22.12.2018 01:37

PKK’YA VERİLEN HAZİNE YARDIMI VALLAHİ, BİLLAHİ HARAMDIR

Genel Başkanımız Mustafa Destici, PKK’ya verilen hazine yardımının haram olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda 2019 yılı bütçesinin tümü üzerinde söz alan Genel Başkanımız Mustafa Destici şunları söyledi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve televizyonları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarım; öncelikle hepinizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.

21 Aralık 2016 tarihinde Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında El Bab Akil Dağı’nda DEAŞ terör örgütünün kalleş saldırılarında şehit olan 16 Mehmetçiğimize bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum; ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun. Rabb‘im kahraman ordumuzun her daim yar ve yardımcısı olsun diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tarihimizin en acı sayfalarından biri olan Sarıkamış hadisesinin 104’üncü yıl dönümünde Sarıkamış şehitlerimizi bir kere daha rahmetle ve minnetle anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Birlik Partisi olarak kuruluşumuzdan beri her türlü mağduriyet ve problem alanına dair yapıcı ve yol gösterici siyaset ilkesi mucibince ve imkânlarımız dâhilinde çözüm üretmeye çalıştık. Bu ülkenin mazisini ve geleceğini, inancını, atılımlarını, lehinde veya aleyhinde gelişen ya da gelişebilecek çıkar ve riskleri koruyup kollayan ilkeli, millî ve bağımsız bir duruşu temsil ettik ve etmeye devam edeceğiz. En önemlisi, vatandaşlarımızın ihtiyaç ve isteklerinin karşılanmasını hedefleyen bir vizyon kapsamında, bu ülkede yaşayan herkesin her şeyin en iyisini hak ettiğine yürekten inanıyoruz. En başta ahlak ve fazilet olmak üzere, partimizin kırmızı çizgisi; Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez, mutlak bütünlüğünü korumak, tam bağımsızlığını ve egemenlik haklarını her türlü tartışmanın dışında bırakmak, devlet ile toplum arasındaki bağın sıklığını en son limitine kadar pekiştirmek, kamu vicdanına aykırı olan tüm politikalara tavizsiz bir şekilde karşı olmak, amir devlet değil, hadim devlet işleyişine ve vatandaş merkezli sosyal hukuk devleti anlayışına sadık kalmaktır. En önemlisi ise millî egemenliğimizin üstünde veya yanında, hariçte ve dâhilde herhangi bir merci ve ortak kabul etmemektir. Adalet, toplumsal barış, üretim, gelir dağılımında hakça paylaşım, külfete ortak olmak kadar nimete ortak olmak hakkından ve özgürlükten yanayız. Bu milletin inancına, tarihine, kültürüne, kimliğine azami derecede saygı duyuyoruz. Lakin bu kavramların istismarına ve hak arama maskesi ardına saklanıp dâhilî ve haricî şer odaklarının müdahil olduğu kamu güvenliği ve kamu kudretini bloke edecek tarzda faaliyetlere de sonuna kadar karşıyız. Toplumsal hak ve taleplerin savunulmasından yanayız fakat dışarıda planlanıp içeride uygulanmaya çalışılan ve millî iradeye kasteden, Gezivari şiddeti esas alan, yıkıcı ve bölücü kalkışmaların sonuna kadar karşısındayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelinen aşamada Türkiye bir kader çizgisinin üzerinde durmaktadır ve hareket alanı da epeyce daralmıştır. Lakin ülkemiz dünya sisteminin bir kenar mahallesi durumuna asla düşmeyecektir. Bu, milletimizin özündeki tözün bir gereğidir. Bunun içindir ki milletimizin kültür, medeniyet ve inanç değerlerini benimseyen, büyük Türkiye idealini özümseyen herkes için adalet, özgürlük ve refah prensiplerine dayalı yeni bir dünya kurma iradesinin fitilini ateşleyecek, tüm bunları ülke siyasetinde etkin hâle getirebilecek vizyona sahip her türlü siyasi hamleyi de sonuna kadar destekleriz. “İlke, vizyon, misyon” başlığı, Büyük Birlik Partisi için buraya kadar anlatmaya çalıştığım hassasiyetler, ülke bütçesi ve bütçe etrafında üretilen bilgi setleri ve yorumları kadar da önemlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 bütçe görüşmelerinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Cumhur ittifakı olarak yeni sistemin hayata geçirilmesinde biz de katkı verdik, 24 Haziran seçimlerinde de aynı ittifakın içerisinde bulunduk. Bizlerin adayı olan ve bizlerin desteğiyle, Türk milletinin desteğiyle seçilen Sayın Cumhurbaşkanımızın kurmuş olduğu Hükûmeti de desteklediğimizi bir kere daha ifade etmek istiyorum. Ve bu anlamda, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen Cumhurbaşkanından Hazine ve Maliye Bakanına, tüm Hükûmet üyelerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan, bütçeye emek koyan tüm personelimize ve siz değerli Meclis üyelerine şükranlarımı sunuyorum.

Her bütçede olduğu gibi bu bütçenin de olumlu ve artı yönleri ve aynı zamanda bize göre eksik ve noksan yönleri de vardır. Bütçe açığındaki artışın gerilemiş olması ve faiz dışı fazlanın katbekat artması, yine, eğitime ayrılan payın yüksek düzeyde olması bütçe için olumlu bulduğumuz taraflardır. Yine, faizin, geçmiş yıllara göre hem gayrisafi millî hasıla düzeyinde hem bütçenin genel rakamı düzeyinde aşağılara çekilmiş olması da olumludur. Lakin, hâlâ ekonomik sorunlarımızın esas kaynağını oluşturan yüksek faiz giderlerinin daha da yükselerek 2019 bütçesinde yer aldığını görüyoruz. Öyle ki, 960 milyarlık bütçemizin 117 milyar liradan fazlası tek başına faize gitmektedir. Bütçe artış kalemlerine baktığımızda, diğer bütün kalemler ya eksiye gitmiş ya da en fazla yüzde 40 artmışken faiz giderlerinin artış oranının yüzde 63 olduğunu görüyoruz. Şayet böylesine bir artış gerçekleşmeseydi yani faiz giderleri geçtiğimiz yılki seviyede kalsaydı hem emeklilikte yaşa takılanların haklı taleplerini karşılayabilir hem 3600 ek gösterge beklentisinin içerisinde olan kesimlerin beklentilerini yerine getirebilir hem de çiftçilerimize mazotu ÖTV’siz yani 2,5 liradan verebilirdik. Onun için, Sayın Cumhurbaşkanımızın da üzerinde hassasiyetle durduğu üzere faizle mücadeleden mutlaka galip çıkma zorunluluğumuz olduğunun altını çizmek istiyorum.

Yine, gelir kalemlerinin neredeyse yekûnunu oluşturan vergi gelirlerindeki dengesizliğin de artarak devam ettiğini görmekteyiz. Toplanan vergilerin yüzde 70’e yakının dolaylı vergi olması bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hâlbuki, bu oran, OECD ülkelerinde yüzde 50’leri bulmamaktadır. Burada Hükûmetten vatandaşımızın ve bizlerin beklentileri, üretimin ve istihdamın teşvik edilmesi, çalışan kesimlerin üzerindeki yükün hafifletilmesidir ve en az bütçe artış oranı kadar bir maaş artışı zammına kavuşturulmasıdır. Yani, asgari ücrete, memura, işçiye yüzde 26 oranında zam yapılmalıdır. Örneğin, asgari ücret, buna göre en az 2.020 TL olmalıdır.

SGK ve BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi, vergi dilimindeki düzenlemenin yenilenmesi, işsizlikle mücadele, istihdamın artırılması, üretimin ve reel sektörün desteklenmesi ve tasarruf tedbirlerinin artırılması yönündeki gelişmeler elbette ki sevindiricidir. Bunun önümüzdeki yıl için daha da yükselerek artacağına olan inancımızı da buradan paylaşmak istiyorum.

Tabii, biz 2019 bütçesinin 5 katından fazlasını otuz beş yıldır Kandil uzantılarıyla mücadele uğruna dağlara gömüyoruz ve hâlâ hiç ders almamış gibi, bugün benim konuşmamı protesto etmek için salonu terk eden PKK’nın siyasi uzantılarına hazineden vermeye devam ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir kere, bu, vallahi de haramdır billahi de haramdır ve bu harama da hiç kimsenin ortak olmaması gerekir çünkü bunlara hazineden verilen yardımın -aynen belediyelerden nasıl PKK’ya kaynak aktarmışlarsa- devletin hazinesinin de emin olun ki bir kısmını PKK’ya aktarmaktadırlar.

Onun için, eğer biz 1 trilyon doları otuz beş yılda teröre harcamasaydık da milletimize harcasaydık bugün fert başına millî gelirimiz en az 20 bin dolarlar seviyesinde olabilirdi. Onun için, burada olan herkesin öncelikle bu gerçeğe göre hareket etmesi ve PKK’yı lanetlemesi, ondan sonra rakamlarla ilgili burada ifadede bulunması gerekir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) PKK’yı lanetlemeyen hiç kimsenin başka bir rakamı diline dolaması asla ve kat’â kabul edilebilir değildir ve samimi de değildir.

Kıymetli milletvekilleri, öte yandan, millet olarak 2018’de dünyaya örnek olacak üstün bir birliktelik örneği göstererek üzerimizde oynanan döviz manipülasyonlarını geri püskürtmeyi başardık fakat zamları bertaraf edemedik. Döviz artışından dolayı yapılan zamların behemehâl geri alınmasını da buradan Büyük Birlik Partisi olarak teklif ediyoruz.

Kıymetli milletvekilleri, daha fazla konuşacaklarım vardı ama bütçeyle ilgili iki hususu belirtmek adına oradan vazgeçiyorum. Birincisi Doğu Türkistan’daki zulüm. Hazreti Ali Efendimiz diyor ya “Eğer bir zulmü durduramıyorsanız en azından dünyaya duyurun.” diye, biz bunu duyurmakla kalmamalıyız ve mutlaka ama mutlaka elimizi Doğu Türkistan’a uzatmalıyız. Milyonlarca insan “fikrî ıslahat çalışmaları” adı altında mezalime tabi tutuluyor. Her Uygur Türkü’nün evine bir Çinli yerleştirilmiş vaziyette. Bunu kendiniz için düşünün ve kendinizi onların yerine koyun ve o şekilde Doğu Türkistan konusuna sahip çıkalım.

Bir başka konu Yemen. Zulüm kimden gelirse gelsin, zulmü Budist de yaparsa, Çin de yaparsa, ABD de yaparsa, “Ama ben Müslümanım.” diyen de yaparsa bunun karşısındayız. Yemen’deki zulmün de durdurulması noktasında yine büyük adımların atılmasını bekliyoruz.

 Tabii, burada esas gündeme getireceğim konulardan bir tanesi Fırat’ın doğusuyla ilgiliydi. ABD’nin, biliyorsunuz, daha önce de defalarca, 2 defa “Suriye’den çekiliyoruz.” dediğini işittik ama çekilmediler. Onun için burada tedbirli ve teyakkuzlu olmak zorundayız ve ABD’den ziyade, orada bıraktığı Merkez Kuvvetler CENTCOM oradan gitmeden; PKK’yla, PYD’yle, YPG’yle ilişkisini kesmeden “ABD oradan gitti.” diyemeyiz ve Fırat’ın doğusuna hareket Münbiç’ten başlayarak Kandil’e kadar sürmelidir.

Bu noktada, konuşmamı burada sonlandırırken 2019 bütçesinin aziz Türkiye’mize hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum. Şehitlerimizi ve kurucu liderimiz, şehit Muhsin Başkanımızı bir kere daha rahmetle anıyorum. Tüm Genel Kurulu muhabbetle ve hürmetle selamlıyorum. Bütün bu zorluklara rağmen ümitli olmaya devam edeceğiz. Şairin dediği gibi, “Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte / Ölsek de sevinin, eve dönsek de / Sanma bu tekerlek kalır tümsekte / Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir / Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.”

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN