12.11.2019 19:17

GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ'NİN ALANYA'DA ÜÇ GÜN SÜREN 'EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTISI'NDAKİ KAPANIŞ KONUŞMASI

SAYIN GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ'NİN; PARTİMİZİN, ALANYA'DA ÜÇ GÜN SÜREN 'EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTISI'NDAKİ 'KAPANIŞ KONUŞMASI'NIN TAM METNİ

Değerli Dava Arkadaşlarım, 

Malumunuz… 26 yıl önce “Büyük Birlik Partisi” olarak ismi tescil ettiren, “hilâl” ve “gül” amblemi ile siyaset tarihimizdeki seçkin yerini alan Büyük Birlik Partisi, hem ülkemizin en câri partilerinden birisi, hem de faaliyet gösterdiği bu 26 yıl boyunca tüm seçimlere iştirak etmiş bir siyasi partidir. Partimizin en önemli hususiyetiyse, Cumhuriyet tarihinin “en uzun ömürlü” siyasi partilerinden birisi olmasıdır. 

Büyük Birlik Partisi, siyasi hayatına, “milli ve manevi değerlere bağlı, sivil ve demokrat” kimliğiyle başladı. 

Türkiye’yi uzun yıllar yöneten siyasi partilerin yok olduğu, siyasi yelpazesinin yapısının tümüyle değiştiği, siyasi kimliklerin farklılaştığı, partilerin ve siyasi hareketlerin kimliklerinin köklü değişikliklere uğradığı, hatta rejimin değiştiği ülkemizde, çizgisinde hiçbir kırıklık olmadan, var olmaya devam ediyoruz. 

Bugün itibariyle, gelişen Türkiye ve dünya şartlarına, Anayasa değişikliğiyle oluşan yeni siyasi yapıya uygun; söylem, program, çözüm önerileri, siyaset tarzı geliştirmek ve çok çalışmak mecburiyetindeyiz. 

Büyük Birlik Partisi; konjonktürel avantajlarla ve beklentilerle ortaya çıkan, elde ettiği kısa başarılarla yetinmek zorunda kalan, nihayetinde muhalefette kalınca misyonuna son verip siyasi partiler mezarlığına defnedilmiş siyasi partilerden olmadı hiçbir zaman… 

Devlet yardımı almadan tamamen kendi tabanının ve her seferinde tazelenen dinamik teşkilat yapısı ve mensuplarının gayret ve özverileriyle bu günlere geldi. Bu cümle her ne kadar basit gibi görünse de, sahici siyasette nadir görünen bir vakıa ve realitedir. 

Bizler 26 yıllık ömründe gücünü konjonktürden değil, milletinden ve ülke gerçeklerinden alan bir hareketiz… 

Diğer siyasi partiler gibi gücümüz zamanın şartlarına bağlı değildir… 

Bunun içindir ki, gücümüz ve aziz milletimizin algısındaki muteber yerimiz her türlü olumsuz şartlara rağmen dipdiri durmaktadır. 

Değerli Dava Arkadaşlarım… 

Türkiye Cumhuriyeti dünyanın en güçlü devleti haline gelene kadar, Türk milletinin onurunu, vicdanını ve geleceğini temsil eden Büyük Birlik Partisi kadrolarına olan ihtiyaç sürecektir. 

Büyük Birlik Partisi, sahip olduğu ‘maksimum potansiyeli’ ve ‘temiz ve muteber siyasi parti’ algısı nedeniyle, muârızları ve rakipleri tarafından her zaman, sağlıklı bir şekilde büyümesine ve toplumla kitlevî seviyede buluşmasına engel olacak engellerle ve sorunlarla meşgul edildi zaman zaman… 

İşte tüm bu olumsuz şartlar içinde dahi imkânsız sanılan işleri ve işleyişleri, reel politiğin tüm olumsuz dayatmalarına rağmen başardı. Her türlü tezgâhı, sahnelenen her çeşit oyunu ve en önemlisi kurulan tuzakları, “tuzak kuranların en hayırlısı olan” yüce Allah’ın izni ve yardımıyla bozdu. 

Değerli Arkadaşlarım

Kıymetli Vatandaşlarım 

Ülkemiz siyasi tarihinde çok önemli virajlardan döndük… Yükümüz ağır olmasına rağmen yine selametle dönmemiz gereken bir önemli bir viraja doğru ilerliyoruz. 

Her ne kadar ülkemiz dâhili ve harici güvenlik sorunlarıyla boğuşsa da siyaset ve siyasi rekabet sürmektedir. 

Yeni partilerin kuruluş aşamasında olduğu, muhalefetin yeniden saflarını belirlemeye çalıştığı, siyasi iktidarın yeniden öncekilerden farklı bir gelecek tasavvuru ve yapılanmayla kendi dinamiklerini gözden geçirip revize etme hazırlığını devreye soktuğu bu süreçte; Büyük Birlik Partisi en önemli“köşe başı” ve “kilit taşları”ndan birisi olma özelliğini koruyor. 

Bilhassa yerel seçimlerden sonra elde ettiğimiz başarı siyasi partiler yelpazesi içinde bizi ayrıcalıklı bir konuma taşımıştır. 

(Yerel Seçim Sonuçlarının değerlendirilmesi) 

İl Genel Meclisi oylarını esas alarak, 2009 seçimlerinde aldığımız oy, Büyük Birlik Partisi’nin, kurulduğu günden bugüne aldığı “en yüksek oy oranı” olarak kayıtlarda yer alıyor. 

Rahmetli Şehit Liderimizin vefat haberiyle, Büyük Birlik Partisi mensuplarıyla birlikte tüm Türkiye, olağanüstü şartlarda ve çok duygusal bir ortamda sandığa gitti. O gün itibariyle partimiz, %2.36 oy aldı. 

O günden bugüne, gelişmeleri birlikte yaşadık. Türk siyasetine ve ülkemize yönelik komplolar, partimiz üzerindeki ambargolar, maddi imkansızlıklar ve hepsinden önemlisi Muhsin Yazıcıoğlu’ndan yoksun 10 yıldan sonra, 2019 Mart’ında yapılan seçimlerde, tarihimizin en yüksek ikinci oyunu, %2’lik oy oranını yakaladık. 

Bu dönemi ve geldiğimiz noktada aldığımız oyu, dikkatle ve doğru bir bakış açısıyla değerlendirmek mecburiyetindeyiz. 

Son yerel seçimlerde aldığımız %2’lik oy ne anlama geliyor? 

Biliyorsunuz; Genel Seçimlere birlikte girdiğimiz Cumhur İttifakı’nın kritik durumda olduğu bölgelerde, terör örgütünün uzantısı partinin belediyeleri elinde bulundurduğu ya da kazanma durumunda olduğu seçim çevrelerinde ve büyükşehirlerde, “birlikte seçime girdiğimiz ittifakın kaybetmesine sebep olmama”, “terör örgütünün önünü açmama” ve “kısıtlı imkanlarımızı, neticeye daha yakın olduğumuz yerlere yoğunlaştırma” adına aday göstermedik. Aldığımız oy oranı, oy pusulalarında amblemimizin bulunduğu az sayıdaki yerin, tüm Türkiye seçmenine bölünmesi neticesinde ortaya çıkan rakamdır. 

Bu noktada, siyaset analizi yapan profesyonellerin partimizle ilgili yorumu, “Büyük Birlik Partisi’nin tabiri caizse ceketini assa en az %2 oyunun olduğu” ve “Türkiye’nin tüm seçim çevrelerinde seçime girmesi halinde, mevcut maddi imkanlarıyla bile, aldığı oyun minimum 2,5 - 3 katı oy alacağı” oldu.  

Bence, son seçim sonuçları itibariyle, çalışmaya başlamamız gereken nokta, 4 yıl sonra yapılacak seçimlerde, aldığı oy oranımızı bunun yani son seçimlerde aldığımız %2 oyun en az 2 katına çıkmak olmalıdır. 

Ülkemizde siyasetin alanları ve kuralları, Anayasa değişikliğiyle, neredeyse bütünüyle değişti. Çok kısa özetleyelim: 

Cumhurbaşkanı, halk tarafından, milletvekilleriyle aynı anda seçiliyor. 

Kaybeden cumhurbaşkanı adayı milletvekili olamıyor. 

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların tümü Meclis dışından atanıyor. 

Meclis artık, olması gerektiği gibi, sadece, yasama ve denetleme görevlerini yerine getiriyor. 

Cumhuriyetin ilanından beri, Türk siyasetinin en belirleyici unsurları olan, “güvenoyu”, “kanun tasarısı”, “gensoru” gibi kavramlar tarihe karıştı. Ve artık yeni bir siyaset tarzı, yeni teamüller, yeni gelenekler ve yeni alışkanlıklar oluşuyor. 

Cumhurbaşkanı adayının %50 + 1 alma mecburiyeti, partiler arası ilişkileri tümüyle değiştirdi. İttifakların yasal hale gelmesi ve siyasi mücadelenin mevcut/muhtemel bloklar üzerinden yapılacak olma mecburiyeti, partilerin siyasetteki konumlanmalarını ve söylemlerini tümüyle değiştirdi. 

İdeolojilerin trendlerindeki yükseliş ve düşüşün genel siyasi yapıya etkisi, her seçim öncesi yeniden kurulması mecburi haline gelen dengeler, partilerin etki ve hareket alanlarını bütünüyle değiştirdi. 

Bu, bizim için de yeni bir siyaset tarzı, yeni bir siyaset anlayışı ve yeni bir yapılanma demek. Bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz, buna mecburuz. 

Değerli Dava Arkadaşlarım, 

Hayatta aldığımız radikal kararlar bazen tek düzelikten ve üretmemekten kaynaklanan birçok sorunumuzun çözülmesine neden olur. Bu sebeple bundan sonraki kurumsal yapımızı daha iyiyi taşıyabilmek için radikal kararlar almak ve yeni başlangıçlar yapmak gerekir. 

Önümüzde bir kongre süreci var… Gerek önümüzdeki seçim süreçlerine verimli ve yeni yüzlerle partimizi taşımak gerekse yapısal sorunlarımızı aşmak için kadrolarımızı güçlendirmek zorundayız. 

İçimizde iştiyaklı arkadaşlarımızda olduğu gibi yorgun arkadaşlarımız olabilir. Bu kongre sürecinde en önemli hedefimiz bu istikamette olacak…Genel Merkez, il ilçe yönetimlerimizi tekrar masaya yatıracağız…Bir karne sistemi ortaya koyup ona göre bir yapılanmaya gideceğiz. Bu hareket içerisinde çalışanla çalışmayanın aynı kefede bulunmamasına gayret edeceğiz… 

“Öyle il-ilçe başkanı arkadaşlarımız var ki sokakla caddeyle işi yok. Bana şikâyetler geliyor ismi lazım değil bulundukları mahalde esnafla tanışmıyorlar bile. Düşünsene parti binasının dibindeki esnaf parti yöneticisini tanımıyor. Kardeşim hadi bırak siyasi propagandayı önlerinden geçerken selam da mı vermiyorsunuz?” 

Değerli Dava Arkadaşlarım, 

Kaliteli halkla iç içe, çalışkan, alçakgönüllü, insanlarla daha doğrusu temsil yetenekleri olan insanlarla nasıl başarı elde edildiğini son yerel seçimlerde gördük. 

Biz bu kaliteyi ve temsil yeteneği olan problem çözme yeteneklerine haiz hamasetten uzak işine odaklı kişilerle aramızdaki engelleri ortadan kaldırıp partimize kazandırmanın imkânlarını devreye sokacağız… 

Bunun dışında Alperen Ocaklarından gelen, "kim var? " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, "ben varım! " cevabını veren ve "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip genç ve yetenekli kardeşlerimize de yönetimde yer vereceğiz. 

Kıymetli Kardeşlerim Eğer, 

“Bizler nereden geldiğimizi biliyoruz. “Büyük Birlik” ideali için yapamayacağımız şey yoktur... Bu toprağın tarihine, halkına, bu halkın imanına, kültürüne, kimliğine sahip çıkacağız... “ diyorsak buna uygun hareket edecek şekilde yeniden yapılanmalıyız… 

Eğer, 

“Umudumuz korkularımıza, sevgimiz nefretimize galip gelecek. Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Sabredenlerden olacağız. Lakin asla Zulme boyun eğmeyeceğiz. Bizler Hakkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmaya çalışacağız…” diyorsak bu hedefe uygun olarak yeniden yapılanmalıyız… 

Siyaset çok ama çok pahalı bir uğraş. Her şey az ya da çok değişiyor ama en köklü değişim, siyasi iletişim alanında yaşandı. Bundan, çok değil 10 yıl öncesine kadar, gazeteler, televizyon kanalları, dolayısıyla bunları ellerinde tutan sermaye grupları, siyasetin en etkili belirleyicileriydi.

Artık, kağıda basılan konvansiyonel gazeteler yok. Televizyon kanallarının seçmen tercihleri üzerinde etkileri gün geçtikçe azalıyor, “eğlence aracı” olmaya doğru evrilen televizyon kanalları, sübvanse edilmeden varlıklarını bile sürdürmekte zorlanıyorlar. 

Bugün için internet, dolayısıyla çeşitli formlardaki internet platformları en etkili iletişim aracı haline geldi, geliyor. 

Bu durumun, bizim gibi, çok sınırlı maddi imkanlarla mücadele eden bir siyaset parti için avantaja dönüştürülebileceği kanaatindeyim. Ancak, buna göre yapılanmak, bu şartlara uygun bir mekanizma kurmadan, kendimize bir hareket alanı açamayacağımız ortada. 

Bu konuya muhakkak zaman ve imkan bulmalı, seçim takvimi yaklaştığında, bu alanda da hazırlıklı olmalıyız. 

Parti yöneticilerimizin tümü, adaylık konusunda kararlı olmalı, hiçbir şekilde, hiçbir seçim çevresinde, hiçbir listede boşluk bırakmamalıyız. Bunun yanında, adaylığa hazırlanan her arkadaşımız, aday oldukları görevlerle ilgili temel bilgilere hakim olmalı, bu konuda hazırlıklı ve gayretli olmalı. 

İlk gençlik yılarımızdan itibaren, tüm partilerde, siyasette üst düzeyde görev alan, genel başkan yardımcısı ve milletvekili düzeyindeki parti yöneticilerinin bile bu konudaki eksikliklerini görür, bu durumu şaşkınlıkla karşılardık. 

Belediye meclisiyle, belediye encümenini; kanun tasarısıyla, kanun teklifini aynı şey zanneden, belediye başkanının, belediye meclisinin, il genel meclisinin, il özel idaresinin, bakanlıkların, yetkilerini, sorumluluklarını, görev alanlarını bilmeyen, il hatta genel merkez yöneticilerine rastlardık. 

Bu vasıfsızlığın netice itibariyle, siyaset kurumuna ve ülkemize de zarar verdiğini düşünüyorum Bu duruma hiçbir Büyük Birlik Partili düşmemeli. Önümüzde, seçimsiz geçecek olan dört yılda, seçmenle ilişkilerimizi geliştirirken, parti yöneticilerimiz de hızla bu görevlere hazırlanmalı, hazırlıklı olmalıdır. 

Değerli 

Dostlarım, 

Değerli 

Alperenler, 

Anlayacağınız önümüzdeki dönem yeniden yapılanma dönemi olacaktır. İnsan kaynağı odaklı çalışma ve kurumsal bazı aksaklıklarımızı ortadan kaldırma dönemi olacaktır. 

Sürekli güncellenen bir bilgisayar programı uygulaması misali; bu ülkenin geçmiş ve geleceğini, inancını, atılımlarını, lehinde veya aleyhinde gelişen ya da gelişebilecek çıkar ve riskleri koruyan ve kollayan bir duruşu temsil edeceksek eğer bu çalışmaları devreye sokmaya ve yeniden yapılanmaya mecburuz. 

Bu vesile ile bir kez daha; kuruluşumuzdan bu günlere gelene kadar; vaktini, fikrini, kesesini, enerjisini, emeğini ivazsız ve garazsız bir şekilde bu davaya adamış her bir partilimize buradan şükranlarımı sunuyorum. 

En başta liderimiz şehit Muhsin Başkanımız olmak üzere 29 Ocak 1993’ten bu yana dâr-ı bekâya göçmüş bütün büyüklerimizi ve kardeşlerimizi hayırla ve özlemle yâd ediyor, Allah’tan rahmet diliyoruz. Ruhları şâd mekânları cennet olsun. 

Bu duygu ve düşüncelerimle birlikte; daha ilk yıllarımızdan beri alnı ak, başı dik bir şekilde, geleneksel ideolojilere hapsolmak yerine her türlü mağduriyet alanı için uzlaştırıcı ve ikna edici çözümler üretmeye gayret eden Büyük Birlik Partisi’nin ülke yönetiminde daha etkili olması adına gözümüzü budaktan esirgemeyeceğiz… 

Geçmiş hatalarımızdan ders çıkaracağız aramızdaki ülfeti ve muhabbeti arttırarak kutlu yolumuza devam edeceğiz İnşaAllah…

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN