16.09.2020 15:25

"NE GİDERİZ NE DE BOYUN EĞERİZ!"

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili Mustafa Destici partimizin genel merkezinde Muhsin Yazıcıoğlu Toplantı Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında İdam cezası tartışmaları, Yunanistan-Türkiye gerilimi ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

''EMEKÇİYAN İDAM EDİLMESEYDİ SERBEST KALACAKTI''
İdam tartıimalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici '' Bugün size, ellili yaşlarının üzerinde olanların hatırlayacağı, ancak pek çoğumuzun unuttuğu, derslerle dolu bir hadiseden bahsetmek istiyorum. 7 Ağustos 1982 tarihinde, Ankara Esenboğa Havalimanında menfur bir terör eylemi gerçekleştirildi. 7 Ağustos 1982’de,Esenboğa Havalimanında, bir terörist, yolcu salonunda, check-in bölgesindeki kalabalığın ortasında bir bomba patlattı. İkinci bir terörist de pasaport kontrolünden geçmekte olan yolcuların ve pasaport kontrol memurlarının üzerine hafif makineli tüfekle ateş açtı. Sonrasında terör saldırısını gerçekleştirenler kafeterya bölümüne yöneldiler ve 20 kişiyi rehin aldılar. Saldırı ve çatışma sonucunda 9 kişi hayatını kaybetti, 72 kişi yaralandı. Ölenler arasında üç Türk polis, üç Türk yolcu, bir Türk havaalanı personeli, bir Amerikalı kadın yolcu ve bir Alman mühendis vardı. Saldırıyı 2 Asala üyesi teröristin gerçekleştirdiği anlaşıldı. Saldırganlardan Zohrap Sarkisyan çatışma sırasında öldürüldü, Levon Ekmekçiyan ise canlı olarak yakalandı. Saldırı sonrası ASALA bildiri yayınlayarak eylemi üstlendi ve Türkiye hükümetinin isteklerini yerine getirmemesi durumunda faaliyetlerine devam edeceğini açıkladı. Saldırıda yaralı olarak ele geçirilen ASALA militanı Levon Ekmekçiyan, yargılandı ve 28 Ocak 1983'te idam edildi. Ekmekçiyan, bu katliamın ardından eğer idam edilmeseydi, ülkemizdeki yasalar ve sonrasında yapılan infaz düzenlemeleriyle, 1990’lı yılların başlarında serbest kalacaktı. Terör bugün dahi ülkemizin en önemli problemi ve gündem maddesi. Hala terör eylemleri devam ediyor. Şehir merkezlerinde patlatılan bombaların, çocuklara, bebeklere yönelik cinayetlerin failleri dahil, sayısız caniyi yıllarca besliyor, sonrasında ellerini kollarını sallayarak gitmelerine izin veriyoruz. Bu konuyla ilgili, bugüne dek, sayısız girişimimiz oldu. Belirli suçlarda, idamın geri gelmesi ve yine belirli suçlarda hükümlülerin hiçbir şekilde serbest kalmamalarıyla ilgili gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını, camiamızın ve halkımızın talepleri olarak, aracılığınızla, siyasi partilerimiz ve kamuoyuyla tekrar paylaşmak istiyorum.'' ifadelerini kullanarak bazı suçlar için idam cezasının geri getirilmesi gerektiğini savundu.

  '' NE GİTMEYE NE DE BOYUN EĞMEYE NİYETİMİZ VAR''
Türkiye'nin içeriden ve dışarıdan hedef alındığına dikkat çeken Genel Başkanımız Mustafa Destici ''Geçtiğimiz hafta 12 Eylül Darbesi’nin 40 yılıydı. Hep birlikte, darbeleri ve darbecileri lanetledik; darbelerin ülkemize ve milletimize kaybettirdikleri ile ilgili değerlendirmeler yaptık; 12 Eylül’ün ve tüm darbelerin mağdurlarını andık. 12 Eylül 2020 günü, ilginç bir şekilde, sosyal medyada, kalabalık bir topluluğun, “devrimci” sıfatını kullanarak, Levon Ekmekçiyan’ı andıklarını, fotoğraflarını paylaştıklarını ve övgüler düzdüklerini gördük. Biraz geriye gittiğimizde, aynı kişilerin HDP, çok az sayıda da CHP taraftarı paylaşımlar yaptıklarına şahit olduk. Yani bir çağın geçiş notasındayız. Bulunduğumuz jeopolitiğin ve milletimizin tarihi seyrinin sonucu, saldırılara, husumetlere, tehditlere, yaptırımlara maruz kalıyoruz. Bugün itibariyle, Yunanistan’la, ABD’yle, Fransa’yla, Almanya’yla yoğun diplomatik problemler yaşıyoruz. “Haksız” ve “hukuksuz” da olsa, problem yaşadıklarımızın menfaatlerinin takipçisi olduklarını anlayabiliyoruz. Hepsiyle baş edeceğiz. Hepsiyle mücadele etmeye gücümüz de kudretimiz de var. Zaten bin yıldır mücadele ediyoruz. Bin yıldır buradayız. Bin yıldır ayaktayız. Ne buradan gitmeye ne de boyun eğmeye niyetimiz var. Muhataplarımızı anlamakla birlikte içimizdeki hainlerin halet-i ruhiyelerini anlıyoruz. Esenboğa Havalimanında, bomba patlatan, sivillerin üzerine otomatik silahla ateş açan, sonrasında salya sümük af dilenen teröristleri bile kahraman ilan eden bu hastalıklı yapıyla, maalesef, hayatın her alanında, hatta siyasette ve Cumhuriyeti kuran yüce Meclis’te bile karşı karşıya geliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan ve devletimizin tüm hizmetlerinden, askere gidip şehit olan evlatlarımızla aynı düzeyde faydalanan bu topluluk, başka ülkelerle yaşadığımız her ihtilafta, karşı karşıya olduğumuz tarafı destekliyor, düşmanlarımız için “doğal lobicilik alanı” işlevi görüyorlar. Bu anekdotu ve yaşadığımız bu derin çelişkiyi paylaştıktan sonra, yargı kurumlarımıza, “suçu ve suçluyu övme”ye dair yasa başta olmak üzere, yasaların gereğini getirmelerini önemle hatırlatıyorum.'' ifadelerini kullandı.

''PROBLEMİMİZ TÜRK HALKIYLA DEĞİL ERDOĞAN'LA DERKEN MURADINIZ NEDİR?''
Doğu Akdeniz ve Yunanistan ile yaşanan gerilim konusunda Türkiye'ye açıklamalar yapan Fransa'yı da hedef alan Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Destici ''Asala eylemlerinde, 31’i Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı mensubu diplomatlarımız ve yakınları olmak üzere 58 vatandaşımız şehit oldu. Toplam 77 kişi hayatını kaybetti. Şehit diplomatlarımızı, vatandaşlarımızı ve diğer terör kurbanlarını, bu vesileyle tekrar, rahmetle anıyorum. O günlerde, bu saldırılar esnasında, başını yine Fransa’nın çektiği Avrupa ülkeleri, yaşananların, adice, alçakça cinayetler olduğunu görmezden gelip, konuyu, sanki bir entelektüel tartışmaymış gibi sunmaya çalıştılar. Esasen, gerçekleşen terör eylemlerinden aşağıda kalır hiçbir yanı olmayan bu alçaklık, 15 Temmuz 1983 tarihinde, Türk Hava Yolları’nın, Paris Orly Havalimanındaki bürosuna gerçekleştirilen bombalı saldırıya kadar devam etti. O saldırıda, ikisi Türk, dördü Fransız, biri Amerikalı, biri İsveçli 8 kişi öldü, 28’i Türk 55 kişi yaralandı. Bomba kendilerini de vurana kadar; cinayete “cinayet”, katile “katil”, teröre “terör” diyemediler ve teröristleri muhafaza etmeye devam ettiler. Aynı Fransa bugün, “Problemimiz Türk halkıyla değil, Erdoğan’la.” diyor ve malum işbirlikçilere dayanışma sinyali gönderiyor.
Soruyorum:
Orly Katliamı’nın olduğu güne kadar, başta diplomatlarımız olmak üzere, vatandaşlarımızı hedef alan cinayetleri desteklerken probleminiz kimleydi? ASALA’ya, PKK’ya destek olurken probleminiz kimleydi? Fransa Ege’nin neresindedir? Fransa Doğu Akdeniz’in neresindedir? Daha geriye gidelim; “Antep’i işgal ederken probleminiz kimleydi?” Başka coğrafyalara bakalım; Afrika’yı kana boyarken, kaynaklarını yağmalarken, adım attığınız her yeri, açlığa, yokluğa, hastalıklara, ölümlere, savaşlara mahkum ederken, Afrika’da insanlık tarihinin en korkunç suçlarına imza artarken probleminiz kimleydi? “Problemimiz Türk halkıyla değil, Erdoğan’la.” derken, muradınız nedir? Belirleyin veya tayin edin birini, onu devlet başkan seçelim? Bu mudur? Bu polemik, saçma ve komik olmasının yanında, aslında Fransa açısından başka ve daha derin bir probleme de işaret ediyor. Bugün Fransa’nın izlediği politikalar; yakın geçmişte, François Mitterrand ve Jacques Chirac’tan sonra; özellikle Sarkozy ve Macron dönemlerinin; Fransa için siyasetin, siyasetçinin, devlet anlayışının yerlerde sürünen kalitesi konusunda endişe verici bir görüntü sergilemektedir. Fransız halkı adına üzgün olduğumu burada, ayrıca ifade etmek istiyorum.
'' şeklinde konuştu.

''YUNANİSTAN SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞINA DEVAM EDİYOR''
Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan gerilim ile ilgili de konuşan Genel Başkanımız Destici ''Bugün, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin adından, düzmece mahkemelerde idama mahkum edilen Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın, yarın da Başbakanlarımızdan Adnan Menderes’in şehit edilmelerinin 59. yıldönümü. Aynı felaketleri ve acıları milletimizin bir daha yaşaması dileğiyle, her birini saygıyla, rahmetle yad ediyorum. Ayrıca, kardeş Libya halkının bağımsızlık sembollerinden, Ömer Muhtar’ı, şehadetinin 89 yılında, saygıyla ve rahmetle anıyorum. Oruç Reis Türkiye ile Yunanistan arasında NATO nezdinde başlayan müzakereler çerçevesinde Antalya Limanı’na geri döndü. Gerekçe; bakım bunun yanında iyi niyet ve Müzakere sürecine katkı olarak açıklandı Yunanistan bu olayı aktif diplomasinin zaferi olarak değerlendirirken, aynı gün Türkiye'ye ait Karaada başta olmak üzere bazı ada ve adacıklara asker ve mühimmat yığmaya devam etti Yunanistan Cumhurbaşkanı İhtilaflı ve Türkiyeye ait adalara ziyaret düzenleyip savaş çığırtkanlığına devam ediyor.

''TÜRKİYE'NİN YAPMASI GEREKEN...''
Türkiye'nin de Yunanistan'a karşı taleplerde bulunması gerektiğine işaret eden Genel Başkanımız Mustafa Destici '' Yapılması gereken şu: Türkiye ivedilikle ve behemehal Yunan Cumhurbaşkanının veya başka üst düzey yetkilinin ihtilaflı veya bize ait olan adaları Yunan ziyaretine izin vermeme yönünde adım atmalı... Türkiye’nin hakkı olan Yunanistan’ın gasp ettiği ve etmeye çalıştığı 150 küsur kayalık ve adacıklar mevcut bunlar burnumuzun dibinde... Bu adalar, Lozan’ın 16. maddesine göre işlem görmek zorunda olan adalardır. Yoksa En hafifiyle; dün “Akdeniz sorununu ben çözeceğim” diyerek topa gireceği mesajını veren GKRY’ni onore eden hamleler yapan Trump’ın Türkiye’yi refüze edici beyanlarıyla yüz yüze kalabiliriz. Yani Önceki Trump kepazeliklerine dönebilir işler... Ağır risk ve tehlikelere gelince... Saha da tam haliyle egemenlik haklarımızı sağlama almadan masaya oturursak ciddi sıkıntılar çekeriz diye düşüyoruz. Zaten en son ABD ve Rusya ile Fıratın doğusu müzakerelerinde Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olduk... Eğer Afrin de olduğu gibi Fıratın doğusuna tel Rifat ve Menbiçi alarak girip sahada tam hakimiyet sağlayıp masaya otursaydık bugün tel Abyad ile resulayn arasına sıkışmaz, güney sınırlarımızın tamamını güvenli hale getirirdik. Afrin sonrası hızımız motivasyonumuz ve bu hamleler yapabilecek imkanımız vardı . İnanın Bu deneyimlerden ve sonuçlardan ders çıkarmazsak Akdeniz havzasında rüsva oluruz... Müzakere karşıtı değiliz lakin Türkiye bu konuda aynı deliklerden aynı yılanlara bu müzakere süreçleri yüzünden çok sokuldu! Önce saha... Önce alan hakimiyeti konusunda somut kazanımlar elde etmemiz gerekiyor. Ha; Sonra masaya masa, müzakereyse müzakere sürecine elimiz çok güçlü gideriz!

''YUNANİSTAN İLE MÜZAKERE SÜRECİ İŞLETMEMELİYİZ''
Bizce şu aşamada Yunanistan ile müzakere süreci işletmemeliyiz. Konumun uzmanı isimlerin dediği gibi Yunanistan ile Doğu Akdeniz'de müzakere edeceğimiz bir konu yok. Yunanistan ile müzakere edersek; Türkiye ile Libya arasında imzalanan MEB Anlaşması ortadan kalkar. Doğu Akdeniz politikamız, Allah korusun Libya politikamız çöker Bu nedenlerden ötürü her şeyden önce BMGK'ni acilen toplantıya çağırmamız gerek. Fransa'nın provokasyonlarını ve GKRY'nin silahsızlanmasının kaldırılmasını kanıt olarak göstererek, Fransa'dan ve ABD'den şikayetçi olmalıyız. diplomatik notalar sürecine biran önce start vermeliyiz. diplomasiyle saha çalışması birlikte yürütmemiz elbette doğru olan bir strateji... Ama önceliğimiz ve kırmızı çizgilerimiz üsteki kaygı ve önerilerimizde vurgulamaya çalıştığımız hususlar olmalıdır.
Karşımızda *AB, Arap Ligi, güvenilir olmayan sözde müttefik ABD ve sinsi Rusya * gibi ülkeler var... Bu sofrada sahada mesafe almadan ve kararlılığımızı reel bir karşılık olarak alan hakimiyetleriyle taçlandırmadın masabaşı müzakere sürecini yürütemeyiz!''
dedi.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN