01.07.2020 13:42

GENEL BAŞKANIMIZ GÜNDEME DAİR ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, barolara ilişkin düzenlemeyi değerlendirdi

Genel Başkanımız Mustafa Destici, bazı barolar ve meslek odalarının, uzun yıllar "mesleki standartları yükseltmek" ve "hizmet kalitesini artırmak" yerine günlük politik çekişmelere taraf olduğunu belirtti.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, Genel Merkezde düzenlediği basın toplantısında, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın yeni doğan çocuğu ile ilgili sosyal medya paylaşımlarına tepki gösterdi. Çocuklara karşı işlenen suçlarla ilgili kalıcı çözümler bulunması gerektiğini aktaran Destici, geçen hafta iki çocuk cinayetinin yaşandığını hatırlattı. 

Genel Başkanımız Mustafa Destici şöyle devam etti: "Suçluların yakalanması ve cezalandırılması bile ne üzüntümüzü ve geleceğe dair endişelerimizi azaltıyor ne de kamu vicdanında açılan derin yaralara deva oluyor. Devlet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla çocuklarımızın güvenliğine dair, acilen ve ciddiyetle üzerine düşeni yapmalıdır.

Devletin çocukları koruması gerektiğinin altını çizen Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Caniler el kadar yavrulara hiç acımadan kıyacak. Ancak, sistem o canilere kıyamayacak. Böyle adalet olur mu? Eğer, çocukları, kadınları, doğayı, canlıları koruyamayacaksak, bu gerçekten karanlık bir çağda yaşıyoruz anlamına gelir." ifadelerini kullandı. 

Barolara ilişkin düzenleme konusunda Genel Başkanımız Mustafa Destici, pek çok baro ve meslek odasının uzun yıllar kolay organize olabilen marjinal gruplar tarafından yönetildiğini ve yönetilmeye devam edildiğini belirtti. 

Barolara yönelik yeni düzenleme konusundaki tartışmalara ilişkin ise Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Maalesef, uzun yıllar, bazı barolar ve meslek odaları, asli görevleri olan 'mesleki standartları yükseltmek', 'hizmet kalitesini artırmak' yerine günlük politik çekişmelere taraf oldular. " değerlendirmesini yaptı. Baroların yeniden yapılanmasına dair düzenlemelerin "hukuk eğitimi", "hukuk etiği", "adaletin işleyişi" ve "savunma hakkı" alanlarına taşınmaya çalışılmasının, "konunun esasına yapılmış bir haksızlık olduğunu" ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, şunları kaydetti: "Baroların ve meslek odalarının, bütün üyelerin temsil edildiği, mesleğin, üyelerin ve hizmetin standartlarını yükselten ve hizmet kalitesini artırmayı hedefleyen kuruluşlar haline gelmesini istiyoruz. İlk tercihimiz, 'baro meclisleri' şeklinde yapılanan, sadece kongreleri kazanan listelerdekiler yerine, her kesimden ve bölgeden temsilcilerin yer aldığı bir yapılanmaydı. Taslağı incelediğimizde ise öngördüğümüz ve talep ettiğimiz düzenlemelerin önemli ölçüde karşılandığını görüyoruz. Aksaklıklar elbette olabilir. Ancak hiçbir aksaklığın bugünden daha kötü olamayacağı, gerekli değişikliklerin her zaman yine milletimiz ve onun iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılabileceği kanaatindeyiz."

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sayın Genel Başkanımız Mustafa Destici'nin 01.Temmuz 2020 Çarşamba günü, Genel Merkez Binamızda Düzenlediği Basın Toplantısının Tam Metni:

"Maliye Bakanımız Berat Albayrak ve eşlerinin doğmuş olan evlatlarına hayırlı ve uzun ömürler diliyor, aileyi tebrik ediyorum.
Hepimizin tepki gösterdiği, sosyal medyada yer alan ifadelerle ilgili birkaç cümle etmek istiyorum:
Muhatap olduğumuz anlayış ve üslup bizim nerede ve nasıl duracağımızı da belirliyor.
Bu ahlak dışı, insanlık dışı şahıs ve zihniyetlerle dünyada da ahrette de yan yana olmak istemiyoruz, olmayacağız. ,

Değerli Basın Mensupları,
Üstlendiğimiz görevler gereği, dünyanın, ülkenin ve siyasetin hızla değişen gündemini takip etmeye çalışıyoruz. Millet adına görev yaptığımız yoğun ve yorucu koşuda hiçbir şey bizi “çocuklara karşı işlenen suçlar” kadar yıpratmıyor.

Milletimizin, “çocuklara karşı işlenen suçlar konusunda” üzüntüsüne ve isyanına her seferinde şahit oluyor, sık sık “bu probleme artık çözüm bulun.” çağrılarına muhatap oluyoruz.
Değerli Basın Mensupları,
Geçtiğimiz bir hafta içinde, yine, iki çocuk cinayeti haberiyle sarsıldık.
Öncelikle Kayseri Pınarbaşı ve Giresun Bulancak’ta vefat eden evlatlarımıza rahmet diliyorum. Öncekiler gibi, ikisinin de acısını yüreğimizde hissettik.
Yaşananlar, içinde bunduğumuz topluma ve sosyal hayata dair pek çok şeyi sorgulamamıza sebep oluyor. Suçluların yakalanması ve cezalandırılması bile, ne üzüntümüzü ve geleceğe dair endişelerimizi azaltıyor, ne de kamu vicdanında açılan derin yaralara deva oluyor.
Eğitim, ahlak, güvenlik ve elbette yargı konularında atmamız gereken adımlar var.
Devlet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla, çocuklarımızın güvenliğine dair, acilen ve ciddiyetle üzerine düşeni yapmalıdır.
Öncelikle, telaffuz etmekten bile utanç duyduğumuz “pedofili” ve çocuklara yönelik şiddet suçlarıyla ilgili bir çalışma grubu oluşturulmasının zaruri hale geldiğini düşünüyoruz:
Eğitim, tıp (psikoloji), güvenlik, iletişim ve hukuk alanında uzmanlardan oluşacak bir kurul, devletin konuyla ilgili alması gereken tedbirler ve atması gereken adımlarla ilgili bir yol haritası oluşturmalı, hemen ardından ve acilen ilgili yasal düzenlemeler de yapılmalıdır.
Daha önce de defalarca, konuyla ilgili kanaatlerimizi dile getirdik: Bir suç bir ülkede önlenemiyorsa, yapılması gereken ilk iş, o suçla ilgili cezaların gözden geçirilmesidir.
Unutmamak lazım:
Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren parametreler, o toplumda çocuklara nasıl davranıldığı ve korunduğu konusuyla direkt alakalıdır.

Şimdi;
Caniler el kadar yavrulara hiç acımadan kıyacak... Ama sistem o canilere kıyamayacak!
Böyle adalet olur mu?
Yok öyle bir dünya.
Eğer; çocukları, kadınları, doğayı, canlıları koruyamayacaksak, bu gerçekten karanlık bir çağda yaşıyoruz anlamına gelir.
Unutmayalım:
Vatanı korumak çocukları korumakla başlar!
Merhum Abdurrahim Karakoç Ağabeyim
"Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım, kirli bir mekandayım, iğrenç bir zamandayım." derken çok haklıymış.
Çocuk cinayetleri hakkında bir detay:
Bizler cinayetleri; çocuk, yaşlı,kadın,vs olarak ayırıp ele almıyoruz.
Bize göre tüm cinayetler insanlık suçudur. Tüm dinlerde de, meşru müdafaalar dışında, “öldürmeyecekseniz” emriyle yasaklanmış evrensel bir suçtur.
Fakat korunmaya muhtaç ve kendilerini savunamayan çocukların yaşlıların engellilerin maruz kaldıkları şiddet ve cinayetler en alçak suçtur.
Biz ısrarla; “ucunda ölüm yok ya” motivasyonuyla işlenen bu cinayetlerin kesin failleri hakkında idam istememizin sebebi budur.
Sınırları belli olan ve istismara kapalı bir şekilde devreye sokulmuş idam cezası; insani, vicdani ve hayati bir hukuki uygulamadır.
Değerli Basın Mensupları,
Biliyorsunuz uzunca bir süredir, ülkemizde barolar örneği üzerinden, meslek odalarının çalışma, seçim ve yeniden yapılanmalarını tartışıyoruz.
Bu hafta itibariyle, “Avukatlık Kanun Teklifi” görüşülmek üzere Meclis’e gelmiş bulunuyor.
Değerli Arkadaşlar,
Bu konu ülkemiz için yeni bir tartışma değil.
Maalesef, uzun yıllar, bazı barolar ve meslek odaları, asli görevleri olan “mesleki standartları yükseltmek”, “hizmet kalitesini artırmak” yerine günlük politik çekişmelere taraf oldular.
Baroların da içinde olduğu bazı meslek kuruluşlarının politikayla iç içe olma, sosyal meselelerde, hatta milletin değerlerine dair konularda taraf olma çabaları, kendi görev alanlarıyla ilgili, üyelerine kendilerinden beklenen katkıyı yapamamalarına, o meslek gruplarından hizmet alanlar ve üyelerinin büyük bir çoğunluğu için genel bir memnuniyetsizliğe sebep oldu, olmaya da devam ediyor.
Kabul etmeliyiz ki pek çok baro ve meslek odası uzun yıllar, kolay organize olabilen marjinal gruplar tarafından yönetildi, yönetilmeye devam ediyor.
Bu gruplar, bu kuruluşları kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda kullandılar. Barolar ve meslek kuruluşlarının önemli bir kısmının, temsil ettikleri üyeler ve ileri taşımakla görevli oldukları meslek alanlarıyla ilgileri tek bağları, büyük bir titizlikle tahsil ettikleri aidatlar ve kongreden kongreye yapılan delege hesapları oldu.
Çok kötü ve acı tecrübelerimiz var.

Demokrasinin kesintiye uğradığı ve millet iradesinin vesayet altına alınmaya çalışıldığı dönemlerde bazı baroları, meydanlarda “orduyu göreve çağırırken”, millet iradesine yönelen, müdahaleleri, muhtıraları, darbeleri alkışlarken gördük.
Başörtüsü yasağı üzerinden, toplum, bir bütün olarak, o günün “resmi ideoloji”sine göre “hiza – mesafe”ye sokulmaya çalışılırken, bazı baroları yasakların, haksızlıkların, hukuksuzluğun sözcüsü ve tetikçisi olarak gördük.
Meslektaşlarını korumayla görevli baroların bir kısmının, o günlerde, üyelerini, işsiz ve aç bırakma yarışına girdiklerini milletimiz de biz de unutmadık.
Marjinal grupların ele geçirdiği barolar üzerinden, adalet mekanizmasının en önemli unsularından biri olan “savunma”nın resmi temsilcileri, tarafsızlık bir tarafa, milli meselelerde bile ideolojilere yaslanan, milletle kavga etmeye çalışan bir“taraf” haline getirildi.

Son olarak, hepimizin bildiği gibi, Ankara Barosu, ayetler üzerinden devletin Diyanet İşleri Başkanlığı’na ve inançlarımıza hakaret etme gibi affedilemeyecek bir rezalete imza attı.
Verdiğimiz örneklerin hiçbiri, baroların varlık sebepleriyle bağdaşan fiiller değildir. Bugün feryat edenlerin, seslerini, yönettikleri kurumları mecrasından çıkaran yöneticilere yükseltmelerini tavsiye ediyorum.
Yaşananlar, sadece bir meslek grubunun değil hepimizin problemidir ve artık köklü ve kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini düşünüyoruz.
Baroların yeniden yapılanmasına dair düzenlemelerin, “hukuk eğitimi”, hukuk etiği”, “adaletin işleyişi” ve “savunma hakkı” alanlarına taşınmaya çalışılmasını ise konunun esasına yapılmış bir haksızlık olarak değerlendiriyorum.

Tekraren ifade edelim: Baroların ve meslek odalarının, bütün üyelerin temsil edildiği; temsil ettikleri mesleğe, onun gelişimine katkı yapan; mesleğin, üyelerin ve hizmetin standartlarını yükselten; bunun yanı sıra hizmet kalitesini artırmayı hedefleyen kuruluşlar haline gelmesini istiyoruz.
İlk tercihimiz, “baro meclisleri” şeklinde yapılanan, sadece kongreleri kazanan listelerdekiler yerine, her kesimden ve bölgeden temsilcilerin yer aldığı bir yapılanmaydı. Bununla birlikte, milletten yetki alanların tercihlerine saygı gösteriyor, millet iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyü Milet Meclisi’nin kararının saygıyı hak ettiğini düşünüyoruz.
Taslağı incelediğimizde ise öngördüğümüz ve talep ettiğimiz düzenlemelerin önemli ölçüde karşılandığını görüyoruz.
Delegasyonla ilgili düzenlemeyle, Barolar Birliği’ne, üç büyük şehir olan İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışındaki barolarındaha fazla katkı sağlama imkanı bulacakları kanaatindeyiz.
“Çoklu baro”nun, teklife göre, sadece üç büyük il olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de mümkün olabileceği görülüyor. Teklifle, özelikle üye sayısı 50 bini bulan ve her yıl, üye sayısı pek çok baronun toplam üyesi kadar artan İstanbul başta olmak üzere, bu şehirlerde kurulacak diğer baroların mevcut tıkanıklığa çare olacağı öngörülmüş.
Aksaklıklar elbette olabilir. Ancak hiçbir aksaklığın bugünden daha kötü olamayacağı, gerekli değişikliklerin he zaman yine milletimiz ve onun iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılabileceği kanaatindeyiz."

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN