08.10.2021 01:10

PARİS İKLİM ANLAŞMASI

Genel Başkan Yardımcımız Op. Dr. Hüseyin Usal, Önümüzdeki Yasama Döneminde ekonomi, seçimler ve seçim kanunu haricinde önümüze gelmesi muhtemel iki önemli bulduğum konu üzerine düşüncelerini paylaştı.


Önümüzdeki Yasama Döneminde ekonomi, seçimler ve seçim kanunu haricinde önümüze gelmesi muhtemel iki önemli bulduğum konu üzerine düşüncelerim.
KONU 1 :
YENİ YASAMA DÖNEMİNDE ‘Yerel Yönetimler Reform Taslağı’ Adı altında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine uyumlu bazı yeni adımlar atılacak.
Buna göre, nüfus sınırı şartı olmaksızın 30 Büyükşehir dışında kalan iller ‘Bütünşehir’ sayılacak. Bu yasanın önemli olduğunu ve iklim değişikliği (İklim Krizi) ile birlikte düşünülerek ele alınabilir. Bütün şehir yasasının olumlu olduğunu düşünüyorum.
Mevcut sistemin arızalı olduğunu düşünüyorum. Örneğin:
Kentte çift başlılık
Seçilmişler, atanmışa karşı sorumlu gibi…
KONU 2 :
KRONOLOJİ ve TERMİNOLOJİ
U.N.F.C.C.C [United Nations Framework Convention on Climate Change]
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği çerçeve Sözleşmesi bünyesinde düzenleniyor.
Sözleşmenin yürülüğe girdiği 1994 yılından itibaren her yıl COP (Tarafların Konferansı) düzenlenen bir zirve.
1997 yılında KYOTO protokolü(sera gazı emisyon limitleri tanımlandı).
197 ülke imzalandı.
COP (Conference of the Parties)-21[COP-21]
PARİS İKLİM ANLAŞMASI - COP-21
Sera gazlarını azaltmak.
Yenilebilir enerji üretime hız vermek.
Küresel ısınmayı 2 0C oldukça altına indirmek.
Yoksul ülkelere yardım yapmak.
COP-26 1-12 Kasım Glasgow’da.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI
12 Aralık 2015’de imzalandı.
4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi.
Türkiye’de bu anlaşmayı 22 Nisan 2016’da New-York’da düzenlenen törende imzaladı.
Sera gazlarının içinde en büyük orana sahip CO2 olduğundan tüm insani faaliyetlerde ‘Karbon Nötr’ olmak, Fosil türevli enerji kullanımını azaltmak, yenilebilir enerjiye geçmek gerekiyor.
2021 yılı itibarıyla Türkiye, İran, Irak, Libya, Yemen, Güney Sudan, Eritre bu anlaşmayı henüz onaylamayan ülkeler.
*Türkiye Paris Anlaşmasını onaylamayan tek O.E.C.D ve G-20 üyesi
-Türkiye’nin anlaşmayı onaylamama gerekçesi ‘Gelişmiş ülkeler’ sınıfına alınması nedeniyle gelişmekte olan ülkelere verilecek finasn desteğinden yararlanamayacak olması şeklinde açıklanıyor.
* ANCAK imzalamakla taraf olmak arasında fark vardır. Anlaşmayı imzalayan ülkelerin taraf olabilmesi için Parlamento onayı gerektiyor. Ancak parlamento onayından sonra taraf olunabiliyor.
Sn.Cumhurbaşkanımız,
76. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ‘tabiata en büyük zararı kim verdiyse, doğal kaynakları kim vahşice sömürdüyse, iklim değişikliğiyle mücadeleye en büyük katkıyı da onlar yapmalıdır’.
Türkiye’de ‘Kasım ayında Glasgow’da yapılacak iklim değişikliği zirvesine kadar onay sürecini tamamlamış olacağız’. ‘Yeşil Kalkınma Devrimi’ 2053’e uzanan bir perspektifle orta ve uzun vadeli hedef haline getireceğiz’. Konuşması vardır.
YAPILMAK İSTENEN
Karbon üzerine fiat koyma çabaları
Fosil yakıtsız bir ekonomiye geçişi hazırlamak ve hızlandırmak için devam eden bir çaba
Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green-Deal)
Sınırda karbon düzenlenmesi vs.
SONUÇLARI
‘ENERJİ YOĞUN’ sektörlerde etkileri olur (Çimento-Çelik…)
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ istikrarsızlaştırıcı güç olabilir.
Bununla birlikte iklim değişikliğini ele almanın ödülleri çok büyük olabilir.

“Bu bir rüzgar, bunu yönlendiremeyiz ama yelkeni ayarlayabiliriz.”

İklim Değişikliği Vardır.
İklim Değişikliği ‘bilim’dir. Acak, ekonomik gerçekler ve ardında çok zor siyaseti var.
Dünya:
Mülteci ve Sığınmacı konusunda
Pandemi ve aşı (COVAX) konusunda
İyi sınavlar veremedi.
Küresel ısınmaya bağlı iklim göçleri, istihbarat ve güvenlik sorunları olacaktır.

COP-26 ZİRVESİ İÇİN GLASGOW’A GİDERKEN ABD 2050, AB 2050, Çin 2060 hedefi belirlemişler ise
BİZİM ‘KARBON-NÖTR’ OLMAYI TAAHHÜT ETME TARİHİMİZ 2071 OLMALI DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

İklim değişikliği (İklim krizi) küresel ortak bir sorundur. Uluslararası bir iş birliği gerekir ise önce ülkemizde tüm siyasi liderlerin katılımı ile iklim konusu ele alınmalıdır (İklim masası kurulabilir).
Çünkü, bunun siyaseti olmaz.
Geri dönüp de yanlış yapmışız deme şansımız olmaz.
Ortak karar almamız gerekiyor. Çünkü, alacağımız bu kararlar bu yüzyılın sonunu, gençlerimizi, torunlarımızı etkileyecektir.
Yenilenebilir enerji kesintilidir. Depolama ve ileti problemleri?
Çevre etkileri? Örneğin (Güneş panelleri kadminyum ve kurşunludur, inovasyona ihtiyaç var).
HES, gökten düşen yağmura bağlı
Yeni enerji üretim modellerini kendi ülkelerinde mi yoksa başka ülkelerde mi yapacaklar; takip edilmeli.
Niçin havada karbon tutma yöntemi üzerine (DAC) araştırma ve geliştirme yapılmalıdır.
Karbondioksit emisyonunu hangi ülkeden yayıldığının önemi yoksa, atmosferde ülke ülke ayrılmıyorsa zararlar sera gazından değil, stokun bir fonksiyonundan ise ton başına ihracata vergi konması anlamsız mı? Ton başına değil, değer üzerinden konması düşünülebilir mi? Örneğin, 1 ton çimento ihracatı (dünya birincisiyiz) 1 ton cep telefonu ile aynı mı veya 1 ton çelik üretiminin karbondioksit emisyonu 1 ton çimento üretimi ile aynı mı?
İklim değişikliği uygulamaları daha çok göçe neden olur mu? (Muhtemelen Güney’den Kuzey’e tartışılması gereken çok şey var. Bilgi boşlukları doldurulmalıdır.)

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN