26.08.2020 13:14

GENEL BAŞKANIMIZDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR..!

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili Mustafa Destici, genel merkez binamızda Muhsin Yazıcıoğlu Toplantı Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Genel Başkanımız Destici, pandemi süreci, Yunanistan ve Doğu Akdeniz gerilimi, Karadeniz'de Doğalgaz keşfi ve yaşanan afetler başta olmak üzere gündemin öne çıkan başlıkları hakkında önemli açıklamalar yaptı.

''OLUMLU TABLO TERSİNE DÖNMEK ÜZERE''
Koronavirüs Pandemi sürecine dair açıklamalarda bulunan Genel Başkanımız Destici '' Tüm dünya, bugün yaşayan hiç kimsenin daha önce şahit olmadığı olağanüstü bir dönemden geçiyor. Dünya genelinde “tespit edilebilen” Koronavirüs vaka sayısı 24milyona yaklaşırken, yine “tespit edilebilen” ölüm sayısı 820 bin sayısını geçmiş durumda. Küresel salgın, ülkemizde desosyal hayatın bütününü, bütün katmanları ve yönleriyle etkiliyor. Dün itibariyle vefat sayımız 24 olarak gerçekleşti. İlk vakadan bu yana maalesef 6163 vatandaşımız kaybetmiş bulunuyoruz. Öncelikle kaybettiğimiz vatandaşlarımız Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Bu vesileye tekrar, şahsım ve camiamız adına, fedakar sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı arz ediyorum.

Dünya genelindeki tabloyu incelediğimizde, Türkiye, pandemiyle mücadelede en başarılı ülkelerden bir olarak ön plana çıkıyor. Alınan tedbirler; sağlık sistemimizin sağlam alt yapısı; sağlık çalışanları ve güvenlik güçleri başta olmak üzere kamu görevlilerimizin fedakarlıkları ve gayretleri; vatandaşlarımızın duyarlılıklarıyla kısmi bir başarı sağlamış görünüyoruz, ancak tehlike devam ediyor. Bilindiği gibi, 1 Haziran 2020 tarihi itibariyle “Yeni normal” diye adlandırılan bir sürece geçtik. Sosyal hayata dair kısıtlamaların önemli bir bölümü kaldırıldı. Ancak ve maalesef vaka sayımızda belirgin bir yükseliş var. Bu durumun vefat sayımızda da bir artışa sebep olduğunu ve ileride de olacağını da üzüntüyle görüyoruz. Ülkenin hemen her yerinden gelen, vatandaşlarımızın kurallara riayet konusunda ihmalleriyle ilgili haberler, yaşadığımız olumlu tabloyu tersine çevirmek üzere. Bu süreçte vatandaşlarımıza çok önemi sorumlulukla düşüyor. Devletin, Bilim Kurulu'muzun görüşleriyle belirlediği kurallara harfiyen riayet etmeliyiz. Umuyor ve diliyoruz ki hastalığa ait rakamların ivmesi azalarak devam eder ve hiç kimsenin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetmediği günlere bir an önce ulaşırız.'' şeklinde konuştu. 

''TABİATA KARŞI DAVRANIŞLARIMIZIN MUHASEBESİNİ YAPMALIYIZ''
Karadeniz bölgesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklamalarda bulunan Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Destici, ''Giresun’da büyük bir sel felaketi yaşadık.Şu an itibariyle 3’ü asker 8 vatandaşımız vefat etti, 8 vatandaşımız ise kayıp durumda. Öncelikle kaybettiğimiz vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Devletimizin, yaraları sarmak için en üst düzeyde bölgede olduğunu görmekten dolayı memnunuz. Vefat eden vatandaşlarımız geri getirmek elbette artık mümkün değil ama devletimiz, bu büyük yıkımın ardından yerleşim yerlerinin ve vatandaşlarımızın gördüğü zararları hızla gidermelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin buna gücü vardır. Yetkililerin bu konudaki yaklaşımlarını olumlu bulduğumuz ifade ederek, verilen taahhütlerin takipçisi olacağımızı aracılığınızla vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum. Yaşadığımız son felaketin ardından, tabiatla ilişkimizi ve tabiata karşı davranışlarımızın muhasebesini tekrar yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Doğayla savaşmamalıyız. Doğaya, ona zarar vermeden uyum sağlamalıyız. Gerçekte, zaten doğayla savaşamazsınız. Böyle bir savaşta, her halükarda kaybeden, hep insan olacaktır. Kazandığı, kazandığını zannettiği anda dahi kaybeden insan olacaktır. Doğaya uyum göstermek, onu korumak; dünyaya, kendimize ve gelecek nesillere karşı hem görevimiz, hem sorumluluğumuz hem de iyiliğimiz olacaktır. Fert fert, insanların yapamayacağı, gücünün yetmeyeceği konular var. Bu konularda elbette görev devlete düşmektedir. Fertler depreme karşı hazırlıklı olabilirler ama bölgelerin sismik haritaları çıkaramazlar. Fertler ev yaparken belki dere yatağını fark etmelidirler ama mesela yağmur suyu kanallarını hesabını yapıp inşa edemezler, yaşadıkları bölgelerin jeolojik etütlerini yapamazlar. Devlet aynı zamanda bu görevler için vardır. Kamu kaynaklarının aktarıldığı, halkın verdiği yetkiyle ve devlet adına görev yapan belediyeler, şehircilikle ilgili düzenlemeleri yaparken yaşanabilecek bütün olumsuzlukları düşünerek tedbir almalı, hazırlıklarını buna göre yapmalıdır. Giresun'da yaşanan sel felaketi bir kez daha net olarak göstermiştir ki tüm doğal afetlere karşı önlemlerimizi almak, daha titiz ve dikkatli davranmak zorundayız.

''DEPREM BİLİM KURULU KURULMALI'
Özellikle de deprem konusunu asla gündemimizden düşürmemeliyiz. Elazığ ve Malatya depremleri durumun ciddiyetini bize hatırlattı ancak hala gerekli dersleri çıkaramadığımız kanaatindeyim. Bu konuda parti olarak ayrıca çalışmalaryapıyoruz. Ve araştırmalarımız gösteriyor ki, muhtemel "İstanbul Depremi" hakkında almamız gereken çok mesafe var. Depreme hazırlık konusunda maalesef hazırlıklarımız yeterli değil. Hem yetkilileri hem de vatandaşlarımızı, deprem konusunu gündemimize almaya davet ediyorum. Özellikle kentsel dönüşümde acil ve hızlı adımlar atmalı, yapılması gerekenleri bütün detaylarıyla halkımızla paylaşmalıyız. Depreme dönük, eğitim planları, yayın ve programlar hazırlamalıyız. Çok geç olmadan deprem konusunda detaylı çalışmalar yapacak bir kurul oluşturmalıyız. Marmara’da, hazırlıksız yakalandığımız yüksek şiddetteki bir deprem tamiri çok zor yaralar açacaktır. Bu ölçekte bir yıkım, terörle, dış tehdit ve baskılarla mücadele eden ülkemiz içinbaşta güvenlik olmak üzere çok farklı konularda zaaflara yol açabilecektir. Bu nedenle, ciddiyetle, deprem öncesi ve sonrasına dönük planlamalarımızı yapmak zorundayız.
'' ifadelerini kullanarak olası İstanbul Depremi'ne hazırlık yapılması gerektiğine dikkat çekti.

  ''YUNANİSTAN'IN TEZLERİ ULUSLARARASI ANLAŞMALARA AYKIRI''
Yunanistan ile Türkiye arasında yaşanan gerilime dair açıklamalarda da bulunan Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, '' Yunanistan’la yüzyıllar öncesinden miras olarak devraldığımız problemlerimiz var. Anlaşmazlıklarımızın çokluğuna ve derinliğine rağmen, Cumhuriyet tarihimize baktığımızda zaman zaman iyileşen, normalleşen ilişki dönemlerine rastlayabiliyoruz. Yine -objektif davranmaya çalışarak- gerginliklerin, hemen hemen tamamının Yunan tarafından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Yorum yapmadan öncekısa da olsa bir tespite ihtiyacımız var: Ege ve Akdeniz’deki “karasuları” ve “kıta sahanlığı” meselesinde Yunanistan’ın tezleri uluslararası hukuka da, uluslararası antlaşmalara da, adalete de uygun değildir.

· Topraklarının sadece % 18’i adalardan oluşan Yunanistan’ın, karasuları ve kıta sahanlığını sanki bir “adalar devleti”ymiş gibi belirlemeye çalışması ve ilan etmesi hukuksuzluktur.
· Yunanistan’ın Ege’de ve Akdeniz’de insan yaşamayan kayalıkları bile tıpkı bir anakara gibi, karasuları ve kıta sahanlığının ekseni yapmaya çalışması hukuksuzluktur.
· Yunanistan’ın Ege’de ve Akdeniz’de hak iddia ederken Türkiye’nin Ege’de -adalar dışında- sahip olduğu 2805 km ve Akdeniz’deki 1577 km’lik kıyı uzunluğunu yok sayması hukuksuzluktur.
Yunanistan’la problemlerimizden bahsetmiştik: Ege, Akdeniz, adalar, Kıbrıs, Batı Trakya’da yaşayan Türklerin haklarını hemen ve ilk akla gelenler olarak sayabiliriz ancak hiçbirini “yönetilemez” bir problem olarak görmedik, görmüyoruz. Asıl problem, yahut problemleri yönetilemez yapan unsur, Yunanistan’daki yönetim değişikliklerinde dönem dönem karşı karşıya kaldığımız “akıl tutulması yaşayan iktidarlar”dır. Zaman zaman, Yunanistan’ın davranış ve insan kalitesi konusunda öyle tuhaf durumlar yaşıyoruz ki karşımızda bir devlet mi yoksa meczup mu var şaşırıyoruz. Sayısız örnek verebilecek durumda olmamıza rağmen, en son yaşanan hadiselerden bahsedelim: Ege’de yaşanan bir problemden sonra, Yunan askerlerini, silahlı olarak, kendi topraklarına, kendi vatandaşlarının üzerine; İskeçe, Mustafçova, Gökçepınar Köyü’ne gönderip mezar taşlarını kurşunlatması nasıl bir aklın ürünü olabilir? Verilmek istenen mesaj nedir? Yunanistan’ın davranışından “Herhangi bir anlaşmazlık yaşadığımızda canlarını ve mallarını korumakla yükümü olduğumuz kendi vatandaşlarımız olan masum Türkleri öldüreceğiz!” sonucunu mu çıkarmalıyız?

''YUNANİSTAN TÜRKİYE'NİN DEĞİL KENDİ HALKININ GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR''
Bir “devlet” bunu nasıl yapabilir? Bir devlet bu provokasyonu görüntüleyenleri bulmak için nasıl “muhtemel açılar” tahmin ederek, tahmin ettiği evleri ifşa edebilir? Avrupa Birliği, üyesi olan bir devletin bu tip “delilik”lerine nasıl sessiz kalabilir? Bunları sorgulamak zorundayız, sorgulayacağız ve gerekeni yapacağız. Daha önce, Yunanistan Savunma Bakanı’nın, “Türkiye’yle savaşa hazırız.” açıklaması, bunun daha öncesinde Yunanlı bir milletvekilinin Avrupa Parlamentosu’nda Türk Bayrağı’nı yırtması, ondan daha önce başka bir Yunanlı milletvekilinin “İstanbul’u, İzmir’i ve Karadeniz’i geri alacaklarını” iddia etmesi, bu bitmek bilmeyen saçmalıklar ve akılsızlıklar zincirinin farklı halkaları olarak önümüzde duruyor. Yaşananların neticesinde “Yunanistan’ın ne istediği” ya da “ne yapmak istediği” ile ilgili hiç kimsenin tutarlı bir izahının da var olmadığı, var olamayacağı kanaatindeyim. Bu akıl tutulmasının, Türkiye’den çok Yunan halkının problemi olduğu, Türkiye’den ve Türklerden çok Yunanistan’ın ve Yunan halkının güvenliğini tehdit ettiğini düşünüyorum. Haklarımızı ve milletimizi koruyacağız. Devletin varlık sebebi ve ilk görevi zaten budur. Bu meselede, Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili hiçbir endişe taşımadığımızı da ayrıca ilave ederek, şimdilik, bu konuya nokta koymak istiyorum. Son olarak, birkaç cümleyle, Yunanistan’la yaşadığımız gerilimde Fransa’nın tavına değinmek istiyorum:

''AVRUPA GEREKLİ DERSLERİ ÇIKARMALIDIR''
Fransa’nın Nicolas Sarkozy’le başlayan ve bugün Emmanuel Macron’la devam eden liderlik problemi, Fransa’dan taşıp bir Avrupa meselesi haline dönüşmüş durumda. Avrupa’nın en köklü devletlerinden Fransa’nın, sayısız hukuksuzluğu göz ardı ederek, Yunanistan’ın artık “şımarıklık”la izahedilemeyecek saçmalıklarının peşine takılması ve Akdeniz’de oluşabilecek bir çatışma ortamına zemin hazırlaması üzerinde, Fransa halkının ve Avrupa Birliği’nin ciddiyetle düşünmesini tavsiye ediyoruz. Devletlerin kaderinin teslim edildiği siyasetçilerin kalitesinin ne kadar önemli olduğuyla ilgili, Avrupa ülkeleri, 2. Dünya Savaşı’nı ve onun insanlığa yaşattığı yıkımı hatırlamalı ve gerekli dersleri çıkarmalıdır.'' şeklinde konuştu. 

''KÜRESEL EMPERYALİZM KUKLA YÖNETİMLER OLUŞTURMAK İSTİYOR''
Doğu Akdeniz'de yaşanan gerginlikler konusunda da görüşlerini paylaşan Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici '' Maalesef Doğu Akdeniz kıyılarında, 1800’lü yıların sonunda Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin bir benzeri yaşanıyor. Doğu Akdeniz’de var olduğu anlaşılan kaynaklara sahip olmak için, küresel emperyalizm, bu bölgede kaynakları kendi kasasına akıtacak kukla yönetimler oluşturmaya çalışıyor. Ve bu operasyon, öncekilerde olduğu gibi, hiçbir insanlık, ahlak ve vicdan ölçüsü taşımadan gerçekleşiyor. “Arap Baharı” olarak adlandırılan hadiselerden, Libya’da yaşananlara, 15 Temmuz’dan Suriye’deki savaşa, yaşananları, bu gerçeği dikkate almadan değerlendirirsek hiçbir sonuca ulaşamayacağımızı bilmek zorundayız. Türkiye, bu yağma düzeninin içinde, onuruyla, kararlılığıyla, tarihi misyonuyla, bölgede mağdur edilen milyonlarca Müslümanın ve mazlumunyanında yer almalıydı, doğru bir duruş ve tavır göstermiştir. Tekraren ifade edelim: Suriye’de, Akdeniz’de, Ege’de, Libya’da yaşananlardan almamız gereken ilk ders “Eğer güçlü değilseniz haklı olmanızın hiçbir şey ifade etmeyeceği” gerçeğidir. Bu notada başta siyaset kurumu olmak üzere, siyasetçilere ve her vatandaşımıza düşen en önemli görev ülkemize, milletimize katkı yapmak olmalıdır. Bu gayretteyiz, bu istikamette devam edeceğiz.

''RAHATSIZ OLANLAR AY-YILDIZLI BAYRAĞIN GÖLGESİNDE YAŞAMAYI HAKETMİYOR''
Karadeniz'de Türkiye tarafından keşfedilen ve geçtiğimiz günlerde müjde olarak paylaşılan Doğalgaz konusunda da konuşan Genel Başkanımız Destici, "Bilindiği üzere, Cumhurbaşkanlığı tarafından, Karadeniz’de 320 milyar metreküp doğalgaz bulunduğu açıklandı. Türkiye Petrolleri tarafından bulunan doğalgaz rezervi yine milli kuruluşumuz tarafından çıkarılacak. Ülkemizde, kısaca “cari açık” olarak ifade ettiğimiz “dış ticaret farkı”nı oluşturan kalemlerin birinci sırasında enerji yer alıyor. Türkiye’nin doğalgaz keşfi, başka bir açıdan, ekonomimizde, enerji ithalinden kaynaklanan kayıplarımızın azalması anlamına da geliyor. Enerji ve ekonomiyle ilgili teknik değerlendirmeleri yapacak çok zamanımız olacak. Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Türkiye’nin doğal kaynakları bütün olarak milletimizindir. Bu şuurdaki her Türk vatandaşı gibi, milletimiz ve ülkemiz adına duyduğum mutluluğumu paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin bölgesinde daha güçlü bir ekonomiye sahip olmasının, Türkiye sınırlarında yaşayan hiç kimseyi rahatsız etmemesi, rahatsız olanların ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde yaşamaya layık olmadıklarını düşünüyorum.
'' ifadelerini kullandı. 

''AYNI İMAN ve ŞUURLA VARLIĞIMIZI KORUYACAĞIZ''
30 Ağustos ve Malazgirt Zaferi'nin yıldönümü nedeniyle de açıklamalarda bulunan Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Destici '' Bugün Malazgirt Zaferi’nin 949. yıldönümü. Öncelikle atamız Sultan Alparslan’ı saygıyla anıyor, O'na ve silah arkadaşlarına Allah’tan rahmet diliyorum. Türk Milleti, bugün sahip olduğumuz bilgi ve belgelere göre 1000 yıldır, devam eden araştırmalara göre, çok daha uzun zamandır, güçlü bir şekilde Anadolu’da varlığını devam ettiriyor. 26 Ağustos 1071 yılında kazandığımız ve tarihçiler arasında "Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son muharebe" olarak anılan Malazgirt Zaferi’yle ise Anadolu, sonrasında milletimizin yaşadığı sayısız imha ve işgal girişimine rağmen, bize ait olmaya devam etti, sonsuza kadar da milletimizin kalacak. Dünyanın en güzel, en zengin, stratejik olarak en önemli coğrafyasında yaşıyoruz ve 1000 yıldır, bu topraklardaki varlığımızın her gününü, topraklarımıza ve varlığımıza el uzatanlarla mücadele ederek geçirdik, hala o mücadeleye devam ediyoruz. Bugün dahi Anadolu’da ve Avrupa’da, Türk ve Müslüman varlığını; “problem” olarak gören ve 1000 yıldır “Şark Meselesi” olarak adlandıranlara; milletimizin, ordumuzun terhis edildiği, silahlarının elinden alındığı günlerde, yedi düvele karşı bile yenilmediğini hatırlatarak; Anadolu’yu bize vatan yapan, Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a, şehitlerimizi, gazilerimizi, rahmetle minnetle anıyor, milletimizin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin Malazgirt Zaferi’nin 949. yılını kutluyorum. Bu vesileyle çok bilinen bir kıssayı hatırlatmak istiyorum. Sultan Alparslan, 30 bin askeriyle Malazgirt Ovası’na doğru ilerlerken, haberciler tedirgin bir şekilde, “Efendim, 200 bin askerden oluşan Bizans ordusu bize yaklaşıyor.” haberini getirirler. Sultan Alparslan’ın cevabı kısa ve nettir: “Biz de onlara yaklaşıyoruz!” Aynı iman ve şuurla varlığımızı koruyacağımızı ve aynı neticeyi alacağımızı, herkese, tekrar hatırlatıyorum.

''ZAFERLER AYINDA YENİ ZAFERLER DİLİYORUM''
Anadolu topraklarının Türk Milleti’ne vatan olduğu Malazgirt Zaferi’ni kazandığımız tarihin yıldönümünde, 26 Mayıs günü başlayıp, 30 Ağustos 1922 günü zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un 98. yılını, Nizam-ı Alem ve İ’la-yı Kelimetullah davasının şanlı sancaktarı milletimizle duyduğumuz gururla kutlayacağız. 30 Ağustos tarihi, şartlar ne kadar zorlu olursa olsun, imkanlar ne kadar kısıtlı olursa olsun, esir edilemeyeceğimizin, vatanımızı teslim etmeyeceğimizin, Türk Milleti’nin hür ve bağımsız yaşama iradesinin yok edilemeyeceğinin abidevi bir ifadesi olarak, bugün karşı karşıya olduğumuz meselelere, gelecek nesillere ve dünya üzerindeki tüm mazlum milletlere ışık tutuyor. Sultan Alparslan’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, bu toprakları bize vatan yapan, İstiklal Savaşı’mızı kazanarak, ay yıldızlı al bayrağın altında hür ve bağımsız yaşamamızı sağlayan milletimizin kahraman evlatlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. İçinde bulunduğumuz Zaferler Ayı’nın, çembere alınmaya, yok edilmeye çalışılan milletimiz için, yeni ve mutlak zaferlere vesilesi olmasını diliyorum.
'' dedi.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN