11.11.2019 16:19

ÜÇ GÜN SÜREN EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTISININ AÇILIŞINDA KONUŞAN GENEL BAŞKANIMIZ "ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ'NDE ALINAN KARARLARIN DEĞERİ YOKTUR"

Alanya'da üç günlük kampa giren Büyük Birlik Partisi Divan üyeleri, Merkez Karar Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu üyeleri, İl, ilçe Başkanları, Kadın Kolları, Alperen Ocakları Genel Başkanı ile İl, ilçe Başkanlarının 'Eğitim ve İstişare Toplantısı'nın açılışında konuşan Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, 'ülke ve dünya gündemine' ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Genel Başkanımız Destici, Antalya'nın Alanya ilçesindeki bir otelde düzenlenen BBP Eğitim ve İstişare Toplantısı'na katıldı.
(Yoğun katılımın sağlandığı) Partililerin coşku dolu sevgi gösterisi eşliğinde salona gelen ve yol arkadaşlarını selamlayan Genel Başkanımız Mustafa Destici açılış konuşmasında "ABD Temsilciler Meclisi'nde alınan kararların değeri yoktur" dedi.

Dünyanın en değerli topraklarında yaşamanın avantajları ve bedellerinin olduğunu söyleyen Genel Başkanımız, Son dönemlerde yaşananlar nedeniyle ABD ile ilişkilerin baştan aşağı gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.

Destici, ABD ile yaşanan ihtilafların tümünde Türkiye'nin haklı olduğunu belirtti.

Türkiye'nin maruz kaldığı Ermeni iddialarının hiçbir tarihi, hukuki ve siyasi gerçekliğinin olmadığına işaret eden Destici, asıl katliamın Ermeni çeteleri tarafından yapıldığını bildirdi.

İngiliz belgelerinde bile Ermeni çetelerin saldırılarında hayatını kaybeden Müslüman Türklerin sayısının 510 bin olarak yer aldığını vurgulayan Destici, şöyle devam etti:
"1915 tehcirinde yaşananların sorumluluğu Osmanlı'ya ya da Türklere ait değildir. Ermeniler bugün dünya üzerinde kimlikleri, dinleri ve dilleriyle var olmalarını Türklere borçludur. Selçuklu ve Osmanlı yönetiminde olduğu gibi bugün de Ermeni kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları devletleri tarafından da eşit muamele görürler, tüm vatandaşlık haklarından diğer tüm vatandaşlarla eşit olarak faydalanırlar. ABD Temsilciler Meclisi'nde, yahut herhangi bir parlamentoda alınan bu tip kararların, tarihi bir gerçekliği olmadığı gibi, hukuki bir anlamı ve değeri de yoktur. 3 bin yıllık Türk tarihinin bir gününde bile soykırıma rastlayamazsınız.
"

"GÜVENLİK KURULUŞLARI, TÜRKİYE'NİN ISRARLI ÇAĞRILARINA RAĞMEN 35 YILDIR BÖLGEYE MÜDAHİL OLMUYOR"
Uluslararası güvenlik kuruluşlarının, Türkiye'nin ısrarlı çağrılarına rağmen, 35 yıldır bölgeye müdahaleye yanaşmadığını ifade eden Genel Başkanımız, Türkiye'nin yaşadığı problemi kendi imkanlarıyla çözmesi gerektiğini söyledi.
Destici, kendi güvenlikleri için harekete geçtiklerinde de ya "sınırları ihlal ediyorsunuz" söylemi ya da askeri ve ekonomik yaptırım tehditleriyle karşılarına dikildiklerini aktardı.
"Bugün, Irak ve Suriye'de, asker bulundurmak için sayısız sebebimiz var. örnek verelim: zaman zaman sınırımıza yöneliyor, saldırılarda bulunuyor, saldırılar sivil yerleşim yerlerini hedef alıyor, kent merkezlerinde, sivillere yönelik katliamlar gerçekleştiren terör örgütlerinin karargahları haline gelmiştir. Türkiye'nin adının geçmediği bir savaştan kaçan milyonlarca insan, akın akın Türkiye'ye geliyorlar sadece bu göç dalgası ve bu insanların ülkelerine dönme mecburiyeti, Türkiye'nin bölgeye müdahalesi için yeterli bir sebep olurdu. "Türkiye'den toprak talebi olan" bir "terör devleti" kurdurulmaya çalışılıyor. tarihin hiç bir döneminde rastlanmamış boyutta katliamlara, vahşete sahne oluyor. İnsanlar, etnik köken, yaş, cinsiyet, din, mezhep, bölge ayrımı olmadan, öldürülüyor, işkenceye maruz kalıyor, köleleştiriliyor, hatta sokaklara kurulan pazarlarda satılıyorlar. Toplulukların içinde bulunduğu durum ve insani gerekçeler, tek başına Türkiye'yi bölgeye müdahaleye mecbur kılıyor. Bizi uluslararası kamuoyu önünde sanık sandalyesine oturtmaya çalışan ABD, Fransa ve İngiltere'nin bölgede bulunma gerekçeleri nedir? Kendilerinden, bugüne kadar, bölgedeki varlıklarını haklı gösterecek bir tek kelime bile duymadık" şeklinde konuşmalarına devam eden Genel Başkanımız;
"PKK/YPG terör örgütüne karşı kahramanca mücadele eden güvenlik güçlerimize 'işgalci' diyen içerdeki herkese hain dedim, haindirler, demeye de devam edeceğim" dedi.

'BÖLÜCÜ TERÖRÜN MALİYETİ 1.5 TRİLYON DOLAR'
Mustafa Destici, 2018 yılı itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletine bölücü terörün maliyetinin 1.5 trilyon dolar olduğunu söyledi. Bu rakamın Türkiye'nin brüt dış borcunun neredeyse 3 katı olduğunu kaydeden Destici, "2018 yılı itibarıyla kaybettiğimiz insan sayısı 40 bin. Terörün, soğuk savaş döneminden itibaren emperyalist devletler için bir küresel mücadele enstrümanı olduğunu, 50 yıldır Türkiye'yi belirlenen alanda tutmak için yoğun olarak kullanıldığını göz önünden ayırırsak, analizde ve çözümde tüm gerçekliği kaybederiz. PKK terörü, batılı devletler tarafından himaye ediliyor, destek görüyor. Avrupa ülkeleri terörü himaye ediyor. Çeşitli isim ve biçimlerle terör örgütünün yan kuruluşlarına izin veriyor" dedi.

'DÜŞMANLIK OLARAK GÖRÜYORUM'
"PKK ve diğer örgütler Kürtlerin temsilcisi değildirler"

Suriye'de dünyanın büyük ülkelerinin askerinin olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Hiçbirinin varlığı, varlık sebepleri, faaliyetleri sorgulanmazken sınıra yakın şehirlerimizde, evlerin, okulların, hastanelerin, çocuk parklarının, ibadethanelerin üzerine her gün bombalar düşerken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınırın her iki yakasında yaşayanların güvenliği sağlamak için, terör örgütlerine karşı yaptığı harekatın sorgulanmasını 'düşmanlık' dışında herhangi bir kelimeyle izahının, nezaket sınırları içinde kalarak mümkün olmadığını düşünüyorum. Şu anda, Suriye'nin kuzeydoğusunda teröristlere karşı, PKK/YPG terör örgütüne karşı kahramanca mücadele eden güvenlik güçlerimize 'işgalci' diyen herkese 'hain' dedim, haindirler, demeye de devam edeceğim Bu harekat Kürtlere karşı yapılıyor diyenlere en büyük Kürt düşmanı sizsiniz dedim, yine demeye devam edeceğim. Gerek Trump, gerek Putin gerekse AB ülkeleri liderlerinin, PKK/YPG terör örgütünden genel bir ifadeyle Kürtler diye bahsetmesi ciddi bir algı yönetimidir. Bunun arkasından Türkler bölgedeki Kürtlere yaşam hakkı vermiyor. Yalanları ve kara propagandaları, gerçek dışı yazılı ve görsel malzemelerle desteklenerek, tüm dünya kamuoyuna, bilhassa sosyal medya mecraları üzerinden servis ediliyor. Kürtler, millet olarak, bizim, hiçbir gücün ayıramayacağı bir parçamızdır. Kürtlerin çok büyük, hatta tamamına yakın kısmı, terörü desteklememektedir. PKK ve diğer örgütler Kürtlerin temsilcisi değildirler. Bugün sahada mücadele ettiğimiz emperyalizmin uşaklığını yapan ve bu uşaklık karşılığında onlardan devletçik dilenen, kadın çocuk sivil demeden türlü iğrenç cinayetleri işleyen PKK başta olmak üzere, YPG ve diğer unsurlarından Kürtler diye bahsetmek Kürtlere hakarettir" diye konuştu.

"TÜRKİYE F-35 PROĞRAMININ MÜŞTERİSİ DEĞİL PROJE ORTAĞIDIR"
Türkiye'nin terör örgütleriyle savaş halinde olduğunu hatırlatan Genel Başkanımız Destici," Türkiye bir NATO ülkesidir ve tehdit altındadır. Terör örgütleriyle savaş halindedir. Türkiye'nin topraklarını savunmak için hava savunma sistemi kurmasına, ABD'nin itirazlarının savaş tehdidi altındayken uyduruk gerekçelerle parası ödenmiş askeri malzemelerin teslimini yapmama noktasına varan engellemelerinin hiçbir izahı yoktur. Türkiye F-35 programının müşterisi değil proje ortağıdır. Türkiye'nin, S-400 hava savunma sistemini kurmak zorunda kalmasının tek müsebbibi ABD yönetimi ve NATO'dur. Bu ihtilaflara yol açan tavır ve kararlarıyla ilgili, ABD yönetimi hiçbir makul, mantıklı gerekçe ortaya koyamamıştır. Bakın önce ABD sonra ise Rusya ile mutabakat metinleri imzalandı. ABD ile mutabakata varılan bölgelerden. Yine Rusya ile mutabakata varılan bölgelerden YPG-PYD atılacaktı. Ama görüyoruz ve işitiyoruz ki atılmadı" ifadelerini kullandı.

"ERMENİ İDDİALARININ HİÇBİR TARİHİ, HUKUKİ, SİYASİ GERÇEKLİĞİ YOKTUR"
Ermeni meselesine de değinen Genel Başkanımız, " Türkiye'nin maruz kaldığı Ermeni iddialarının hiçbir tarihi, hukuki, siyasi gerçekliği yoktur. Olayların geçtiği dönemde ABD'nin bölgede herhangi bir faaliyeti, etkisi hatta varlığı bile söz konusu değildir. Türklerin, farklı etnik kimliklere ve faklı dinlere tahammülsüzlüğü yalanının en büyük göstergesi, Ermenilerin 1000 yıl Anadolu'da, Türklerin idaresi altında, huzur ve güven içerisinde yaşamalarıdır. Ermeniler, bugün, dünya üzerinde, kimlikleri, dinleri ve dilleriyle var olmalarını, Türklere borçludurlar. Selçuklu ve Osmanlı yönetiminde olduğu gibi bugün de Ermeni kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, devletleri tarafından da eşit muamele görürler, tüm vatandaşlık haklarından diğer tüm vatandaşlarla eşit olarak faydalanırlar. ABD Temsilciler Meclisi'nde yahut herhangi bir parlamentoda alınan bu tip kararların, tarihi bir gerçekliği olmadığı gibi, hukuki bir anlamı ve değeri de yoktur" dedi.

CUMHURBAŞKANI'NIN ABD ZİYARETİ
Türkiye'nin sürekli psikolojik savaşa maruz kaldığını belirten Destici, meşru gerekçeleri dünya kamuoyuna yeterince anlatılamadığını vurguladı.
Muhatap olunan devletlerin durumu gayet iyi bildiğine değinen Genel Başkanımız Destici,
Büyük Birlik Partisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın ABD ziyaretini desteklediğini aktardı.
Destici şunları söyledi: " Batı başta olmak üzere, dünya kamuoyunun dikkatini haklı tezlerimize odaklayacak bir çalışmayı, sahadaki askeri başarılarımızla eşgüdümlü bir şekilde maalesef yürütemedik ama vazgeçmemeliyiz. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı'nın ABD ziyaretini, haklılığımızı, başta Amerikan kamuoyu olmak üzere tüm dünyaya anlatmak ve aşağılık hislerle düşmanca kaleme alınmış malum mektubu da iade etmek için bir fırsat olarak değerlendiriyorum. Türkiye güçlü bir ülkedir. Türkiye, dezavantaj gibi görünen bölgesel şartları avantaja çevirecek kudrettedir. Türkiye, hasımlarının ve onların kurduğu ittifakların her türlü hesabını bozabilecek, onlara gördüğü zararı misliyle ödetme potansiyeline sahip büyük bir devlettir. "

"GÖNÜL RAHATLIĞIYLA, REFERANDUMDA 'EVET' OYU KULLANDIK"
Büyük Birlik Partisi, Türkiye'nin sistem değişikliği ihtiyacını telaffuz eden ilk siyasi partidir. Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi, büyük ölçüde, Büyük Birlik Partisi'nin kurulduğundan bugüne program ve beyanlarında yer alan tekliflerini içermektedir. Gönül rahatlığıyla, referandumda "Evet" oyu kullandık, kararımızın arkasındayız. Referandumda kabul edilen yönetim biçiminin Türkiye'yi daha güçlü hale getirdiğini ve son dönemde maruz kaldığımız baskıların da bunun neticesi olduğuna inanıyorum
" diye konuştu.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN