23.01.2019 13:51

"ENDİŞE VERİCİ BİÇİMDE SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDEKİNE BENZER EGEMENLİK SAVAŞI YAŞANIYOR"

Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, Haftalık Basın Toplantısında yaptığı konuşmada, "Küresel ölçekte yaşanan uluslararası gelişmelerden dolayı duyduğumuz rahatsızlığı ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. "Bildiğiniz gibi bölgemizde, garip ve endişe verici biçimde, “soğuk savaş dönemindekine benzer” bir emperyal güçler arası egemenlik savaşı yaşanıyor." dedi.

Genel Başkanımız geniş katılımla basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Destici, Soğuk savaş döneminde ortak düşmanın komünizm olduğunu hatırlatarak,"Şimdi ise emperyal güçler arası savaşın odağında İslam coğrafyası ve Müslümanlar yer alıyor. Soğuk savaş döneminden farklı olan ise, Emperyalistler, Müslümanı hem kendi elleriyle, hem de Müslüman eliyle katlediyorlar. İşte daha İki gün önce, Afganistan’da Taliban, 100 Müslüman Afgan askerini katletti. Libya’da olanlar ortada. Yemen yangın yerine döndü. Irak’ın durumu ortada, Suriye ortada, Filistin’in durumu ortada, Mısır’ın durumu ortada. Tarihin her dönemine ışık tutmuş, medeniyet beşiği Ortadoğu, Bu kardeş kavgaları, açlık, yıkım ve ölümler ile anılır hale geldi.Halbuki tarihe baktığımızda, bu coğrafya farklılıklardan güç alan büyük medeniyetlerin coğrafyasıdır."diye konuştu.

"BU COĞRAFYA İRFANIN, GÜZELLİKLERİN IŞIK TUTTUĞU İLİM COĞRAFYASIDIR"

"Bu coğrafya irfanın, gelişimin, güzelliklerin tüm dünyaya ışık tuttuğu ilim coğrafyasıdır. Bugün ise, bu coğrafyada kök salmış büyük medeniyetlerin ürünü olan ortak mirasın hunharca katledildiğine yüreğimiz parçalanarak şahit oluyoruz." diyerek konuşmasını sürdüren Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Bugün, binlerce yıldır gücümüz olan farklılıklarımız, son asırda en önemli problemlerimiz haline getirildi. Küresel sömürge odakları, yaptıkları kirli planlarla bu farklılıklarımız ekseninde bizleri ayrıştırarak, Kendilerine en önemli tehdit olarak gördükleri İslam Devletlerinde onarılması zor bir tahribata yol açtı.
Bu tahribatlar sonucu, Ortadoğu, Etnik olarak bölündü. Mezhep olarak bölündü. Fikir olarak bölündü. Ve nihayet coğrafi olarak bölündü. Maalesef bir daha da belini doğrultamadı. İşte geçtiğimiz asırda olduğu gibi, bu dönemde de “böl, parçala ve yönet” taktiği hiç hız kesmeden, aralıksız bir biçimde sürdürülmektedir.
"dedi.

Ortadoğu halkları arasında büyük bir güvensizlik havası oluştuğunu, Devletlerin kendi halkına, müslüman kardeşine dahi sahip çıkmaktan aciz kaldığını ifade eden Destici şunları söyledi:
"Ellerine geçirdikleri ilk fırsatta onu yok etmenin hesabını yapar hale geldiler. Ayrıca ortak aklın yoksunluğu da kanayan bu yarayı daha da derinleştirdi. İşte tam bu noktada Türkiye’nin önemi çok net bir biçimde kendini göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, 700 sene boyunca bu toprakları adalet terazisiyle ve irfanla yönetmiş Devlet-i Aliyye’nin devamıdır.
Bizim değerlerimiz, Ecdad’dan bizlere miras kalmış ve kanımızın son damlasına kadar sahip çıkmamız gereken emanettir. Bu sebeple, Türkiye Cumhuriyeti olarak, Ortadoğu’daki huzurun yeniden sağlanması için elimizden gelenin fazlasını yapmak zorundayız.
Biz, Ortadoğu’nun ortak aklıyız. Biz, Ortadoğu’nun ortak mirasının bekçileriyiz. Biz, bölge halkının geleceğe dair umut ışığıyız. Bu coğrafya üzerinde kirli planları olanlar bunu bildiklerinden dolayı, Ülkemizi içerden ve dışarıdan kuşatmaya, Türkiye’nin haklı mücadelesini manipüle etmeye çalışıyorlar.
Suriye ve Irak’ı neredeyse dizayn ederek, ülkemizi güneyden kuşatmaya, oluşan güvenlik zafiyetlerinden faydalanarak hayata geçirdikleri terör örgütleriyle bizlere parmak sallamaya kalkıyorlar.
Şunu belirtmekte fayda var. 2011’den 2016’ya kadar güney sınırımızdaki meseleleri “yalnızca diplomasi ve diyalog” ile çözmeye çalışmıştık.
Bugün geldiğimiz noktada, bu aşamanın artık geçerliliğini yitirdiği çok açık bir şekilde görülmektedir. Artık mesele, beka ve güvenlik meselesi haline gelmiştir. Çünkü Suriye sahası, onlarca devletin ve terör örgütlerinin cirit attığı gerçek bir kaos alanıdır. Bu kaos içerisinde yarın ülkemize ne gibi zararların ortaya çıkacağını öngörmek ise imkansızdır.
Biz, bu kaosu yok etmeli ve bölgeye yeniden huzurun, barışın ve sukünetin egemen olmasını sağlamalıyız. Artık önce diplomasi, sonra Türk Ordusu değil, Önce Türk Ordusu, sonra diplomasi devreye girmelidir. Bölge ile alakalı bir adım atılacaksa, bu adımı önce Türkiye atmalıdır.
İşte daha önce “Güvenli bölge” formülünden bahsetmiştik. Hatta Suriye topraklarında yaptığımız operasyonlar sonucu, benzer bir yapıyı başarıyla Fırat’ın batısında da uygulamıştık. Ortaya çıkardığımız bu uygulama çok sağlıklı ve sürdürülebilir bir biçimde devam ediyor. Şimdi de aynı şeyi Fırat’ın doğusu için yapmamız gerekiyor.
Fırat’ın batısını özgürleştirdiğimiz gibi, Fırat’ın doğusunu da özgürleştirmemiz gerekiyor.
Başarıyla, maksimum sivil hassasiyetle gerçekleştirdiğimiz harekatlarımızdan edindiğimiz tecrübeleri, Layıkıyla Fırat’ın doğusu için de kullanmamız gerekiyor.
Bu aşamada, ABD’nin bölgeden çekilmesi ve Türkiye’ye bu mücadele bu şekilde destek olması, hayati, zaruri ve insani bir önem taşımaktadır.
Fakat görünen o ki, ABD’nin çekilmeye hiç niyeti yok. Türkiye’yi oyalamak, terör örgütü Pkk/Pyd’nin yerleşmesini ve mevzi kazanmasını amaçlamak amacıyla, Zaman kazanma derdindeler. Bu tespitimizi, Suriye’de birkaç gün arayla gerçekleşen, ABD konvoylarına düzenlenen intihar saldırıları da desteklemektedir. Her ne hikmetse, ABD nerede olmak istiyorsa, Orada terör örgütü Daeş’in bombaları patlayıveriyor.
ABD, hangi emelini uygulamaya sokmak istiyorsa, tam o noktada bir saldırıya uğruyor. Zamanlama manidar. Eylem manidar. Mekan manidar. Altını çizerek söylüyorum. Türkiye üzerinde oyunlar oynamaya çalışan emperyalist zavallılar şunu çok iyi bilsinler ki, Artık biz eski Türkiye değiliz. Türk milletinin bekası ve bölgenin refahı için ödemeyi göze alabileceği bedelleri, Ne terör devleti İsrail ne de kuklası ABD hayal bile edemez. Kalkışacağınız her türlü şer oyununu bozacak, İstikrarsızlık yanlısı amaçlarınızı tersine çevireceğiz. Milyonlarca mazlumun umut ışığı olmaya da Allah’ın izniyle devam edeceğiz. 


ZAMANIMIZ DAR VE VAZİFEMİZ AĞIR
"Zamanımız dar ve vazifemiz çok ağır. Fırat’ın Doğusuna yapılacak operasyon, ivedilikle başlamalıdır. Bu topraklarda son sözü Türkiye Cumhuriyeti söyleyecektir. Değerli basın mensupları; Bölgemizde böylesine önemli bir dış politika gündemiyle boğuşurken, İçeride de 31 Mart Yerel seçimlerine hazırlanıyoruz. Şunu net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Büyük Birlik Partisi’nin, bu süreçte, en mühim gayesi, Milletimizi bir ve bütün halde huzura ve refaha kavuşturmaktır. Bu yüzden, anayasa değişikliği referandumunda ve 24 Haziran seçimlerinde, bu gayeyi sağlamak noktasında, cumhur ittifakı ekseninde, Türk milletinin bekası, güvenliği, huzuru ve refahının yanında yer aldığımız gibi, 31 Mart yerel seçimlerinde de yine aynı düsturla hareket edeceğiz. Tekrar etmekte fayda görüyorum; 31 Mart Yerel Seçimleri, Sadece daha iyi bir belediyecilik hizmeti sunmaktan ibaret değildir. 31 Mart Yerel Seçimleri’nde, Sadece yerel yöneticiler seçilmeyecektir.

Çünkü 31 Mart, Türkiye’nin, maruz bırakılmaya çalışıldığı ekonomik manipülasyonlara, Döviz tehditlerine ve küresel odaklı tüm baskılara en sert şekilde vereceği cevap olacaktır. 31 Mart bir milattır, bir eşiktir. Devletimizin bekası ve bu toprakların tüm değerlerinin korunması adına, Yapılacak önemli bir sınavdır. Bu seçimlerin, Ağırdan alınacak ve ihmale gelecek hiçbir tarafı yoktur. Tarihi bir dönemeçten geçtiğimiz bu zamanda herkes; Anlaşmazlıkları derinleştirmenin, Uzlaşmadan kaçmanın, Ve zıtlıkları teşvik etmenin, Devletimize yapılacak olan en büyük kötülük olduğunu bilmelidir.

Biz, Büyük Birlik Partisi ve Alperenler, Bu ülkenin yerinde saymasına asla izin vermeyeceğiz. Bu ülke için yorulmak nedir bilmeden, Hep daha fazlasını yapmaya hazır olacağız. Bu kutlu davada yanımızda olan, Kalpleri bizimle çarpan, Gece gündüz demeden çalışan herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Davamızın kurucu lideri, Şehit liderimiz, ağabeyimiz, dava arkadaşımız Muhsin Yazıcıoğlu’na ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim, devletimiz ve milletimiz için en hayırlısını nasip etsin. Rabbim birliğimizi daim etsin. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. "
Genel Başkanımız toplantının bitiminde partimize yeni katılan vatandaşlarımıza ve 31 Mart'ta bölgelerinden "aday olanlara" parti rozetlerini taktı.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN