28.10.2020 16:27

GENEL BAŞKANIMIZDAN EKMEL OLAN DİNİMİZ İSLÂM'A YÖNELİK SAYGISIZLIĞA TEPKİ..

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, "İslam'ı dizayn etme çabalarına girişme, İslam değerlerine ve kutsallarına saldırma hadsizliği ve cüretkarlığında bulunan herkesi bir kere daha lanetliyorum ve herkesi haddini bilmeye, İslam'ın kutsallarına, bizim kutsallarımıza hakaretten uzak durmaya davet ediyorum." ifadesini kullandı.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, partimizin 'Muhsin Yazıcıoğlu Toplantı Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Türk milletinin, tüm İslam aleminin ve yeryüzündeki bütün Müslümanların Mevlit Kandili'ni kutladı. İki cihan serverimiz, Seyyidimiz Hazreti Muhammed'in doğum yıl dönümünün kutlandığı bugünlerde, Fransa'nın İslam dinine ve Hazreti Muhammed'e yönelik hakaretlerine şahit olunduğunu belirten Genel Başkanımız Destici, şunları kaydetti: 

"Bu hakaretlerin ya da ayar vermelerin bizatihi Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından dillendirilmesi de kabul edilebilir bir durum değildir. Buradan başta Fransa Cumhurbaşkanı olmak üzere, bu kervana katılan yani İslam'a ve Müslümanlara hakaret etme, İslam'ı dizayn etme çabalarına girişme, İslam değerlerine ve kutsallarına saldırma hadsizliği ve cüretkarlığında bulunan herkesi bir kere daha lanetliyorum ve herkesi haddini bilmeye, İslam'ın kutsallarına, bizim kutsallarımıza hakaretten uzak durmaya davet ediyorum. Çünkü bunun sonu hiçbirimizin istemediği noktalara gider ve provokasyonlara sebep olur. Bir bakarsınız Müslümanların zaten Avrupa'da istemeyen Neonazi düşüncesine sahip ırkçı-faşist insanların ya da radikal Hristiyanların birbiriyle adeta sokak çatışmaları yaşadığı günlerle karşı karşıya kalıveririz.

"Kimsenin Türkiye Cumhurbaşkanı'na hakaret etme hakkı ve haddi yoktur

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, bu süreçte Avrupa'da bazı ülkelerde Türkiye düşmanlığı ve buna bağlı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik çok ağır hakaretamiz ifadelere ve sözde karikatürlere şahit olunduğuna işaret etti.Bunları da BBP olarak kınadığımızı ve lanetlediğimizi aktaran Genel Başkanımız Destici. "Bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. Bunlar düşünce fikir, yazı, çizi özgürlüğü içerisinde de açıklanamaz. Dünya üzerindeki hiç kimsenin ama hiç kimsenin sıfatı ne olursa olsun mesleği ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı'na hakaret etme hakkı ve haddi yoktur. Bunu yapanlar, elbet bir gün bunun bedelini öderler." diye konuştu.


GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MUSTAFA DESTİCİ'NİN,

28.10.2020 TARİHİNDE 'GENEL MERKEZİMİZDE DÜNEZLEDİĞİ BASIN TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMANIN TAM METNİ:

Değerli Basın Mensupları,

Her yıl, hicri Rebiülevvel ayının on ikinci gecesinde, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in doğduğu geceyi, Mevlit Kandili olarak kutluyoruz.

Tüm dünyada, ama en çok ülkemizde ve milletimiz tarafından kutlanan Mevlit Kandilinin, bu yönüyle, Türk Milleti’nin, İslam ve Peygamber sevgisi ve bağlılığının bir yansıması olduğunu düşünüyorum.

O’na ve O’nun insanlığın geleceğini aydınlatan ışığına ne kadar muhtacız...

İnsanlığın bugün içinde bulunduğu problemlerin çözümüne, dünya üzerindeki tüm mazlumların kurtuluşuna; ancak onun risaletine ve sevgisine sarılarak ulaşabilmemizin mümkün olacağına inancımı dile getirerek; milletimizin ve İslam aleminin Mevlit Kandilini tebrik ediyorum.

Değerli Basın Mensupları,

Milletimizin ve İslam Aleminin, Peygamber Efendimiz’in doğum yıldönümünü kutladığı günlerde, yine Fransa’dan, İslam dinine ve Peygamber Efendimiz’e yöneltilen hakaretlere şahit olduk.

Yüzlerce yıl, Ortadoğu’da, Afrika’da, Asya’da, Müslümanların kaynaklarını, emeklerini, varlıklarını yağmalayanların, “çağdaşlık” adına yaptıkları bu tuhaf demeç ve yayınların, esas itibariyle “soytarılık” dışında bir kelimeyle değerlendirmeye değer olmadığını düşünüyorum.

Ellerinin her hücresinde, Müslümanların, mazlumların, savunmasız insanların kanı var...

Hala, bugün bile, varlıklarını “sömürü”yle, açıkça söyleyelim, “hırsızlık”la devam ettiriyorlar.

Dünyaya, özelikle Müslümanlara, “çağdaşlık” ve “insanlık” dersi vermeye çalışmalarına, bunu da Müslümanların kutsal bildikleri değerlere hakaret ederek gerçekleştirmelerine, bunca iğrençliğe tahammül etmek zorunda değiliz.

Bu durumu zaman zaman yaşıyor, hemen ardından, aslında hiç tasvip etmediğimiz ancak öngörülebilir ve felaketi çağırırcasına hazırlanan provokasyonların sonucu olduğunu düşündüğümüz hadiselerle karşılaşıyoruz.

Bu noktada, üzerinde durmamız gereken iki ayrıntı olduğunu düşünüyorum:

Birincisi, bu sömürü düzenini mümkün kılan en önemi unsurun, Müslümanların yaşadığı ülkelerde, varlıklarını ve konforlarını devam ettirmek için ülkelerinin sömürülmesine izin veren, onlarla işbirliği yapan, o emperyalist devletler tarafından desteklenen yönetimlerin olduğu gerçeğidir.

İkincisi ise, “Aptallık, aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar almayı ummaktır.” sözünü kanıtlarcasına, Müslümanlara, onların kutsal saydıklarına sürekli hakaret edip, arkasından yaşadıkları “haklı ve haksız” tepkilerle başa çıkamayan, hatta anlam veremeyen Batılı “sözde” aydın ve devlet adamlarının halklarına yaşattıklarıdır.

Tekrar, İslam’a ve Peygamber Efendimiz’e, Fransa Devlet Başkanı ve Fransız basını tarafından yöneltilen hakaretamiz ifadeleri kınıyor, konuyla ilgili dünya üzerindeki tüm Müslümanların birlik ve sorumluluk içerisinde, varlıklarına ve inançlarına sahip çıkmalarını diliyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımıza bazı Avrupalı devlet adamı ve siyasiler tarafından yapılan çirkin ithamlar, benzetmeler, karikatürler.

Değerli Basın Mensupları,

Geçtiğimiz hafta, ABD, NATO Büyükelçisi aracılığıyla, Türkiye’nin S-400’lerin testlerini yapması üzerine, sert, haksız ve üstü kapalı tehditlerle dolu bir açıklamada bulundu.

Birkaç cümleyle konuya değinmek istiyorum:

Türkiye NATO üyesidir ve ABD’nin müttefikidir.

Türkiye, düzenli ve kısa periyotlarla, ABD tarafından zorlama bir tezgahla NATO’ya yeniden alınan Yunanistan’ın savaş tehditlerine maruz kalmaktadır

Türkiye, yine, sürekli olarak Ermenistan’ın, Suriye ve Irak’ta konuşlanan terör gruplarının tehdidi altındadır.

Bu açık ve hiçbir tartışmaya mahal bırakmayan şartlar yaşanırken, müttefiklik hukuku gereği, savunma konusunda Türkiye’ye destek olması gereken ABD, Türkiye’nin bir hava savunma sistemine sahip olmaması için müttefikliğin, hukukun ve ahlakın sınırlarını hiçe sayan bir çaba içerisine girmiş görünmektedir.

ABD, bir yandan Türkiye’nin Patriot savunma sistemlerini satın almasını engellerken, diğer yandan sınırlarını açık ve yakın tehditlere karşı korumak için, alternatif savunma sistemlerine yönelmesini, “yaptırım gerekçesi” olarak tanımlayabilmektedir.

Bunu, 35 yılı aşkın süredir Türkiye’de sivillere yönelik terör eylemleri gerçekleştiren, nihai hedefinin “Türkiye topraklarında bir devlet kurmak” olduğunu ifade eden bir terör örgütüne kendi tabirleriyle “Binlerce TIR” silah verdiği süreçte yapmaktadır.

Bu tavrı, Ortadoğu ülkelerine, “İlişkilerini sağlıklı olarak sürdürme şartı” olarak zorla, milyarlarca dolarlık silah sattığı süreçte göstermektedir.

Bizim, neden hava savunma sistemine ihtiyacımız olduğunu, buna sahip olmak için ABD’den izin almak zorunda olmadığımızı mantık çerçevesinde ve kolayca açıkladığımız gibi, ABD de, “müttefik olmanın hukuku gereği” şu sorulara cevap vermelidir:

Türkiye’nin hava savunma sistemine sahip olması, ABD’nin hangi mevcut veya muhtemel planına engel olmaktadır?

Terör örgütlerine silah desteği sağlamak uluslararası hukuka uygun mudur?

Türkiye’de devlet kuruluşlarını ele geçmeye çalışan, darbe teşebbüsünde bulunan, sayısız insanın ölümüne ve mağduriyetine sebep olan bir terör örgütünü koruma gerekçeleri nedir?

Yunanistan’ın yıllardır sahip olduğu S-300 hava savunma sistemleriyle ilgili, yaptırım uygulamak bir yana, tepki bile göstermezken Türkiye’yi hedefe koymasının sebebi nedir?

Ancak bu soruları cevapladıktan sonra, ABD’nin, Türkiye’nin savunmasıyla ilgili eleştirilerde bulunması belki bir anlam taşıyabilir ama -biliyoruz ki- asla haklı ve tutarlı olmayacaktır.

ABD ‘nin büyükelçilik ve konsolosluklarına gönderdiği terör eylemleri olabilir ABD vatandaşları kalabalık yerlerden uzak dursun, açıklamasının akabinde

Mümbiç’ten amanoslara gelen bombalı teröristler eylemlerini gerçekleştiremeden İskenderun’da fevkalade bir istihbarat ve takip sonucu tesbit edildi ve biri kendini patlattı biri de tesirsiz hale getirildiler.

İskenderun’lu vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum

Yaralı polislerimize geçmiş olsun derken, Emniyet teşkilatımızı canı gönülden tebrik ediyorum.

Değerli Basın Mensupları,

Geçtiğimiz günlerde, Kanada yönetimi, insansız hava araçlarında kullandığımız bazı parçaların ülkemize satışına sınırlama getirdi.

Öncelikle, ülkemizde üretilen, başarılarıyla ülkemizin gururu olan, insansız hava aracı üretiminde katkısı olan tüm kişi ve kuruluşlara, şahsım ve camiam adına tebrik ve teşekkürlerimi arz ediyorum.

NATO üyesi ve “sözde” müttefikimiz Kanada’nı tavrını kınıyor, bununla birlikte, Kanada’dan ithal ettiğimiz parçaların daha iyisini üretecek güce ve kapasiteye sahip olduğumuza olan inancımı da ifade etmek istiyorum.

Konuyla ilgili, maalesef ülkemizde bazı kesimlerin, Kanada’nın bu kararı sonrasında sevinç çığlıkları attığına şahit olduk. “Maalesef” diyorum, çünkü bu kişiler, yani, özelde Türkiye’ye karşı, çok önemli bir konuda uygulanan, haksız bir yaptırımdan dolayı mutlu olan; genelde ise sanki bir kuralmış gibi, yaşadığımız her ihtilafta, düşmanlarımızdan; Yunanistan’dan, Ermenistan’dan, Mısır’dan, Suriye’den, Fransa’dan, ASALA’dan, PKK’dan taraf olan; buna rağmen, göreve çağrıldığında şehadete koşan vatan evlatlarıyla aynı ölçüde, kamu imkanlarından faydalanan hainlerin varlığından dolayı utanç duyduğumu, bu çarpılığın düzeltilmesinin ilk ve en öncelikli görevimiz olduğunu, aracılığınızla halkımızla paylaşmak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Milleti’nin önündeki en büyük engelin, bu görünmeyen, gölgelerde saklanan düşmanları olduğuna inanıyorum.


Değerli Basın Mensupları,

Yarın Cumhuriyet Bayramımızı kutlayacağız.

Cumhuriyetimizin 97. yılını, içeride ve dışarıda yaşadığımız ağır şartlar altında kutluyoruz.

Cumhuriyetimizin 96. yılında, 2000 yılın üzerinde bir devlet geleneğine sahip, dünyanın kadim ve en köklü milletlerinden birine mensup olmanın gururunu; Peygamber’in (S.A.V.) müjdesiyle kutsanmış, yüzyıllarca İslam’ın sancaktarlığını yapmış, gittiği her coğrafyaya, adaleti, huzuru, ahlakı, Hakk’ı hakim kılmış bir ecdadın torunları olmanın şükrünü ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Ordu-Millet olmanın şuuruyla, öncelikle, canlarıyla vatanlarına siper olan güvenlik güçlerimiz olmak üzere, milletimizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi, rahmet ve minnetle anıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti, büyük Türk Milleti’nin, dünya üzerindeki son ve yıkılmaz kalesidir.

Devrin “güçlü”lerinin bir araya gelerek, yeryüzünden Türk'ün adını ve varlığını “yok etme” çabalarına karşı, dünyaya baş kaldırarak, yoklukla, fedakârlıkla, imanla, kanla kurduğumuz ve “milletimizin manevi çatısı” olan devletimizin, değerlerimizin etrafında bir ve beraber olduğumuz sürece, vatana, bayrağa, Kur’an’a bağlı tek bir Türk kalana kadar var ve muzaffer olacağına inancımı, tekrar ve samimiyetle dile getirmek istiyorum.

İçeriden ve dışarıdan, maruz kaldığımız sayısız taarruza ve badireye rağmen, bugün, hür ve güçlü bir şekilde ayakta kalmamızın, geleceğe güvenle bakarak var olmamızın sebebi, milletimizin değerleri üzerine inşa ettiği ve aşkla yaşattığı Cumhuriyettir.

Yüz yılı aşkın süredir, küresel emperyalizmin, savaşlarla, komplolarla, temsil ettiklerini iddia ettikleri topluluk ve değerlerden uzak, topraklarının sömürülmelerine aracılık etme dışında hiçbir misyon ve fonksiyonları olmayan kukla yönetimler aracılığıyla bataklığa çevirdiği bölgemizde, bir huzur ve barış adası olarak var olmamızın sebebi Cumhuriyettir.

Dünyanın her yerinde, Müslümanlar zulüm görürken, İslam, düşmanları tarafından tahrif edilip, sömürünün ve yozlaşmanın aracısı yapılmaya çalışılırken, inançlarımızı, doğru, hür ve huzur içinde yaşayabilmemizin, bölgemizde, hatta dünyanın her köşesinde Müslümanlara yardım eli uzatabilmemizin sebebi Cumhuriyettir.

Vatandaşını, mensup olduğu kökene, bölgeye, inanca göre ayırmadan koruyan, hizmet götüren, ona elini uzatan, anayasasında yer alan “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” hükmüyle, hepimizin eşit olarak vatandaşlık haklarından yararlanmamızı sağlayan, Atatürk’ün “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.” cümlesiyle, milletiyle birlikte inşa ettiği Cumhuriyettir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni, “Devlet-i Ebed Müddet’in askerleriyiz.” diyen iman erleri kurdu.

Türkiye Cumhuriyeti, yüzyıllar öncesinden bize seslenen “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın...” cümlesinin anlamının gölgesinde filizlendi.

Türkiye Cumhuriyeti’ni, bir insanın sahip olabileceği her şeyi “Vatan sağ olsun.” cümlesiyle gözünü kırpmadan feda eden iman erleri yaşatıyor.


Türk Milleti, biz imparatorluklar kurup dünyayı yönetmeye başladıktan 1000 yıl sonra bile kabileler halinde yaşayanların, tarihleri 250 yıldan ibaret olanların ve bunların çaldıkları petrolün bekçiliğini yapmak için köleliğe gönüllü olanların mağlup edemeyeceği, terörü metot haline getirenlerin oyunlarıyla, terörle sarsılmayacak kadar büyük bir millettir.

Milletimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun...

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN