09.01.2019 16:15

PKK KÜRT KARDEŞLERİMİZİNDE DÜŞMANIDIR.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Yıllardır ABD, Batı, emperyalistler, Siyonistler, bir Türk-Kürt savaşı çıkarmaya çalışıyorlar. Elhamdülillah bugüne kadar bunu başaramadılar ve bugün tekrar bunu dillendiriyorlar." dedi.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Yıllardır ABD, Batı, emperyalistler, Siyonistler, bir Türk-Kürt savaşı çıkarmaya çalışıyorlar. Elhamdülillah bugüne kadar bunu başaramadılar ve bugün tekrar bunu dillendiriyorlar." dedi.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında ülke ve dünya gündemini değerlendirdi.

BİZDE ÖĞRETMEN KUTSALDIR.

Bugün müsaadenizle konuşmama, Üniversitedeki odasında,

Öğrencisi tarafından katledilen kıymetli akademisyenimiz Ceren Damar’a Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabırlar dileyerek başlamak istiyorum.

Bu yürek yakan hadise bize bir kez daha göstermiştir ki, şiddetin, nefretin; yeri, yurdu ve okulu yoktur. Bu menfur dürtüler, her yerde kendilerini gösterebilir. Çünkü aslında onlar, az gelişmiş bireylerin zihinlerinde kendilerine yer bulmuşlardır.

Onların eylemlerinde ise şiddet, iletişim kurmaktan acizlerin, korkakların, kendilerini en ilkel yoldan ifade etme biçimi haline gelir.

Şiddetin ve nefretin her türlüsü zehirlidir, suçtur ve lanetlenmiştir.

Fakat geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bu suçun bir bilim yuvasında, sadece işini yapmaya çalışan, gencecik, pırlanta gibi bir akademisyene karşı işlenmiş olması ayrıca önem taşımaktadır.

Çünkü bizde öğretmen kutsaldır. Öğretilecek bilgiyi üretmeyse maneviyatta çok güçlü bir anlamı içerisinde barındırır. Bir akademisyenin canına kastetmek, toplumun geleceğini karartmak demektir. Bir insan öldürmek ise bütün bir insanlığı katletmekle aynı anlama gelir.

Bu hassasiyet, bizlerin inancında ve geleneklerinde de son derece dikkatle üzerinde durulan konuların başında gelmektedir.

Bu nedenle değerlerimizi, Batı’nın dezenformasyonundan ve stratejik manipülasyonlarından kurtarıp, özü yakalamak zorundayız.

Ahlaki ve insani değerlerimize hiç olmadığı kadar sahip çıkmalıyız.

Öncelikli görevimiz, iş güç kariyer sahibi olabilmek değil, iyi bir insan olabilmektir.

Anne, babalarımızın görevi ise önce iyi insan yetiştirmektir. Adına vatan dediğimiz toprak parçasında özgürce, hak ve adalet ekseninde yaşamaya devam etmek istiyorsak, hep birlikte vatanına, milletine, değerlerine sağdık bir nesil yetiştirmek mecburiyetindeyiz.

Bu aynı zamanda, hepimizin boynunun borcudur. Ben bir kez daha, ceren damar hocamıza Allah’tan rahmet, yakınlarına, eğitim camiasına, öğrencilerine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Böylesine acı bir olayın bir daha yaşanmamasını yüce rabbimden niyaz ediyorum.

KÜRTLER VE TÜRKMENLER AYNI MİLLETİN EFRADIDIR.

Özellikle dış politikada, üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir süreci yaşıyoruz. Geçtiğimiz basın toplantılarında ifade etmiştik.

ABD’nin, Suriye’den askerlerini çekeceklerini belirten açıklamalarına tedbirli ve temkinli yaklaşmak gerektiğinin, bu açıklamaların Suriye’de zaman kazanmaya yönelik hamleler olduğunun altını çizmiştik.

Amerika Birleşik Devletleri’nin her zaman alıştığımız tutarsızlığı, bir başı İsrail’e, bir başı Washington’a uzanan çok başlı eylemleri hız kesmeden devam ediyor. Anlaşılan o ki, Müttefikleri terör örgütü pyd/pkk/ypg unsurları için bir çıkış yolu bulmak adına,

Türkiye’yi oyalamayı sürdürüyorlar.

Hava şartlarının bozulacağı ve bir harekâtın zorlaşacağı tezinden hareketle, terör örgütü PKK’ya şehir savaşlarına hazırlanmasında zaman kazandırıyorlar. Bununla birlikte;

en son yaptıkları; “Türklerin Kürtleri katletmemelerinin sağlanması” başlıklı küstah ve temelsiz açıklama, teröristlerle Kürtleri aynı kefeye koyup, hedef şaşırtıp, Terör örgütü pkk/pyd/ypg’yi meşru bir organizasyon gibi göstermenin dolaylı yollardan imasıdır.

Suriye’deki amaçları insan değil petrol olanlar,  kontrollerindeki deyrezor’a hamiliğini yaptıkları teröristlerin başlarının ezileceğini anladıklarında, bir anda Suriye sevdalısına dönüşüyorlar.

Sadece ABD değil, Suriye’ye yönelik duyarlılık gösterdiğini iddia eden batı ülkeleri de, can korkusuyla ülkelerini terk etmek zorunda kalan kadınlara, çocuklara aynı duyarlılığı göstermiyorlar.

Onları, ülke sınırlarında cop ve dikenli tellerle karşılıyorlar.

Akdeniz’de, Ege’de botlarını batırıp, ölümlerini seyretmek vahşetine kadar ileri gidiyorlar.

Çünkü o botlarda varil varil petrol değil, insan taşınıyor.

Çünkü onlar için, petrol varsa duyarlılık var. Hassasiyet var.

Trump ve Kürtlerin katledilmemesini söyleyen açıklamalar yapan kabinesi bilmelidir ki;

Kürtler bizim kardeşimizdir, kaderdaşımızdır.

Ve öyle kalmaya da devam edecektir.

Bin yıllık bu kardeşlik hukuku, ABD’nin suni hassasiyetlerine konu olamayacak kadar değerlidir. Kürtler ve Türkmenler aynı milletin efradıdır.

ABD’nin bizzat mihmandarlığıyla oluşturulan,

ve bölgedeki halkın hayatını kabusa çeviren bu terör bataklığı kurutmak, Allah’ın izniyle bizim görevimizdir.

BEKLEYECEK 1 SAATİMİZ, BOŞA HARCAYACAK BİR ZAMANIMIZ YOKTUR.

Öte yandan, Suriye meselesinde, göz ardı edemeyeceğimiz bir diğer nokta, yerlerinden yurtlarından edilmiş, vatanlarından koparılmış; genç, yaşlı, kadın, çocuk milyonlarca sığınmacının çektiği acılardır.

Bu insanların güvenilir bir şekilde ülkelerine dönmesini sağlamak insani misyonumuzun en önemli parçasını teşkil etmektedir. Sadece ülkelerine dönmeleri yetmez. Döndükten sonra orada güven içinde yaşamaları noktasında da ülke olarak gereğini yapmak mecburiyetindeyiz.

Çünkü, Suriye halkının güven içinde olması ile Türk Milleti’nin güven içinde olması doğru orantılıdır.

İşte bu yüzden Arap kardeşlerimiz için, terör örgütü pkk/pyd/ypg zulmü ve esareti altındaki Kürt kardeşlerimiz için, öz yurtlarında esaret altında yaşayan soydaşlarımız Türkmenler için, tarihimizin bize biçtiği misyonla,

Suriye konusunda daha fazla insiyatif almaya hazır olmalıyız. Ve zaman kaybetmeden Fırat’ın doğusunu özgürleştirmeliyiz.

Bekleyecek 1 saatimiz, boşa harcayacak bir zamanımız yoktur.

ABD de hiç merak etmesin.

Türkiye; onların Afganistan’da ve Irak’ta tüm dünyaya vaad edip, lakin, işgal ve zulümle sonuçlanan müdahalelerin tersine, bir hekim hassasiyetiyle vücudun diğer organlarına zarar vermeden, çıbanı söküp atacaktır.

Merak edenler, el bab’a baksın, cerablus’a baksın, afrin’e baksın.

Türk ordusu girdiği her vilayete, abd gibi kan ve gözyaşı değil, umut ve özgürlük götürmüştür.

Allah’ın izniyle aynısı, Fırat’ın doğusu için de geçerli olacaktır.

YÜCE TÜRK MİLLETİ'NİN HİZMETİNE ALLAH'IN İZNİYLE TALİP OLACAĞIZ.

Dış politikada böylesine önemli bir süreci yaşarken, önümüzdeki yerel seçimler için de hazırlanmaya devam ediyoruz.

Büyük Birlik Partisi olarak; yerel seçimlerde adaylarımızı belirleme çalışmalarımız son dönemece girmiş bulunuyor.

Teşkilatımız olağanüstü bir tempoyla hazırlıklarını sürdürüyorlar. İnşallah bu  hafta sonu gerçekleştireceğimiz il başkanları ve MKYK toplantısının ardından, adaylarımızı kamuoyuna açıklamaya başlayacağız. Ve yüce Türk Milleti’nin hizmetine Allah’ın izniyle talip olacağız.

EV EV, SOKAK SOKAK DOLAŞACAĞIZ.

Vatandaşların sorunlarını asla ötelemeyen, onların hak ettiği vizyona sahip bir belediyecilik anlayışıyla hareket edeceğiz. Ev ev, sokak sokak dolaşıp tüm gönülleri kazanacağız. Hareketimizin temelini oluşturan milli ve manevi değerlerimizin bizlere çizdiği rotada, hak ve adalet duygusuyla, hiçbir vatandaşımızı ayırmadan, ayaklarına en kaliteli hizmeti götüreceğiz. Rabbim şimdiden hayırlı ve uğurlu eylesin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN