04.08.2020 16:20

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ŞİDDETİ ENGELLEMİYOR! KENDİ YASAL DÜZENLEMEMİZİ YAPMALIYIZ!

Fox Tv canlı yayınında İlker Karagöz’ün konuğu olan Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili Mustafa Destici, Koronavirüs, erken seçim, yeni kurulan partiler, dış politika ve İstanbul Sözleşmesi konuları başta olmak üzere gündeme dair açıklamalarda bulundu.

İstanbul Sözleşmesi'nin kadına şiddeti engellemediğine dikkat çeken Genel Başkanımız Mustafa Destici, kendi inanç ve geleneklerimize uygun yasal düzenlemeleri yapmamız gerektiğine dikkat çekti.

Genel Başkanımız Mustafa Destici: İstanbul Sözleşmesi Şiddeti Engellemiyor! Kendi Yasal Düzenlememizi Yapmalıyız!
Koronavirüse yakalanan milletvekilleri gündemine ilişkin sorulan soruya yanıt veren Genel Başkanımız Mustafa Destici milletvekillerine geçmiş olsun dileklerinde bulunarak, kalabalık ortamlarda kurallara uymanın zaman zaman zorlaştığını ve vatandaşların daha hassas olması gerektiğini vurguladı.

''DÜĞÜNLERDE KURALLARA UYULMUYOR''
Özellikle düğün, toplantı gibi bazı organizasyonlara kurallara uyma noktasında hassasiyet gösterilmediğini belirten Genel Başkanımız Destici, " Zaman zaman biz de sorunlar yaşıyoruz. Dalgınlıkla birisi gelip kulağınıza bir şey söylüyor ya da fotoğraf çektirmek istiyor." İfadelerini kullanarak uyarılarda bulundu.

''ERKEN SEÇİM İÇİN BİR GEREKÇE GÖREMİYORUM''
Yeni kurulan partilerin artması konusunda sorulan soruya da yanıt veren Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici "Ben erken seçim ihtimali görmüyorum. Çok olağan üstü şartlar oluşmazsa seçimlerin 2023 yılında yapılacağını düşünüyorum. Erken seçim için bir gerekçe de göremiyorum. Seçimin bu kadar çok konuşulmasını ve yeni partilerin kurulmasını sistemin getirdiği bir sonuç olarak görüyorum. Hatırlarsanız referandum döneminde genelde "Türkiye 2.5 partili bir döneme geçecek" deniyordu. Ben o dönemde de "Bu sistem partileri öldürmeyecek. Aksine partiler bu sistemde daha da güçlü hale gelecek ve kendi varlıklarını büyüyerek devam ettirecekler. Hatta yeni partiler de kurulacak." demiştim. Öyle de oldu.

''SİYASİ PARTİLERE DAĞITILAN HAZİNE YARDIMI 1 MİLYAR TL VE ÇOK YÜKSEK''
Siyasi partilerin ittifaklar noktasında bir araya gelmesini kıymetli bulduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Burada baktığımız zaman ittifaklar yasal hale geldi. Bunu da demokrasimiz açısından bir zenginlik olarak kabul ediyorum. Ancak, tabii ki yeterli değildir. Türkiye, demokrasimiz açısından önce seçim kanununu, akabinde de siyasi partiler yasasını tam demokratik bir hale getirmelidir ve ondan sonra seçime gitmelidir. Barajın '0' olması gerektiğini başından beri savunuyoruz. Diğer taraftan partilere yapılan hazine yardımı, anayasada yazdığı gibi hakça ve yeteri miktarda dağıtılmalıdır. Şuan dağıtılan hazine yardımı çok yüksek düzeyde. Bu kadar iç ve dış borcu olan bir ülkenin siyasi partilerine seçim olan bir yılda 1 milyar TL’nin üzerinde para dağıtacak olması, bunun yanında da her yıl 500 – 600 milyon TL para dağıtacak olmasını anayasaya da aykırı görüyorum, adil de bulmuyorum. Bunun daha düşük seviyelere çekilmesi gerektiğini ve seçime katılmaya hak kazanan tüm partilere adil bir şekilde dağıtılması gerektiğini düşünüyorum. Bu da siyasetin finansmanının şeffaflığı açısından da önemli buluyorum." şeklinde konuştu.

''EN ÖNEMLİ SORUNUMUZ İSTİHDAM, ÇÖZÜMÜ İSE ÜRETİM''
Türkiye’de vatandaşın en önemli gündem maddelerinin ne olduğunun sorulması üzerine yanıt veren Genel Başkanımız Destici; "Bize de şuan en çok gelen talep, iş talepleri. İşsizlikteki artışları zaten görüyoruz. Hükümetin bu konuda aldığı ciddi tedbirler var ama yaşadığımız pandemi süreci bunda çok etkili. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin tamamının yaşadığı bir süreç. Bizim bir istihdam problemimiz var. Bunu da ortadan kaldırmanın en önemli yolu üretimdir. İkincisi, üreticilerimizin problemleri var. Çiftçilerimizin problemleri var. Çiftçilerimize, hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza destekler var ancak buna rağmen bizim hala sorunlarımız var. Bunun başında su problemi var. Burada bir planlama eksikliği de var. Bazı barajlarımızın tamamlanması lazım. Sulama elektriğiyle ilgili ciddi sorunlar var. Maliyetlerin aşağıya çekilmesi lazım. Tarım konusunda da kimyevi değil, organik gübre kullanılmasının önemli olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullanarak tarım ve hayvancılık konusunda teşviklerin oluşturulması gerektiğini savundu. Genel Başkanımız Destici, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Bekir Pakdemirli’yi de gayretli ve başarılı bulduğunu vurguladı.

''TEMELSİZ İDDİALARLA DEVLETE GÜVEN SARSILMAMALI''
Enflasyon rakamlarının gerçeği yanısıtıp yansıtmadığı şeklindeki soru üzerine de konuşan Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, " Bu konuda partilerden gelen eleştiriler var. Onların da bu itirazlarını somut hale getirmeleri lazım. Aksi halde Tüik verilerine güvenmemiz gerekiyor. Sanki devletin açıkladığı tüm rakamlar, bilgiler konusunda yanlışlık varmış gibi bir temelsiz algı oluşturulmasını doğru bulmuyorum. " ifadelerini kullanarak temelsiz iddialarla vatandaşların devlete olan güveninin sarsılmaması gerektiğini savundu.

''LİBYA VE SURİYE BİRBİRİNDEN AYRI DEĞERLENDİRİLEMEZ''

ABD'li bir petrol şirketinin PKK-YPG ile yaptığı petrol anlaşmasına ilişkin sorulan soruya da yanıt veren Genel Başkanımız Mustafa Destici; " Bizim öncelikle bölgede yalnız olduğumuzu bilmemiz lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tam anlamıyla ne batıya ne de Rusya ve Çin’e güvenebilir. Kendi göbeğimizi kendimiz gerekiyordu, kestik. Suriye’nin kuzeyinde Fırat Kalkanı Harekatıyla başlayan süreç, daha sonra Zeytin Dalı Harekatı ve İdlip operasyonu alanlarında gördük. Trump’ın Mazlum Kobani’yi beyaz saray’da ağırlayıp, bütün dünyaya refere ettiğinde zaten biz ABD’nin gerçek niyetini gördük. PKK=YPG’dir. Terörle mücadele noktasında güvenlik güçlerimiz amansız bir mücadele veriyor. Türkiye’den kaçan teröristler, Suriye’nin kuzeyinde YPG kamplarına gidiyor. ABD’nin hedefi ortada; Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti oluşturmak istiyor. Türkiye’nin buna karşı hamleler ortaya koydu ve başarılı da oldu. Özellikle Afrin konusunun üzerinde durarak söylüyorum. Çünkü Türkiye’nin Afrindeki varlığından da rahatsızlar. Türkiye’nin masada da elde ettiği kazanımlar oldu. Ama en son Barış Pınarı Harekatından sonra, özellikle ABD Başkan yardımcısının Türkiye ziyareti, Rusya ile görüşmeler sonrasında onların verdiği terörsüz bölge oluşturma sözleri vardı. Ama bu sözler yerine gelmedi. Biz o zaman da söyledik; Türkiye durmamalıydı. Bir de Libya ile Suriye’yi birbirinden farklı görmemeliyiz. Libya’da attığımız bir adımın yanıtını Rusya İdlip’de verebilir. Bunları da görmezden gelemeyiz. ABD ve Rusya göründüğü gibi müttefikimiz filan değildir. Çıkarlarına ters düştüğü anda size karşı durabilirler." dedi.

''İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ŞİDDETİ ENGELLEMİYOR, KENDİ YASAL DÜZENLEMEMİZİ YAPMALIYIZ''
Son günlerin en fazla konuşulan konusu olan İstanbul Sözleşmesine dair de açıklamalarda bulunan Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Kadına şiddete sonuna kadar karşıyız. Küçük yaşta çocukların kaçırılması, tecavüz edilip öldürülmesi gibi konularda kesinlikle en ağır cezalar verilmeli. Bunlarda ilgili 2 milyon imza topladık. Verilmiş yasa değişikliği tekliflerimiz var. Biz burada samimiyiz. Hiçbir kadının şiddet görmemesi için ne yapılması gerekiyorsa yaparız. Ama bunun için batı kültürüyle, batı inançlarıyla hazırlanmış İstanbul Sözleşmesine ihtiyacımız yok. Biz göçebe bir milletiz.

 Atalarımız, kadını hep yanında tutmamış mı? İstanbul Sözleşmesi şiddeti engellemiyor. Sonuçlarına bakalım. Hem Türkiye’de hem Avrupa’da Sözleşmeden sonra şiddet artmış mı, azalmış mı rakamlara bakalım. Yaptığımız araştırmalar, İstanbul Sözleşmesinden sonra kadına şiddet ve ölümlerin hem Avrupa’da hem de Türkiye’de arttığı yönünde. Çünkü İstanbul Sözleşmesi buna bir çare değil. Bu sözleşme bizim örfümüze, inancımıza aykırı. Sadece biz değil, bazı Avrupa ülkeleri de toplumsal ahlaka aykırı olduğu için karşı. Ben evlilik dışı hayatı özendirecek bir sözleşmeyi asla kabul etmem. Aile yapısı bizim için çok önemlidir. Bir de süresiz nafaka konusu var. Adam bir gün evli kalıyor, ömür boyu nafaka ödemek zorunda kalıyor. Burada çok farklı hadiseler var. 

Kadına karşı şiddetin bu sözleşme ile önlenmediğini görüyoruz. Biz kendi kültürümüze, kendi inancımıza göre zaten bir yasa veya sözleşme yapsak kadına şiddet diye bir şey kalmaz. Bizim peygamberimiz veda hutbesinde ; 'Sizin kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da sizin üzerinde hakları vardır. Onlar size Allah’ın emanetleridir.' Diyor. Toplumumuzdaki kadına şiddet olayları yüreğimizi yakıyor. Mutlaka önlem alınması lazım. Ama bunu biz kendimiz yapmalıyız. Polonya neden ayrılmak istiyor? Çünkü kendi toplum yapısına zarar verdiğini düşünüyor. Milletimiz gerçekten herşeyin en iyisini hak ediyor. Biz siyasetçiler toplumun hem refah seviyesinin yükseltilmesi, kadına şiddetin olmadığı, terörün olmadığı bir ülkeyi inşaa etmeliyiz. Yalnızca Türkiye’nin değil, Arakan’daki mazlumların da umudu biziz, Doğu Türkistan’daki mazlumların da umudu biziz. Filistin’dekinin de, Türkmenelin'dekinin de, Kırımdakinin de en büyük gücü biziz. Bizim en büyük gücümüz de birliğimiz." İfadelerini kullandı.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN