli Arkadaşlar,

28 Temmuz 2020 Salı günü yani dün itibariyle,toplamkoronavirüs vaka sayımız 227.982 oldu.

5645 vatandaşımızı salgın sebebiyle kaybettik.

İyiye giden istatistiklere ve diğer ülkelere göre başarıyla yürüttüğümüzmücadeleye rağmen, yaşadığımız felaketin ve kaybımızın büyüklüğünü kabul etme zorundayız.

Bu konuda yaşanacak ihmallerin, ülkemizde bugün için tüm dünyada örnek gösterilen olumlu gidişi, hızla tersine çevirebileceğini akıllardan asla çıkarmamalıyız.

Tüm dünyada olduğu gibi, pandemi, ülkemizde de sosyal hayatı, dolayısıyla ekonomiyi ciddi bir şekilde etkiledi.

Bu zorlukları yine milletçe el ele vererek, dayanışma içinde atlatacağız. Zaten başarılı olmanın başka bir yolu da yok.

Hepimize düşen önemli görevler var. Devlet, bütün kurumlarıyla yaşadığımız zor günlerin yaralarını sarmaya çalışırken, fert fert hepimiz, en yakınlarımızdan başlamak üzere şartlardan olumsuz etkilenenlerin mağduriyetlerini paylaşmalı, millet olarak dayanışma içinde olmalıyız. Yaşama gayemiz olan inançlarımız da milletimize, ülkemize ve gelecek nesillere karşı sorumluluklarımız da bunu gerektiriyor.

Değerli Basın Mensupları,

Pandemi nedeniyle, alışık olmadığımız, alışmak ve tekrar yaşamak istemediğimiz bir dönemi ve şartları yaşıyoruz.

Devletimizin dirayeti, sağlık çalışanlarımız başta olmak üzere kamu görevlilerimizin gayretleri ve halkımızın duyarlılığıyla, geçtiğimiz Ramazan ayı ve Ramazan bayramını, endişelere rağmen, hasta ve ölüm sayısında artışlar olmadan atlattık. Maalesef bayramlara dair alışkanlıklarımız, bugünkü şartlarda, hepimiz, en çok da büyüklerimiz için önemli bir risk taşıyor.

Kurban Bayramı’nın manevi iklimini yaşarken, hastalığa dair uymamız gereken tedbirleri ihmal etmemeli, bilakis kendimiz, ailemiz, yakınlarımız ve sevdiklerimize ve milletimize karşı taşıdığımız sorumlulukların gereği daha da dikkatli olmalıyız.

Bunun yanında inançlarımızın bize emrettiği, mensup olduğumuz topluma ve ihtiyaç sahiplerine dair sıkıntıları paylaşmamızla ilgili yükümlülüklerimizi en çok bu günlerde hatırlamalıyız.

Zor günleri omuz omuza vererek aşacağız.

İmkanı olanların, ihtiyaç sahiplerine el uzatmasının, ibadetlerimiz kadar, kurbanlarımız kadar mensup olduğumuz dinin gereği olduğunu asla unutmamalıyız.

Bu düşüncelere, vatandaşlarımızın ve tüm İslam Aleminin Kurban Bayramı’nı kutluyor, Cenab-ı Allah’tan, sağlık, huzur, birlik ve mutluluk içinde bir araya geldiğimiz aydınlık günlere vesile olmasını diliyorum.


E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN