19.07.2019 12:05

KAMU HARCAMALARINI KONTROL ALTINA ALMALIYIZ

Genel Başkanımız Mustafa Destici, Ülkemizin üretimi artırmak zorunda olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulunda 11. Kalkınma Planı'nın ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Genel Başkanımız Mustafa Destici TBMM yapmış olduğu konuşma:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle sizleri şahsım ve Büyük Birlik Partisi camiası adına saygıyla selamlıyorum. Düzce ve çevresindeki sel afetinde zarara uğrayan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Bugün burada çok kapsamlı ve mühim bir konuyu görüşüyoruz. Lakin süre sebebiyle önerilerimizden sadece öncelikli gördüklerimizi ve ancak konu başlıkları şeklinde sizlerle paylaşacağım.

Evet, iç faktörlerden kaynaklanan önemli meselelerimiz var. Ancak dışarıdan maruz kaldığımız ve Türkiye üzerinde bütün şiddetiyle devam ettiğini gördüğümüz operasyonlar devam ederken kendi içimizde yaşanan politik didişmelere iltifat etmedik ve etmeyeceğiz. Suriye ve Irak'taki problemler bizi terör ve mülteciler konusu başta olmak üzere çok sayıda olumsuz etkiye maruz bırakıyor. Aynı bölgede dostane ilişkilerimiz olan İran üzerindeki baskı ve savaş tehdidi yine ekonomik, sosyal ve siyasi olarak bizi olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan'ın aynı merkezlerden cesaret alarak yaptığı provokasyonları da Türkiye'yi yıpratma ve yalnızlaştırma gayretlerinin bir parçası olarak görüyoruz.

Kıymetli milletvekilleri, 15 Temmuz da dâhil olmak üzere, son dönemde yaşadıklarımızı da küresel emperyalizmin Türkiye'de kendi menfaatlerine uygun bir yönetim kurma gayretlerinin aşamaları olarak değerlendiriyoruz. Bu şartlarda seçilmiş hükûmetin diğer alanlarda olduğu gibi ekonomi yönetiminde de iktidarını kaybetmesi için başarısız olması beklentisi içinde olmayı hiçbir şekilde ve hiç kimse için uygun görmeyiz. İmkânlarımız ölçüsünde doğruları ve yanlışları dile getireceğiz, ülkenin iyi yönetilmesi için katkı sunmaya devam edeceğiz, hükûmetin de, siyasi partilerin de konuya bu zaviyeden bakacaklarını ümit ediyorum.

Kıymetli milletvekilleri, üretimi ve istihdamı artırmak zorundayız. Üretim toplumu hâline gelmek, buna göre yapılanmak ve bunu uluslararası rekabete uygun bir kaliteyle yapmak yükümlülüğümüz var. Korkunç bir iş gücü israfı içindeyiz. Lakin, aynı zamanda, işsizlik ve nitelikli iş gücü sıkıntısını da birlikte yaşıyoruz.

Bu bağlamda, üniversitelerimizi reel sektöre ve üretime entegre etmeliyiz, cari açığı doğuran gider kalemlerimiz başta olmak üzere, üniversitelerimizi, üretimi ve üretim kalitemizi artırmaya yönelik bir çalışma programına kodlamalıyız; örneğin, sayısız eczacılık fakültemiz yerli ilaç sanayisinde, bilgisayar bölümlerimiz her alanda ithal ettiğimiz yazılımlarda, mühendislik fakültelerimiz otomotiv, savunma sanayisi alanlarında planlı bir şekilde çalışmaya yönlendirilmelidir. Kimseyi üzmek, rencide etmek istemem. Sadece bünyesinde inşaat ve mimarlık fakültesi olan üniversitelerin binalarının estetik, ergonomi ve inşaat kalitelerine bakınca, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum.

Tarımda ve hayvancılıkta acilen kısa, orta ve uzun vadeli olarak planlanmış üretime geçmeliyiz. Topraklarımızı ve sularımızı korumalı, ürün standartlarını iyileştirmeliyiz.

Sağlıkta tedavi odaklı sağlık politikalarından toplum sağlığını koruma odaklı bir politika oluşturma çalışmalarına ve bu anlamda, geçişe ağırlık vermeliyiz. Örneğin, gıda denetimi, sağlıklı gıda üretimi, sağlıklı çevre, sağlıklı şehirleşme, okullarda ve halkta sporu yaygınlaştırma, kötü alışkanlıklar ve uyuşturucuyla mücadele gibi konularda hızla yeni adımlar atmalıyız; yani, Türk İslam ahlakını toplumumuzda hâkim kılmalıyız.

Kıymetli milletvekilleri, belediyeler de dâhil olmak üzere tüm kamu yatırımlarında planlama aşamasında verimlilik önemli bir kriter olarak belirleyici olmalıdır, hatta devlet özel sektöre de verimlilikle ve planlamayla ilgili yol göstericilik yapmalıdır.

Kamu harcamalarını kontrol altına almak zorundayız. Sadece kamuda kullanılan araçların fayda-maliyet analizine girsek bile günlerce konuşmak zorunda kalırız. Bizler ülkemizin ve milletimizin geleceğine dair umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik ve kaybetmeyeceğiz.

Çünkü biz güçlü bir ülkeyiz, potansiyeli yüksek bir ülkeyiz; güçlü bir devlet geleneği olan, bir yönüyle imparatorluk tecrübesi olan, güçlü, toplumsal değerleri olan büyük bir milletiz. Sadece devlet aklını doğru bir şekilde harekete geçirmeye ihtiyacımız var; Parlamentonun da bu fonksiyonun önemli bir parçası olduğunu ve olması gerektiğini düşünüyoruz.

Bunun yanında, ekonomik gelişmelerin adalet, demokrasi ve insan haklarıyla birlikte yükselmedikçe bir anlam taşımayacağını da son söz olarak ilave ediyorum.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ilk kalkınma planının ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesi temennisiyle, hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN