18.07.2019 18:25

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ BÜYÜK MESELELERLE BOĞUŞUYOR

Genel Başkanımız Mustafa Destici Üniversite hastanelerimiz yalnızca tedavi hizmeti vermiyor aynı zamanda bir eğitim yuvasıdır, bunun için buraların desteklenmesi gerekir." diye konuştu.


  Genel Başkanımız Mustafa Destici, TBMM yaptığı konuşmada, “Erbil'de diplomatlarımıza yönelik girişilen saldırıyı lanetlerken bu saldırıda hayatını kaybeden Osman Köse'ye Allah'tan rahmet diliyorum. Hayatını kaybeden Iraklı vatandaşlara da Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyorum.” Dedi.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Tabii, hepimiz şuna inanıyoruz ki bu saldırı da karşılıksız bırakılmayacaktır. Geçmişte Taşnak, Hışnak çetelerinin akıbeti ne olmuşsa, ASALA terör örgütü mensuplarının akıbeti ne olmuşsa bu hain, katil terör örgütlerinin, PKK'nın, PYD'nin, YPG'nin sonu da o olacaktır.” İfadelerini kullandı.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “S-400'leri almamız üzerine ABD'den gelen açıklamaları, F35 projesinin askıya alınmış olduğunu bildirmelerini öncelikle, hadsiz, hukuksuz bir eylem, davranış olarak değerlendirdiğimizi belirtmek istiyorum. NATO'dan gelen açıklamaysa doğru bir açıklamadır çünkü Türkiye'nin NATO'yla ilişkisi ABD'yle ilintili değildir ya da ABD'yle olan ikili ilişkileriyle kaim ya da sona erecek de değildir. Ama devletin, Hükûmetin ve Türkiye'nin S400 konusundaki bu kararlı tutumunu bir kere daha takdir ettiğimizi belirtiyorum ve sonuna kadar gidilmesi gerektiğinin altını çiziyorum.” Şeklinde konuştu.

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ

Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Tabii, bugün burada üniversite hastanelerimizin son durumuyla ilgili söz almış bulunuyorum. Üniversite hastanelerimiz gerçekten büyük meselelerle bugün boğuşmaktadırlar. Üniversite hastanelerimiz, bildiğiniz gibi, sadece tedavi hizmeti görmemekte aynı zamanda bir eğitim yuvasıdır, bir staj yuvasıdır. Dolayısıyla buraların desteklenmesi gerekir. Üniversite hastanelerimizin teşhis ve tedavi hizmetleri için yıllık olarak tıbbi malzeme, ilaç, kit, kimyasal, tıbbi cihaz ve hizmet alımları ihaleleri gerçekleştirilmekte olup yatan hastalar için de ayrıca reçete bazlı tıbbi malzeme temini yapılmaktadır. Son dönemlerde artan döviz fiyatları nedeniyle tedarikçi firmalar kabul edilemez oranlarda fiyat artışlarıyla teklif verme eğilimine girmişlerdir. Verilen teklifler Sağlık Uygulama Tebliği fiyatlarının 3-4 katını bulmaktadır, hatta bazı branşlarda daha fazla olmaktadır. Doğrudan temin alımlarında firmalar döviz artışı nedeniyle sipariş içeriği malzemeleri teslim etmemekte, yapılan ve sözleşme imzalanan ihalelerden dahi teminatlarını yakarak vazgeçtikleri söylenmektedir.

    Üniversite hastaneleri yönetimleri de yılbaşında yaptıkları bütçeye mali olarak uyamamakta bu durum firma ödemelerine de olumsuz yansımaktadır. Çok iyi olmayan ödeme dengeleri daha da kötüleşmekte, firma, ödemelerinin kısıtlanması nedeniyle zincirleme olarak mal tedariklerinde de sıkıntılı bir duruma girmektedir.

    Yukarıda izah ettiğim hususlar meselenin maddi boyutlarıdır, bir de sağlık boyutları vardır ki bunlar daha sıkıntılı bir hâl almıştır. Firmaların yapmış olduğu aşırı fiyat artış politikası nedeniyle veya teklif vermemeleri sonucu, başta kardiyoloji, kalp damar cerrahisi, üroloji, ortopedi, radyoloji, beyan cerrahisi, hematoloji, ameliyathane, kulak burun boğaz vesaire gibi bölümlerde çok sayıda işlem ve tedavi aksar hâle gelmiştir. Acil durumlarda müdahale edilmek üzere kullanılması gereken tıbbi sarf malzemeleri dahi temin edilemez boyuta gelmiştir.

    Tabii, bu meseleler çözülemeyecek boyutta değildir, bunları çözebiliriz, devletimizin buna gücü vardır. Bunun için, bize göre yapılması gereken bazı çözüm önerilerimiz vardır. Bunlardan birincisi, SUT fiyatlarının iyileştirilmesi, artırılması; ikincisi, sağlık market uygulamasının genişletilmesi; üçüncüsü, ilaç tedarik ofislerinin kurulması; dördüncüsü, tüm borçların yeniden yapılandırılarak ödenmesi; beşincisi, Sağlık Bakanlığı hastanelerimizde olduğu gibi üniversite hastanelerimizde de götürü usulü maliye politikasının uygulamaya konulması...

Altıncısı, üniversite hastanelerimizin BAĞ-KUR mensupları için şu ana kadar yaptığı harcamaların ödenmesi ve bundan sonraki hizmetler için kalıcı düzenlemelerin yapılması ve üniversite hastanelerimizde çalışan, doktor, hemşire, 4/A, 4/B, 4/C gibi birtakım kategorilerdeki personelimizin ücretlerinin, birtakım sosyal yardım giderlerinin döner sermayeden değil genel bütçeden ödenmesiyle ilgili bir talep var. Ben, bunların karşılanacağını ümit ediyorum çünkü üniversite hastanelerimizin, dediğimiz gibi, çok sayıda, 40 bine yakın yatak kapasitesi ve binlerce çalışanı olduğunu ama onun da üstünde, bir eğitim yuvası olduğunu hepimizin bilip bu konuda hassasiyet göstermemiz gerektiğini söylüyorum.

    Son cümle de, terörle mücadele sırasında yaralanıp gazi sayılmayan 20 bine yakın bize göre gazimiz var. Tek cümleyle bunların durumu özetleyip sözlerime son vermek istiyorum.

    Bir baba düşünün, devleti için vurulmuş, eşine ve çocuklarına "Ben gaziyim." diyemiyor. "Çok şey istemiyoruz, bizler, çocuklarımıza bırakacağımız bir madalya, bir de öldüğümüzde ay yıldızlı al bayrağa sarılmak istiyoruz." diyorlar. Bu talebin de karşılanacağına olan inancımla sizleri bir kere daha saygıyla selamlıyorum.”

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN