19.09.2018 12:22

TÜRKİYE DÜŞMANLARI ARTIK KANIKSAMALIDIR

Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Tıpkı Afrin gibi, haritanın sarı tarafına dalacağımızı Türkiye düşmanları artık kanıksamalıdır!” dedi.

Genel Başkanımız Mustafa Destici haftalık basın toplantısını Genel Merkez Binamızda gerçekleştirdi.

Basın toplantımıza Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Gönül Boran Özüpak ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Önceki gün Soçi’de, Rusya ve Türkiye arasında, İdlib’in geleceği ile alakalı yeni bir mutabakat sağlandığını belirten Genel Başkanımız Mustafa Destici,

* İdlib'de silahlardan arındırılmış bölge oluşturulacak.

* Bu bölgeyi Türkiye ve Rusya koruyacak.

* muhalifler kesinlikle İdlib dışına çıkamayacak ve olduğu yerde kalacak.

* Radikal gruplar ellerinden silahları da alınarak İdlib dışına çıkarılacak.

Rusya ve Suriye bu mutabakata nasıl ikna oldu? Kasım ayında İran’a yönelik başlatılacak ABD ambargosunda Türkiye ve Rusya nasıl bir kararlılık gösterecek?”

Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bu teknik detaylara vakıf değiliz. Anlaşılan o ki, Rusya operasyona başlayıp Türkiye’yi kendi elleriyle tekrar ABD’nin kucağına itmek istemedi. Ve yine anlaşılıyor ki, masada sadece İdlib konuşulmadı; Rusya ile Türkiye arasında başta Akkuyu olmak üzere “enerji” hususu, bu Soçi mutabakatına son halini verdirecek hususlarda ele alındı!” diye konuştu.

Türkiye’nin bu mutabakatla İdlib’e kapsamlı Rusya-Suriye operasyonunu şimdilik erteletebildiğini belirten Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Evet. Türkiye bu hamlesiyle İdlib’te mühlet ve müddet kazanmıştır. Bunun dışında büyük birlik partisi camiası olarak; yeni bir sığınmacı dalgasının ve olası sivil ölümlülerin önüne geçilmesi açısından bu mutabakatı insani ve vicdani gerekçelerden ötürü çok önemsiyoruz. Dolayısıyla toplantı sonrasındaki tabloyu diplomatik bir başarı olarak niteliyoruz.” Şeklinde konuştu.

Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Yalnız önemli bir hatırlatma babında bir parantez açmak istiyorum: malumunuz geçmişte Bosna’da yaşanılan benzer ateşkes ve silahlardan arındırılmış bölge hususlarında mutabakat süreçleri işletilmişti. Maalesef bu çatışmasızlık ortamını hiçe sayan daha doğrusu fırsat bilen Sırplar Srebrenica’da yüzyılımızın en büyük katliamlarından biri gerçekleştirilmişti. Bu yüzden Rusya ve Suriye’ye karşı; Türkiye ile dün Soçi zirvesi öncesi İdlib’te askeri operasyonlara iştirak etmeyeceğini ilan eden İran teyakkuzu ve tedbiri elden bırakmamalıdır. Temennimiz odur ki; inşallah önümüzdeki günlerde süreç Suriye’nin toprak bütünlüğü odaklı politikalar istikametinde işler. Bu durum bizim için oldukça önemli zira ülkemizde 3,5 milyon Suriyeli sığınmacı var. Bu normalleşme süreci iletilirse bu insanların yurtlarına dönmesi için oldukça umut verici bir gelişme olacaktır. Daha da önemlisi, Suriye’nin toprak bütünlüğü fikrinin bölgede hâkim olmaya başlaması, Fırat’ın doğusundaki bölgedeki ypg/pyd/pkk'nın uluslararası arenada meşrutiyetini de sorgulatacaktır.”

“Daha şimdiden bazı batı başkentleri ve ABD Türkiye’yi İdlib’teki bu örgütleri himaye etmekle suçlamaya başladılar.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Türkiye bu iftiralara pabuç bırakmamalıdır. Dışişlerimiz Fırat’ın doğusundaki pkk/ypg kapasitesine dikkat çekerek, asıl teröre destek veren ülkelerin kendileri olduğu istikametindeki argümanlar sıkça vurgulanmalıdır. Türkiye olarak bu hususta hem haklıyız hem güçlüyüz. Türkiye, DAEŞ bahanesiyle batı tarafından desteklenen ypg'nin olası devlet kurmasını önlemek ve bu doğrultudaki tehlikeleri savmak için Suriye’ye girdi. Bu kararlılığımızın devamını getirmemiz gerekir. Gerekirse tıpkı afrin gibi, haritanın sarı tarafına dalacağımızı türkiye düşmanları artık kanıksamalıdır!”

Türkiye’nin, Rusya ve İran’ı Fırat’ın doğusundaki CENTCOM ile ypg işbirliğine karşı mücadele için motive etmesi gerektiğini kaydeden Genel Başkanımız Mustafa Destici: “Bizim önerimiz; Türkiye, İdlib’teki silahlı muhalif grupları Fırat’ın doğusundaki CENTCOM ve ypg/pkk kapasitesine karşı operatif modda sahaya sürmeye ikna etmelidir. Büyük Birlik Partisi olarak yıllardır dillendiriyoruz, Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik en fazla tehdit ve tehlike üreten kapasite; Fırat’ın doğusundaki CENTCOM ve ypg işbirliği ve orada kurmayı tasarladıkları ve ileri de kuzey ırak’la birleştirmeyi düşündükleri garnizon devletçiğidir. Tahran zirvesinde İran Cumhurbaşkanı ruhani’nin verdiği: “ABD’yi Fırat’ın doğusundan çıkmaya zorlayalım” mesaja, Rusya kararlı bir şekilde ortak olmalıdır. Mutlaka Rusya, İran ve Türkiye bu doğrultuda adımlar atmalıdır. Bölgede herkes birbirlerine zarar verme potansiyellerine göre mevzi alıyor. Bölge tıpkı kurtlar softası. Türkiye böyle bir ortamda dışlanacak ve refüze edilecek bir ülke değildir. Şu gerçek unutulmasın: Türkiye Suriye’de rahatlıkla oyunu değiştirebilecek imkânlara sahiptir! Bu nedenle Türkiye ile beraber olan kazanır! Bundan bağımsız olmamakla birlikte, bir diğer önemli konu ise; Türkiye’yi, Suriye’de yeni krizlerle oyalayarak, asıl önemli olan konuya uzak durmamızı sağalacak hamleler yapmalarıdır.”

Suriye’deki ateş kısılırken, yanıbaşımızdaki bir bölgenin ateşini harlamaya da yavaş yavaş başlamaktadırlar.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Hem stratejik önemi hem de bulundurduğu petrol ve doğalgaz kaynakları, Kıbrıs’ı ve doğu Akdeniz bölgesini daha önemli ve daha çekici bir hale getirmiştir. Yapılan araştırmalara göre, Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz rezervinin; Ülkemizin 570, Avrupa’nın da 30 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında, “geleceğin enerji maddesi” olarak isimlendirilen “gaz hidrat” yataklarının mevcudiyeti, Avrupa devletlerinin Rus gazına bağımlılığını azaltmak ve İsrail’in doğalgaz pazarında daha fazla söz sahibi olma isteği de Bölgenin önemini ortaya koymaktadır. Bizler Büyük Birlik Partisi olarak; Rusya, ABD, İsrail, İngiltere ve Fransa gibi devletlerin, Kıbrıs adası ve doğu Akdeniz’e askeri üs kurma çabalarını, Donanma sayılarını artırmalarını, Bölgede tansiyonun yükselmesine sebep olacak hamleler olarak görüyoruz. Önümüzdeki süreçte, dünyanın yeni enerji hesaplaşma alanının bu bölge olacağı ve emperyalistlerin bu bölgede Türkiye’nin söz sahibi olmaması için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının da farkındayız. Doğu Akdeniz’de enerji alanları üzerinde başlayan hâkimiyet mücadelesinin, Birçok devleti karşı karşıya getireceği çok açıktır. Bu konudan da en çok etkilenecek olan ülkenin Türkiye olduğunu da aklımızdan çıkarmamalıyız. Unutmayalım ki; Suriye’de yaşanmış ve yaşanan olaylar bizleri ne kadar etkiliyorsa, Kıbrıs ve doğu Akdeniz’de yaşanacak olaylar da aynı oranda etkileyecektir. Güvenliğimizin, sınırlarımızın ötesinden başlanarak sağlanması fikrini, Akıllardan hiç çıkarmamak kaydıyla, Bizlerin bu konuda gereken tedbirleri almamız ve ileri vadede karşımıza sorun olarak çıkacak “hata”lara yer vermememiz gerekmektedir.”

Doğu Türkistan’daki yaşanan olaylara da değinen Genel Başkanımız Mustafa Destici,” Artık kronik bir sorun haline gelmiş olan doğu Türkistan’daki zulüme olan hassasiyetimiz giderek artmaktadır. Çin hükümetinin doğu Türkistanlı kardeşlerimize uyguladığı ve mesnetsiz olduğuna inandığımız baskıların artık sona ermesi gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum. Myanmar ordusunun ve hükümetinin Arakanlı Müslüman kardeşlerimize reva gördüğü zulmün birleşmiş milletler tarafından “soykırım” olarak tanınması olumlu bir gelişmedir. Birleşmiş milletlerin bu duyarlılığını doğu Türkistanlı kardeşlerimiz için de göstermesi gerektiğine inandığımızı ifade etmek isterim.”

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN