24.05.2020 09:42

MEMLEKET MASASI TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİDİR

Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Milletin meselelerini özgürce tartıştığı, her şeyi konuşabildiği bir masası 100 yıldır var zaten. Memleket masası TBMM'dir” dedi.

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici Genel Merkez Binamızda düzenlediği basın toplantısında ülke ve dünya gündemini değerlendirdi.


''MUHALEFETİN AMACI ÜZÜM YEMEK DEĞİL BAĞCIYI DÖVMEK''

Koronavirüsle mücadele konusunda değerlendirmelerde bulunan Genel Başkanımız Mustafa Destici ''Bütün dileğimiz ve isteğimiz milletimiz ve insanlığın bu Koronavirüsle mücadeleden başarılı bir şekilde çıkarak, en kısa zamanda en az kayıpla bu sürecin atlatılmasıdır. Bu vesileyle, bütün milletimize bir kez daha sağlıklı, mutlu, huzurlu günler diliyorum. Şu ana kadar maalesef 4 binin üzerinde kaybımız var. Salgına yakalanarak hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Hastanelerde tedavi gören vatandaşlarımıza acil şifalar niyaz ediyorum. Bir kere daha sağlık çalışanlarımıza, Bilim Kurulumuza, Sağlık Bakanımıza ve tüm bakanlık personeline de şükranlarımı sunuyorum. Bu arada içişleri bakanlığı ve polislerimiz başta olmak üzere bu süreçte görev alan tüm memurlarımıza da şükranlarımızı sunuyoruz, başarılı çalışmalar sağlıklı günler diliyoruz. Bu süreci de devletimizin aldığı tedbir ve bilim kurulumuzun tavsiyelerine azami derecede uyarak, güçlü bir tedbir süreciyle az kayıpla atlatacağımıza inanıyorum. Burada tabii ki süreç uzadıkça işleri ve rızıklarıyla ilgili bir takım problemler yaşadığını görüyoruz. Devletimiz elindeki bütün imkanları kullanarak atması gereken adımları ziyadesiyle atmış vaziyette. Şuanda da toplumumuzda elbette problemler var. Bunu da el birliğiyle, milletimiz yardımlaşma ve dayanışma duygusunu en üst düzeye çıkararak katkı sağlıyor. Bu konuda da Müslüman Türk milletine şükranlarımızı sunuyoruz. Bizim zaten en güçlü yanımız birliğimiz, beraberliğimiz ve dayanışma gücümüzdür. Bunu hiç kaybetmedik ve kaybetmeyeceğiz inşallah. Diğer taraftan esnafımız başta olmak üzere küçük ölçekli sanayicilerimiz, üreticilerimiz, tüccarlarımız, çalışırken işlerini kaybeden vatandaşlarımız, işsiz olan vatandaşlarımızın meseleleri yok mu? Elbette var. Bunlarla ilgili de birçok tedbirler alındı ama bazı noktalarda eksik, yetersiz, noksan kaldığını görüyoruz. Bu eksikliklerin giderilmesi noktasında da yine devlet-millet dayanışmasıyla bu problemleri aşabileceğimize inanıyoruz. Büyük Birlik Partisi olarak, başkanlık divanı toplantımızdan sonra ekonomik eksiklik ve noksanlıklarla ilgili hazırladığımız raporun bir kısmını paylaşmıştık. Bayramdan sonra da daha kapsamlı olarak bu raporu kamuoyuyla paylaşacağız. Anlık gördüğümüz sorunları da hem kamuoyuyla paylaşıyoruz, hem de hükümet yetkililerine anında iletiyoruz. Bu konuda birçok önerimizin dikkate alındığını, değerlendirildiğini görüyoruz. Yapıcı ve yol gösterici bir muhalefet anlayışı izlendiğinde bunun hükümet nezdinde bir karşılığının olduğunu görüyoruz. Bazılarının niyeti üzüm yemek değil, kara bir propaganda ve hükümet zora düşsün de nasıl düşerse düşsün, millet bedel ödemiş hiç umurlarında değil. Biz bu siyaset tarzını da reddediyoruz. Sokağa çıkma yasakları, iller arası kısıtlamalar, 20 yaş altı ve 65 yaş için uygulanan önlemler konusunda normalleşmeye yönelik adımlar atıldığını gördük. İnşallah bayramdan sonra artık yavaş yavaş normalleşmeye geçeceğiz. Tabii ki bu eskisi gibi bir hayat değil. Yeni normal şartlarla bir normalleşme... Aşı geliştirilene ve kesin sonuç veren ilaç bulunana kadar, o eski bildiğimiz hayat yok.'' şeklinde konuştu. 

''CUMA VE BAYRAM NAMAZINA MÜSAADE EDİLMELİ''

Bazı ülkelerde normalleşme süreci kapsamında ibadethanelerin açılmasıyla ilgili de konuşan Genel Başkanımız Mustafa Destici ''Biliyorsunuz bazı İslam ve Avrupa ülkelerinde ibadet yerlerinin açılmasına Müsaade edildi. Örneğin, dün Almanya'daki kardeşlerimiz Kadir Gecesi'ni camilerde geçirdi. Biz de parti olarak, vatandaşlarımızın talebi doğrultusunda Ramazan Ayının son Cumasını ve Bayram Namazını belirlenecek camilerde, tüm tedbirler alınarak kısıtlı sayıda sağlıklı olan vatandaşlarımızla birlikte kılınmasına müsaade edilmesini arzu ediyoruz. Bu karşılanabilirse büyük bir memnuniyet duyulacağını ifade etmek istiyorum.'' dedi.

''GENÇLERİMİZİN KÖYE DÖNÜŞÜ SAĞLANMALI''

Tarım ve Hayvancılık konusunda da açıklamalarda bulunan Genel Başkanımız Mustafa Destici '' En önemli alanlardan birisi de tarım ve hayvancılık. Şu anda hasat dönemine doğru gidiyoruz. Taban fiyatlar açıklandı. Lakin, üreticilerimizin yüzünün gülmesi için hem var olan desteklerin artırılması, hem de ihtiyacı zaruri olan yeni desteklerin eklenmesi, belki de en önemlisi üreticinin ürettiği ürünün değerinden alınmasının mutlaka sağlanması gerekiyor. Tarlada 1 TL olan ürün pazarda 3 TL olmamalı. Tüketicinin de değerinde ürüne erişebilmesi sağlanmalıdır. Bazı ürünler tarlada çürüyor ama market ya da pazar asla fiyatını geri çekmiyor. Bu konularda ilgili tedbirlerin alınması lazım. Türkiye bu konuda büyük bir oranda kendi kendine yeten bir ülke. Ama eksikliklerimizi de tamamlamamız gerekiyor. Çünkü artık dışarıdan ürün bulamayacağımız dönemlere giriyoruz. Bunun için tarımın, çiftçinin ve köylünün desteklenmesi lazım. Köylerimizin eğitim, sağlık ve ulaşım gibi altyapı eksikliklerinin giderilmesi lazım ki insanlarımızı köylerde tutabilirim. Bakıyorum, köylerde 100 nüfus var ama okula giden sadece imamın çocuğu. Genç yok. Köylerde sokaklar bomboş. Çünkü yüzde 80'den fazlası 65 yaş. Gençlerimizi köylerde tutabilmeliyiz. Bunun için de altyapının her köyümüze ulaşması gerekiyor.'' ifadeleriyle açıklamalarını sürdürdü.

''TÜRK DÜNYASI BİRLİK OLMAK ZORUNDA''

Açıklamalarına devam eden Genel Başkanımız Mustafa Destici '' 18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü... Yıldönümünde bir kere daha Kırım Sürgünü'nü lanetliyorum. Hayatını kaybeden Kırım Türk'ü kardeşlerime Allah'tan rahmet diliyorum. Kırım'da yaşayan kardeşlerimizin sorunları devam ediyor. 2014'te de Rusya'nın yeni bir Uluslar arası hukuka aykırı işgali oldu ve bu işgal devam ediyor. Bu işgal bitene kadar '' Bu bir işgaldir, bağımsız Kırım'' demeye devam edeceğiz. Bugün de Çerkez, Abhaz vatandaşlarımızın Rusya'dan sürgününün yıldönümü. Orada da yine on binlerce kardeşimiz, soydaşımız, dindaşımız hayatını kaybetti. Yurtlarından oldular. Hem çarlık Rusya'sı döneminde hem de SSCB döneminde Rusya Türk ve Müslüman topraklarını işgal etti ve sömürmeye devam ediyor. Türk topraklarında çıkan enerji kaynaklarını Rusya sömürmeye devam ediyor. Buna karşı bizim Türk Dünyası olarak ortak bir mücadele stratejisi belirlememizin zamanı gelmiştir de geçmektedir. Esaret altındaki Türklerin kurtuluşu için ortak mücadeleye davet ediyoruz.'' ifadeleriyle Türk Dünyası'nın birlikteliğine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

''TÜRK DEVLETSİZ OLMAZ''

Genel Başkanımız Mustafa Destici '' Dün Mustafa Kemal Atatürk'ün gençlere armağan ettiği 19 Mayıs Genç ve Spor Bayramı'nın 101. yıldönümünü kutluyorum. 100. yılında geçtiğimiz yıl hep birlikte Samsun'daydık. Bugün Koronavirüs salgınından dolayı Samsun'a gidemedik ancak milletimiz yüreğindeki coşkuyla kutlamaya devam ediyor. Burada dikkat çekici olan bir şey var. Her milli bayramda Osmanlıyla yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin, ya da bazı Osmanlı yöneticileriyle Mustafa Kemal Atatürk'ü karşı karşıya getirip buradan da bir karşıtlık oluşturmaya çalışan gruplar var. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Osmanlı ya da Türkiye Cumhuriyeti’nden birini sevmek, diğerine düşman olmayı gerektirmez. İkisi de bize ait, ikisi de önemli, ikisi de değerlidir. Bu tartışmayı yürütenlerin bundan ne gibi bir fayda umduklarını da açıkçası merak ediyorum. Kime faydası var? Ülkeye mi? Millete mi? Kime? TBMM, Meclis-i Mebusan'ın ilan ettiği gündemi görüşerek çalışmalarına başlamıştır. Bu anlamda zaten TBMM, Meclis-i Mebusan'ın devamıdır. Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlı'nın devamıdır. Osmanlı da Selçuklu'nun devamıdır. Türk'ün 4000 yıldır tarih sahnesinde olmasının sebebi "Türk'ün devletsiz olmamasıdır." Devlet elimizden kayarsa, içeride ve dışarıda bizi yok etmek için fırsat kollayan sayısız unsur var. Siyasette karşılaşabileceğiniz en ucuz kelime "hain" kelimesidir. Maalesef bu kelimeyi çok hoyratça kullanıyoruz. Hiçbir ilmi değeri olmayan ve buram buram provokasyon kokan bu tartışmaları körükleyenleri kınıyorum ve aziz milletimizi de bu tartışmalardan uzak durmaya davet ediyoruz.'' ifadeleriyle sosyal medya ve televizyonlarda tartışma konusu haline getirilen Osmanlı ile Cumhuriyetin karşı karşı getirilmesini eleştirdi.

''MEMLEKET MASASI TBMM'DİR''

Muhalefetin ''Memleket Masası'' çağrıarıyla ilgili de konuşan Genel Başkanımız Mustafa Destici '' Millet masası çözüme değil, gündem olmaya yönelik bir teklif olarak görüyor ve değerlendiriyorum. Bu yönüyle, yani sadece gündemi işgal edebilmesi niteliğiyle başarılı olduğu söylenebilir: Bakın, konuşuyoruz... Bu tip teklifler; siyasette proje geliştiremeyenlerin, herhangi bir çözüm üretemeyenlerin gündem oluşturmak için açtığı tartışmalardır. Bugün konuşulmayan, konuşulamayan hangi konu, hangi masada dile getirilecek? Gazete sayfalarını geçmişe doğru karıştırdığınızda, tarih boyunca, her dönemde bu tip "sabun köpüğü" binlerce tartışmaya rastlarsınız. Tek ortak özellikleri memlekete ve hiç kimseye, hiçbir faydasının dokunmamış olmasıdır. Bugün için de "Memlekete" herhangi bir faydasının da olduğunu düşünmüyorum. Grubu olan partileri sıralamış; “mevcut ve muhtemel ittifak ortaklarını”, “kendi cephelerinde yer alan partileri” bir masada toplayacaklarmış. Memleket masasında HDP de olacak mı? Ne konuşacağız? Hangi illeri PKK'ya vereceğimizi mi? Özerkliği mi? Resmi dili mi? PKK ve HDP’nin meşruiyetini mi? PKK’ya ABD'nin gönderdiği "binlerce TIR silah"ın akıbetini mi? O silahlarla kimler öldürüldü? Şu anda kime doğrultulmuş durumda? Derdiniz nedir? Diyalog, elbette hepimizin, en çok Büyük Birlik Partisi’nin istediği bir şey. Biz zaten siyasetin medeni ilişkiler ve nezaket korunarak sürdürülmesi kanaati ve gayreti içindeyiz. Herkesle de diyalog içindeyiz. Ancak şu hiç unutulmamalıdır: Diyaloğu mümkün kılan "masa" değildir, üsluptur. O üslubu da şu ana kadar maalesef göremedik. Siyaseti "hırsız" ve "hain" kavramları üzerinden yürütünce diyalog kurmak ya da diyaloğu sürdürmek mümkün olmuyor. Milletin meselelerini özgürce tartıştığı, her şeyi konuşabildiği bir masası 100 yıldır var zaten. Memleket masası TBMM'dir. Siyasetçilere düşen de en çok siyasetin, dolayısıyla millet iradesinin mücessem hali olan Meclis'in, çalışmalarının, mehabetinin, itibarının zedelenmesine mani olmaktır.'' dedi.

''MİLLET İRADESİNİ DEĞERSİZLEŞTİRECEK DAVRANIŞLARDAN KAÇINMALILAR''

Seçim kanunu ve milletvekili transferleriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Genel Başkanımız Mustafa Destici '' Seçim Kanunu üzerindeki tartışmalar, siyasi partilerin; “kanunlardaki hükümleri avantaja çevirme” ve yine “kanunlarda boşluklar bularak ya da oluşturarak müeyyidelerin dışında kalma” çabalarından kaynaklanıyor. Anayasa değişikliğiyle kabul ettiğimiz ve yürürlükte olan seçim sistemin, siyasi partiler üzerindeki sınırlamaları olabildiğince azalttığını ve bu sistemde “temsilde adalet”in Cumhuriyet tarihimiz boyunca en üst düzeyde sağlandığına şahit oluyoruz. Eğer Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Yasası’nda bir değişiklik yapılacaksa, ihtiyaç “Genelde ve yerelde barajların kaldırılması” ile “seçimlere girme hakkı kazanan her siyasi partinin hazine seçim ve yardımından faydalanmasının sağlanması”dır. Milletvekili transferleri ve bunun yöntem olarak kullanılması, hem ülkemizde hem de bütün dünyada siyaseti, parlamentoları itibarsızlaştıran bir yöntem olagelmiştir. Geçmişte bugüne, CHP’nin kurumsal kimliği üzerine en çok zarar veren yanlışlarını hatırlamaya çalışsak, herhalde “Güneş Motel Hadisesi” ve 2018 yılında CHP Genel Başkanı’nın talimatıyla, İP’ye ağlayarak geçen milletvekillerinin görüntüleri ilk sıralarda yer alacaktır. Siyasi partilerimiz, siyaseti, millet iradesini ve parlamentoyu değersizleştirecek davranışlardan kaçınmalıdır. Aslında bu hassasiyetin en faza olması gereken yer de siyasi partilerimizdir. Bu hususta yasal bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.'' sözleriyle değerlendirdi.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN