Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Basın Toplantısı Düzenledi


Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, 17.08.2022 Çarşamba günü saat 11:00'da Genel Merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

Değerli Basın Mensupları,

15 Ağustos Pazartesi günü, Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki üs bölgesinde yapılan mayın taraması esnasında silah kazası sonucu şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Atakan Çakır şehit oldu.

Dün, Şanlıurfa Birecik Çiçekalan Hudut Karakolu'na düzenlenen saldırıda Topçu Uzman Çavuş Uğurcan Cirnoğlu ve Sözleşmeli Er Enes Gazi Özdemir şehit oldu, 3 askerimiz yaralandı.

Saldırıları, tetiği çekenleri, katilleri azmettirenleri, azmettirenlerin kuklacılarını, kuklacıların siyasetçi maskesi takan, sivil toplum örgütü yöneticisi kılığında aramızda dolaşan iş birlikçilerini lanetliyorum.

Hiçbir siyasi denge hesabının, terör örgütü uzantılarının meşru gösterilmesine bahane edilmesini kabul etmeyeceğiz.

Terör eylemlerini lanetlemekte tereddüt eden Millet İttifakı partilerini milletimizin vicdanına havale ediyorum.

Yaşananlar, Türkiye’nin terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlarındaki haklılığını bir kez daha doğrulamıştır.

Biz de milletimizle birlikte Suriye’nin kuzeyine yapılacak harekatın bir an önce gerçekleşmesini bekliyor, kahraman ordumuza muvaffakiyetler diliyorum.

Şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, şehitlerimizin ailelerine, yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize sabır ve başsağlığı, yaralı askerlerimize şifa diliyorum.


Değerli Basın Mensupları,

Kadim Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri, Türklerin Anadolu’yu yurt edinmeleridir.

Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya yolculuğu, düzenli ve planlı olarak gerçekleşmedi.

Kuraklık ve güvenlik başta olmak üzere çok sayıda etkenle, yine çok ağır şartlar altında süren göçler, milletimizin yanı sıra, insanlık tarihinde de köklü değişiklikler ve izler bırakan gelişmelerin de yolunu açtı.

Hacı Bektaş’ı Veli’yi, mazisi insanlığın tarihiyle eşdeğer olan Anadolu’nun, Türkleşmesi ve İslamlaşmasının önemli motiflerinden biri olarak görüyoruz.

Hoca Ahmed Yesevi Dergahı’nın takipçisi ve devamı olan Hacı Bektaş-ı Veli’nin manevi katkılarıyla, dergahlar, Türklerin bir inanç ve değerler bütünlüğünün şemsiyesi altında birlikteliklerinin sağlanmasının yanı sıra, ihtiyaç sahiplerinin doyurulduğu, giydirildiği, korunduğu, birlikte var olma mücadelesinin bir karakter haline geldiği merkezler oldu.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin de bağlı olduğu Ahilik, kurulan ve sonrasında yüzyıllarca devam edecek yeni hayat düzenine, “meslek edindirme”, “meslekleri geliştirme”, “meslek ahlakını müesseseleştirme”, “birlikte yaşamanın kurallarını ve ahlakını oluşturma” gibi katkılar sağladı.

Biliyoruz ki, Osmanlı, Ahilik gibi Bektaşiliğe de büyük önem ve değer verdi.

Osmanlı Ordusu’nun önemli bir bölümü, yüzyıllarca, Bektaşilik geleneklerine göre yetiştirildi.

Balkanlara İslam, aynı zamanda Bektaşi dervişleri olan Osmanlı akıncılarıyla taşındı.

Bugün de Bektaşilik, Anadolu’nun vatan olmasına, Türk kimliğinin korunmasına ve vatan savunmasına büyük katkılarıyla, Türk Milletinin ve Cumhuriyetimizin en önemli değerlerinden biri olarak varlığını devam ettiriyor.

Bu haseple, Hacı Bektaş-ı Veli’nin anlaşılmasına, Hacı Bektaş-ı Veli ve Bektaşilik üzerinde daha fazla ve daha kapsamlı çalışmalara ihtiyacımız var.

16 Ağustos Hacı Bektaş-ı Veli Anma Günü ve Haftası’nı, bu çalışmalara katkı yapacağına, milletimizin birlik ve beraberliğini güçlendireceğine olan inancımla kutluyor, Hoca Ahmet Yesevi’den Hacı Bektaş-ı Veli’ye ve bugüne, milletimizin varlığının teminatı olmuş tüm Gazi Alperenleri saygıyla ve rahmetle yad ediyorum.


Değerli Basın Mensupları,

17 Ağustos 1999 günü, cumhuriyet tarihimizin en büyük felaketlerinden birini yaşadık.18.373 vatandaşımızı kaybettik.

48.901 vatandaşımız yaralandı, 505 vatandaşımız sakat kaldı.96.796 konut ve 15.939 işyeri yıkıldı ya da kullanılamaz hale geldi.

Öncelikle, Marmara Depremi’nde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum.

Marmara Depremi sonrasında, ülkemizde, “yapı güvenliği”nden “şehirlerin planlanması”na, “afet yönetimi”nden “afet öncesi alınacak tedbirler”e, devrim denilebilecek yenilikler yapıldı.

Buna rağmen, her yaşanan örnekte, depremler başta olmak üzere, karşılaşma riskini taşıdığımız afetlere karşı çok fazla eksiğimiz bulunduğunu, kat etmemiz gereken çok fazla mesafe olduğunu görüyoruz.

Ülkemiz deprem kuşağında yer alıyor.

Ülkemiz, 40 yıla yakın süredir küresel emperyalizmin kuklası bir terör örgütüyle mücadele ediyor ve bu terör örgütü, “ormanlarımızı yakmayı” bir “mücadele yöntemi” olarak kullanıyor.

Küresel iklim değişiklikleri, altyapılar planlanırken esas alınan yağış miktarları ve yıllık yağış ortalamalarına dair pek çok veriyi anlamsız hale getirdi.

Tüm bu etkenlere, plansız şehirleşmeleri eklemek zorundayız.

Yağmalamaya dönüşen imar rantı hırsının etkisiyle, tüm dünyada yüz yıla yakın süredir artık bir bilim dalı olarak kabul edilip uygulanan şehir plancılığının evrensel kurallarının yok sayılmasını göz ardı edemeyiz.

Sonuçta, sağlıksız şehirlerle, sağlıksız sosyal hayatlarla, sağlıksız insanlarla, her yağışta, her depremde yaşanan felaketlerle karşı karşıya kaldık.


Değerli Basın Mensupları,

Planlamalarımızı ve önlemlerimizi bu gerçeklere ve risklere göre yeniden düzenlemek zorundayız.

Her şartın, her riskin, her boşluğun tedbirini almalıyız.

Hayata ait her alanı, doğayla uyumlu bir hale getirmek; gelecek vizyonumuzu, muhakkak bu prensip üzerinde şekillendirmek mecburiyetindeyiz.

Eksiklerimizi tamamlayacak, vatandaşlarımızı, ülkemizi, çevreyi, gelecek nesilleri korumak için mücadeleye devam etmeliyiz.

Düşündüklerimizi, inandıklarımızı, eleştirilerimizi dile getireceğiz.

Bu bizim hem görevimiz hem de milletimize ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz.

17 Ağustos 199 Marmara Depremi’nin 23. yılında, milletçe yaşadığımız bu büyük felakette kaybettiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle yad ediyorum.


Değerli Basın Mensupları

Türkiye’nin karanlık dönemlerinde sıklıkla gördüğümüz, Türk Milleti’nin birliğini hedef alan, ibadethanelere yönelik saldırılar, bu kez cemevlerimize yönelerek karşımıza çıktı.

Tümünü lanetliyor ve sorumluların, hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortaya çıkarılmasını diliyorum.

Bununla birlikte Alevi kardeşlerimiz adına konuştuğunu iddia eden, ama PKK sözcülerinden kopyalanmış ifadelerle devletimize, milletimize ve cumhuriyetimize hakaret eden provokatörleri de kınıyorum.

Alevi kardeşlerimizi, yabancı devletlerin, istihbarat kuruluşlarının, illegal örgütlerin, terör örgütlerinin malzemesi yapmaya çalışanlara izin veremeyiz.

Alevi derneklerimizi, Alevi kuruluşlarımızı, cemevlerimizi, terör örgütlerinin oyun alanı olmaktan, gündelik siyasetin, ucuz siyasi polemiklerin, terör örgütlerinin sözcülüğünü yapan sözde siyasi partilerin istismar konusu olmaktan korumak zorundayız.

Aleviliğin tüm insanlığı saran sevgi ve hoşgörü anlayışını politikaya kurban etmemeliyiz.

Saygılarımla…