14.04.2020 13:03

ÜLKEMİZ SALGINLA MÜCADELEDE ABD VE AB ÜLKELERİNE KIYASLA BAŞARILI

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, "Hastalığın dünya genelindeki seyrine baktığımızda ülkemizin salgınla mücadelede özellikle ekonomisi Türkiye'den daha iyi durumda görünen ABD ve AB ülkelerine kıyasla daha başarılı olduğunu görüyoruz." dedi.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) şüphesiyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Haydar Baş'a Allah'tan rahmet, ailesine ve BTP camiasına başsağlığı diledi.

Tüm dünyada ve Türkiye'de koronavirüsün belirlediği ağır şartların yaşandığına dikkati çeken Destici, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, tedavi görenlere de acil şifalar diledi.

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) çok kısa bir sürede bütün dünyayı etkisi altına aldığını söyleyen Genel Başkanımız Destici, Türkiye'de koronavirüs vakalarına ilişkin yaşanan süreçleri anlattı. "Hastalığın dünya genelindeki seyrine baktığımızda ülkemizin salgınla mücadelede özellikle ekonomisi Türkiye'den daha iyi durumda görünen ABD ve AB ülkelerine kıyasla daha başarılı olduğunu görüyoruz." diyen Destici, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu üyeleri ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

Test sayısı ve süreç yönetiminin mücadelenin en önemli iki ayağı olduğunu dile getiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dün itibarıyla Sağlık Bakanlığımız, toplamda 410 binin üzerinde test yapıldığını açıkladı. Bu sayıyla ve nüfusa oranı itibarıyla tüm dünyada pandemiyle mücadelede en başarılı ülkeler arasında yer alıyoruz. Ancak bugün itibarıyla sahip olduğumuz bilgilerle asemptomatik taşıyıcı sayısının yüzde 50’leri bulduğu bir salgında, izolasyonu sağlayamadığımız takdirde, mücadelede hedeflenen başarıyı yakalayamayacağımızı unutmamalıyız."

Hükümetin açıkladığı desteklerle ilgili sektör ayrımı yapılmaması ve tarım ile hayvancılığın da asla unutulmaması gerektiğini dile getiren Destici, gıda, tarım ve hayvancılığın gelecek sürecin en temel ihtiyaç duyulan alanları olacağını kaydetti.

İnfaz düzenlemesine ilişkin kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edildiğini hatırlatan Destici, bu konudaki şerhlerini kamuoyuna ayrıntılı olarak paylaştıklarını söyledi. İnfaz yasasının sonuçlarına dair bilgi veya istatistiğin titizlikle tutulmasını isteyen Destici, "Bu son affın kısa veya uzun vadede ne tür durumlar ortaya koyduğunu görmek açısından ve aynı zamanda bir sonraki af yasası sürecinde bu verileri şeffafça kamuoyuyla ve konunun uzmanı araştırmacıların erişimine açık hale getirilmesini bekliyoruz. Hem afların amacına ulaşıp ulaşılamadığı da bu yolla anlaşılabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Büyük Birlik partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, şöyle devam etti:
"Afların, cezaların caydırıcılığını olumsuz etkilediği hususu bir realitedir. Yine aftan yararlanarak cezaevlerinden çıkanlar, yeni suçlar işlemektedirler. Suç ve suçlularla mücadele eden ve adaletin temel taşları olan kurumları ve çalışanlarını, suç, ceza, cezanın affı, yeniden suç, yeniden ceza ve yeniden cezanın affı seklindeki kısır döngü içine sokmak, anlaşılır, kabul edilebilir ve doğru bir davranış tarzı değildir."

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen infaz düzenlemesini doğru bulmadıklarını dile getiren Genel Başkanımız Destici, "Kişilerin kişilere karşı işlediği suçlarla ilgili devletin ya da Meclis'in af yetkisi olamayacağını, bunun bir kul hakkı olduğunu ifade ettim. Dün kabul edilen yasayla, yarın cezaevinden çıkan birisi gidip bir cinayet işlediğinde, ikinci defa bir suç yaptığında bunun mağdurlarının hakkını nasıl ödeyeceksiniz? Bunu vicdanen bir düşünün diyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin geçmişte ne yaşanmış olursa olsun diğer ülkelere tıbbi malzeme yardımını insani olarak gördüklerini ve doğru bulduklarını dile getiren Destici, "Önceliğimiz kendi soydaş, dindaş, kardeş ve dost ülkeler olmalıdır. Başta Irak Türkmenlerinin bölgesi olan Türkmeneli’nde, Telafer’den Mendeli’ye uzanan bölgede, soydaşlarımızın, kardeşlerimizin, maske eldiven ve dezenfektan ihtiyaçları için acilen destek olunmasını hükümetimizden rica ediyorum." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun istifasına değinen Destici, "İçişleri Bakanı'mızı başarılı buluyor, görev yaptığı süreçte ülkemize önemli hizmetleri ve katkılarının olduğu kanaatimi bir kere daha ifade etmek istiyorum. İstifanın açıklanmasının hemen ardından, terör örgütlerinin sevinç çığlıklarının, tek başına bile bu kanaatimizin doğruluğunun göstergelerinden birisi olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan yönetiminin, Anadolu Ajansı (AA) ve TRT Arapça'nın internet sitelerine erişime engel getirmesine anlam veremediklerini ve bunu doğru bulmadıklarını dile getiren Genel Başkanımız Destici, süratle bu engelin kaldırılmasını beklediklerini söyledi.


Sayın Genel Başkanımız Mustafa Destici'nin TBMM'de Düzenlediği Basın Toplantısındaki Konuşmalarının TAM METNİ:

"Değerli Basın Mensupları, Tüm dünyada ve ülkemizde, Koronavirüs pandemisinin belirlediği ağır şartları yaşıyoruz. 

Öncelikle, hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve baş sağlığı, hastalarımıza şifa niyaz ediyorum. 

2019 Aralık ayında, Çin’de, “nedensiz olarak başlayan”, “tedaviye ve aşıya cevap vermeyen zatürre” olarak tanımlanan salgın, çok kısa bir sürede tüm dünyayı etkisi altına aldı. 

Sağlık Bakanlığımız tarafından, ülkemizde tespit edilen ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde açıklandı. Ülkemizde koronavirüs nedeniyle olduğu tespit edilen ilk ölüm 15 Mart 2020 tarihinde gerçekleşti. 1 Nisan 2020 tarihinde hastalığın tüm Türkiye’ye yayıldığı açıklandı. 

Dün itibariyle, yani 13 Nisan 2020 tarihinde, toplam vefat sayımız 1296’ya ulaştı. 

Değerli Arkadaşlar, Hastalığın dünya genelindeki seyrine baktığımızda, ülkemizin salgınla mücadelede, özellikle ekonomisi Türkiye’den daha iyi durumda görünen ABD ve AB ülkelerine kıyasla daha başarılı olduğunu gözlemliyoruz. Bu noktada, insanüstü bir gayretle, fedakarca mücadele eden sağlık çalışanlarımıza teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. İstatistiklerin “nispeten” iyi olması, maalesef, durumun vahametini, sorumluluklarımızın büyüklüğünü, önlemleri ciddiyetle ve artırarak devam ettirme mecburiyetimizi değiştirmiyor. 

Dün itibariyle, toplamda 1296’ya ulaşan ve 4 gündür, günde 100 kişiye yaklaşan vefat sayısı, Cumhuriyet tarihimizin en korkunç günlerini yaşadığımızı gösteriyor. Devletin her kademesinde, cumhurbaşkanından en alt düzeydeki kamu görevlisine kadar herkesin, başarıyla, ciddiyetle ve gayretle görev yaptıkları kanaatimizi ifade etme istiyorum. 

Elbette her karar, her uygulama ve her zamanlamada yüzde yüz isabet sağlanamayabilir. Eksilikler, yanlışlıklar yaşanabilir. Bununla birlikte, süreç, mükemmel ve “sıfır hata”yla yürütülse bile, tabloyu, vatandaşlarımızın “şartların kurallarına ne ölçüde uydukları”nın şekillendireceği asla unutmamalıdır. Önceki basın toplantımızda da ifade etmiştik: “Test sayısı” ve “süreç yönetimi” mücadelenin en önemli iki ayağı. Yine dün itibariyle, Sağlık Bakanlığımız, toplamda 410 binin üzerinde test yapıldığını açıkladı. 

Bu sayıyla ve nüfusa oranı itibariyle, tüm dünyada pandemiyle mücadelede en başarılı ülkeler arasında yer alıyoruz. Ancak, -bugün itibariyle sahip olduğumuz bilgilerle- asemptomatik taşıyıcı sayısının %50’leri bulduğu bir salgında, “izolasyon”u sağlayamadığımız takdirde, mücadelede hedeflenen başarıyı sağlayamayacağımızı asla unutmamalıyız. 

Değerli Basın Mensupları, İnsanlık virüsle mücadelesini kazanacak. Aşının da ilacın da üretilebileceği, üretileceği konusunda hiçbir şüphem yok, hiç birimizin de olmamalı. Ancak bunun bir süreç gerektirdiğini, bu süreçte bir insanımızı bile kaybetmememizin çok önemli olduğunu, bunun ise ancak bizim dikkatimiz ve tedbirleri ciddiyetle uygulamamızla mümkün olabileceğini, herkese, tüm vatandaşlarımıza tekrar hatırlatmak istiyorum. Virüsle mücadelede, oluşturulan ve görev yapan “Bilim Kurulu”nun, mücadeleye, dolayısıyla ülkemize ve milletimize çok önemli katkılar sağladığına şahit oluyor, Bilim Kurulu üyelerimize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. 

Bu vesileyle, kurulduğumuz günden bugüne, aralıksız, sürekli dile getirdiğimiz bir hususu ayrıca hatırlatmak istiyorum: Yaşadığımız pandeminin yanında, hayatın her alanında, bilimin, bilim insanlarımızın, üniversitelerimizin katkısını sağlayacak şatları oluşturmak zorundayız. Ülkemizi ve tüm dünyayı çok zor günler bekliyor. 

 Tüm dünyada, ekonomi ve dış ticaret başta olmak üzere, yeni şartların ve köklü bir değişimin sinyalleri görülüyor. 

Dünyada son 20 yıla damgasını vuran, “ticarette sınırların ortadan kalkması” ve “küresel ekonomik düzen”, “kendi kendine yetebilmek” kavramı karşısında hızla etkisini kaybediyor. Dünyanın her yerini ahtapot gibi saran küresel emperyalizm, dünyaya hükmettiklerini zanneden, kasalarındaki altın rezervlerinin büyülüğüyle öğünen “büyük” devletlerin, vatandaşlarına maske, hastalarına yatak ve solunum cihazı bulamamalarını, cenazelerini kaldıramamalarını, çaresizliklerini elbette üzüntüyle ama aynı zamanda ibretle izliyoruz. 

 Biz, Büyük Birlik Partisi olarak, bu alanda, dünyanın nasıl bir ekonomik ve sosyal düzene evrileceği, Türkiye’nin nerede konumlanacağı ve hangi tedbirleri alması gerektiğiyle ilgili ciddi bir çalışma yürütüyoruz. Aynı çalışmaların devletimiz tarafından, bilimin, bilim insanlarının, üniversitelerin katılımıyla, her alanda yapılmasıyla mecburiyetini, aracılığınızla hatırlatmak istiyorum. 

Yani Sağlık Bilim Kurulu gibi bu alanda da bir kurul oluşturulmalıdır. 

Değeri Arkadaşlar, Salgının ilk günlerinde, medyada, dezenfektan üreten, maske üreten meslek liseleriyle ilgili haberlere muhakkak rastlamışsınızdır. Sayısı, ekonomik değeri, ihtiyaca ne kadar yettiği hiç önemli değil. Hepsiyle gurur duyuyor, hepsinin alınlarından öpüyorum. Buradan önemi dersler çıkartmamız lazım: Bir üretim toplumuna dönüşmek, eğitim kurumlarımızı, özellikle üniversitelerimizi reel sektörle entegre etme mecburiyetindeyiz. 

Örnek verelim: Sayısız eczacılık fakültemizi yerli ilaç sanayimizi geliştirmek için, bilgisayar mühendisliği bölümlerimizi her alanda ithal ettiğimiz yazılımları üretmek için, mühendislik fakültelerimizi otomotivden savunma teknolojilerine, her alanda, üretimimizin niteliğini ve niceliğini artırmak için, zaman kaybetmeden, ülkemizin, milletimizin hizmetine sunmalıyız. Tarımda, hayvancılıkta, acilen, kısa, orta ve uzun vadeli olarak “planlanmış üretim”e geçmeliyiz. 

Topraklarımızı, sularımızı korumalı, atıl arazilerimizi yeniden tarım yapılacak hale getirmeli, ürün standartlarımızı yükseltmeli, verimliliği artırmalı, ürünlerimizi işleyerek katma değerlerini ve rekabet gücünü yükseltmeliyiz.

 İçinde bulunduğumuz ağır şartları atlattıktan sonra, sağlıkta, tedavi odaklı sağlık politikasından toplum sağlığını koruma odaklı bir politika oluşturma çalışmalarına ağırlık vermeliyiz. Bu kapsamda, gıda denetimi, sağlıklı gıda üretimi, sağlıklı çevre, sağlıklı şehirleşme, okullarda ve halkta sporu yaygınlaştırma, uyuşturucuyla mücadele, gündemimizin hep ilk sıralarında olmalıdır. 

Bunları ise ancak bilimin ışığında gerçekleştirebileceğimizi hiç unutmamalıyız. Salgın, pandemi, adına ne dersek bitecek. Ama bu topraklarda, insanımızı hür, bağımsız, onurlu, mutlu ve müreffeh yaşatma kavgamız bitmeyecek. 

Güçlü bir ülkeyiz. Daha güçlü olacağız. Potansiyeli yüksek bir ülkeyiz. Potansiyelimizi milletimizin mutluluğu için güce dönüştüreceğiz. Güçlü bir devlet geleneği olan, imparatorluk tecrübesi olan, güçlü toplumsal değerleri olan, büyük bir milletiz. Daha fazla devlet aklına, devlet yönetiminde daha fazla kurumsal zekaya ihtiyacımız var. Bunu el birliğiyle başaracağız. 

Değerli Arkadaşlar, Birkaç cümleyle, politika gündemine de değinmek istiyorum: Biliyorsunuz, “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” teklifinin görüşmeleri tamamlandı. Bu konudaki şerhlerimizi önceki basın toplantımızda ayrıntılı olarak sizlerle ve milletimizle paylaşmıştık. Malumunuz ülkemizde geçmiş yıllardan bu yana onlarca af yasaları gündeme geldi. Fakat çıkarılan aflardan kaç kişinin yararlandığı ve bu suçlulardan kaçının, hangi zaman aralığında yeniden suç isleyerek cezaevine döndüğü net olarak ortaya konulmamıştır. Yani, sadece af öncesi ve sonrası suç istatistiklerine bakarak yorum yapılabilmektedir.

 Devletten bu kez hassaten ricamız; bu son affın sonuçlarına dair bilgi veya istatistiği titizlikle tutması, bu son affın kısa veya uzun vadede ne tür durumlar ortaya koyduğunu görmek açısından ve aynı zamanda bir sonraki af yasası sürecinde bu verileri şeffafça kamuoyuyla ve konunun uzmanı araştırmacıların erişimine açık hale getirilmesidir. Hem afların amacına ulaşıp ulaşılamadığı da bu yolla anlaşılabilir! 

Değerli Arkadaşlar, Afların cezaların caydırıcılığını olumsuz etkilediği hususu bir realitedir. Yine aftan yararlanarak cezaevlerinden çıkanlar, yeni suçlar işlemektedirler. Suç ve suçlulularla mücadele eden ve adaletin temel taşları olan kurumları ve çalışanlarını, suç, ceza, cezanın affı, yeniden suç, yeniden ceza ve yeniden cezanın affı seklindeki kısır döngü içine sokmak, anlaşılır, kabul edilebilir ve doğru bir davranış tarzı değildir. Bazı suç ve suçluyla mücadele uzmanları ile hukukçular, Bu kısır döngü içine atılan birimlerde görev yapanların, suçla mücadelede ümitsizliğe, yılgınlığa, çaresizliğe ve nemelazımcılığa kapılması kaçınılmaz şeklinde yorumlarda bulunuyorlar. Biz yapıcı ve yol gösteren bir muhalefet örneği göstererek bu süreci tenkit ettik. En mühimi ise bizim gibi düşünen azami çoğunluğun da sesi olmaya çalıştık. Bu tip hususlarda kesinlikle popülist amaçlar için devreye girilmesini kabul etmiyor ve edemiyoruz. Burada önemli olan ve bizim öne çıkarmak istediğimiz 3 husus var: 

 İlki toplumsal ihtiyaçları ve kaygıları dikkate almak... 

 İkincisi, af hakkında karar alanların; insani vicdani ve inanç temelli hassasiyetleri ile evrensel hukuk normlarını dikkate almaları… Üçüncüsü ise adaleti ve devletin varlık sebebini hatırlatmak... 

İşte... Biz Büyük Birlik Partisi olarak bu üç ilke ışığında süreci değerlendirdik ve kararımızı verdik! İtirazlarımıza rağmen Meclis’in iradesinin “milletin iradesi” olarak görülmesi gerektiğinin altını çiziyor, ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini diliyorum. Ülkemizin, geçmişte ne yaşanmış olursa olsun, diğer ülkelere tıbbi malzeme yardımını olumlu buluyoruz. Bununla birlikte, başta Irak Türkmenleri’nin bölgesi olan Türkmeneli’nde, Telafer’den Mendeli’ye uzanan bölgede, soydaşlarımızın, kardeşlerimizin, maske eldiven ve dezenfektan ihtiyaçları için acilen destek olunmasını Hükümetimizden rica ediyorum. 

Son olarak İçişleri Bakanımızın istifası ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın Sayın Süleyman Soylu’nun göreve devam etmesi kararıyla ilgili kısaca kanaatlerimi paylaşmak istiyorum: İçişleri Bakanımızı başarılı buluyor görev yaptığı süreçte ülkemize önemli hizmetleri ve katkılarının olduğu kanaatindeyim. İstifanın açıklanmasının hemen ardından, terör örgütlerinin sevinç çığlıklarının, tek başına bile bu kanaatimizin doğruluğunun göstergelerinden olduğunu düşünüyorum. 

İktidarıyla, muhalefetiyle, yaşadığımız zorlukları el ele vererek aşabileceğimiz inancıyla, milletimizi saygıyla selamlıyor, katılımınız için teşekkür ediyorum.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN